22 Kasım 2017 Çarşamba
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sinema tanıtımda öncü…
14 Kasım 2011 Pazartesi 10:50

Sinema tanıtımda öncü…

Anahtar filminin yönetmeni Cemal Yıldırım, KKTC’de yeni yeni gündeme gelen sinema sektörüyle ilgili proje ve zorlukları Haberdar’a anlattı…

Simge Çerkezoğlu

Kuşkusuz “Gün Batarken” filminin yapımı ülke sinemasında dönüm noktası olarak kabul edilmiş ve pek çok ilkleri içerisinde barındırmakla birlikte sektörün önünü açmıştır. Filmin yönetmeni Cemal Yıldırım son zamanlarda Anahtar filmi ile yeniden gündemde. İlk filimden farklı olarak tam anlamıyla sinema filmi özelliği taşıyan Anahtar, yine izleyiciyi düşünmeye ve kendini sorgulamaya yönlendiriyor. Cemal Yıldırım sadece yeni filmini değil sektörü ve geçen zaman içerisinde sektördeki gelişmeleri değerlendiriyor.

 

İlk sinema filmi fikri Atik’ten    

Cemal Yıldırım, Ferhat Atik’in Sonbahar isimli romanından uyarlanarak çekilen Anahtar filminin yapım talebinin Atik’ten geldiğini anlattığı görüşmede, Gün Batarken’de yaşanan yokluk ve sıkıntıların ardından bu sefer yapımdan kaynaklanan tüm masrafları Atik’e devrederek yönetmen olarak filme odaklandığını anlattı. Kitabın senaryoya dönüştürülmesi için Atikle birlikte altı ay çalılaştıklarını belirten Yıldırım, altı ay süren çekimlerin ardından filmin ortaya çıktığını söyledi. Aralık ayı sonunda vizyonda olması beklenen film izleyiciler tarafından da çok merak edilirken, en önemli özelliği filmin tamamına yakın kısmının Kıbrıs’ta çekilmiş ve tamamen ülkeye ait izler taşıyor olması. “ Çekimlere 28 Ocak tarihinde başladık. Yaklaşık altı ay süren çekimlerin ardından senaryo gereğince kalan son bölümü İngiltere’de çektik. Ancak başka bir ülkede çekim yapmak bizleri çok zorladı. Ulaşım ve teknik donanım sıkıntısı ile karşılaştık. Giderken yanımıza teknik imkanlarımızın çoğunu götüremedik. Bu günlerde son olarak İstanbul’a gidip laboratuar işlemlerini yerinde inceledikten sonra dağıtım aşamasına geçeceğiz. İlk önce KKTC sinemalarında izleyici ile buluşacak olan filmimizin daha sonra Türk iye’de de gösterimsini planlıyoruz.”

 

Anahtar ideolojik film değil

Yapılan her filmin bazı dertleri anlatma kaygısı ile yola çıktığını düşündüğümüz noktada Cemal Yıldırım Anahtar filminin, Gün Batarken filminden farklı olarak ideoloji filmi olmadığını açıkladı. Buradaki esas kaygının sosyal yozlaşma olduğunu söyleyen Yıldırım, çıkış noktasının da bu konu olduğuna vurgu yaptı. “soysal yaşamımızda başlayan kültürel yozlaşma tartışmasız herkes tarafından bilinen bir gerçek. Özellikle maddiyatın toplumsal yaşamımızda çok fazla ön sıralarda yer almaya başlaması ile filimde de pek çok olay bunlar üzerinden hayat buluyor. Salt bir ideoloji dayatmak yerine daha çok içinde bulunduğumuz gerçekleri izleyicinin gözleri önüne sermeyi tercih ediyor.” İlk filmin ve gerçekleştirdiği belgeselin ardından ideoloji filmi beklentisi içinde olduğumuz Yıldırım farklı bir yöne gidişini daha geniş tabana ulaşabilmek ve gönüllülük esasına göre film yapmayı aşıp çalışanlara gelir getirmek olarak özetledi.

 

Kökleşmemiz için gelir şart

“Bundan sonra çekmeyi planladığım filmler Gün Batarken filminden bile daha ideolojik filimler olacaktır. Ancak şuanda kökleşmemiz ve sinemaya gönül veren insanların gelir elde edebilmesi için daha geniş tabana hitap edebilecek bir filme imza atmak gerekiyordu. Ancak yinede bunu yaparken bile toplumdan kopmak yerine, yine içine düşülen bunalımlara değinmeden geçmedik. Sadece ben değil benimle birlikte çalışanlar arasında da projeleri olan gençler var. Senaryolara göre çok daha farklı konularda filimler yapmak hayallerimiz yok değil.”  

 

Başkaları da bu işe gönül vermeli

Sadece benim çabamla sektör gelişmesi mümkün değil diyen Yıldırım, pek çok insanın yarı zamanlı sinemacılık yaptığından söz etti. Sektörün gelişmeye başladığını da hatırlatan Yıldırım, Anahtar filminin yapım işine çalışan bazı kişilerin sadece bu meslekle para kazandıklarına dikkat çekiyor. Kendisinin arından Tamer Garip’in de kendi değer yargıları çerçevesinde dönem filmi çektiğini söyleyen Yıldırım, sırada daha başka yeni projeler olduğunun da müjdesini veriyor. Şirket olarak bundan sonraki projelerde çalışanlara ücret ödeyebilecek konuma geldiğini de belirtiyor.  

 

Devletten destek gördük

İlk filmimizden farklı olarak bu filimde yapım aşamasında olmasa da filmi sinemaya uygun hale getirmekte, 35 mm dönüştürmede, devletten destek gördüklerin söyleyen Yıldırım, aksi taktirde sinema filmi yapmanın zor olacağına dikkat çekiyor. “ Zaten ekip ve tüm çekim çalışmaları gönüllülük esasıyla yürütüldü. Ancak bittikten sonra laboratuar ortamında filmi sinemaya uygun hale getirmek için 70 bin ile 100 bin arasında değişen meblağa ihtiyacımız vardı. Çekimlerin tamamlanmasının ardından oluşturduğumuz fragmanla filmi tanıttık ve böylece ihtiyacımız olan miktara ulaştık.” Filmin yapım aşamasında devletten katkı almadıklarını belirten Yıldırım, devletten katkı görmek için yönetimin bakış açısına göre filimler yapmak gerektiğini hatırlatarak, “sistemi destekleyen yapımlar söz konusu olduğunda devletten destek elbette görebilirsiniz” ifadelerini kullandı. İlerisi için devletten daha fazla katkı sağlamanın itici güçle mümkün olabileceğini ortaya koyan Yıldırım, “sektörde ilk adımı bizler bir şekilde attık, üretimden çok laboratuar ortamında işlemleri üstlenebilecek olan devlet bu yönde kıstas geliştirebilir. Böylece daha fazla film çekilip sektör ilerleyebilir. Maddi sıkıntılar sonucunda yarım kalmış filimler olduğu biliyorum.”

 

Sponsorluk yasası şart

Cemal Yıldırım, sinema sektörünün önünün açılanabilmesi için sosyal sorumluluk projeleri çerçevesinde sponsorluk yasasının geçmesinin gerekliliğine dikkat çekerek, büyük şirketlerin sektöre yardım yapabilmesi için cesaretlenebilmesinin bu şekilde mümkün olabileceğinin altını çiziyor. “her şeyi devletten beklememiz mümkün değil.  Devlet çıkaracağı sinema yasası veya kararnameler ile ancak benim gibi bu işe inanan insanların önünü açabilir. Her yıl belli sayıda yapıma destek verme kararı alabilmenin yanında, sadece laboratuar masraflarının karşılanması da seçenekler arasında olabilir. bu rakamlar için devlet için çok fazla olmamakla birlikte, film sektörü de tanıtım seçeneği olarak kullanılabilir.

 

Sinema sektörü tanıtımda öncü

İzleyiciler filmin gerçekleştiği ülkenin farklı yönlerini bu şekilde görme şanına sahip olabilirler. Özellikle Antalya film festivalinde Anahtar filminin gösterilmesinin ardından izleyiciden gelen yorumlar Kıbrıs’ı bilmiyor oluşlarına yönelik oldu. Özellikle Türkiye basınında sadece beş yıldızlı otelleri ve kumarhaneleri ile bilinen KKTC’nin filimde farklı yönlerini izleyenler hep ülkeye gelmek istediklerini hem de şaşkınlıklarını bizlerle paylaştı. Sinema sektörü dışarıya kendimizi anlatmakta büyük öneme sahip.  Özellikle Türkiye’de Kıbrıslı Türkler ile ilgili olarak yanlış izlenimleri silmekte sinema kullanılabilir, bizimle ilgili oluşan yanlış bakış açısını düzeltebiliriz. ”   

 

Gelir elde etmede farklı alternatifler

Sinema sektörünün KKTC’de daha fazla gelir sağlayabilmesi için bu önerilerin dışında alternatifler de oluğunu söyleyen Yıldırım, bir kez daha devletten maddi kaynaktan çok sektörün önünü açması konusunda atılabilecek adımları sıralıyor. Devletin çekildikten sona filmleri değerlendirmek yerine, her yıl bir filmi tamamen finanse edebileceğine işaret eden Yıldırım, “kendilerine gelebilecek senaryo tekliflerini değerlendireler. Belki bunun sonucunda benzer yapıda Kıbrıs Türk halkının davasını anlatacak filimler çıkacak, fak etmez önemli olan üretimin yapılması sektörün önünün açılması. Bunun dışında sektörün kendi kendini idame ettirebileceği ve dünyada da sıklıkla kullanılan Film Belediyesi seçeneği de kullanılabilir. Bu yapı ülkede özellikle belirli kültürel alanlarda çekim yapılmamsına karşılık şirketlerin beli bir bedeli devlete ödemesidir. İngiltere’de bu çok fazla kullanılmaktadır. Örneğin şuanda üç yeni projenin Türkiye tarafından ülkemizde çekilmesi planlanıyor. Buna karşılık alınabilir. Oysa biz üzerinden tanıtım yapıyorlar diye yapımcılara Turizm Bakanlığı aracılığı ile para ödüyoruz. Sistem ters çalışıyor. Buradan gelir elde edip kendi filmlerimize yatırma seçeneğini değerlendirmiyoruz. Devlet bu noktada daha güçlü davranabilir” dedi.

 

Yeni proje ada’nın neden bölündüğünü anlatacak

 Yeni projesi hakkında da bilgi veren Cemal Yıldırım, müzisyen Metin Kavaz’ın klip çekmek fikri ile gündeme getirdiği konuyu senaryoya nasıl dönüştürdüklerini anlattı. “Aslında proje klip çekmek için gelmişti ama ben çok beğendim. Klip yapmak yerine senaryoyu geliştirip film yapalım dedim. Böylece adanın bölünmüşlüğünü anlatan karma bir köyde geçen proje ortaya çıkmış oldu. Şimdi siyaset bilimi eğitimi görmüş ve Kıbrıs konusunda araştırmalar yapmış dönemin tanıklarından Barış Burcu, senaryoyu biraz daha geliştirip içerisinde yaşanmışlıklar da ekledi. İki toplumlu olarak gerçekleşecek bu projeyle ilgili arzum Güney’den de filme ortak olabilecek birilerini bulmak. Gerçekleşirse adada yaşananların perde gerisini anlatacak çok güzel bir yapım ortaya çıkmış olacak.”  

 

Halkın ve basının ilgisi çok güzel

Anahtar filmine yönelik basın ve toplumun ilgisini sorduğumuz Cemal Yıldırım, ilginin çok fazla olduğunu ve bundan mutluluk uyduğunu belirtiyor. Farklı kişiler aracılığı ile edindiği bilgilerde izleyicinin filmi merakla beklediğini öğrendiğini söyleyen Yıldırım, basının da konu ile çok ilgili olduğunu ve basında çok yer aldıklarını söylüyor. Vizyona girişiyle birlikte filmin çok izleyici çekeceğine inanan Yıldırım, çabalarının boşa gitmediğini görmekten dolayı büyük mutluluk duyduğunu belli ediyor.

 

48. Antalya film festivalinde anahtar   

Antalya Film festivalinde özel gösterim olarak Anahtarın gösterildiğini anımsattığımızda Yıldırım, son üç yıldır farklı projelerle festivale katıldığını belirterek, bu noktada ülkenin tanınmamış oluşunun yarattığı engellere işaret etti.  “Anahtar filmiyle de Antalya Altın Portakal film festivaline katıldık. Filmimizin pek çok yarışma filminden bile daha çok iyi olduğu söylendi. Ancak yarışmaya katılamıyoruz. Çünkü tanınmamış olduğumuzdan dolayı festival komitesi KKTC olarak bizi yarışmaya almaktan çekiniyor. Tepkiyle karşılanmaktan, boykot edilmekten ve yarışmaya gölge düşmesinden korkuyorlar. Yine de önümüzü açmak istedikleri için özel gösterim kategorisinde bizlere yer veriyorlar. Ama artık yarışmacı olarak orada bulunmayı bizler de arzu ediyoruz.

 

Kendi dilimizle sinemada varolmalıyız

Sinemada ortak kültür dili yerine kendi dil yapımız ve Kıbrıs’a özgü konuşmamızla var olmamız gerektiğini anlatan Yıldırım, Türkiye’de de coğrafi bölgelere göre konuşma tarzları olduğunu anımsattı. Filmin anlatılan bölgeye göre şive kullanımına gidildiğini de söyleyen Yıldırım, Türkiye’nin ödüllü filmlerinden Dondurmam Gaymak’tan örnek vererek konusu Manisa’da geçen hikâyenin o yörenin diliyle anlatıldığını anımsatıyor.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ