21 Ağustos 2017 Pazartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sigarayı psikolojik destekle bırakın
03 Nisan 2011 Pazar 20:24

Sigarayı psikolojik destekle bırakın

Dr. Güven Erkal ile sigarayı ve nasıl bırakılabileceğini konuştuk

Yurdagül BEYOĞLU

Masum görünüşü ve kolay ulaşılabilirliği ile yakaya yapışan sigaranın zararları saymakla bitmiyor. Her ne kadar uyuşturucu ile kıyaslanamasa da tütünün içinde bulunan nikotinin en az eroin ve kokain kadar bağımlılık yaptığı söyleniyor.

Akciğer kanserinin yanı sıra, ağız, gırtlak, böbrek, pankreas ve rahim kanserine de yol açan sigarayı içenlerin kalp krizi geçirme riski, içmeyenlerin iki katı kadar. Damar sertliğinin de temel sebeplerinden biri olan sigara kronik bronşit ve pek çok solunum yolu hastalığına yol açıyor.

Uzmanlara kulak verirsek, sigara içen kadınlar için başka risklerde var. 35 yaşın üzerindeki sigara içen ve doğum kontrol hapı kullanan bayanlarda kalp krizi geçirme, düşük yapma ve normalden küçük bebek doğum riskinin de fazla olduğu kanıtlanmış.

Tütün endüstrisi tarafından acımasızca dayatılan sigara ne yazık ki az gelişmiş ülkelerde çok daha fazla tüketiliyor. Son dönemlerde Kitle İletişim Araçlarının da etkisiyle zararların vurgulanması ve kamuya açık alanlarda sigara yasağı getirilmesi olumlu bir adım. Ancak bu tür kısıtlamaların sigara içimini azaltmaktan ve çevredekileri korumaktan başka bir etkisi olmuyor.

Sigarayı bırakmak için gösterilen bireysel çabalar da kesin sonuç vermiyor. Nikotinin yol açtığı fiziksel ve psikolojik bağımlılıktan kurtulmak için profesyonel yardım şart. “Sigarayı Bırakma merkezleri” bu amaca yönelik kurulmuş. Yüzde 47 gibi bir başarı oranını yakalamaları ise sigarayı bırakmak isteyenler için umut kaynağı.

Sigarayı bırakmak isteyenler için ülkemizde de bir merkez var. Dahiliye Uzmanı Dr. Güven Erkal tarafından hayata geçirilen merkez, sigarayı psikolog denetiminde bıraktırıyor. Çeşitli yöntemlerin yanı sıra psikolog tarafından desteklenen tedavide, bağımlı kişinin belli aralıklarla aranması kontrol mekanizmasını harekete geçirerek süreci hızlandırıyor.

Elit Hastanesi’nde Dahiliye Uzmanı olarak görev yapan Dr. Güven Erkal ile Sigarayı ve nasıl bırakılabileceğini konuştuk.

 

Soru: Böyle bir merkezi kurmak nereden aklınıza geldi?

Bununla ilgili olarak Türk Toraks Derneği’nin eğitimini aldım. İzmir 9 Eylül Üniversitesinde böyle bir eğitim verildiğini söylediler. Profesör Oğuz Kılınç saygıdeğer bir hoca ve ekip olarak tüm ülke sathında müthiş bir çalışma yapıyorlar. Her yere ellerini atmış durumdalar. Ülkedeki sigarayı bırakma oranını yüzde 47’ye kadar yükselttiler. Bu işi gönüllü yapıyorlar… Müthiş bir ekip.

Ben buna nasıl katılabileceğimi sordum. Önce internet üzerinden eğitimimi tamamladım. İnternet eğitimimin ardından İzmir’de kursa katılıp, diplomamı aldım. Böylece Kıbrıs’a taşımış olduk. Burada (Elit Hastanesi’nde) hizmet veriyoruz.

 

Soru: Nasıl bir tedavi yöntemi uyguluyorsunuz?

Tedavimizde tamamen bitkisel ve doğal yöntemler uygulanıyor. Tedavinin üç kolu var. Alttaki kol beyindeki bağımlılığı kırmak, diğeri psikolojik yardım, üçüncü kol ise davranışları düzenlemek şeklinde. Hastaya bu üç koldan müdahale ediyoruz. Bunun için 6 aylık bir ekip çalışması yürütüyoruz. Tedavi, hastayla karşılıklı görüşme, randevulaşıp belirli aralıklarla çağırma ve telefonda belirli aralıklarla ilişkileri sürdürme esasına dayanıyor.

Nikotin bantları, nikotin sakızları ve gerekirse ilaç vererek sıkıntılı bir periyodu sıkıntısız olarak geçirmeye çalışıyoruz. Bunun yanında psikologlarımız devamlı surette hastayla görüşerek psikolojik yardım veriyorlar.

Burada kişinin yakınlarına, ailesine ve iş arkadaşlarına da görev düşüyor. Biz genellikle aile bireyleriyle de görüşerek hastanın işini kolaylaştırmaya çalışıyoruz.

 

“İsteyerek gelmeliler”

Soru: Kişiler dönem dönem nikotin bantı, nikotin sakızı gibi yöntemlerle sigarayı bırakmaya çalışıyorlar. Bu tür maddelerin kontrolsüz kullanımı sakıncalı mı?

İçicilerin tek başına çeşitli sigarayı bırakma yöntemleri denemesini hiçbir zaman tavsiye etmiyoruz. Nikotin bandı ve sakızının yan etkileri var. Biz bunları hastalarımıza anlatıyoruz. Kalp krizi geçiren bir kişi nikotin bantı kullanamaz. Bu yüzden doktor gözetiminde, psikolog gözetiminde yapılması gerekir. Uzmanlar sigara bağımlılığının eroin, kokain bağımlılığına eşdeğer olduğunu söylüyorlar. Mutlaka destek alınması gerekir. Ayrıca hastaların kendi başlarına sigarayı bırakmayı denediklerinde başarı oranı yüzde 15’i geçmiyor. İstediğimiz hastanın kararlılıkla bize gelmesi. Kararlılıkla gelirse bizde tedavimizi rahatlıkla sürdürebiliriz. Zaten Formülümüz: Kararlılık+destek+tedavi=başarı.

 

“Çocuklar ve gençler sigara endüstrisi için uzun vadeli kazanç”

 

Soru: Sigaranın az gelişmiş ülkelerde, gelişmiş ülkelere nazaran daha yaygın olmasını neye bağlıyorsunuz?

Gelişmiş ülkelerde yapılan çalışmalarla, sigara kullanımında bir iniş yakalandı ancak az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yükseliş var. Bu da tütün endüstrisinin müthiş tekniklerine bağlanabilir. Acımasıza her şeyi kullanıyorlar. Güzel kadın, lüks arabanın yanı sıra Fred ve Barney’i bile kullanıyorlar. Burada hedef çocuklardır. Yetişkinler bu endüstriye az kazandırır ancak çocuklar ve gençler uzun vadeli kazançtır. Şimdi ise sinsi bir teknik daha geliştirdiler; nargile. Nargileyi masum gösteriyorlar ama sigaraya başlamanın ilk basamağı. Sigara bugün dünyadaki ölümcül hastalıkların oluşumundaki birincil etkendir. Bunun için ailelere ve hekimlere çok görev düşmektedir. Devletin bu konuda yeterli çalışma yaptığına inanmıyorum. Ne Sağlık Bakanlığı, ne de Eğitim Bakanlığı üzerine düşeni yapmıyor. Sigara endüstrisinin acımasız tekniklerine karşı ciddi bir karşı çalışma başlatılmalıdır. Son zamanlarda Türkiye’de gösterilen bir reklam var. Bu reklamda akciğeri sıkıyorsunuz, siyah bir sıvı akıyor. Türkiye’de yapılan araştırmada bu reklamın sigarayı bırakma adına çok başarılı olduğu tespit edildi. Çocuklar ağlayarak, sigara içen anne-babalarının yanına gidip “içme” diyorlar.

Anne babalar da bilmeli ki, karşısında sigara içilen çocuğun sigaraya başlama olasılığı diğer çocuklara nazaran çok fazla. O yüzden en büyük sorumluluk öncelikle ailelere düşüyor.  

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ