13 Aralık 2017 Çarşamba
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sağlığımızı kaybediyoruz
27 Mart 2012 Salı 12:28

Sağlığımızı kaybediyoruz

Ülkedeki sağlık sistemini masaya yatıran Haberdar Gazetesi uzmanlarla görüştü

Elif ŞEN

Sağlık haftasını geride bıraktığımız şu günlerde ele alınan sağlık sorunlarını Haberdar Gazetesi uzmanlarla görüştü. Ülkenin içinde bulunduğu sağlık sorunlarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Kıbrıs Türk Tabipleri Odası Başkanı Suphi Hüdaoğlu, Tıp-İş Başkanı Erol Şeherlioğlu ve Serbest Çalışan Hekimler Birliği Kandemir Berova ülkenin içinde bulunduğu sağlık sistemini değerlendirdi.

 

Sağlık bütçesi AB standartlarının altında

Avrupa Birliği’nin öngördüğü sağlık bütçesinin altında bir bütçenin ayrıldığı konusunda ortak görüş bildiren uzmanlar, özellikle devlet hastanelerindeki yataklı tedavinin yetersizliğine değindi.

Yapılan harcamalardaki yanlışlıklara dikkat çeken Kıbrıs Türk Tabipleri Odası Başkanı Suphi Hüdaoğlu,

 

Kaynaklar doğru kullanılmıyor

Ülke nüfusu için 2 adet MR ya da tomografi cihazı yeterliyken, bizde 9 adet olduğunu belirterek kaynakların doğru kullanılmadığını belirtti.

 

Doktor performansı düşüyor

Yükselen sigortalı sayısıyla birlikte devlette çalışan doktorların yeterli hizmet vermekte zorlandığını belirten Kandemir Berova “Artan hasta sayısı hekim performansını düşürmekte, hasta için ayrılan süreyi kısaltmakta ve bütün bunların sonunda hastalıkların teşhisini zorlaştırmaktadır” dedi.

 

Doktorlar güvencesiz çalışmaya mahkûm

Hekimliğin mesai saatlerinin yok sayılarak yürütülen bir meslek olduğunu vurgulayan Erol Şeherlioğlu, yaptığı açıklamada hekimlerin güvencesiz çalışma koşullarına mahkum edildiğini söyledi.

 

Kıbrıs Türk Tabipleri Odası Başkanı Suphi Hüdaoğlu:

“Ücretli hizmeti yanlış buluyoruz”

KKTC'de sağlık sistemi sizce ne kadar sağlıklı? Devletin sağlık sistemi vatandaşa yeterli hizmet verebiliyor mu?

Ülkemizde sağlık sisteminin çağdaş seviyeye çıkması için; herkesin sağlık güvencesi altına alınmasını muayenehane, özel klinik ve hastanelerde de hekim ile hasta arasına paranıngirmediği bir sistemin kurulmasını hastaların hekim seçme haklarının sağlanmasını beklerken; devlet hastanelerinde ücretli hizmet verilmesine başlanmasını yanlış buluyoruz.

Koruyucu hekimlik, halk sağlığı ve çevrenin korunması çalışmaları yetersizdir:

*Gıda Güvenliğiyle ilgili önemli eksikliklerimiz var. Devlet Laboratuvarı

özerkleşmelidir.

*Sıvı Atıklar arıtılmadan dere, gölet, ova ve denizlere boşaltılıyor.

*Katı Atıklarda ayrıştırma, yeniden değerlendirme, bilimsel bertaraf

yöntemlerini uygulayamıyoruz.

*Okul Kantinlerinde sağlıksız ticari ürünleri çocuklarımıza satıyoruz. Kendi

ürettiğimiz doğal ürünleri de pazarlayamıyoruz.

*Taş Ocakları önemli ekosistem parçalanmasına sebep olmaktadır.

*Ağaçlandırmaya daha fazla önem vermeliyiz.

*Toplu taşımaya yeterli önem verilmediği için hava kirliliğinde ciddi artışa

sebep olunmaktadır.

 

“Sağlığa ayrılan fark artıyor”

AB standartlarında sağlığa ayrılan pay ne kadar; ülkemizde sağlığa ayrılan pay ne kadardır?

Dünya Sağlık Örgütü, tıbbi teknoloji üretmeyenler için ayrılması gereken payın yüzde 15 olmasını önermektedir. Bu payı yüzde 15’in altında olan ülkeler arasındaki fark her geçen gün artar. Bizde yıllardır sağlığa ayrılan fark yüzde 4 ila 5 olduğundan dolayı fark giderek artmaktadır.

 

“Kaynaklar doğru yere harcanmıyor”

Sağlık bütçesi olarak ayrılan pay da doğru yere gitmiyor. Örneğin bizim yaşadığımız topraklarda yaşayan nüfus 1 milyon olarak kabul etsek bile ki bu en abartılı rakamdır. Bu nüfus için 2 adet MR ya da 2 adet tomogrofi cihazı yeterlidir. Oysa bizler 9 adet MR cihazı aldık. Bu da bizim kaynaklarımızı doğru kullanmadığımız anlamına gelmektedir. Bahsettiğim cihazlar maddi olarak oldukça pahalı. Bu kadar cihaz alınınca sağlık kurumu ya zarara uğrayarak batıyor ya da daha fazla işlem yapalım diye uğraşı veriyor.

 

“Diğer bakanlıklardan alınacak yüzde 1 yeterli olur”

Bize göre eğitim ve çevreyle ilgili bakanlıklar hariç diğer bakanlıklardan yüzde 1’lik pay ayrılsa çok daha iyi yerlere gelinebilir. Bahsettiğim yüzde 1’lik rakamla diğer bakanlıklarında hizmetleri aksamaz. Hükümetin zaten vergisi eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetleri için harcanmaktadır. Harcamalarda israfı giderecek yöntemler geliştirmemiz gerekiyor.

 

“Herkesin sağlık hizmeti almaya hakkı var”

Örneğin ülkeye turist olarak gelenlere mutlaka sağlık kapsamı altında sigorta yapmamız gerekmektedir. Yaşayan her kesin sağlık hizmetlerinden yararlanmaya hakkı vardır. İster kaçak yaşasın, ister sigortalı olsun… Hangi şartlar ve koşullar altında olursa olsun dünyadaki herkesin sağlık hizmeti alma hakkı vardır. Sağlık sigortalarında elde edilen primlerden sağlık sektörüne aktarım olursa çok daha iyi noktalara gelineceğine inanıyorum.

 

“Hekim kararını vermelidir”

Devlette çalışan bir hekimin aynı zamanda özel bir klinik çalıştırması size göre ne kadar doğrudur. Size göre bu etik midir?

Bize göre hekim kararını vermelidir. Bizim savunduğumuz hekimin tam gün çalışması yönündedir.  Çalışan hekimlere mesleklerinde hak ettikleri maaş verilmediği için verim de düşmektedir. Her zaman söylediğimiz ve savunduğumuz bir hekim maaşının bir hakim maaşına denk getirilmesidir.

 

Devletin sağlık sistemi vatandaşa yeterli hizmet verebiliyor mu?

Ne hekimler ne de vatandaş yeterli hizmetin verildiğini düşünmüyor.

 

“Eksiklikler birbirine entegre edilmeli”

Son yıllarda peş peşe açılan özel hastaneler devleti verdiği hizmetlere ne kadar alternatif oluşturabiliyor?

Devlette bugün en donanımlı hekim grubu Lefkoşa Burhan Devlet Hastanesi’nde bulunmaktadır. Ancak bina güven vermediği için sağlık hizmeti alacaklar ya özel hastaneye ya da üniversite hastanelerini tercih etmektedir. Devlet hastanesinde otelcilik hizmeti diğerlerine göre daha eksikliklerle devam etmektedir. Eksiklikler birbirine entegre edilmelidir. Özel hastanelerde atıl duran bazı branşlar öne çıkartılabilir.

 

Son yılların en popüler söylemleri sağlık turizmi KKTC'nin koşullarında ne derece başarılı olabilir?

Doğru temeller üzerine atılırsa ülkedeki sağlık turizmi başarılı olabilir. Özellikle fizik tedavi alanında iyi işler yapılabileceği inancındayım. Ülkemizde var olan kıyı, güneş ve kum, avantajlı bir duruma getirilebilir. Ancak dikkat çekmek isterim ki kayıt dışılık önlenip, doğru temeller üzerine kurulu bir sistem geliştirilirse başarılı olunabilir.

 

Serbest Çalışan Hekimler Birliği Kandemir Berova:

“Ne hekim ne de hasta mutlu…”

KKTC'de sağlık sistemi sizce ne kadar sağlıklı? Devletin sağlık sistemi vatandaşa yeterli hizmet verebiliyor mu?

Maalesef sağlık sistemimizin sağlıklı olduğunu söylememiz biraz zor. Ne hekimler ne de hastalar bu sistemde mutlu değil aslında. Hekimler çalışma koşullarından şikayetçi iken, hastalar ise sağlık hizmetinin yeterli düzeyde olmadığını düşünüyor. Her iki kesim de şikayetçi ve mutsuz.  Sağlık hizmetlerinin eşit ve dengeli dağıtılamaması, organizasyon yetersizliği,  sağlığa ayrılan bütçenin yetersiz oluşu ve en önemlisi sağlık hizmetleri karşılığında alınan ücretlerin genel bütçeye dönmesi, kendi içerisinde yeniden sağlık hizmetleri için harcanmasına olanak verilmemesi ülkemizde sağlık hizmetlerini olumsuz etkileyen faktörlerdir. Ülkemizde mevcut duruma bakacak olursak, sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde devletin sorumlu olduğunu, özel teşebbüsün de devletin gözetim ve denetiminde faaliyet gösterdiğini görürüz.

 

“Kamu hastaneleri yatılı tedaviyle meşgul olmalı”

Kamu tarafından yürütülen sağlık hizmetleri Sağlık Bakanlığı bünyesindeki hastane ve sağlık merkezlerinde verilmektedir. Kamuya ait yataklı tedavi kurumlarında büyük oranda ayaktan hizmet verilmekte, yataklı tedavi hizmetleri de yetersiz derecede kalabilmektedir. Bizce merkezi kamu hastaneleri öncelikle acil ve yatılı tedavi gerektiren hastaların tedavisiyle meşgul olmalıdır. Giderek artan poliklinik talebi kamu hastanelerinde yeterince karşılanamamaktadır.

 

“Artan hasta hekim performansını düşürüyor”

Artan hasta sayısı hekim performansını düşürmekte, hasta için ayrılan süreyi kısaltmakta ve bütün bunların sonunda hastalıkların teşhisini zorlaştırmaktadır. Poliklinik hizmetlerinin talebi karşılamaması nedeniyle hastanelerin acil servislerine olan başvuru giderek artmaktadır. Bu durum zaman zaman hastalar ve acil sağlık görevlileri arasında gerginliğe yol açabilmektedir.  Acil servislerde ilk müdahaleleri yapılan hastaların ise sonraki takipleri ilgili uzman hekim polikliniklerindeki aşırı yüklenme nedeniyle yetersiz kalmaktadır. Görülüyor ki hastalar kısır bir döngü içerisine itilmişlerdir.

 

“Sigortalı işçiler için müessese oluşturulmadı”

Özellikle son yıllarda sosyal sigortalı hasta sayısı giderek artmıştır. Sosyal sigortalı sayısının artması kamu hastaneleri ve diğer kamu sağlık merkezlerindeki poliklinik hizmetlerine talebi artırmıştır. Bu da hastaların muayenesi için hekim tarafından ayrılan sürenin giderek azalmasına sebep olmuştur. Hasta memnuniyetsizliği artmıştır. Birçok sosyal sigortalı hasta hastalık sigortası primlerini düzenli ödemesine rağmen tekrardan ücret ödeyerek özel sağlık sunucularından faydalanmaktadır.

 

Sosyal sigortalı işçilerin faydalanabileceği herhangi bir işyeri hekimliği müessesi oluşturulamamıştır. Bu da birçok hastalığın teşhissiz kalmasına ve toplum sağlığının olumsuz etkilenmesine yol açmıştır. Özet olarak halen kamu sağlık merkezlerinde verilen poliklinik hizmetleri hastaların talebini karşılayacak yeterlilikte değildir. Bunun dışında poliklinik hizmetlerindeki aşırı yoğunluk yatılı tedavileri de olumsuz etkilemektedir.

 

AB standartlarında sağlığa ayrılan pay ne kadar; ülkemizde sağlığa ayrılan pay ne kadardır?

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre Devletin bütçeden sağlığa ayırması gereken pay %15 olmalıdır.  KKTC’nin 2011 bütçesinden sağlığa ayırdığı pay ise  % 5.89’dur. AB ülkelerinde sosyal güvenlik uygulamaları birbirlerinden önemli farklılıklar göstermelerine karşın ortak iki temel yön görülmektedir: Birincisi, milli gelirden sosyal güvenliğe ayrılan kaynakların yüksekliği; ikincisi ise sosyal güvenliğin finansmanında devlet katkısının büyüklüğüdür.

 

Tam gün hizmet vazgeçilmez koşul

Devlette çalışan bir hekimin aynı zamanda özel bir klinik çalıştırması size göre ne kadar doğrudur. Size göre bu etik midir?

 Kamu sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlerin tam gün hizmet vermeleri sosyal sağlık hizmetlerinde vazgeçilmez koşuldur. Aynı şekilde serbest hekimler de muayenehanelerinde ve/veya özel hastanelerde tam gün hizmet vermelidir. Ne yazıktır ki, devlet bunun sağlanması için gerekli olan koşulları sağlamakta yetersiz kalıyor.

 

“Yasalar göz ardı ediliyor”

Bu durumda yasaların bile göz ardı edildiği açıkça ortadadır. Bir bütün olarak çalışacak sağlık sisteminin tüm yapıtaşları “tam gün” hizmet anlayışıyla çalışmalıdır. Genel sağlık sigortası ile desteklenecek ve ulusal sağlık programı ile düzene sokulacak sosyal sağlık sistemi için yeterli insan kaynağına sahibiz. Bunun oluşturulması bir devlet politikası olmalıdır. Bence etik olan budur.

 

“Özel hastaneleri alternatif görmek yanlış”

Son yıllarda peş peşe açılan özel hastaneler devletin verdiği hizmetlere ne kadar alternatif oluşturabiliyor?

 Özel hastanelerin, devletin verdiği hizmetlere alternatif görülmesi yanlıştır. Özel sağlık hizmetleri kamu sağlık hizmetlerinin tamamlayıcısıdır.  Sağlık hizmetleri pahalıdır. Bu nedenle genel sağlık sigortasının olmadığı bir ortamda özel hastanelerin çok büyük ekonomik sıkıntılar yaşadığını söyleyebiliriz. Özellikle ülkemizin ekonomik darboğaza girdiği son dönemde baskı giderek artmıştır.

 

“Sağlık bir bütündür”

Hastaların kendi olanaklarıyla özel hastane yapılanmasını finanse edebileceğini düşünmek saflık olur. O nedenle Serbest Çalışan Hekimler Birliği olarak ülkenin sağlık sisteminin yapılanmasında öneriler getiriyoruz. Sağlık bir bütündür. Bu bütünü oluşturan yapıtaşları ise hekimlerin ve sağlık çalışanlarının hizmet verdiği sağlık kuruluşlarıdır. Sağlığın tüm unsurlarının bir ahenk içinde çalışmasını sağlayacak bir ulusal sağlık politikası oluşturmamız gerekiyor. Muayenehaneleri sağlık sisteminin en küçük yapı taşları olarak kabul edebiliriz. Bu yapı taşının toplumumuzda sağlık için en çok tercih edilen ilk basamak sağlık kuruluşları olduğu bilinmektedir. Öyleyse hekim ve hasta münasebetinin ilk etapta, çoğunlukla muayenehanelerde gerçekleştiğini söyleyebiliriz.

 

“Muayenehane hekimliği az nüfuslu ülkelerde önemlidir”

Muayenehane hekimliği özellikle az nüfuslu ülkelerde önem kazanmaktadır. Muayenehanelerin tüm ülke sathına yayılması ekonomik olarak daha mümkündür. Hekimin olası devlet teşvikleri ve/veya kendi imkânlarını dâhil ederek kendi yatırımıyla yapacağı muayenehanesini sahiplenme duygusu da yüksek olacak ve böylelikle uzun süre bölge halkına hizmet verebilecektir. Bu tip yapılanma devletin yönlendireceği ve kontrol edeceği bir genel sağlık sigortası ile desteklenmelidir.

 

“Birinci basamak sağlık sisteminin geliştirilmesi”

Daha kaliteli, sosyal sağlık sisteminin temelinde birinci basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Ülkemize en uygun birinci basamak sağlık kuruluşu olarak muayenehaneler- klinikler, sosyal sigortalar kurumu ile antlaşmalı serbest hekimlerce (SİGORTA HEKİMİ ) hizmet vermelidir. Ülke sathında muayenehanelerin - kliniklerin birinci basamak sağlık hizmetlerini vermesi kamuda istihdamı  da azaltacaktır. Kamuya ait sağlık ocakları ve bölgesel sağlık merkezleri sadece koruyucu toplum hekimliği hizmetleri vermelidir. İkinci ve üçüncü basamak kamu sağlık kuruluşları sadece acil servis ve yatılı hasta tedavileri için kullanılmalıdır. Sevk zinciri ile gelen hastalar gerekli olduğu halde yatılı tedavi edilmeli, taburcu edilen hastaların birinci basamak hekimleri tarafından sahiplenmeleri ve tedavilerinin devamı sağlanmalıdır. Gerekli koşulları sağlayan özel hastaneler ikinci basamak sağlık kuruluşu olarak hizmet vermeli, serbest hekimlerin yasayla belirlenecek kıstaslar çerçevesinde özel hastanelerden faydalanabilmeleri sağlanmalıdır.

 

“Acil ambulans merkezi kurulmalıdır”

Kamuya ve özel sektöre ait mobil ( ambulans ) sağlık hizmetleri standartlaştırılarak koordineli olarak kullanılmalıdır. Bu açıdan Sağlık Bakanlığı kontrolünde acil ambulans merkezi kurulmalıdır. Ambulanslarda özel eğitim almış hekim ve hemşireler görev yapmalıdır.

 

“Sağlığın ticari amaçla yapılmalı”

Son yılların en popüler söylemleri sağlık turizmi KKTC'nin koşullarında ne derece başarılı olabilir?

Sağlığın sırf ticari amaçla yapılması yanlıştır. Özellikle sağlık turizmi denilen şeyin çok tehlikeli bir kavram olduğunu düşünüyorum. Sosyal adalet duygusundan uzak, ülkenin dar kaynaklarının para karşılığı turist hastalara kullandırılması doğru değil. Bizim için öncelik kendi toplumumuzun sağlığını ileriye götürecek ulusal sağlık politikasının oluşturulması olmalıdır.

 

Tıp- İş Başkanı Erol Şeherlioğlu:

“Adaletli bir sağlık sistemimiz yok”

1-KKTC'de sağlık sistemi sizce ne kadar sağlıklı? Devletin sağlık sistemi vatandaşa yeterli hizmet verebiliyor mu?

 Ülkemizde vatandaş, yabancı işçi, kaçak işçi, turist herkesin sağlığını güvence altına alan, kolay ulaşılabilir adaletli bir sağlık sistemi yoktur.

 

2- AB standartlarında sağlığa ayrılan pay ne kadar; ülkemizde sağlığa ayrılan pay ne kadardır?

AB ülkelerinde bütçeden sağlığa ayrılan pay çoğunda yüzde 10’un üzerinde olmak üzere ortalama  yüzde 8.9, bizde yüzde 6.3 olarak açıklandı.Dünya sağlık örgütü gelişen teknolojiyi yakalamak için bütçeden sağlığa ayrılan payın en az yüzde 10 olması gerektiğini vurgulamaktadır.

 

3- Devlette çalışan bir hekimin aynı zamanda özel bir klinik çalıştırması size göre ne kadar doğrudur. Size göre bu etik midir?

Devlette çalışan veya özelde çalışan hekimlerin tümü ülkemizdeki sağlık hizmetlerinin en temel unsurlarıdır. Sağlık hizmetlerinin 24 saat sürdürülmesi ve hekimden azami hizmetin alınabilmesi için birçok ülkede hekimler hem özelde hem kamuda çalıştırılmaktadır. Hekimlerin mesai saatleri sonrasında dinlenme zamanlarını hastalarına ayırması, hekimlik mesleğinin etik kurallarının gereği olarak algılanmalıdır.

 

“Mesai saatinin yok sayıldığı bir meslek”

Hekimlik mesai kavramının yok sayıldığı, hasta haklarının parçası olan bir meslektir. Ülkemizde kamu hekimlerinin sadece kamuda çalışmalarının sağlığa olumlu yansıyacağı yönünde temelsiz sadece ticari ve popülist bir eğilim vardır. Hekimlik mesleği yasalar kullanılarak, ucuz emek pazarına dahil edilmeye, güvencesiz çalışma koşullarına mahkum edilmeye çalışılmaktadır. Sadece kamuda veya sadece özelde kavramları ile mesleğin kendine özgü koşulları gözden kaçırılarak insan sağlığının kutsallığı, dolayısı ile mesleğin ayrıcalığı ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.

 

“Haksızlığa toplum da ortak ediliyor”

Bazı meslek gruplarına tanınan ayrıcalıklar korunurken hekimlere yönelik sürdürülen bu haksızlığa toplum da ortak edilmeye çalışılmaktadır. Bu meslek grubunun buna müsaade etmeyeceğini yaşayarak göreceğiz. Biz 24 saat hastalarımıza hizmet vermeye devam edeceğiz.Bizi ille de memur etmek istiyorlarsa yasalarda gerekli düzenlemeleri yapmaları için görüşlerimizi hükümete ilettik.

 

“Pamuk eller cebe deniyor”

4- Devletin sağlık sistemi vatandaşa yeterli hizmet verebiliyor mu?

Bu soruya evet diyecek bir tek KKTC vatandaşı bulamazsınız. Hükümet yeterli hizmet istiyorsanız" pamuk eller cebe"diyor.

 

5- Son yıllarda peş peşe açılan özel hastaneler devletin verdiği hizmetlere ne kadar alternatif oluşturabiliyor?

Özel hastanelerin devletin sağlık hizmetlerine alternatif olması mümkün değil ve doğru da değildir. Sağlık hizmetlerinin temel amacı " kar" olan özel sektöre devredilmesi bu temel insan hakkını metalaştırarak hak olmaktan çıkarır. Parası olanın bu hizmeti alabildiği parası olmayanın yaşam hakkının elinden alındığı insanlık dışı bir sistem yaratır. Bu hakkın ortadan kaldırılmasından sadece emekçilerin ve dar gelirli vatandaşların mağdur olacağı unutulmamalıdır.

 

“Ücretsiz sağlık hizmeti sürdürülmelidir”

 Bu nedenle devletin vatandaşına ücretsiz sağlık hizmeti vermesi sürdürülmelidir. AKP ve UBP Hükümetleri tarafından ekonomik önlemler adı altında halkımıza dayatılan acı reçetelerin tümüne karşı mücadele sağlıklı yaşamanın gereği haline gelmiştir. Sağlıktaki özelleştirme politikalarının hedefinde ülkemizdeki özel hastaneler de bulunmaktadır. AKP-UBP ittifakı sağlık servislerimizi, TC’ deki sağlık tekellerine peşkeş çekmenin hazırlığını yapmaktadır.

 

“Bağımsız bir politika yok”

6- Son yılların en popüler söylemleri sağlık turizmi KKTC'nin koşullarında ne derece başarılı olabilir?

KKTC’nin bağımsız bir turizm politikası olduğunu söylemek en basit tanımla yalandır. KKTC’nin turizm zenginlikleri işbirlikçi UBP Hükümeti tarafından teker teker TC sermayesine peşkeş çekilmekte, ülkemizin güzel doğasının bu arsız sermaye tarafından katline aracılık edilmektedir. Bu ittifak ortadan kaldırılmadıkça Kıbrıs Türk halkı adına başarıdan söz etmek mümkün değildir.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ