19 Kasım 2017 Pazar
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sanatçı olunmaz, doğulur sözünün ispatı
04 Mayıs 2011 Çarşamba 09:49

'Sanatçı olunmaz, doğulur' sözünün ispatı

Kıbrıslı müzisyenimiz, kendisiyle ve müziğiyle ilgili bilinmeyenleri Haberdar'a anlattı...

Elif ŞEN

 

Sanatçı olunmaz doğulur söyleminin ispatı gibi çıkıyor karşımıza Arman Ratip. Hayatın içinden ama bir o kadar da farklı. O kadar çok şey var ki sormak, konuşmak istediğim zamanın azizliğine takılıp kalmış gibi hissediyor insan kendini. Kısa zamanda çok şey paylaşabilme isteğinin aceleciliği ile güzel bir sohbet gerçekleştiriyoruz sanatçıyla. Arman Ratip bir müzik adamı. Kendi ürettiklerini yorumlayan, notaların piyano tuşlarına vuruşuyla ruhu can bulan bir müzik adamı üstelik. Kendi eserlerini anlatırken bir o kadar da mütevazı, “ aman öyle yazmayın da şimdi yanlış anlamasınlar” diyor sohbet ederken. Yurtdışında defalarca konserler vermiş, İngiltere’nin en tanınmış isimleri ile birlikte olmuş, belki de bir çok insanın yerinde olmak isteyeceği başarı grafiğinin içinde o kadar mütevazı ki Arman Ratip, insan onun yanında mahçup hissediyor kendini.

 

 

Yedi yaşında ilk beste

 

Her köşesinde müziğin olduğu, müziğin konuşulduğu bir eve doğunca, insanın sanatçı olmasından daha doğalı yok. Arman Ratip de ünlü bir piyano sanatçı annenin oğlu. Annesi Jale Refik, henüz beş yaşındayken başlamış oğluyla piyona çalışmaya. “Annem çok iyi bir müzisyendi. Birlikte çalışmaya 5 yaşında başladık. Yaklaşık 12-13 yıl da annemle çalışmaya devam ettim. Evimize gelen aile dostumuz Macar bir piyanist vardı. O da annem kadar başarılı bir müzisyendi. Annemle birlikte benim yeteneklerimi o da fark etmiş, başarılı olacağıma inanmıştı. İlk bestemi de yedi yaşımda yaptım. Beğenilmek, takdir edilmek hangi yaşta olursa olsun insanın hoşuna gidiyor” şeklinde anlatıyor Arman Ratip Haberdar gazetesi okurlarına müziğe çıktığı ilk yolculuğu.

 

 

“Bir blok oluştu, notaları okuyamadım”

 

Henüz çocukluktan gençliğe ilk atılan adımlarda Ratip’in İngiltere yolculuğu da başlıyor.17 yaşındayken gittiği İngiltere’de kendisinin de tam olarak anlam veremediği bir şeyler oluyor ve genç yetenek notaları okuyamıyor, öğrenemiyor. Arman Ratip; “ Benim küçük yaştan beri yaşadığım bir sıkıntım vardı. Nota okuyamıyordum. Nedenini bilmiyorum. Sanki önümde bir blok oluştu ve notaları okuyamadım” diyerek şimdi dönüp baktığında “iyi ki de okuyamamışım. Çünkü bur durum benim kendi eserlerime yönlenmemi sağladı” şeklinde anlatıyor kendine ait bestelerin çıkış noktasını.

 

 

“Nota okusaydım virtüöz olmak için çalışacaktım”

 

Yetenekleri olmasına rağmen eğer nota okuyabilseydi diğer piyano sanatçıları gibi günde beş saat çalışan ve ustaların eserlerini doğru çalabilmek için emek harcayan, virtüöz olabilme yolunda uğraş vermesi gerekeceğini anlatan Ratip, yaşadığı bu olayı kendisi için şans olarak addediyor.

 

 

“Misyonum kendi eserlerimi tanıtmak”

 

Annesinin verdiği eğitim sayesinde büyük bestecilerin eserlerini de çalabildiğini anlatan Arman Ratip, bütün ünlü eserleri çalabilmesine rağmen, hiçbir zaman onların eserlerini çalan bir sanatçı olmak istemediğini belirterek “Dünyada yüzlerce, binlerce büyük bestecilerin eserlerini çalanlar var. Ben onlardan biri olmak istemedim. Klasik müziği çok sevdiğim halde kendi adıma böyle bir karar aldım. Benim misyonum kendi eserlerimi bestelerimi dünyaya tanıtmaktı” dedi.

 

 

“Yazmakla müzik arasında çelişki yaşamadım”

 

Arman Ratip müzikle yazmayı birlikte yürüten notlarla anlatabildiği kadar kelimelerin de cümleler içindeki anlamlarını güçlendiren biri. Söyleşimizde sanatçının yazma yeteneği üzerine de konuştuk. Müzikten hiç kopmamasına rağmen yazmak da onun için vazgeçilmezler arasında. Yazma tutkusu ilk gençlik yıllarında dedesinin Kıbrıs’ta yayınladığı gazete ile başlamış Arman Ratip’in. 17 yaşında gittiği İngiltere’de de bu işin akademik eğitimini almış. Bu dönemde müzikten koptu mu diye soruyoruz sanatçıya “Müzikten hiçbir zaman kopmadım. Hayatımın her döneminde müzik vardı” şeklinde yanıtlıyor bizi. Çok genç yaşta olmasına rağmen aldığı gazetecilik eğitimi ile birlikte müziği de devam ettiriyor Arman Ratip. “Yazmakla, müzik arasında hiçbir zaman çelişkiye düşmedim. Hayatımda müzik her zaman ayrı bir yerdeydi ama yazma da ayrı bir tutku oldu bende. Bilim kurgu alanında iki kitabım yayınlandı. Ayrıca Dünya’da ilk tavla kitabını yazan Türk de benim. O dönemlerde tavla çok popülerdi, ben de bunu İngilizce olarak yazdım. Kitabım oldukça fazla sattı. Çok güzel övgüler aldım.İngiltere’de 20 bin, Amerika Birleşi Devletleri’nde de 40 bin gibi önemli satışlara imza atıldı” şeklinde konuşuyor sanatçı.

 

 

Kıbrıs’ı her yönüyle anlatan dergi

Sanatçı yazım kariyerine bir de dergiciliği eklemiş. 1980-2003 yılları arasında Kıbrıs’la ilgili dergi yayınlamış Ratip. Dergide sadece Kıbrıs politika ile anlatılmamış içinde Kıbrıs Kültürü, Turizm ve yöresel zenginliklerle ilgili her konu ele alınmış.

 

 

Kıbrıs’a dönüş

 

Arman Ratip, bütün bu başarıları ile hem gazeteci kimliği hem de müzikteki başarıları ile anılan önemli bir isim olmuş hem Kıbrıs’ ta hem de İngiltere’de. Fakat şartlar her zaman istenildiği ya da düşlendiği gibi ilerlemediği için sanatçı tekrar doğduğu ülkeye Kıbrıs’a dönmüş. Avrupa’da yaşadığı dönemlerde müzik ve gazetecilikle uğraşmanın kendine bir çok avantaj kazandırdığını anlatan Ratip, ne yazık ki parasal anlamda kariyerine devam edebilecek bir kazanca sahip olamadığını anlatıyor bizlere. Bunun nedenlerinden birini de kendisinin popüler müzikten bir çizgi içersinde olduğunu ifade ederek açıklayan Ratip “İyi bir müzik dinleyicisi, beni görmese bile örneğin radyoda ki bir yayını dinlerken bu Arman’ın müziği diyebilir. Benim kendime ait bir tarzım, kendi stilimde çaldığım müziğim var” diyor.

 

 

“Adada olmak dezavantaj”

 

Kıbrıs’ın küçük bir ada olması nedeniyle arzu edilen desteği görmesinin mümkün olmadığını belirten Ratip, düzenlenen organizasyonlarda bile sadece ulaşım konusunda yaşananların diğer ülkelerden daha sıkıntılı olduğunu ifade ediyor.

 

 

“Ben ülkemin insanlarını seviyorum”

 

Hayatta artıları ön plana çıkarıp, eksikliklerden konuşmayı tercih etmiyor sanatçı. Israrla sorduğumuz ve ters giden şeylerin cevabına ulaşmak istediğimiz sorularda bile samimi ve içten “Ben ülkemi, ülkemde yaşayan insanları seviyorum; onların da beni sevdiğine inanıyorum” şeklinde konuşan sanatçı, yaşanan siyasi çekişmeler sorunların da sanatla bir alakasının olmaması gerektiğine vurgu yapıyor. “Benim prensibim sanatıma politikayı karıştırmıyorum. Türkiye’deki sanatçılar politik tercihlerinden dolayı zaman zaman saldırılara uğruyorlar. Bana göre sanat başka, politika başka. Ben sanatın içine politika karıştırmıyorum” diyor.

 

 

Başarının imzası iki plak

 

Hayatın içinde keşkelere pek yer vermemiş sanatçı. Hayatı üretmek hep daha fazla üretmekle geçmiş ancak İngiltere yolculuğundan dönme fikrinin biraz daha ertelenebileceğini dile getiriyor bizlere. Avrupa’ da karşısına çıkan ekonomik sıkıntıların yanı sıra bir sanatçının karşısına çıkan şansları da gördüğünü ifade eden sanatçı, “EMİ plak şirketi ile bir sözleşme imzaladım ve iki plak yaptım. Bu özellikle o dönemlerde kolay bir şey değildi. Herkes beni tanıyor ve beğeni ile dinliyordu” şeklinde anlatıyor hak ederek elde ettiği başarısını.

 

Kıbrıs’ın ada oluşu ve iklimsel özellikleri ile bir sanatçıya ilham verebilecek güzelliklerinden de söz eden Arman Ratip ile daha geniş zamanlarda konuşabilmek adına sözleşerek bitiriyoruz keyifli sohbetimizi.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ