21 Ekim 2017 Cumartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tek istekleri: Kaliteli eğitim...
21 Nisan 2011 Perşembe 10:59

Tek istekleri: Kaliteli eğitim...

Bostancı’da sorunlarla boğuşan, 200 öğrencinin eğitim gördüğü bir okul. Fikri Karayel İlkokulu…

Rana SARRO - GÜZELYURT

 

Güzelyurt’tan 3 kilometre uzaklıkta Bostancı’da sorunlarla ve yokluklarla mücadele eden Fikri Karayel İlkokulu’nda eğitim zor şartlarda sürdürülüyor. Okula dönemlik gelen narenciye kesim işçilerinin çocuklarının da eğitim kalitesinin düşmesine neden olduğu bilidiriliyor.

 

 

Zodya’dan Fikri Karayel’e...

 

Okul, 1974 yılından sonra Kıbrıs’ın güneyinden ve Türkiye’den gelen göçmenlerin köye yerleşmesiyle, 11 Kasım 1974’te iki öğretmen ve 10 öğrenci ile ‘Zodya İlkokulu’ olarak eğitim vermeye başlar. Şubat 1975’te ‘Zodya İlkokulu’nun ismi değişir ve 1979 yılına kadar ‘Bostancı İlkokulu’ olarak eğitimdeki yerini alır.

 

Öğretmenler arasında en kıdemli ve başöğretmen olan Yalova (Piskobu) İlkokulu’ndan Fikri Karayel, okulun ilk resmi idarecisi olur. Dönemin okul müdürü Fikri Karayel, 1978 yılında görevi başında iken vefat etmesinin ardından 1979 yılında alınan Bakanlar Kurulu kararı ile okulun ismi ‘Fikri Karayel İlkokulu’ olarak değiştirilir.

 

 

Mehmet Malek (Muavin- Müdürlük görevini de yürütüyor):

“Okulda müdür yok, öğretmenler eksik”

 

Okulda şu anda yaklaşık 200 öğrenci, 12 sınıf öğretmeni, 5 branş öğretmeni ve müdür muavini eğitim veriyor. Okul, 2010- 11 öğretim yılına geçen yıla göre, 2 öğretmen eksikle devam ediyor. Okulda, rehber öğretmeni ve ingilizce öğretmeni eksikliği var.

 

Okul müdürü ile sekreter eksikliğinin de baş gösterdiği Fikri Karayel İlkokulu’nda, üç yıldır görev yapan Müdür Muavini Mehmet Malek, müdürlük görevini de yürütüyor.

 

Okulda görevli müdürün emekliye ayrılmasıyla müdürlük görevini de üstlenen Mehmet Malek’e ait ayrı bir müdür muavini odası dahi yok. Okulda sekreterlik görevini yapacak bir personel de bulunmadığı dikkati çekiyor. Müdürlük görevini yürüten Muavin Mehmet Malek’in sekreterlik görevlerini de yerine getirmeye çalışması ise takdirle karşılanıyor.

 

Okulda sekreter olmadığından ötürü, okulun yazışma işleriyle de ilgilenen Mehmet Malek, haftada 8 saat de derslere girdiğinden ötürü, okulda bir sekretere acilen ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekiliyor. Okulda bazı eksiklikler olduğu, okula ait oyun parkı ve kapalı spor salonu da olmadığı belirtilirken, Bostancı’da kapalı spor salonu olmadığı ve bölgenin de buna ihtiyacı olduğunu bildiriliyor. Haberdar gazetesine konuşan Müdür Muavini Mehmet Malek ile okul öğretmenleri, Bostancı nüfusunun Güzelyurt’taki okullara kaymasının yarattığı sıkıntıları ve mevcut eksiklikleri anlattı.

 

 

“Eğitim kalitesi düşüyor”

 

Kalabalık bir nüfusa sahip olan Bostancı halkı, geçmişte tercih ettikleri Bostancı’da tek eğitim ve öğretim yuvası olan Fikri Karayel İlkokulu yerine çocuklarını Güzelyurt’taki ilkokullara göndermeyi tercih ediyor. Bunun da, okulda kaliteli eğitim açısından sorunlara neden olduğuna dikkat çekiliyor. Okulda eğitim gören öğrencilerin çoğunlukla işçi ailelerin çocuklarından ibaret olmasının bir takım sıkıntıları da beraberinde getirdiği belirtiliyor. Müdür Muavini Mehmet Malek, bölge halkının Fikri Karayel İlkokulu’nu tercih etmemesi ve okulda çoğunlukla eğitim gören öğrencilerin ülkeye sezonluk gelen kesim işçileri ve işçi ailelerin çocuklarından oluştuğunu belirtti.

 

 

“İşçi ailelerin çocuklarında adaptasyon sorunu…”

 

Fikri Karayel İlkokulu’nda öğrenci kayıtlarının devamlı surette değişkenlik gösterdiği de belirtilirken, ailelerin çalışma süresinin bitmesi halinde, öğrencilerin öğretim yılı bitmeden okuldan ayrıldığını ya da öğretim yılının son günlerinde okula kayıtların yapıldığını da anlatan Malek, bunun ciddi bir sorun olduğunun altını çizdi.

 

 

“Kaliteli eğitim vermeye çalışıyoruz ancak…”

 

Okulda eğitim gören öğrencilerin mevsimlik kesim işçileri ve işçi ailelerin çocuklarından ibaret olduğunu söyleyen Malek, işçi ailelerin çocuklarıyla yeterince ilgilenememesinden ötürü, özveriyle görev yapmaya çalışan öğretmenlerin motivasyon kaybı yaşadıklarını anlatırken, bunun da okulun eğitim kalitesinin düşmesine yol açtığını söyledi.

 

 

“Bakanlık çözüm bulmalı”

 

Bu soruna Bakanlık tarafından bir çözüm bulunması gerektiğini söyleyen Müdür Muavini Malek şöyle konuştu:

 

“KKTC’ye işçi statüsünde gelen kişilerin, ülkede kalacağı sürenin belli olması gerekiyor. Bizler için tabi ki önemli olan çocukların bu göçebe süreç içerisinde harcanmaması lazım. Ülkeye girişte belli yaptırımlar olması gerekiyor. Ülkeye gelecekse ders yılını tamamlama zorunluluğu getirilebilir. İşçi ailelerin çocuklarının harcanmaması ve eğitimde sıkıntılar yaşanmaması için devlet politikasının daha etkin olması lazım.”

 

 

ÖĞRETMENLER NE DEDİ?

 

 

Hasan Zekican (Öğretmen):

 

“Eğitim kalitesi düşüyor”

 

Fikri Karayel İlkokulu’nda özveriyle eğitim vermeye çalışan öğretmenler de Haberdar’a konuştu.

 

Son on yıldır Fikri Karayel İlkokulu’nda eğitim kalitesinin düştüğünü anlatan, okulun 17’lık öğretmenlerinden Hasan Zekican, okul binasının yeterli olduğunu belirtirken, okulun mevcut sorunlarıyla ilgili de şunları söyledi:

 

“Son dönemlerde okul öğrencilerinde düşüş var. Bu düşüşün sebebi de bir kısım öğrencilerin Güzelyurt’a kaymasıdır. Genellikle kış döneminde portakal kesimi için gelen işçi çocuklarının yoğun olarak gidip gelişi eğitimde bir takım aksaklıklara neden oluyor. Mevcut yerli halkın bir kısmı çocuklarını Güzelyurt’a aktarıyor. Dolayısıyla eğitim kalitesinde bir düşüş yaşanıyor.”

 

Nisan Gürsel (Öğretmen):

“Motivasyonumuz düşüyor”

 

Okulda 3 yıldır görev yaptığını belirten Nisan Gürsel de; “Okulun en büyük sorununun köy halkının çocuklarının merkez okullara kaymasıdır. Okullar da yerleşim yerine bakmaksızın öğrencileri kabul ediyor. Köy halkının çocuklarını kendi yerleşim yerindeki okula götürmesi çok daha iyi olur” dedi. Okulun nüfusunun fazlasının göçmen ailelerin çocuklarından mevcut olmasının yarattığı sıkıntılardan da söz eden Gürsel şunları anlattı:

 

“Öğretmenlerin öğrenciye vermek istedikleri yalnızca sınıfta verdiğiyle kalıyor. Öğretmen olarak bizler öğrencilere en iyi eğitimi vermeye çalışıyoruz ancak önemli olan verilenin evde de takip edilmesidir ne yazık ki aileler akşamlara kadar çalıştıkları için çocuklar da başıboş kalıyor ve gerekli ilgi gösterilemiyor. Dolayısıyla yılsonu hedeflendiğimiz yere gelemiyoruz. Bu durum öğretmen olarak bizlerin de motivasyonunu düşürüyor açıkçası.”

 

 

Fatma Adıgüzel (Sınıf Öğretmeni):

“Şevkimiz kırılıyor”

 

Sınıf öğretmenlerinden Fatma Adıgüzel ise şunları söyledi: “Öğrencilerimizin temel ihtiyaçları karşılanmıyor ki eğitim ihtiyacı da doğsun. Çocuklar okula vakit geçirmek için gelip gidiyor gibi bir durum var. Aileler eğitim değil çocukların diğer sorunlarıyla da ilgilenmiyor. Dolayısıyla biz öğretmenlerin oldukça şevkimiz kırılır, çünkü elimizden geldiğince iyi bir eğitim vermeye çalışıyoruz ama görüyoruz ki istediğimiz seviyeye ulaşmaları mümkün olmuyor. Ayrıca okulumuzda rehber öğretmeni eksikliği var ayrıca iki İngilizce öğretmenine ihtiyaç varken ne yazık ki tek İngilizce öğretmeniyle eğitimimizi sürdürüyoruz.”

 

 

Sakine Altay (4. Sınıf öğretmeni)

“Dönemlik işçilerin kontrollü girişi şart”

 

Okulda 9 yıldan beridir öğretmenlik görevini sürdüren dördüncü sınıf öğretmenlerinden Sakine Altay da şunları söyledi:

 

“Öğrencilerimizin diğer okullara göçüyle birlikte, bir öğretmen olarak tabi ki girdiğimiz sınıfta iyi öğrencilerle devam etmek isteriz ancak düzenli gelen öğrencilerimiz çok az. Çünkü öğrenciler okulumuza düzenli gelemiyor. Tabi ki öğrenci velilerinin de yaşam şartlarından ötürü ilgisizliği de mevcuttur. Okul aile birliği oluşturmakta sıkıntı çekiyoruz. Çocuklara sürekli olarak ailelerinin okula gelmesini söylüyoruz ancak gerekli ilgiyi bulamıyoruz. Çocukların vücut temizliğinden tutun da, derste gerekli malzemeleri dahi öğrencilerden istediğimizde maalesef göremiyoruz. Bu insanların çalışma izni, sağlık belgesi ve bunun gibi kayıtlarının daha sıkı bir denetime tabi tutulması gerekiyor. Ayrıca ülkeye gelen ailelerin kontrollü gelmesinin sağlanması şart olmuştur.”

 

 

Zehra Onbaşı (Müzik Öğretmeni)

“Öteki okullarda olmayanlara sahibiz”

 

Okulumuzda daha çok gelir düzeyi düşük ve ilgisi az olan ailelerin çocuklarıyla eğitim vermeye çalışıyoruz” diyen müzik öğretmeni Zehra Onbaşı ise, birçok okulun sahip olmadığı yaklaşık yüz yıllık bir piyanoyla öğrencilere müzik eğitimi verildiğini buna karşın, ailelerin beş TL’lik flüt almaktan dahi aciz olmasının ciddi sıkıntılara neden olduğunu anlattı. Geçmiş yıllarda okulumuzda okuyan öğrenciler öteki okullara kaydırılırken, tercih edilen o okullarda müzik öğretmeni eksikliği olduğu için kolej sınavında benden yardım istediler ve ben yardım ettim. Yani bu okulu beğenmeyip, çocuklarını başka okullara gönderen bölge halkı, bir şekilde buradaki öğretmene muhtaç kalabiliyor. Bize göre, burada kalıp okullarına sahip çıkmaları gerekirdi ancak sahip çıkılmadı.”

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ