19 Ekim 2017 Perşembe
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yaşamadan sorumluluk hissedebilmek erdemdir”
16 Nisan 2011 Cumartesi 16:24

'Yaşamadan sorumluluk hissedebilmek erdemdir”

Gündüz, ülkemizdeki lösemi ile ilgili sorularımızı Haberdar okurları için yanıtladı

Yurdagül BEYOĞLU

 

12 yaşında iken lösemiden hayatını kaybeden Kemal Saraçoğlu, bugün aynı hastalıkla mücadele edenler için bir umut ışığı olmuş. 28 Eylül 1999'da hastalığa yakalanan ve 30 Ağustos 2000'de hayata veda eden minik Kemal’in yaşadığı kaosun ve bilgi eksikliğini bir daha yaşanmaması için ' ‘Kemal Saraçoğlu Lösemili çocuklar ve Kanserle Savaş Vakfı'' kurulmuş.


“Yapılacak çok işimiz, yürünecek çok yolumuz var” diyen Vakıf, başarılı çalışmalara imza atıyor. Vakfın Lefkoşa Mahkemeleri karşısındaki binasında konuştuğumuz Mütevelli Heyeti Başkanı Nüket Gündüz, Güney’deki bir vakıf aracılığıyla kurulan ilik havuzuna kan örneği rezervi oluşturduklarını söylüyor. “Bu sayede Kuzey Kıbrıs’ta 31 kişi bilmediği kişiye ilik vererek hayatını kurtarmıştır” diyen Gündüz, Kıbrıs Türk insanının bu konuda çok duyarlı olduğuna vurgu yapıyor.

 

Hükümetlerin sağlığa yeteri kadar önem vermediğini kaydeden Gündüz, “Devlet bütçesinden sağlığa ayrılan paya bir bakın” ifadesini kullanıyor.

 

 

Vakfın amaçları neler?

 

Kanserde savaşta toplumu bilinçlendirmeyi ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bunun için de gençliğe ulaşarak kansere neden olan şeyleri anlatıyoruz. Onun yanı sıra hastalıkta en önemli unsur olan erken tanı konusunda halkı bilinçlendirmeye çalışıyoruz. İlik nakli aşamasına gelmiş lösemi hastalarına zaman geçirilmeden en kısa zamanda uyumlu iliğin bulunması çalışmalarımız var. Bu nedenle ilik havuzunda yer alabilecek nitelikte bir veri bankası oluşturduk. Maddi durumu çok kötü olan aileler var. Bazı çocukların tıbbi cihazlara ihtiyacı var. Örneğin, işitme kaybı olan bir çocuğumuz var. Kendisi çok küçük kimi zaman bu cihazı kırıyor. Biz bunları temin ediyoruz. Hastalarımız yurtdışına çıktıklarında devlet masrafların bir kısmını karşılıyor ama yeterli değil. Ameliyat, radyoterapi gibi giderlere ve diğer harcamalara göre yüklü bir meblağ veriyoruz. Bu meblağ 5 bin liraya kadar çıkabiliyor.

 

Biz bu parayı fatura karşılığı veriyoruz çünkü bunun hesabını vermek zorundayız. Bu sorumluluğu taşıyoruz. Halkımızın bize yaptığı her kuruşun hesabını vermeye, hesapları paylaşmaya hazırız.

 

 

“Lefkoşa Hastanesi’nde kayıtlı 39 çocuk”

 

Vakfın başka ne gibi çalışmaları var?

 

Hastalık dolayısıyla eğitimden geri kalan çocuklarımız var. Bunlar için doktorlar hastanede oda ayarladı, gönüllü öğretmenler eğitim veriyorlar. Onun dışında, yılda iki kez KKTC içinde konaklamalı gezimiz var. Maddi manevi yıpratıcı olan bu hastalıkla uğraşanları yılda iki kez bir otelde misafir ediyoruz. Ailelere daha yakın olmak için rutin olarak bu hizmeti veriyoruz. Hastalarımızın doğum günlerini unutmayız. Dershaneye giden çocuklarımıza dershane katkısı yapılır. Maddi durumu iyi olmayan çocuklarımızın kantin paraları ödenir.

 

Ayrıca psikologlarımız var. Hastaneye gidip psikolojik yardım verir. Hastaneye gitmeyenleri de evinde ziyaret eder. Tatillerde de çocukla birlikte olur.

 

Palyatif bakım hizmetimiz var. Palyatif bakım, terminal döneme girmiş hastaların (son dönem) bu dönemini daha az ağrıyla, kaliteli geçirmesini sağlıyor. Bu bakım için bir aracımız, bir hemşiremiz var. Protokolde olan ilaçlar hemşirelerimiz tarafından yapılıyor. İlaçların yanı sıra hastalarımıza havalı yataklar, tekerlekli sandalyeler tedarik ediyoruz.

 

 

Ülkemizde ne kadar lösemi hastası var?

 

Bu konuda kesin bir rakam veremiyoruz. Çünkü yurt dışında tedavi gören hastalarımız var. Bunların hepsi bize kayıtlı değil. Çocuk onkolojisinde ve Lefkoşa Devlet Hastanesinde 39 çocuk var. Bunlar bize kayıtlı. Bunun dışında kayıtlı olmayanlar var. O yüzden rahatlıkla sunabileceğimiz bir veri yok. Ama 6 aylıktan başlayıp, çeşitli yaş gruplarından hastamız var. Hastalarımız içinde üniversiteyi bitirenler oldu. Hatta tahsil görmelerine yardım ettik.

 

Lösemi en sık hangi yaşta görülüyor?

 

Şu yaşta daha çok görülür, şu yaşta daha az görülür şeklinde bir tespitimiz yok. Her yaş grubunda rastlayabiliyoruz. Burada önemli olan erken tanı. Erken tanı konulmuş çocukların daha çabuk atlattıklarını görüyoruz. Biz bu çocuklarla işbirliği içindeyiz.

 

 

“Kansere karşı farkındalık yaratıyoruz”

 

Toplumu bilinçlendirmek için neler yapılıyor?

 

Ana hedeflerimizden biri eğitim, yani toplumu bilinçlendirmektir. Bununla ilgili olarak okullarda seminerler düzenliyoruz. Çocuklarımızın nasıl beslenmeleri gerektiğini, kötü alışkanlıklardan uzak durmaları gerektiğini anlatıyoruz. Her yıl geleneksel olarak düzenlediğimiz afiş-slogan yarışması var. Burada ana sınıfından, lise son sınıfa kadar yaratıcı fikirler çıkıyor. Bununla kansere karşı farkındalık yaratıyoruz.

 

 

Bu hastalıkta en önemli unsur olarak bilinen ilik nakli konusunda çalışmalarınız olduğunu biliyoruz. Bunları açıklar mısınız?

 

Güneyde bulunan bir vakıf aracılığıyla kurulan ilik havuzuna çeşitli kampanyalarla topladığımız kan örneği rezervi oluşturduk. Bunda amaç kanser hastalığına yakalanan kişilerin ilik istemesi durumunda ilik havuzunda bulunan doku örneğinin taranması, uygunsa bağışlanması. Kuzey Kıbrıs’ta 31 kişi bilmediği kişiye ilik vererek hayatını kurtarmıştır. Lösemiye yakalanan kişilerin her an iliğe ihtiyaç duyabileceğinden hareketle hastaları vakfımıza yönlendiriyor ve birinci dereceden yakınlarına doku karneleri çıkarıyoruz. Olası bir durumda, uygunluk varsa bu kişiler yakınlarına ilik verebiliyor.

 

Kemal hasta olduğu dönemde kapılar açık değildi. İnsanlar akın akın ara bölgeye kanlarını bıraktı. Bir kişinin kan vermesiyle olmuyor. Kampanyayla oluyor. Nüfusa uyarladığımızda bizim kan örneği rezervimiz TC’nin rezervinden daha fazladır. Kıbrıs Türk Toplumu bu konuda çok duyarlıdır. Bu sadece kendi toplumumuza değil dünyaya hizmettir.

 

Kişiler ilik verdikleri kişiyi bilmiyorlar. Maddi çıkar sağlamaya çalışan insanlar olabilir diye böyle bir uygulama geliştirildi. Kişiler yüz yüze değil, mektup ve kart aracılığıyla teşekkür ederler.

 

 

Bu havuza herkes kan verebilir mi? Herhangi bir yaş sınırlaması var mı?

 

Mobil haldeki kişilerin kanları kabul edilmez. Sürekli Kıbrıs’ta yaşayan kişiler olmalı ki, lazım olduğunda bu kişileri bulabilelim. Çünkü kan almak ta masraftır. Ayrıca vericinin 18-45 yaşları arasında ve sağlıklı olması gerekiyor. Bunun yanı sıra bazı ilaçları kullanmaması lazım.

 

 

“Aileme lazım olur diyerek vermekten çekiniyor”

 

İnsanlar ilik verme konusunda çekingen. Söylendiği gibi çok acılı bir yöntem mi?

Toplum arasında “ belden alınır, çok acı verir” gibi yanlış bir bilgi var. Bu doğru değil. Sadece iliği yoğunlaştırmak için 4 gün kullanılan bir iğne var. Sonrasında ise kök hücre olduğu için bel tutulması gibi bir ağrı oluyor. Dayanılmayacak bir ağrı değil. Korkutucu bir yanı yoktur. Verici, kan verir gibi bir süreçten geçiyor.

 

İkinci yanlış bilgi ise kök hücrenin yalnızca bir kez verileceği. Kişiler bir kez verdimi “aileme lazım olur” diyerek ikinci kez vermekten kaçınıyorlar. Oysa 6 ayda bir verilebilir. Verilen kök hücre miktarını vücut bir ayda yerine koyar.

 

 

Vakfa yapılan bağışlar hizmetleriniz için yeterli mi?

 

Her zaman için yapacağımız şeyler var. Bağışlarla en iyisini yapıyoruz ama bunun sonu yok. Herhangi bir devlet kuruluşundan yardım almıyoruz. Başka devletlerde bu tür harcamalar için bütçe ayrılır ancak bizde yok. Birde “bu ay şu kadar bağış gelecek, şunları yapabiliriz” diye bir yol haritası çizemiyoruz fakat halkımızın duyarlılığı sayesinde akan bir bağış var. Bize olan inanç çok önemli. Şeffaf olduğumuzu görenlerden geri bildirim alıyoruz.

 

 

Akdeniz Bölgesinde sıklıkla rastlanan Talasemia hastalığı ile lösemi arasında bir bağlantı ya da geçiş noktası var mı?

 

Talasemia ile lösemi arasında bir bağlantı yok. Kanser patlak bir boru gibi. Bir taraftan yamalıyorsunuz, diğer taraftan patlıyor. Bunun masaya yatırılması, çevresel faktörlerin, gıda etkisinin, epidemiyolojik haritanın çıkarılması gerekiyor. Kanser hastalarının kayıt altına alınması ve sebeplerin ortaya konması lazım. Maalesef biz tüm hastalarımızı kayıt altına alamadık. Aslında bunu daha çok gündeme getirip, o birimi güçlendirmemiz gerekir. Hükümetler değişkendir. Dolayısıyla her Bakan farklı bir uygulama yapmıştır. Burhan Nalbantoğlu Hastanesinde, 2004 yılında “erken tanı” merkezi kuruldu. Vakıf olarak bunu yaygınlaştırmak için çok gayret sarf ettik. Ailesinde genetik olanların randevularını daha öne aldık.

 

Randevularımıza 40 yaşından sonra tüm tahlillerinizi yaptırın diyoruz. Ama ailesinde kanser hikayesi olanlar 40 yaşı da beklememeliler.

 

 

“Onkolog yok”

Ülkemizde kanser hastalarının en büyük sıkıntısı nedir?

 

Yetişkin kanser hastaları için temel onkolog her zaman sorun olmuştur. Kimi zaman diğer derneğin aracılığıyla geldi ancak uzun zamandır yok. Çocuk onkolojisinin de ise 2 çocuk onkoloğu ve çocuk hemotoloğu var. Ayrıca Hastanedeki bölüm, çocuk hasta sayısına göre çok küçük kaldı, biz oyuncak ve diğer donanımlarla güzel bir hale getirdik ama bu hastaların bağışıklık sistemi düştüğü için bir arada kalmaları sakınca yaratabiliyor. Tekli odalara geçmeleri gerekiyor. Bunu Bakanımıza ilettik. Bakan söz verdi.

 

 

“Sağlığa ayrılan bütçeye bakın”

 

Devlet bütçesine bir bakın, birde sağlığa ayrılan paya bakın. O zaman zaten hizmetlerin neden yürümediği anlaşılacaktır. KADEM’in yaptığı bir araştırma var. Ona göre kanserde oturduğumuz sıra 5. Tamam bu sonuç çıktı da sonrasında ne yapıyoruz? Ne yapmayı hedefliyoruz? 5’inci sırada oturmayı mı, 1’e çıkmayı mı? Kalecik Termik Santralimiz var ve bunun filtresi yok. Kimse ona bütçe ayırmadı. Biz başka şeylere para harcadık, ona inanmadık.

 

Bizim sloganımız şu: “ kanseri yaşamadan sorumluluk hissetmek erdemdir” diyoruz. Bu konuda daha emin adımlarla yürümek için maddi ve manevi katkıya ihtiyacımız var. Küçük, ya da büyük önemli değil. Çok küçük yatırımlar bile büyük kapılara yürümemize sebep olabilir.

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ