22 Kasım 2017 Çarşamba
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tarih yeniden kaleme alınıyor
15 Mart 2012 Perşembe 10:30

Tarih yeniden kaleme alınıyor

Bir gurup Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum eğitimci başlattıkları araştırmalar sonucunda Kıbrıs tarihini yeniden düzenlemeye başladı…

Elif ŞEN

Ara bölgede kurulan  ‘Dayanışma Evi’ adı altında faaliyete geçen dernek, yapılan çalışmaların ardından Kıbrıs’ın ortak tarihini yeniden ele almaya başladı. Ezberci bir eğitim anlayışının aksine eleştirisel ve bilgiyi nasıl kullanabileceği doğrultusunda bir eğitim sistemine ihtiyaç duyulmasıyla başlayan süreç hızla ilerlerken hazırlanan materyaller de okul müfredatlarına girmeye de aday nitelikte.

 

Konuyla ilgili Haberdar Gazetesi’ne açıklamalarda bulunan derneğin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, tarihçi, akademisyen, Dr. Meltem Onurkan Samani, milli tarihle, milliyetçi tarih arasındaki farkların olduğunu belirtti. Kıbrıs tarihini inceleyerek çalışmalarına başladıklarını belirten Samani, yaptıkları araştırmalar neticesinde ortak bir tarihin anlatıldığını ve her iki tarafın da yaşadıklarının aynı olduğunu dile getirirken “kitaplarda yer verilmeyen birbirlerinin acılarıydı” şeklinde konuştu.

 

“Eğitim toplumları yakınlaştırıyor!..”

Projeniz hakkında bizleri bilgilendirir misiniz? Sizin bu projede yer alışınız ve ilk ortaya çıkışından bahsedelim.

Kapıların açılmasıyla birlikte, meslek itibariyle de Rum eğitimcilerle bir araya geldik. Bu birliktelikler bir dernek çatısı altında devam etti. 2003 yılına kadar bildiğiniz gibi kapılar kapalı olduğu için hiç kimse Güney’e geçemiyordu. Kapıların açılıp, mesleki olarak bilgiler paylaşılınca tarih eğitiminin, genel olarak ise eğitimin, toplumların yakınlaşmasında rol oynadığını gördük. Aynı geçmişe farklı açılardan bakıldığını gördük. Siyasi arenada yıllardır çözüm arayışları devam ediyor. Ama eğitim eksikliklerinden dolayı zor…

 

“Eğitim anlamında katkı konulması gerekli”

Bu sürece, eğitim anlamında katkı konulması gerektiğini fark ettik. Belki de siyasi anlamda bir uzlaşıya varılabilir ama eğitim anlamında gidilmesi gereken zorlu bir süreç vardı. Bizler de dernek olarak, hemen çalışmalara başlayarak atölyeler, work shoplar düzenledik. Tarihsel araştırmalara yönelik, seminer, konferans ve uluslar arası etkinlikler düzenledik. Bugün ‘Dayanışma Evi’ olarak adlandırdığımız binanın restore edilip, kullanıma açılması derneğin yürüttüğü projelerden bir tanesidir.

 

“Çok kolay olmadı”

 Bunu yapabilmek bizim için çok kolay olmadı. Ara bölgede sivil inşa yapabilmek söz konusu bile değildi. Çok çeşitli makamlarla görüşmeler oldu.  Zorlu bir sürecin ardından ‘Dayanışma Evi’ hayata geçti.  Bu bina sadece derneğin değil, araştırma yapmak isteyen bütün bireylerin, eğitimcilerin evi oldu.

 

“Ortak noktalara baktık, her şeyimiz aynı”

Bunlarla birlikte eğitim materyalleri hazırlama bambaşka bir projeydi. Mevcut siyasi nedenlerden dolayı eğitim kategorilerinin birlikte hazırlanması pek mümkün olmuyor. Biz, mevcut ders programlarına dokunmadan bir şeyler yaptık. Ortak noktalarımıza baktık. Ve gördük ki her şeyimiz aynı. Bizde de Osmanlı var onlarda da, bizim de kayıp şahıslarımız var onların da… Bunun gibi tarih boyu devam eden birçok ortak noktamız var. Fark; birbirlerinin acıları yok… Farklılık buydu. Tarafların birbirlerinin acılarını yazmamalarıydı fark...

 

“Çatışma olan ülkelerde düşmanlık yaratılıyor”

Yaptığınız iş aynı zamanda tartışmaları da beraberinde getirebilecek bir çalışma. Bazı kesimler konuya hoşgörüyle yaklaşmadı kuşkusuz, alınan tepkiler nasıldı?

Aldığımız tepkiler bile aynıydı. Her iki tarafta da çalışmaları sürdüren arkadaşlar aynı tepkileri aldık. Bizlere Kuzey’de “Siz Rumcu musunuz?” denirken, Güney’de de “Sizler Türkçü müsünüz?” dendi. İki türlü ama özünde aynı tepkilerdi yani. Ancak belirtmek isterim ki yapılan sadece Kıbrıs’a özgü bir çalışma değil. Benzer çalışmalar Türkiye’de de sürdürülüyor. Tarih kitapları yeniden gözden geçiriliyor. Avrupa Birliği ülkeleri de bu konuda adım attı.

 

Avrupa Birliği’ne bağlı ülkeler arasında ilk adımı atan ülke hangisiydi?

Bildiğim kadarıyla ilk Fransa bunu yaptı. Fransa- Almanya ilişkileri gözden geçiriliyor. Aynı zamanda İngiltere-İrlanda tarihinde de aynı çalışmalar yürütülüyor. Yani ülkeler arasında çatışma olan ülkeler tarihsel boyutu yeniden değerlendirmeye aldılar denilebilir. Ama kitaplarda düşmanlık yine yaratılıyor. Bu çalışmaların temelinde ezberci eğitim anlayışından uzaklaşmak yatıyor. Ezbere dayalı eğitim anlayışının iflas ettiğini, geçerli olmadığını, bilgi yüklemek yerine eleştirisel yaklaşımın geliştirilebileceği yöntemler kazanmasını sağlamayı hedefledik.

 

“Gençler öğretmenlerden çok biliyor”

Artık gençler, bazı şeyleri öğretmenlerinden daha çok şey biliyor. Bilgi sınırsız ve ilerleyen teknolojiyle zaten genç nesil bütün bilgiye çabuk ve hızlı bir şekilde erişebiliyor. İnternet, ansiklopediler her türlü bilgi erişimini sağlıyor. Artık amaç eğitimde bilgi vermek olmamalı. Bilgi yığınının nasıl kullanılacağı öğrenciye anlatılmalı.

 

Yaptığınız çalışmalar konusunda ülkemizin Eğitim Bakanlığı’ndan her hangi bir geri dönüşüm alındı mı? Size konuyla ilgili desteklerini bildirdiler mi?

‘Dayanışma Evi’nin açılışına bildiğiniz gibi Dimitris Hristof ve Derviş Eroğlu geldi, desteklerini bildirdi. Bununla birlikte Avrupa Konseyi de yapılan çalışmalara desteklerini vermektedir. Türkiye ve Yunanistan’ın da desteği var. Artık bir takım şeyler eskisi gibi değil. Yapılan çalışmalara ve öğretmenlere çok daha toleranslı yaklaşılıyor diyebilirim.

 

“Umut kaybedilmemeli. Barış bir kültürdür”

Yaşanan siyasi sürece bakıldığı zaman özellikle son dönemlerde yapılan açıklamalarla halkta yaşanan bir ümitsizlik söz konusu. Egemen Bağış’ın son açıklamaları süreç açısında farklı şekillerde değerlendirilirken, sokaktaki vatandaş da bağlanmayı kabul eder bir düşünce yapısına büründü. Bu tablodan yola çıkarak, uzlaşmanın zorlaştığı bir siyasi arenada projenize geç kalınabileceğini düşünüyor musunuz?

Hiçbir zaman umudu kaybetmemek gerektiğine inanıyorum. Bakın her konuda çözüm şekli değişir. Değişik öneriler ve fikirlerle yola devam edilebilir. Çözüm şeklini ararken elbette farklı fikirler ortaya konulur. Barış bir kültürdür. Bana göre sorunları çatışmalarla ve kanla çözmek yerine daha olumlu ve yapıcı fikirlerle çözmek gerektiğini düşünüyorum.

 

“Çatışmalar sürecek…”

Çatışmalar hep vardı ve var olacaktır. Bugün bütün değerler üzerinden çatışmalar yaşanıyor. Sol- sağ kavgasından tutun da Fenerbahçe- Galatasaray konusu bile bir çatışma nedenidir. Ama artık yaşanan bu ayırımlara barışcıl yöntemler kazandırılmak lazım. Bu çözüm şekli her ne olursa olsun, lazım. İster federasyon olsun, ister Türkiye’ye tamamen bağlanmak olsun… Nasıl bir sonuca gidilirse gidilsin yeni nesil yine diyalog içinde olsun. Tarafların kabul edeceği bir sonuca gidilecektir. Bu noktadan hareketle tarafların anlaşması durumunda halkın nasıl hareket edeceği durumu çok büyük önem taşımaktadır.

 

“Açıklamalarla karşı tarafı korkuttuk”

Egemen Bağış’ın yaptığı satır aralarına baktığım zaman, açıklamalardan benim anladığım zaten bir çözüm hatta uzlaşma talebiydi. Ama çözümsüzlük tetikleniyor gibi anlamalar da oldu. Belki yapılan açıklama her iki tarafın anlaşabileceği bir şey bulmalıyız olmalıydı. Son açıklamalarla karşı tarafı korkutmuş olduk.  Her ne kadar Türk nüfusunun azlığından yola çıkarak güvenlik ihtiyacı var desek de, aynı güvelik ihtiyacını karşı taraf da duyuyor.

 

“Milli tarihle, milliyetçi tarih başka bir şey”

Yaptığınız çalışmalar bir eğitim reformu. Süreç ne zaman hayata geçecek? Yeni düzenlemeler ve müfredatla öğrencilere sunulacak kitap ve eğitim programıyla ilgili bir tarih belirlendi mi?

Süreç işliyor. Kitapların tanıtımı, öğretmenlere tanıtılması sürecin içerisinde devam ediyor. Öğretmenlere konunun anlatılması için öğretmen eğitimcileri münhali verildi. Beş günlük eğitimin ardından ekipler şehir şehir, bölge bölge gezerek hem materyal sağlayacaklar, hem de nasıl kullanılacağını anlatacaklar. Aynı zamanda öğretmenlerin fikirleri ve önerileri de alınacak. Yani süreç başladı ve devam ediyor. Arkası da gelecek.

 

Bölge ve şehirler gezilirken olumsuz tepkilerin gelmesi de bir ihtimal. Özellikle tarih alanında derslere giren öğretmenlerin çok daha ırkçı bir tutum içerisinde olduğu bilinen bir gerçek. Anlatılan dersler ve yaşam felsefelerinde daha milliyetçi, hatta ırkçı olarak nitelendirebileceğimiz eğitimcilerimiz var. Tepkileri de buradan yola çıkarsak oldukça sert olabilir. Büyük tepkilere hazırlıklı mısınız?

Açıkçası ben çok büyük tepkiler beklemiyorum. Uygun bir üslupla anlatılan bu sistemin bütün eğitimciler tarafından kabul edileceğini düşünüyorum. Her ülkenin milli bir tarihi vardır. Tabii ki bu derslerde anlatılsın. Ama bu konular ırkçı bir üslupla, düşman bir üslupla verilmesin. Türkiye’de bile çok fazla kültür olmasına rağmen dışlandığını düşünen etnik gruplar var. Söylenenlere bakıldığı zaman kimileri kendisini ötekileştirilmiş, dışlanmış hissediyor. İster istemez birilerini dışlayan, ayıran bir üslup kullanılıyor.

 

“Tarih kurgu halinde anlatıldı”

 Fransız İhtilali’nden itibaren ulus devletleri kuruldu. Bunlar tarihi bir kurgu halinde anlattılar. Örneğin ilk önce İtalya kuruldu, ardından kendilerine İtalyanım diyenler oluşturuldu. Yani resmi bir tarih oluşturuldu. Bu da iktidarı elinde tutanların yazdığı egemen tarihtir. Yine kendimize döndüğümüzde eğer iktidarı elinde tutan İslamcı ise ona göre bir tarih yazılıyor. Veya Kemalist bir iktidar varsa ona göre şekil alıyor. Aynı şekilde her ülkede bu noktadan yola çıkarak ulusal gururun yaşatıldığı bir tarih yaratılmıştır. Kendi yaptıkları hep haklı ve doğru, diğerlerinin yaptıklarıysa o kadar yanlış. Ve bu karşılıklı bütün taraflar için geçerli. Bunu bir örnekle daha açacak olursak öğrencilere verilen tarih derslerine bir bakalım. Nasıl anlatıyoruz savaşları? Eğer kaybettiysek, karşı tarafı barbar, kötü, acımasız ilan ederek. Ama eğer savaş bizim tarafımızdan kazanıldıysa bu haklı bir gurur, büyük bir başarı, kahramanlık olarak anlatılıyor. Kitaplarımız bu şekilde yazıyor. Milli tarihle, milliyetçi tarih başka bir şey. Bunun ayırımının farkına varmamız gerekmektedir.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ