19 Eylül 2017 Salı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Vakıflar restore edeceğine yıkılsın daha iyi”
14 Nisan 2011 Perşembe 14:29

“Vakıflar restore edeceğine yıkılsın daha iyi”

Kaymakamzade, Vakıfların tarihini, Vakıf mallarını, yürütülen çalışmaları ve projelerini Haberdar’a anlattı...

Yurdagül BEYOĞLU

 

Kıbrıs Vakıflar İdaresi’nin yönetiminin 15 Nisan 1956 tarihinde İngiliz Yönetiminden Kıbrıs Türk halkına devredilişi dolayısıyla her yıl 15 Nisan Vakıflar Haftası olarak kutlanıyor.

 

Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Mustafa Kemal Kaymakamzade,İngiliz Döneminde birçok emlakın Vakıflar hukukuna uygun olmayan bir şekilde özel şahıslara dağıtıldığını, buna karşılık Dr. Fazıl Küçük önderliğinde bir mücadele başlatıldığını anlatıyor. Bu mücadele sonunda, İngilizlerin 1956 yılında Vakıfları Kıbrıs Türk Toplumuna devrettiğini vurgulayan Kaymakamzade, bu olayı Kıbrıs Türk Toplumunun ilk Varoluş Mücadelesi olarak tanımlıyor.

 

“O zamana kadar Müslüman azınlık olarak bilinen Kıbrıs Türk Halkı o gün Vakıf Bahçesine Türk Bayrağı dikti” diyen Kaymakamzade, bu zaferin Kıbrıs Türkü’nün mücadelesinde moral ve motivasyon kaynağı olduğunu ifade ediyor.

 

“İngilizler Vakıf arazilerini şahıslara verdi”

 

Kıbrıs topraklarının yüzde 35’nin Vakıf malı olduğu, bunun İngiliz döneminde yasal olmayan bir şekilde şahıslara satıldığı/devredildiği söyleniyor. Bunun aslı nedir?

 

Osmanlı döneminde yönetim biçimi vakfa dayandığı için birçok alan vakfedilmiş, yüzde 35’lik arazi vakıf malı haline dönüştürülmüştü. Ancak İngiliz döneminde çıkarılan Ahkamül Evkaf’a aykırı olarak çıkarılan yasalarla birçok vakıf malı arazisi maalesef özel kişilere, özellikle Rumlara, kiliselere ve devlet kuruluşlarına verilmiştir. KKTC sınırları içinde Vakıfları incelediğimiz zaman takriben 355 bin dönüm vakıf malı olması gerekir. Şimdi Vakfiye’ye baktığımızda bu mal 29 bin dönüm civarında kalmıştır. Bundan, ne kadar çok vakıf malının elden çıktığı görülmektedir. Tabi elimizden alınan vakıf malları içinde Maraş var. Maraş’ın yüzde 99.9’u vakıf malıdır. Bu mallar Abdullah Paşa, Lala Mustafa Paşa ve Bilal Paşa vakıflarına ait. Karpaz’da ve Mağusa bölgesinde takriben 70 bin dönümlük arazinin Abdullah Paşa Vakfına ait olduğu tespit edilmiştir.

 

Ancak günümüzde söz konusu vakfa ait mal bulunamadı. Tüm mallar İngiliz döneminde özel kişilere tapu edildi. Lapta’da iki çiftlik, Haydarpaşa, Mehmet Bey Vakıfları’na ait arazi Vakfiye’de görüldü. Günümüzde ise bu emlakların hiç biri görünmüyor.

 

Güneyde kalan vakıf malları ne durumda?

 

Güney’de de yine 8 tane büyük çiftlik ve birçok emlakımız Rumlara tapu edilmiştir. Örneğin Poli, Aşelya, Memonya, Bodima gibi 8 çiftliğimiz İngiliz döneminde özel kişilere verildi.

 

“42 bin dönüm tapulu malımız var”

 

Vakıflar olarak ne kadar mal varlığımız var? Bu konudaki envanterimizi çıkarabilir miyiz?

 

Envanterimizde Güneyde ve Kuzeyde 42 bin dönüm tapulu malımız var. Bu, vakıfların kendi tapulu malı. Tabi, Güneydeki mallara karşılık, Kuzeyde kilise malları tahsis edilmiştir. Güneyde çok geliri olan mallarımız vardı. Onlar kalınca kilise ve bir kısım terk edilmiş Rum malları idaremize tahsis edildi. Biz bunları restorasyonla halkın kullanımına sunduk. Çarşılar yaptık. Örneğin Girne’de dört çarşımız var. Lefkoşa’da da bu yıl yapmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki günlerde temelini atacağımız çarşı ihalemiz var. Bunun iki yıl tamamlanmasını hedefliyoruz. Bu Kaymaklı’da, Atatürk Öğretmen Akademisi’ne giden anayolun üzerinde olacak.

 

Vakıflar İdaresi olarak Kıbrıs’ta en büyük kültür varlıklarına sahip bir kurumuz ve bu tarihi/kültürel varlıkların restore edilip gelecek kuşaklara taşınması konusunda gerekli çalışmayı yapmaktayız. Bu çerçevede birçok kuruluşla işbirliği içinde restorasyonlar yapıyoruz. Geçmiş dönemlerde, 90’lı yıllardan itibaren TC Vakıflar Genel Müdürlüğü ile protokol imzaladık. Yine TC Elçiliğinin ve İdaremizin katkılarıyla Büyükhan restore edildi. Son dönemlerde UNDP-ACT ile işbirliği yaptık. Bu çerçevede bedesteni, Büyükhamamı restore ettik. Mağusa’da Buğday Camii’nin restorasyonunu yaptık.

 

“Yıkılsın daha iyi”

 

Rum basınında Kuzey’de kalan Rum eserlerinin korunmadığı yönünde haberler çıkıyor. Kiliseler ve Rum eserleri de restore ediliyor mu?

 

Şu anda Ermeni Manastırı’nın restorasyonu yapılmaktadır. Aynı şekilde Maronitlere ait Ay Marine Manastırının restorasyonunu yaptık. Bundan başka yerel yönetimlerle işbirliği yaparak protokol imzaladık. Ay Bandabiliyamina Manastırının bakımını ve temizliğini yaptık. Ayrıca Apostolos Andreas Manastırı ile ilgili çalışmalar sürüyor. Aslında çalışmalar 2000’li yıllarda başladı ancak Rum kilisesinin bazı engellemeleri sonucu tamamlanamadı. 2000 yılında BM ile çalışma başlattık. Güney’de, Hala Sultan Cami ve külliyesinin, Kuzey’de ise Apostolos Andreas Manastırı’nın restorasyonu yapılacaktı. Kuzey’de bizim başlattığımız çalışmalar İtalyan bir mimar tarafından çizilen proje kapsamında yürütülecekti. Rum Kilisesi projeyi beğenmediğini bahane ederek işi durdurdu ve Yunanistan’ın Potas Üniversitesinden ekipler getirerek, başka proje çizdirdi. Bizler Vakıflar İdaresi olarak o projeyi aldık, bu konuda yetkili olana Anıtlar Yüksek Kurulu’nun onayına sunduk. Onlar da onayladı ve gerekli finansmanı sağlamak için gerek UNDP, gerekse diğer ilgili makamlara müracaat ettik. Ama yine bu aşamada Rum Kilisesi bize engel olmaya çalıştı. O dönem Hrisostomos bir açıklama yaparak “Vakıflar İdaresi restore edeceğine yıkılsın daha iyi” dedi. Tabi, bu yaptığı engelleme kampanyasından başka bir şey değildi. Çünkü Hrisostomos Vakıflar İdaresi’nin tüm restorasyonları aslına uygun olarak yaptığını, hiç şikayet gelmediğini biliyordu. Ona rağmen bu açıklamayı yaptı.

 

Ama biz Vakıflar İdaresi olarak onların sözlerine kulak vermeden en iyisini yapacağız.

 

 

“Kültür varlığımızın aslını bozdular”

 

O dönem içinde onlar Hala Sultan Camii’nin restorasyonunu tamamladı mı?

Camiye biz hiç engel olmadık. Yapıldı, hatta katkı koyduk. Teknik ekiplerimiz yapılan işi kontrol etti. Bizim Güney’de yalnız Hala Sultan değil, birçok eserimiz var. Mesela Lefkoşa’daki Ömerge Camii. O caminin girişinde ve çevresinde birçok türbemiz vardı. Bunlar Müslüman kardeşlerimizin kutsal türbeleriydi. Bunları yok ettiler, betonla kapladılar. Bugün hiçbir türbe bulunmamaktadır. Fetih sırasında şehit olan 3 Bayraktar’ın türbesi vardı, kaldırıp yok ettiler. Onun yanı sıra camilerin restorasyonuyla ilgili çalışmalarda eski eserlerin aslına uygun olmadığını gördük. Beton harç kullandılar, alüminyum pencere taktılar ve kültür varlığımızın aslını bozdular.

 

Limasol’da İdaremize ait Cami-i Kebir var. Onun da giriş ve çevresinde birçok türbe vardı. Bunları kaldırıp üzerine tuvalet inşa ettiler. Biz bu konuları resimleyerek, eski ve yeni halini göstererek, ilgili makamlara şikayette bulunduk.

 

Vakıflar İdaresi’nin başka ne icraatları var?

 

Tabi Vakıflar İdaresi olarak yaptığımız sadece kültür varlıklarının korunması değil. Eğitime de katkı yapıyoruz. Birçok okulun yerini Vakıflar İdaresi olarak biz tahsis ettik. Lefkoşa’da bir çok lise, Atatürk İlkokulunun binası, Ortaköy İlkokulu, Mağusa Namık Kemal İlkokulu’nun binası Vakıflara ait. Birçok bölgedeki emlakı eğitime tahsis ettik. Ayrıca bu yıl Arabahmet İlkokulu ve Güzel Sanatlar Lisesi’nin bilgisayar donanımını yapıyoruz. Geçen yıl da Lefkoşa Türk Lisesi’nin bilgisayar donanımını biz yapmıştık. Tabii dini binalara da katkımız var. Ülkede birçok caminin inşaatı, temizliği, bakımı, restorasyonu ve lojmanlarına mali katkı yapıyoruz. Yani Vakıf emlakının restorasyonuna, dini, sosyal giderlere katkı yapıyoruz.

 

 

Vakıflar İdaresi’ne ait mülkleri kiralayan bazı kişiler kiraların artışından şikayetçi. Kira artışı neye göre belirleniyor?

 

Vakıflar İdaresi’nin hizmetlerini en iyi şekilde yürütülebilmesi için mülklerin en iyi şekilde değerlendirilmesi lazım. Emlakı kiralıyoruz ama sosyal amaçlı kiralık emlaktan çok fazla bir kira beklemiyoruz. Örneğin 1925 yılında yapılan Samanbahçe İşçi evleri var. Biz bu evleri restore ettik, çok fazla bir kira talep etmedik. Ancak normal evlerde oturan vatandaşlara enflasyon ya da paranın değer kaybı oranında kira artışı yapıyoruz. Günümüzde artış oranı yüzde 5.

 

Geçtiğimiz yıllarda bir kilisenin kiraya verilmesi olayı medyada geniş yer bulmuştu. Kiliseler hangi şartlarda kiraya verilir?

 

Kiliseler sadece kültürel amaçlı kullanılabilir. Oraları ticarethane olarak kullanmak mümkün değildir. Bakımı yapılsın diyerek, kültürel amaçlı talepler değerlendirilebilir.

 

 

“Yıllık 12 milyon emlak geliri var”

 

Vakıflar İdaresi’nin yıllık kira geliri ne kadar?

 

Yıllık 12 milyon lira civarında emlak geliri var. Bu paralarla Vakıf emlakının restorasyonlarının yanı sıra, dini ve sosyal giderlere katkı yapıyoruz. Halkımıza hizmet götürüyoruz.

 

Vakıflar Haftası ne zamandan beri kutlanıyor?

 

İngiliz İdaresi’nin birçok emlakı Vakıf kurallarına uygun olmayan bir şekilde özel kişilere vermesi üzerine Vakıflar İdaresi 15 Nisan 1956’da Doktor Fazıl Küçük önderliğinde bir mücadele başlattı. Bu mücadele sonrasında da İngilizler Vakıfların idaresini 1956 yılında Türk toplumuna devretti. Bu, Türk idaresine devredişten ziyade Varoluş Mücadelesinin kazanımıydı. O zamana kadar Müslüman azınlık olarak kabul edilen Kıbrıs Türkü o gün Vakıf bahçesine Türk bayrağı çekti. İlk Atatürk büstü de o bahçeye konuldu. İngiliz döneminde Bayrak ve Atatürk büstünün dikilmesi çok önemli bir olaydı. Bu Varoluş Mücadelesinde kazanılan ilk zaferdi. Bu zafer Kıbrıs Türk’üne moral motivasyon verdi. Diğer mücadelelerde itici güç oldu. Dolayısıyla bu haftayı Vakıflar Haftası olarak kutluyoruz. O günün anısına bir anıt dikmek istiyoruz. Şimdi anıt için teklif alıyoruz. Maketleri halka sunacağız ve jürinin seçeceği bir büst Vakıflar İdaresi’nin bahçesine dikilecek.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ