21 Ekim 2017 Cumartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Üretim ambargolarına HODRİ MEYDAN!
18 Nisan 2011 Pazartesi 14:07

Üretim ambargolarına HODRİ MEYDAN!

Bicen, patates üretimi ve pazarlanmasında yaptıkları atılımları Haberdar’a anlattı.

Rana SARRO - GÜZELYURT

 

Ülkemizde uygulanan yanlış politikalar nedeniyle üretimde yaşanan çöküntü, her alanda olduğu gibi ekonominin en önemli lokomotiflerinden narenciye sektörünün merkezi konumundaki Güzelyurt’ta da baş gösterirken, bölgede patatesiyle ünlü Doğancı diğer bir adıyla Elye, üretim engellerine adeta meydan okunuyor.

 

Güzelyurt’ta yıllar itibariyle bilinçli ya da bilinçsiz olarak uygulanan yanlış politikalarla üretimin önüne konan engellere yenilmeyen, patates üretimiyle ünlü Doğancı (Elye) Köyü’nde üretilen patates, Türkiye pazarına giriyor.

 

‘İsponta’ diye bilinen klasik Kıbrıs patatesinin yanında Agriya ve Marabel cinsi patateslere Türkiye piyasasında, çok büyük talep olduğunun tespit edilmesi üzerine, ülkeye Hollanda’dan sertifikalı tohumluk getirtildiği bildirildi.

 

Doğancı (Elye) Üreticileri, Mersin-Tarsus Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren patates cipsi üretimi yapan Frito Lays firması ile iş birliği başlattı.

 

Geçmişte bir süre Toprak Ürünleri Kurumu’nun da işbirliği yaptığı Türkiye’de patates cipsi üretimi yapan ‘Frito Lays’ ile anlaşma yapan Doğancı (Elye) Üreticileri Birliği Başkanı Mehmet Bicen, ülkemiz patatesinin üretimi ve pazarlanmasında yaptıkları atılımları Haberdar’a anlattı.

 

İhracat 20 bin tondu bugün 4 bin ton

 

Bölgede Asil Nadir’in faaliyet gösterdiği yıllarda özellikle İngiltere’ye patates ihracatının 20 bin tonlarda olduğunu anımsatan Bicen, bu yıl Türkiye’ye patates ihracatının 4 bin ton olduğunu belirtti ve patates ihracatının geçmişten günümüze kadarki sürecini şöyle anlattı:

 

‘1995 yıllarından 98 yılına kadar ihracat oldukça geriledi. Sektör sadece iç piyasaya yöneldi. 98’den sonra ihracatta çok az bir artış oldu. O yıllarda çok az miktarda Türkiye’ye ve zaman zaman Arap ülkelerine ihracat oldu. Bu yıl ise Türkiye’ye 4 bin ton patates ihracatı yapıldı.’

 

Üretimde pazarın önemine dikkat çeken Mehmet Bicen; “Ülkemizde çok kaliteli patates üretiyoruz ve bunu Türkiye pazarında değerlendirmek istiyoruz” dedi.

 

 

Patates rekoltemiz 20 bin hedef 100 bin ton

 

Dünyanın bir numaralı firması olan ve Türkiye’de faaliyet gösteren ‘Frito Lays’ ile anlaşmalı üretime başladıklarını ve patates üretiminde hedefin 100 bin ton olduğunu belirten Mehmet Bicen, bu yıl patates rekoltesinin 20 bin tonu bulduğunu açıkladı.

 

Tarımsal kullanım arazileri 900 bin dönüm olan Güney Kıbrıs’ın 120 bin ton patates ürettiğine dikkat çeken Mehmet Bicen, Bir milyon 386 bin dönümlük tarımsal kullanım arazisi olan Kuzey Kıbrıs’ta da hedefin minimum 100 bin ton olduğunu vurguladı.

 

Dünya markasının peşini bırakmadık

 

Doğancı (Elye) Üreticiler Birliği olarak en büyük sıkıntının pazar olduğu bilinciyle hareket ederek, bürokratik engeller nedeniyle ülkeden ayrılan dünya markası ve Türkiye’de faaliyet gösteren Pepsi Cola’nın bir yan kuruluşu olan ‘Frito Lays’ firmasıyla yaptıkları anlaşmayı anlattı.

 

Pazarı olmayan bir ürünü üretmenin hiçbir getirisi olmadığına vurgu yapan Mehmet Bicen, Doğancı (Elye) Üreticiler Birliği olarak büyük bir Pazar olan bir dünya markası ile işbirliği başlatmanın mutluluğunu yaşadıklarını da ekledi. Hükümetin sektörün sorunlarına ve girişimcilere sahip çıkması gerektiğini dile getiren Bicen, devletin üretim ve ticaret yapmasının da yanlışlığına dikkat çekti. Toprak Ürünleri Kurumu’nun yaklaşık 6-7 yıl önce Türkiye’de faaliyet gösteren‘Frito Lays’ isimli firmayla geçmişte, bir iş birliğine gittiğini ancak, Toprak Ürünleri Kurumu’nun öngördüğü mevzuat ve bürokrasinin hantallığından ötürü, 2007- 2008 yıllarında firmanın 400 ton tohumu imha ederek ülkeden ayrıldığını anlatan Mehmet Bicen şöyle konuştu:

 

Devlet üretim ve ticaret yapamaz

 

‘Her şeyi devletten beklemenin doğru olmadığına inanan bir insan olarak, devletin üretim ve ticaret yapmasının saçma ve yanlış olduğuna inanıyorum. Toprak Ürünleri Kurumu’nun öngördüğü mevzuat ve bürokrasi ayrıca iş bitirici olmayışı ve beceriksizlik yüzünden bir dünya markasının bu ülkedeki işlerini askıya almasına neden olmuştu. Büyük bir Pazar olan bu dünya markasının ısrarla peşini bırakmadık. Dünya markası firmayı 3 kez ülkemize davet ettik kendileriyle görüştük, kendileri de bizi Türkiye’ye davet ettiler. Bizim yaklaşımımızı çok samimi ve sıcak bulduklarını ve bizimle bir işbirliği yapabileceklerini söylediler.’

 

 

Ülkemize sertifikalı tohumluklar getirildi

 

Türkiye piyasasında, ‘İsponta’ diye bilinen klasik Kıbrıs patatesinin yanında Agriya ve Marabel cinsi patateslere çok büyük talep olduğunu belirten Mehmet Bicen, Hollanda’dan dünyanın en büyük tohumluk üretici firması ‘HZPC’ firması ile bu yılın başında temasa geçtiklerini ve ülkeye sertifikalı tohumluk getirtildiğini belirtti. Bicen şöyle konuştu:

 

‘Türkiye’ye yapmış olduğumuz ziyaretlerde TC Büyük Elçiliği’nin bize yardımcı olmasıyla, 2010’un Aralık ayında Türkiye pazarlarına alternatif başka pazarlara da girebilmemiz adına İstanbul’a bir ziyaret düzenledik, çok ciddi görüşmeler yaptık. Ülkemizde, patates üretiminin yılda iki kez yapılabilmesi ekolojik bir avantajdır. İzmir Ödemiş yöresinde de ülkemizdeki gibi yılda iki kez patates üretimi yapan yerin olduğunu tespit ettik ve hasadı yerinde gördük.’

 

İstanbul bizim için korkunç bir Pazar

 

İstanbul’un KKTC için korkunç bir Pazar olduğunu kaydeden Mehmet Bicen; ‘Rekoltemizin yıl boyu 20 bin ton olduğunu düşünecek olursak, ürünlerimizin İstanbul çarşısına bir hafta bile yetmeyeceği gerçeği ortadadır’ dedi.

 

Ülkemizin toprağına, suyuna, iklimine uygun tohumlukların deneme aşamasında olduklarını da kaydeden Bicen, pazara girebilmek amacıyla hasat zamanı bu ürünlerin tanıtım amacıyla İstanbul çarşısına bedava göndereceklerini söyledi. Bicen şunları söyledi:

 

‘İstanbul pazarına eski kayıtlara göre, 300 bin ton ürünün girdiğini tespit ettik. Dolayısıyla durumun Kadıköy’de de geçerli olduğunu düşünecek olursak, 600 bin ton resmi rakamdır. İllegal yollar da düşünüldüğünde İstanbul pazarı 1 buçuk tona yakın bir pazardır.’

 

Üreticinin önündeki engeller kaldırılmalı

 

Mehmet Bicen, hükümet yetkililerinin başaramadığını, ambargolar altında üretim yapan üreticiye fırsat verilmesi halinde başarabileceğinin ispatlanmış olduğunu ifade ederek, üretimde yanlış ve bilinçsizce uygulanan bürokratik engellerin kaldırılmasını ve üreticinin desteklenmesini istedi. Bicen, patates üreticisinin yaşadığı bürokratik engelleri de şöyle anlattı:

 

KKTC ile TC işbirliğinde kontroller yerinde yapılmalı

 

‘Türkiye’ye gönderilen ürünlerin analiz ve kontrollerinin Türkiye ile işbirliği içerisinde bizim ülkemizde yapılması çok önemli bir unsurdur. Çünkü bu ürünler eğer burada kontrol edilip, bir de Taşucu’nda kontrol edilmesi halinde, bunun üreticiye maliyeti bir tır için 4 bin TL’dir. Dolayısıyla ürünlerimizde haşere vb. herhangi bir şey varsa niye Türkiye’ye kadar gitsin ve orada kontrol edildikten sonra geri gönderilsin. Dolayısıyla iki devletin işbirliği içerisinde analiz ve kontrolleri kaynağında yaptırmaları, herhangi bir şey de varsa bu masrafa girilmemesi gerekmektedir. Çünkü bu üretici için bir külfettir ve zaman zaman biz bunu yaşıyoruz.’

 

Rum’un tezini çürüttük

 

Dünyanın bir numaralı laboratuarı olan İngiltere’deki bir laboratuarda, KKTC ürünleri ve topraklarının beş kez analiz edildiğini ve sonucun temiz çıktığını da kaydeden Bicen, AB ülkelerine yeşil hat üzerinden gönderilen ürünlerde bunun ön koşul olduğunu işaret ederek, şunları söyledi:

 

‘Rumlar, engellemek için kaçak tohum ekildiği, kanserojen ilaç kullanıldığı ve topraklarımızın kirli olduğu yönünde Avrupa Birliği’ne şikâyette bulunuyordu. Biz de bunun böyle olmadığını, tohumlarımızı AB’den ithal ettiğimizi ve her yıl değiştirdiğimizi ispatlamak amacıyla bunu yaptık ve bunu da başardık.

 

Tohumluklarımız AB sertifikası alıyor

 

Bu yıl tohumlukların AB tarafından sertifikalanacağının müjdesini de veren Bicen; ‘Bu ispatlıyor ki topraklarımız ve ürünlerimiz temizdir. Dolayısıyla eğer ürünlerimiz Türkiye’ye gidip geriye dönerse biz bunun arkasından başka bir şey ararız’ diye konuştu.

 

Ürünümüz Türkiye’ye gidip geri dönmesin

 

Yaklaşık bir ay evvel, Türkiye’ye gönderilen 15 tırlık patatesin geri döndürüldüğüne de dikkat çeken Bicen, bunun üzerine analizini yaptırdıkları patateslerin temiz çıkmasıyla aynı makamlarca bu ürünlerin tekrardan talep edilmesinin soru işaretleri yarattığını da söyledi.

 

‘Türkiye’deki büyük üretici ve tüccarların ekmeğine herhalde çomak soktuk’ diyen Bicen, ancak devlet yetkililerinin bu yaklaşımda olmadığı inancını belirterek, yetkililerden hassasiyet beklediklerini de kaydetti.

 

‘Patatesteki KDV düşürülmeli!’

 

Patates üreticisine uygulanan yüzde 2 KDV uygulamasının yaklaşık iki ay önce yüzde 5’lere çıkarılmasının üreticiyi büyük sıkıntıya soktuğunu anlatan Bicen, tohumların ülkeye girişinde ve ürünlerin ülkeden çıkışında maliyetinin fazla olduğunu anlattı.

 

Patates üreticilerinin yüzde 5’lik KDV uygulamasıyla sıkıntıya girdiğini anlatarak; ‘Bu patates üreticilerine devletin bir şantajı oldu’ diyen Bicen, patates üreticileri devletin üvey evladı mı?’ diye sordu ve narenciyede olduğu gibi KDV’nin yüzde 1’e çekilmesini istedi. Bicen şunları söyledi:

 

‘Frito Lays’ ile anlaşma yaptıkları dönemde KDV’nin yüzde 1’lerde olduğunu ancak, tohumlukların gelişinde ve ürünün ihracatında yüzde 5 KDV isteniyor. Ayrıca gümrük uygulamasıyla birlikte bunun yüzde 12- 15’lere çıkıyor. Dolayısıyla, yüzde 2-3 olan bu gibi maliyetlerimizin biranda yüzde 15’lere çıkarılması bizleri ciddi bir sıkıntıya sokmuştur. Narenciye üreticilerine uygulanan KDV uygulamasının patates üreticileri ve ihracatçılarına da aynısının uygulamasını talep ediyoruz.’

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ