18 Kasım 2017 Cumartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Uzlaşı çok, bilgilendirme yok!
02 Mayıs 2011 Pazartesi 12:18

Uzlaşı çok, bilgilendirme yok!

Müzakerelerde birçok konuda uzlaşıya varıldığı, ancak hiçbir bilgilendirmenin yapılmadığı iddia edildi…

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas arasında sürdürülen doğrudan müzakerelerde, kamuoyunun zannettiğinden çok daha fazla ilerleme kaydedildiği ancak gerek Türkiye gerekse Güney Kıbrıs’taki seçimler sebebiyle kamuoyuna açıklama yapılmadığı iddia edildi.

 

Kıbrıs’ın güneyinde yayınlanan Politis gazetesi “Seçimler Sebebiyle Sıfır Bilgilendirme - İçte Anlaşmalar Dışta Reddediş – Toplum Dışında Her Şey Al-Ver İçin Hazır” başlıkları altında, manşet ve iç sayfalarından geniş yer verdiği haberinde, müzakerelerin al-ver aşamasına geldiğini ancak bu aşama için Türkiye ve Güney Kıbrıs’taki seçimlerin tamamlanacağı yaz aylarının beklendiğini ileri sürdü.

 

Gazete, müzakerelerde al-ver sürecinden önce hala çalışma yapılması gereken tek konunun “mülkiyet” konusu olduğunu ve BM uzmanlarının, tazminatlar için kaynaklar bulunmasına ağırlık vererek, bu konuda çalışmalarını sürdürdüklerini savundu.

 

Mülkiyet konusunda çalışma yapan teknik komitelerin üyelerinin bu ay içerisinde New York’u yeniden ziyaret ederek BM uzmanlarıyla yeniden görüşmeler gerçekleştireceklerini öne süren gazete, BM uzmanlarının, “büyük olasılıkla 20 Haziran tarihinde yapılması beklenen” üçlü görüşmeye kadarki zamanı değerlendirmeye çalıştıklarını yazdı.

 

 

“Müzakere masasında değil toplantı salonunda”

 

Habere göre, liderlerin geçtiğimiz günlerde BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Aleksander Downer’le bir araya geldikleri yemekte, BM’nin niyetinin, yaz aylarında bir al-ver süreci ve ardından da konferans gerçekleştirilmesini içeren bir yol haritasının belirlenmesi olduğu, liderlere iletildi.

 

Kıbrıs’taki tarafların konferansın formülü üzerinde dahi uzlaştıklarını iddia eden gazete, buna göre iki liderin, garantör ülkelerin de, “müzakere masasında değil ancak toplantı salonunda” hazır bulunacakları bir şekilde bir araya geleceklerini, tüm iç konuların “kapatılması” sonrasında ise garantiler ve güvenlik konularının halledilmesi amacıyla genişletilmiş toplantıya geçileceğini savundu.

 

Gazete, tüm bu hazırlıklarının şu an için kağıt üzerinde yapıldığını ve kamuoyunu hazırlamak için hiçbir faaliyetin olmadığını belirterek, aksine kamuoyunun müzakerelerin başarısızlıkla sonlanacağı düşüncesine hazırlandığını, her iki tarafın da “başarısızlığın sorumluluğunu birbirlerine yükleme oyununu oynadıklarını” ileri sürdü.

 

Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın, müzakerelerde ilerleme sağlandığından bahsetmekte, Kıbrıs Türk tarafından bir adım önde olduğu, Hristofyas’ın uzlaşı noktalarından bahsetmektense olumsuzluklardan bahsedince “kendini daha güvende hissettiği” yorumunda bulunan gazete, Hristofyas’ın Eroğlu’nu, 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la varılan “çok sayıda uzlaşı noktasından geri adım atmakla” suçlamasına karşın, Talat’la müzakere gerçekleştirdiği dönemde Hristofyas’ın uzlaşılardan çok az bahsettiğini hatırlattı.

 

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un Ocak 2010’da Kıbrıs’ı ziyaret ederek, Hristofyas-Talat arasında varılan uzlaşı noktalarının kayda geçirilmesi ve açıklanması için büyük çaba sarf ettiğini ancak Hristofyas’ın “inatla” buna karşı çıktığını vurgulayan gazete, o dönemde bu durum Hristofyas için “diplomatik zafer” şeklinde nitelendirilirken, Eroğlu’nun bunlardan geri adım atmasının şu anda “uzlaşmazlık göstergesi” şeklinde nitelendirildiğini iddia etti.

 

Gazete, Hristofyas’ın, “ne üzerinde uzlaşıya vardığını ve ne açıkladığını veya basına neyin sızdığını” bilen yakın çevresinin Hristofyas’a duydukları güveni sarstığını, toplumun da müzakere sürecine duyduğu güvenin sarsılmasının anketlere de yansıdığını yazdı.

 

 

 

Uluslararası anlaşmalar konusunda belge

 

Gazete, müzakerelerde yaşanan ilerlemenin reddedilmesine dair son vakanın, liderlerin danışmanlarının 14 Nisan tarihinde yaptıkları görüşmede “uluslararası anlaşmalar” konusunda uzlaşmaları unsurunda yaşandığını savundu.

 

Eroğlu’nun, danışmanların konu hakkında “neredeyse uzlaştıklarını” açıklamasına karşın, Rum Hükümet Sözcüsü Stefanos Stefanu’nun, Hristofyas’ın talimatıyla hemen, “bu konuda anlaşma olmadığı” yönünde açıklamada bulunduğunu hatırlatan gazete, “gerçekte uluslararası anlaşmalar konusunda iki tarafın uzlaşıya vardıkları ortak bir belgenin bulunduğunu” öne sürdü.

 

 

“Ortak belgenin içerdiği unsurlar”

 

Gazete, söz konusu “ortak belgenin” içerdiğini iddia ettiği unsurları ise şöyle sıraladı:

“- Annan Planı’na dahil edilen tüm anlaşmaları içeren bir liste hazırlanacak.

- Bu listeye, 2004 yılından sonra imzalanan tüm anlaşmalar eklenecek.

- Onaylanması oybirliği gerektirenlere her iki taraf da itiraz edebilecek

- Uzlaşmazlığın devam ettiği anlaşmalar, çözümün bir parçası olarak halk oylamalarına havale edilecek.

- Anlaşmanın uygulanmasının ilk iki yıllık kısmında, federal devletçiklerden herhangi biri, Anayasanın emirlerine aykırı olduğunu düşündüğü herhangi bir anlaşmayı, federasyonun üst yürütüme kurumuna şikâyet edebilecek.

- Federasyon hükümetinin iki hafta içerisinde karar alması gerekecek. Hükümetin karar alamaması durumunda konu Yüksek Mahkemeye intikal edece ve mahkemenin bir ay içerisinde karar alması gerekecek”.

Gazete, yukarıda belirtilen sürecin, “uluslararası anlaşmaların çözüme, çıkmazlara girilmeden ve nihai sonuca ulaşılarak nasıl empoze edileceğini belirlediğinden, özlü nihai anlaşma olduğunu” savundu ve Hristofyas’ın tepkilerden korktuğu için bu anlaşmanın varlığını yalanladığını ifade etti.

Gazete ayrıca, müzakereleri içten takip eden kişilerin ortaya koydukları soru işaretinin; “bizzat kendisinin uzlaştığı çözüm unsurlarını yine bizzat kendisi kabul etme cesaretini gösteremeyen bir liderin, özellikle iç siyasette, yine kendi açıklamalarının sonucu olarak, çok olumsuz bir ortam mevcutken, nihai bir çözüm anlaşmasına destek olup olamayacağı” şeklinde olduğu yorumunda da bulundu.

 

 

Hristofyas’ın üç şartı

 

Öte yandan Alithia gazetesi; Hristofyas’ın Ban’la yapılacak üçlü görüşmede, sürecin yoğunlaştırılmış müzakereler şeklinde 2011 sonuna kadar sürmesi için, bazı şartlar ortaya koyacağını iddia etti.

 

Habere göre, Hristofyas, Ban’la yapılacak üçlü görüşmede, uluslararası toplumun ortaya koyduğu takvim çerçevesinde çözüm bulunabilmesinin tek koşulunun; “Talat’la varılan uzlaşı noktalarının geri getirilmesi, mülkiyet ve toprak başlıklarının birbirleriyle ilişkilendirilmeleri ve uluslararası konferansın ancak iç konularda anlaşma yolunda olunması halinde toplanması” şeklinde üç maddeden oluştuğunu vurgulayacak.

 

 

Ban’ın iyi niyet raporu üçlü görüşme sonrasında

 

Öte yandan Kathimerini gazetesi, Eroğlu ve Hristofyas’ın Ban’la gerçekleştirecekleri üçlü görüşmenin 20 ya da 23 Haziran tarihlerinde yapılmasının gündemde olduğunu, Ban’ın Güvenlik Konseyi’ne iyi niyet misyonuna ilişkin raporunu da bu tarihten sonra sunmasının beklendiğini yazdı.

 

Gazete, Ban’ın Kıbrıs’ta görev yapan Barış Gücü (UNFICYP) konusundaki raporunun ise 31 Mayıs öncesinde sunulmasının beklendiğini belirtirken, raporda herhangi sürpriz bir unsura yer verilmesinin ise beklenmediğini öne sürdü.

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ