19 Ekim 2017 Perşembe
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Son kullanım 2012 Mart!
18 Nisan 2011 Pazartesi 15:25

Son kullanım 2012 Mart!

Downer, doğrudan müzakereler sürecinin zaman çerçevesini çizdi

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer, müzakerelerin sonu olarak Mart 2012’yi göstererek, doğrudan müzakereler sürecinin zaman çerçevesini diplomatik bir şekilde ifade etti...



Kathimerini gazatesine özel demeç veren Downer, Güney Kıbrıs’ın Haziran 2012’de başlayacak AB dönem başkanlığı sürecinde müzakereler için yapıcı bir zamanın olamayacağını ifade etti. Haziran ayında liderlerin BM Genel Sekreteri’yle yapacakları yeni görüşmenin tarihine ilişkin bir soru üzerine Downer, bu konuda belirli bir tarihin bulunmadığını, bununla birlikte bu görüşmenin eylül ayına ertelenmesinin söz konusu olmadığını, üçlü görüşmenin haziran ayında yapılacağını vurguladı.


 

“Mümkün olan her şey yapılmalı”
 

“Herkesin haziran ayına kadar ilerleme olmayacağına inandığına” ilişkin soruya karşılık Downer, haziran ayına kadar olan mümkün olanı yapacaklarını, ancak öngörülerde bulunmasının söz konusu olmadığını belirtti. Downer, “öngörüde bulunmak ve sorumluluk yükleme oyunları burada popüler. bu ikisinden herhangi birini oynama durumunda değilim” dedi. Downer, haziran ayına kadar en iyisinin sağlanması için mümkün olan her şeyin yapılması gerektiğini ifade etti.

  

“Ban kesin şeyler söyleyecek”


Türkiye ve Güney Kıbrıs’taki seçimlerin ardından hereksin çok çaba sarf etmesi gerekeceğini söyleyen Downer, “Haziran ayından sonra eylül ve aralıkta da 3’lü görüşme mi olacak” sorusu üzerine, haziran ayında görüşmenin ötesi için plan yapılmadığını, Ban’ın haziran ayında liderlere “bazı somut şeyler” söyleyeceğini belirtti. “Somut olarak hangi konu” sorusuna ise Downer, bunların siyasi olmadığını söyledi. “Cenevre ve New York’tan daha mı somut şeyler” sorusuna da Downer “Haziran ayına kadar beklenmesi gerekir” dedi ve “somut(specific)” kelimesinin yanlış bir kelime olduğunu belirtti. Downer, “Bunun, çok kesin olacağını söyleyelim. Bana kelimeyi değiştirmem için izin verin. Ban, sürece ilişkin olarak iki lidere söyleyeceklerinde daha kesin olacak” şeklinde konuştu. Downer, ayrıca bu noktada çok dikkatli olunması, “BM’nin arabuluculuk, hakemlik veya sıkı takvimlere ilişkin gizli planlarına yönelik büyük siyasi konuların ortaya çıkarılmasına başlanmaması” gerektiğini de söyledi.

 



“Haziran’da görüşme farklı olacak”


“Liderlerin, haziran ayına kadar tüm başlıklarda Ban’a bazı ilerlemeler sunma konumunda olup olmayacakları” sorusu üzerine Downer, temel olarak böyle bir şeyi istemediklerini, haziran ayında görüşme yapıldığı zaman seçim süreçlerini arkada bırakacaklarını ifade etti.Downer, bunun farklı olacağını, farklı olduğunun görülebilmesi için de beklenmesi gerektiğini söyledi. Bir soru üzerine Downer, süreçte belirli bir zaman takviminin olmadığını her zaman söylediklerini ancak bunun da daimi olarak devam etmesinin mümkün olmadığını ifade etti.

 

 

“Müzakereler kısa zamanda tamamlnmalı”


Downer, bir başka soru üzerine, “(Güney Kıbrıs) AB dönem başkanlığını yürütürken Kıbrıs müzakerelerini sürdürmesi mümkün mü” sorusunu sordu ve dönem başkanlığının tüm Avrupa için çok fazla sorumluluk gerektirdiğine dikkat çekti. “Güney Kıbrıs’ın AB dönem başkanlığının görüşmelere bir ara verilmesi veya bu sürece bir son verilmesi için iyi bir bahane oluşturup oluşturmayacağı” sorusu üzerine de Downer, “Şu anda bana farklı bir şekilde süreçte zaman takvimi olup olmayacağını soruyorsunuz” şeklinde karşılık verdi ve müzakerelerin en kısa zamanda tamamlanması gerektiğini anlatmaya çalıştıklarını yineledi.


Downer, Güney Kıbrıs’ın AB dönem başkanlığını devralacağı Temmuz 2012’ye kadar somut takvim bulunmadığını, bununla birlikte Güney Kıbrıs’ın Mart 2012’den itibaren hummalı bir şekilde AB dönem başkanlığına hazırlanması gerekeceğini vurguladı.

 

“Benim için endişelenmeyin”
Downer, “görev süresine ilişkin sözleşmesinin en azından Temmuz 2012’ye kadar yenilenip yenilenmeyeceği” sorusu üzerine ise, altı aylık bir sözleşmenin söz konusu olduğunu belirtti. Bunun BM Genel Sekreteri ile arasında karşılıklı bir sözleşme olduğunu ifade eden Downer, zaman yaklaşınca sözleşmesini Ocak 2012’ye kadar yenileyip yenilemeyeceğine karar vereceğini söyledi. “Haziran 2011’den sonra Kıbrıs’ın sizi kaybedeceğine inanmıyorum” ifadesine karşılık, “Benim için endişelenmeyin” diyen Downer, “Konu ben değil, doğrudan müzakerelerin 2011’in ikinci yarısında başarıya ulaşması. Bunun için hazirandan itibaren büyük bir çaba sarf edilecek” dedi.



“Taksim istendiğine inanmıyorum”


Downer, başka bir soru üzerine, “iki toplumlu, iki bölgeli federasyonun, Kıbrıs için yegâne tercih olduğuna” inandığını belirterek, “üniter devlet değilse iki toplumlu iki bölgeli federasyonun ötesinde başka ne olabilir, bunun ötesinde ne olabilir ki” diye sordu. Downer, gerek Kıbrıslı Türklerin, gerekse Türkiye’nin bunun olmasına (üniter devlet) izin vermeyeceğine inandığını da belirtti. Bunun iyi veya kötü olduğunu söylemediğini, bunun görevi de olmadığını ifade eden Downer, gözlemci olarak kendi görüşlerini dile getirdiğini. “Taksimden mi bahsediyorsunuz” sorusu üzerine Downer, üniter devletten bahsettiğini, hedefin adanın taksimi değil yeniden birleştirilmesi olduğunu dile getirdi. Adanın şöyle veya böyle zaten bölünmüş olduğunu ifade eden Downer, taksimden bahsedildiği zaman statükonun resmileştirilmesinin kast edildiğini, Kıbrıslıların böyle bir çözümü istediklerine inanmadığını söyledi.
  

 

“Doğrudan ticaret onaylanmaz”


AB’ın Kıbrıslı Türklerin izolasyonun kaldırılması konusunda BM’nin görüşünü istediği ve New York’taki önerisinin ne olduğunun sorulması üzerine Downer, “Doğrudan ticaret tüzüğünden bahsettiğiniz anlaşılıyor. Biz bu konuya müdahil olmadık. Bu konu AB’ın konusu” dedi. Downer, elde ettiği izlenimin, doğrudan ticaretin onaylanmasının söz konusu olmadığı şeklinde olduğunu da belirtti.



“Eleştiriler beni ilgilendirmiyor”


(Rum) Siyasilerin kendisine yönelik eleştirilerinin sorulması üzerine Downer, “Ne söyleyebilirim ki… Beni ilgilendirmiyor. Eğer buna niyetim olsaydı ilk önce Rumca(Yunanca) öğrenirdim, ikinci olarak Kıbrıs vatandaşlığı için başvuruda bulunurdum ve üçüncü olarak da inanılmayacak kadar katı-dayanıklı (robust) olduğumu öğrenirlerdi. Kıbrıs’ta siyasi kariyer yapsaydım, benim ne kadar katı-dayanıklı olduğumu öğreneceklerdi” ifadelerini kullandı.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ