24 Kasım 2017 Cuma
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Turizmle ilgili gerçekler kahrediyor !
06 Şubat 2012 Pazartesi 10:20

Turizmle ilgili gerçekler kahrediyor !

Türkiye’de yılın yatırımcısı olarak seçilen Arar, KKTC turizminde yaşanan sorunları ve yeni açacakları otelin farklı konseptini Haberdar’a açıkladı..

Simge ÇERKEZOĞLU

 

 Türkiye’de yılın yatırımcısı olarak seçilen Merit Otel Yönetim Kurulu Başkanı Reha Arar ödülünü almasının ardından Haberdar’a ülke turizmi hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Arar, ülkeye gelen turist profilin ve çevre konusunda ciddi eleştiriler yaparak Turizm’de neden istenilen başarıya ulaşılamadığını açıkladı.

 

 “ On yılı aşkın bir süredir Türkiye Cumhuriyeti’nde ciddi yatırımlar yapmak yerine tüm yatırımları KKTC’ye yönlendiriyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nde ciddi sayıda iş adamı ve yatırımcı benim bu ödüle layık gördü. Ben tüm yatırımlarımı burada yaptığım ve hayatımı burada geçirdiğim için de ödülü KKTC’de almak talebinde bulundum. Ben Kıbrıs’ta yaşıyorum ve burada mutluyum. Bu ödülü sadece kendi adıma değil ülkeye yatırım yapan tüm yatırımcılar adına aldım. Net Holding yirmi yılı aşkın bir süredir ülkeye yatırım yapan kuruluş ve bugün mal varlığının %80 ‘den fazlası da burada. Ciddi adımda Kıbrıs sevgisi ile dolu bir şirket. Bende Net Holding’de çalışmaktan mutluyum. Benim için çok önemli.”

 

 Reha Arar’a KKTC’de yatırımcı olmanın zorluklarını sorduk ve pek çok yatırımcıdan duyduğumuz benzer şikâyetleri kendisinden de duyduk. Ancak,  bir kez daha bütün şikâyetlerine rağmen ülkeye yatırım yapmaya devam edeceklerini de öğrenmiş olduk.

 

 

 

KKTC’de yatırımcı olmak çok zor

 

“KKTC’de yatırımcı olmak hiç kolay değil. Yatırımcıya ne kadar yardım edildiği önünün ne kadar açıldığı tartışılır. Sözlerim benden sonra da ülkeye yatırım yapacaklar için önemli. Ülkeye yurt dışından gelerek yatırım yapan insanların sayısı az olmasına rağmen yine de yatırımcıların önü kapanmaya devam ediyor. İnşa edilen bir turistik tesis için ruhsat alabilmemiz bir yıl sürüyor. Bürokrasi asgariye indirilmeli bir bölge içi önceden çet raporu alınmışa yeniden çet raporu talep etmenin bunun için yatırımcıyı aylarca bekletmen hiçbir anlamı yok. Ercan Havaalanından ülkeye girildiği andan itibaren devletin yatırımcıya ne şartlar sağladığı bir kez daha düşünülmeli diyorum.”

 

Yurt dışından gelen yatırımcıya toplumsal olarak gelen tepkileri sorduğumuzda ise Arar, bunun sebebini tam olarak anlamadığını söyleyerek, devletin Kıbrıslı Türk yatırımcıya yeterince ilgi göstermiyor olabileceğini veya toplumun önyargı ile yatırıcılara yaklaşma eğiliminde olabileceğini açıklıyor. “ Toplumun yabancı yatırımcıya daha fazla ilgi göstermesi ve sahip çıkması gerekiyor. Ülkeye milyon dolarlık yatırım yapan kişiye ödül yatırım yaptığı ülkeden değil başka bir ülkeden geliyor. Benim ödülü burada almak istememin diğer bir sebebi de buydu. Altında yatan bir başka mesajın daha anlaşılmasıydı.”

 

 

YAGA kuruluş amacına hizmet etmedi

 

Ülkede yatırım konusunun hala profesyonelleşemediğini ileri süren Arar, KKTC Başbakanlığı düzeyinde yatırım danışmanlığı kurulmasının önemine işaret ediyor. “Başbakanlık seviyesinde yatırım danışmanlığı kurulmalı, plan ve organize yapması sağlanmalı.” Bu noktada ülkede faaliyet gösteren Yatırım Araştırma Geliştirme Ajansı (YAGA) hatırlattığımızda ise Arar birimin bu amaçla kurulduğuna ancak zaman içinde yıpratıldığına ve devre dışı bırakıldığına vurgu yapıyor. YAGA’nın görevi yatırımın başında olmak, yapılan yatırımın gidişini takip edip, yatırımcının önünün açılması sağlayarak yatırımın takibini yapıp sonlandırılmasını sağlamak olmalıydı. Türkiye Cumhuriyet’i turizm konusundaki başarısını Turgut Özal döneminde bu yönde attığı adımlara borçludur. Bunun için uzun dönemler yatırımcıya teşvikler verildi, Başbakanlık tarafından turizm ve yatırıma yönelik danışmanlar atandı. Turizmin ayrı bir öneme sahip olması gerektiğinin farkına varıldı.”   

 

 

“Turizm devlet politikası olmalı”

 

Turizmin ülke için tek devlet politikası olduğuna vurgu yapan Arar, içinin ve altının doldurulmadığı taktirde bunun bir işe yaramayacağına ve tüm çabaların sonuçsuz kalacağına işaret ediyor. Turizm Bakanı’nın ülkeleri dolaşmasının doğru bir adım olduğunu söyleyen Arar, ancak bununla kalmayarak plan, program, tanıtım ve özendirme yapmanın da önemini hatırlatmadan edemiyor. “Turizmi devlet politikası olmasıyla birlikte ülkede turizm şuraları yapılmalı. Yol haritası belirlenmeli, bunun turizmle ilgili olan tüm devlet birimlerinin duvarlarına asılarak uygulanması sağlanmalıdır.

 

 

2011’de şansımız kendiliğinden gelişti

 

Geçtiğimiz yıla dair turizm değerlendirmesinde de bulunan Arar,  turizmdeki yükselişi plansız, kendiliğinden gelişen olaylar zinciri olarak değerlendirdi. “2011 yılında bölgede yaşanan problemle ve çatışmalar KKTC turizmine yaradı. Turizmde yükselişler yaşandı. Turizm ve varış yeri çeşitliliğinde artışlar oldu. Bunlar kendiliğinden gelişen olaylardı. Elbette Türkiye Cumhuriyeti’nin de teşviki bu gelişimi hızlandırdı. Ancak bu hep bu şekilde devam edemez.” Türkiye’de Kuzey Kıbrıs yılı ilan edilmesi fikrinin yaratıcısı olan Arar’a bu konudaki fikrini sorduğumuzda ise aldığımız cevap yaşadığı hayal kırıklığını detayları ile ortaya çıkarmış oldu. “ 2011 yılının Türkiye’de Kuzey Kıbrıs yılı ilan edilmesi iyi kullanılamadı. Fikir babası olarak ben konun yeterince iyi anlaşılamadığı kanaatindeyim. İki ülke arasında kolaylaştırılmış turizm var. Ancak gelen turist sayısında artışlar yaşanmıyor. Ülke sadece Türkiye’de bile iyi tanıtılsa bunları zaten konuşuyor olmazdık. Geçtiğimiz yılda bu konuda yeterli tanıtım yapılamadı. Kuzey Kıbrıs konvoyu yaratılması ve ülke gastronomi olarak, folkloru, görsel malzemeleri, broşürleri ve ören yerleri ile çok daha öne çıkmış olmalıydı. Kıbrıs’ın özelliklerini anlatan kitaplar basılmalı ve bu kitaplar ile ülke sanatçılarının Türkiye’yi baştan aşağıya dolaşması sağlanmalıydı. Bunun yanında Türkiye’de de topluma yön veren kişilere Kıbrıs sevgisi aşılanmalı onların etkisi ile ülkenin tanıtımı sağlanmalıydı. Ancak tüm bunları Turizm Bakanlığı denetiminde devlet değil de profesyonel kişiler yapmalıydı.”

 

Bu noktada Türkiye’den gelenler arasında kimlerin turist olduğu kimlerin olmadığı yönünde de değerlendirmeler yapılması gerektiğinin altını çizen Arar, gerçek turist rakamlarına bakarak değerlendirmeler yapılması gerektiğini belirtti. Bu noktada Güney Kıbrıs’ın turizmdeki başarılarına da dikkat çekti ve örnek alınması gerektiğini söyledi.

 

 

Çevre sorunu aşılmıyor

 

Turizmi konuşup ülkedeki çevre sorununa değinmeden geçmek kuşkusuz mümkün olamıyor. Bu konuda tam anlamı ile sınıfta kaldığımız fikri yönünde bir destek de Reha Arar’dan geliyor. “Turizm Çevre ve Kültür Bakanlığı şuanda bir elde toplanmış durumda. Oysa turizm ve çevre ayrı ayrı iki önemli ve ciddi konular. Devletin turizm politikası olacaksa tanıtım, planlama, çevre ve ulaşım bir bütün halinde yürümelidir. Koordinasyon sağlanamıyor, tüm bu konular arasında uyum yaratılamıyor, bir şeyler hep eksik kalıyor. Akdeniz’in en güzel tesislerinden bazıları burada bulunuyor. Gerçekten çok güzel, kapsamlı yeni tesisler var. Ancak otelciler kıymet göremiyor. Havaalanından çıkıp da tesise gidinceye kadar ülkeye gelen turistin gözüne pek çok kirlilik batıyor.”

 

 

Girne Limanı, KKTC’nin “yüz kararası”

 

Arar, çevre bilincinin toplumlara çocukluktan itibaren aşılanması fikrini savunanlardan yana. Turistlerin çevreyi kirletmemeye çok özen gösterdiğini söyleyen Arar, yollarda yeterince çöp kutusu olmayışını da eleştiriyor. Girne Limanı’ndan da bahseden Arar, her tanıtım ve katalogda limanın öne çıkarıldığını hatırlatarak, buraya gelen turistlerin tam bir hayal kırıklığı ve şok içinde limandan ayrıldığına vurgu yapıyor. Limanın kullanılmayan atıl kalmış köhne teknelerden arındırılması gerektiğine ısrarla dikkat çeken Arar, bölge personelini de amatör olarak değerlendiriyor. Arar gürültü, kargaşa ve şantiyeyi andıran bir ortamda turistlerin iyi vakit geçirmesinin söz konusu olamayacağını yetkililere bir kez daha hatırlatıyor. Limanı günümüzdeki durumunu “KKTC’nin yüz karası” olarak özetliyor.

 

 

2012’de yeni otel farklı turist profili

 

 2012 yılı ile ilgili olarak atılacak adımları sorduğumuzda ise Reha Arar, yeni yılda yeni konsepti ile Merit Afrodit Otel’in hizmete açılacağını söylüyor. Standart misafir odası sayısının kısıtlı olacağı otelde kral daireleri, suitler ve rezidanslar ile yeni Girne planlı sanat ve alışveriş merkezlerinden oluşan bir oteli açmaya hazırlandıklarını söylüyor. Özellikle Uzak Doğulu turistler hedef alınarak açılması planlanan tesiste onların yaşam tarzına yakın yemekler, oyunlar ve eğlenceler düzenlenmesi de hedefler arasında görülüyor. Bu konu ile ilgi olarak Hong Kong’da ofis açtıklarını da söyleyen Arar burada ciddi Kıbrıs tanıtımları yapıldığının altını çiziyor. Mart ayında ofisin resmi açılışının yapılacağını Türk ve Kıbrıs gecelerinin organize edileceğinin ve 1000 civarında turistin bir haftayı aşkın süreyle otelde konaklamasının söz konusu olacağının da müjdesini veriyor. KKTC devletinden bu yönde destek veya kredi alınmadığını söyleyen Arar, tamamen öz sermaye ile bu işlere girişildiğini açıklıyor. Bu noktada Mare Monte’nin durumunu sorduğumuzda ise öncelikli olarak Afradit Otel’in açılacağını ve Mare Monte’nin projesinin şu anda gerçekleşmesinin mümkün olmayacağını öğreniyoruz.    

    

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ