20 Kasım 2017 Pazartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yenidoğan hayata merhaba!
07 Ocak 2013 Pazartesi 08:51

Yenidoğan hayata merhaba!

“İnsan ne ise fotoğraf da odur bence. Doğum ise, bu insani duyguların en yoğun yaşandığı anlardan birisi…”

Onur EVRENSEL

Türkiye’nin büyük beğeni toplayan Doğum Fotoğrafçısı Sema Korkmaz, hayata merhaba diyen bebekleri ilk görüntüleyen kişi olarak bugüne kadar yüzlerce bebeğin doğumuna şahitlik etti. Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden mezun olduktan sonra fotoğrafçılığın birçok dalında başarılı çalışmalara imza atan Sema Korkmaz,  Haberdar Gazetesi’ne verdiği özel röportajda; dünyamızda güzelliklerin de hüküm sürebileceğini hatırlatarak, yeni doğan bir bebeğin ilk nefesine ve gülümsemesine şahit olmanın hazzını anlattı.

 

Şahit olmak nasıl bir duygu?

Fotoğrafçılığın temel prensiplerinin öğretildiği Mimar Sinan’dan mezunsunuz. Birçok alanda fotoğraf çekiyorsunuz. Doğum Fotoğrafçılında da aranan isimsiniz. Bir insanın dünyaya gözlerini açtığı ilk ana şahit olmak nasıl bir duygu?

Fotoğrafın her zaman insana dair olduğuna inandım. İnsan ne ise fotoğraf da odur bence. Doğum ise, bu insani duyguların en yoğun yaşandığı anlardan birisi… Birkaç dakika sonra anne ve baba olacak insanların en değerli anlarını fotoğraflamak, aslında onların elini tutmak, yeni doğan bebeğe de dünyayı temsilen bir merhaba demek gibi. Yani omzumda büyük ve güzel bir sorumluluk...



Birçok alanda başarı göstermişken neden özellikle doğum fotoğrafçılığını tercih ediyorsunuz?

Fotoğraf çekmek için temel bazı bilgiler ve çektiğiniz olayları gözlemlemek ve anlamak gerekiyor. Sonuçta yaşanan olayın bazen içeriği çok farklı olsa da fotoğrafçı, tekniğine bakış açısına güveniyorsa, çektiği konuyu en iyi şekilde fotoğraflar. Evet hayatta acılar ve üzüntüler ve ölüm de var. Neden hep güzellikleri fotoğraflamayayım? Bu alanda uzmanlaşarak neden hep yeni doğan bebişlere ilk merhaba diyen ben olmayayım... Ve bu bebişler yılar sonra baktıklarında, ‘İyi ki yeni doğduğumda bu fotoğrafları çektirmişsiniz anneciğim’ demesin. İşte böyle mesleki hazzı son derece yüksek bir alan doğum fotoğrafçılığı. Hiç düşünmeden bu konuya yöneldim..


Zorlukları

Sonuçta ameliyathanelerde çalışıyorsunuz teknik açıdan ve ruhsal bakımdan ne tür zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Ameliyathaneler, soğuk ve yoğun çalışan sağlık görevlileriyle doludur. Kendimi orada masada yatan kişi olarak düşünmediğim sürece sorun yaşamıyorum. Belki bir kalp ya da organ nakli gibi ağır bir ameliyatı fotoğraflasam bu kadar rahat olamayabilirdim. Ama sonunda yeni bir insan dünyaya ağlayarak gelecek ve onu sımsıkı saran anne ve babasıyla yeni bir hayata başlayacak. Bunları düşünmek ameliyathaneyi bir anda sımsıcak neşeli bir yer hale getiriyor. Eh o zaman değmeyin fotoğraf çekmenin keyfine...


Stresli bir ortamda anne ve babadan ne tür tepkiler alıyorsunuz?

Stresle çok çok karşılaşmadım diyebilirim. İnsanların sinirleri alınıyor sanki doğumda. Tüm insani özellikler, kaygı korunma duygusu bunlar çıkıyor ortaya. Belki de bu yüzden seçmiş olabilirim doğum fotoğrafını. Stres oluyorsa normal doğum sırasında bazen olabiliyor. Bazen onları konuşarak rahatlamak yolunu seçerken bazen de fotoğraf çekerek keyiflerini yerine getirmeye çalışıyorum. Bazense hiç bir şey demeden bir köşede pusuya yatıp bu hallerini fotoğraflamayı tercih ediyorum. O anda yaşanılan stres kadar anlaşılır bir şey yoktur diye düşünüyorum. Ne deseler ne yapsalar haklılar. Kolay mı sonuçta tıbbi bir operasyona giriyor en sevdiği insan. Neyse ki güzel heyecanlar bunlar. Yerini çok kısa sürede mutluluğa bırakıyor.

 

Yeni gelişen bir sektör

Doğum fotoğrafçılığı yeni yeni gelişen bir sektör. Bu sektörde yer edinmek için ne tür beceri ve ekipmanlar gerekiyor?

Öncelikle fotoğraf çekmeyi teknik olarak bilmek şart. Çünkü doğum fotoğrafı çekerken flaş kullanmak bebeğin sağlığını tehdit ediyor. Bu yüzden çok miktarda ve değişen ışık koşullarında, yardımcı ışık kullanmadan fotoğraf çekiyorsunuz. Değişen koşullara, refleks teknik çözüm getirecek beceriniz olması gerekiyor. ‘Otomatik modlarda çeker bu işi hallederim’ diye düşünenler yanılır. Fotoğrafçı, kendi doğru ışık ayarlarını, kendisi bulur. Ortalama ölçümlere hiçbir zaman ilgi göstermem.

 

Bu varsa zaten anları yakalamak işten bile değil. Bakış açısı çok önemli. İnsanların heyecanlarını gerçekleri fotoğraflamanın yanı sıra, onların seveceği biçimde çekmek de önemli. Sonuçta kişiye özel bir işten bahsediyoruz. Teknik ekipmanın son derece iyi olması ise, fotoğrafçıya elbette bir artı kazandırıyor. Estetik bakış açısıyla da süsledik mi, ortaya harika işler çıkmaması için hiç bir sebep kalmıyor.

 

Öne çıkmak için neler yapmalı?

Genel olarak fotoğrafçılık dijital teknolojiyle birlikte herkesin yapabileceği bir meslek haline geldi. Dolayısıyla rekabet de kızıştı. Bu ortamda öne çıkmak için neler yapılmalı?

Evet maalesef basit ve çekmesi kolay gibi görünen bir iş doğum fotoğrafı. MSGSÜ de hocam Prof. Dr. Sabit Kalfagil şöyşe derdi: ‘’Herhangi bir insan dahi, iyi bir fotoğrafı görünce anlar.‘’ Yani iyi bir fotoğrafı görünce anlamak için, kompozisyon, ışık ve teknik bilgiye ihtiyacınız yoktur. İyi fotoğraf iyi fotoğraftır! Dolayısıyla mesleğine saygısı olan, iyi fotoğrafçılar her zaman ön planda olacaktır. Kendilerini yenilemek koşuluyla elbette…

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ