24 Kasım 2017 Cuma
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yeni nesil Türkan Şoray mı?
03 Eylül 2012 Pazartesi 09:12

Yeni nesil Türkan Şoray mı?

Bahar Özyılmaz, ekranda yüzünü gösterdiği andan itibaren izleyiciyi şaşırttı…

VATAN Mehmet

Uzun zamandır ulusal Türkiye radyolarında sabah haber showları hazırlayıp sunan, radyo dinleyicisi tarafından çok sevilen Bahar Özyılmaz, ekranda yüzünü gösterdiği andan itibaren izleyiciyi şaşırttı…

Pozitif habercilik yaklaşımının yanı sıra, Türk izleyicisinin en çok ilgisini çeken belirgin gerçek ise, Bahar Özyılmaz’ın Türkan Şoray’a olan benzerliği… Türkiye medya camiasında O’na “Türkan Şoray’ın kayıp kızı” diyenler çok..

Tam anlamıyla çılgın bir haberci olan Özyılmaz, tüm konuklardan ‘gıcık kapıyor’ ve bazen kameramanlarını bazense ‘mahallenin tostçusunu’ canlı yayına çıkarıyor…

Esprilerle dolu haber programlarına imza atan başarılı haberciyle “on-line bir sohbet” gerçekleştirdik...

 

Aldığınız eğitim ve keşfedilme hikâyeniz ile başlayalım?

İstanbul Üniversitesi İngiliz Filolojisi bölümü mezunuyum. Asıl mesleğim olan dil uzmanlığının yerine medyayı seçmiş olmam bahsettiğiniz keşfedilme hikâyeme dayanıyor.

 

Her zaman absürddük…

Üniversite öğrencisiyken müzik yapımcısı Şahin Özer ile tanışmam hayatımda dönüm noktası oldu. Kendisi 5 yıl boyunca tüm ekibini seferber ederek diksiyondan duruşa, şan eğitiminden oyunculuğa kadar birçok alanda eğitim almamı organize etti ve “artık zamanı geldi” dediğinde beni radyoculuğa başlattı.

 

Radyoda her sabah geniş kitlelere hitap ettim…

 

Gazete başlıklarını okuyup, dinleyicileri de SMS’ler ve telefon bağlantılarıyla yayına katarak, haber içerikli ancak sürekli eğlence ve tansiyonun olduğu, “Goodmorning Turkiye” isminde bir haber showu hazırlayıp sunuyordum…

 

İnanmak zor ama haber programı olmasına rağmen, program sayesinde tanışıp evlenen, hatta studyoda Şahin Özer tarafından sözlerini kestiğimiz dinleyicilerimiz bile oldu…

 

Doğrusu her zaman absürddük.

 

Radyo programı yüksek dinlenme oranlarına ulaşınca, Şahin Bey “artık TV zamanı geldi” diyerek beni televizyon stüdyolarına attı.

 

KanalTürk’le uzun bir ön-çalışma..

Kanaltürk ve İpek Medya Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Karaca’nın desteği ile Kanaltürk ile uzun bir ön çalışma sürecimiz oldu.

 

Televizyon izleyicisinin beni ilk farkettiği kanal ise, bu yıl itibarı ile ulusal yayına başlayan Kanal T (Türkiye) ekranları oldu.

 

Televizyon Programınızın içeriği nedir?

Aslına bakarsanız her sabah diğer kanallarda yapılanları yapıyorum…

Gazete başlıklarını değerlendirip, günün en sıcak haberlerini izleyiciye aktarıyorum.

Fark nerede diye soracak olursanız, bu programda her an her şey mümkün…

 

Standart kalıplarda bir haberci değilim.. En umulmadık anda akıllıca olduğunu düşündüğüm bir espriyle programı ‘sıkıcı haber programlarının’ dışına çıkartıyorum.

 

Esprilerle dolu bir haber programı

Haberleri bir ciddiyet ve kalite içerisinde, ancak izleyiciyi eğlendirerek iletmeyi amaçlıyorum. .

 

Bunu başarıp başaramadığımın takdiri izleyicinindir. Bizim haber programımız espirilerle dolu..

 

Bir izleyicimiz yayına bağlanıp “Gülerken ağlatıyorsunuz, kızgınken neşelendiriyorsunuz. Ne yapacağımızı şaşırdık ekranın önünde. Büyülendik, bakıyoruz.” demişti. İşte aslında aynen bunu yapıyorum!

 

Gece tekrarına rağbet var..

Haftaiçi her sabah 06:45’te yayına başlıyoruz..

İzleyiciler programın gece 02.00 de olan tekrarlarını bile kaçırmıyorlar. Yayın başladığı an telefonlar gelmeye başlıyor, çünkü izleyiciyi de programa dâhil ediyoruz.

 

Her gün farklı bir gündemimiz var ve izleyicilerin günün konusu ile ilgili fikirleri bizim için çok önemli. Sanırım beni de “biraz” sevdiler ki kısa sürede yüksek izlenme oranlarına ulaşarak dikkat çektik.

 

Açıkçası Türkan Şoray’ın kayıp kızı gibisiniz… Hatta izleyicileriniz size “Beyaz Camın Sultanı” lakabını takmışlar.. Doğru mu?

Aslında bu benzerlikle ilgili komik bir hikâyem var…

Kral TV & Kral FM Genel Müdürü sevgili Gezegen Mehmet ile bir gün Kral TV’de otururken, Mehmet’in asistanı odaya girdi. Mehmet de asistanına “Bak, Bahar, Türkan Şoray’ın gizli kızıdır. Sakın kimseye söyleme. Basından gizliyoruz.” dedi.

 

Asistanı da “Zaten Yağmur Ünal, annesine hiç benzemiyor, ben hep şüpheleniyordum asıl kızı başkası diye… ” şeklinde konuşup arkasından odaya Kral TV çalışanlarını da çağırınca bir hayli eğlenmiştik.

 

Türkan Şoray gerçek bir efsanedir. Kimse Türkan Şoray olamaz, kimsenin haddine değil. Annem eski Türkiye güzellerinden.. Annemi de, anneannemi de gençliklerinde Türkan Şoray'a benzetirlermiş.

 

Türkan Hanım'ın Türk halkının sultanı olmasının asıl sebebi görüntüsünden ziyade sıcaklığıdır. Gözleri güzel, koyu kahverengi saçlı, dolgun dudaklı herkes Türkan Şoray'a benzeyebilir.

 

O'nun sıcaklığını Allah size vermişse, işte o zaman şanslısınız demektir. Böylece "benzemenin" dışına çıkabilir, kendi sıcaklığınızla, insanlara samimi ve güzel görünebilirsiniz.

 

Sosyal medya ile aranız nasıl?

twitter.com/baharozyilmazadresinden ulaşılabilir haldeyim…

Hesabı kendim yönetiyorum. Bana attıkları twitleri tek tek okuyor, gündemle ilgili olanları canlı yayında izleyicilerle paylaşmaya çalışıyorum...

 

Herkes ekleyebilir, hayatları şenlenir.

 

"Aslında her sabah karanlık haberlerle uyanıyoruz güne… Bu da ekranlarda ‘haberci ciddiyeti’ denen şeye neden oluyor… Aslında bu mesele tartışmalı.. Bu kötü, karanlık gündemden nasıl sıyrılmayı başarıyorsun?"

 

Burada işin sırrı, sunucunun kendini izleyicinin gözüyle seyredebilmesi. Ben sabahları karşımda ciddi olmak için kasılan veya komik olmak için şaklabanlık yapan bir programcı istemem, izlemem. İzleyici olarak ben, ekranda doğal bir Bahar görmek istiyorum. Bu Bahar da izleyicinin kızdığı yerlerde kızgınlığını belli etmeli, izleyicinin heyecanlandığı anda heyecanını göstermeli, izleyicinin o an gülmeye ihtiyacı varsa güldürüp kendi de gülmeli. Karanlık haberlerle uyanılan günlerde, izleyici yas tutuyorsa, Bahar da yas tutmalı. Yas tutarken sıkıcı değil, samimi olmalı. 1 Mayıs özel programında Bahar kendini bir emekçi gibi hissetmeli, 23 Nisan yayınında çocuk olmalı, şehitlerimiz varsa şehit yakını kadar içi kan ağlayarak teröre lanet okumalı. Ancak, tüm bunları gerçekten yaşamalı.

 

Efendim bu arada belirtmeden geçemeyeceğim, kendimden 3.tekil şahıs olarak “Bahar” diye bahsediyor oluşum ukalalık veya şizofrenlikten değil, tamamen kendimi objektif değerlendirebilmemden kaynaklanıyor. Yoksa ben şizofren değiliz!

 

"Programına konuk alıyor musun? Ve sinir olduğun bir ‘konuk tipi’ var mı?"

 “Her Cuma değerli din adamlarımızla -ki bu kişiler merkez vaizleri oluyor- canlı telefon bağlantıları gerçekleştiriyorum. Haftada 1-2 kez de konuk alıyorum, ama benim asıl konuklarım telefon ile canlı yayına bağlanan izleyicilerim...

 

“Tüm konuklara sinir oluyorum..”

Sinir olduğum stüdyo konuğu tipi yok çünkü hepsine sinir oluyorum..

İkiye ayrılıyorlar: 1-Susturmak için uğraştıklarım 2- Konuşturmak için cebelleştiklerim. Bu iki kategorinin arasına henüz rastlamadım. Ben de bir TV veya radyo programına konuk olduğumda 1. Kategoriye giriyorum.

Hangisi daha beter dersen, 1.kategori daha beter… Aman lafını bitirsin de diğer soruya geçeyim diye beklesen izleyici ekran karşısında ruhunu teslim edecek… Sus desen gönül razı değil…”

 

"Bazen canlı yayın sırasında kameramanlarınızla sohbet ediyorsunuz, onları da dahil ediyorsunuz programa.. Reji bu durumu kıskanıyor mu?"

“Bizim işimiz tamamen rakamsal bir iş. Kalp ritmlerinin grafiğini görür gibi.. TV karşısındaki izleyicinin ritmlerini anlarım.. Ritm düştüyse hemen toparlamak gerek. Çok espri yaptıysam hemen yumuşak bir geçişle haberci kimliğime dönüp saygın duruşumu tekrar sergilemem gerek…”

 

Büfede çalışan amcayı canlı yayına çıkardım…

“Bu geçişler arasında arka plandaki ekibi kullanıyorum. Sadece kameramanlar değil, kanalın yanındaki büfede çalışan amca geçenlerde tost getirmişti birilerine, tuttum canlı yayına çıkardım…

Şimdi bakıyorum her sabah benim ekibe tost ve çay getiriyor. Kahvaltı sponsorumuz ilan etmiş kendini.. Yani, reji kıskanmadığı gibi, bu durumdan karlı çıktı, kahvaltılar sponsordan..  Kaldı ki rejinin kralı yönetmenimiz Battal Kerzi’ye de mickey mouse kulakları takıp, ekran önüne zorla çıkartmışlığım vardır.”

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ