18 Kasım 2017 Cumartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rumların gözünde AB Prestij kaybetti!
03 Ocak 2013 Perşembe 08:35

Rumların gözünde AB Prestij kaybetti!

Haberdar’a konuşan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. İsmail Kemal, “AB’nin Rumların gözünde prestij kaybına uğradığını” söyledi.

Troyka karşısında Rum lider Hristofyas ve temsil ettiği siyasi gücün, kutsal saydığı eşel mobil, sosyal haklar gibi konularda geri adım atamaması, Rumlar için AB dönem başkanlığı macerasını ‘hayal kırıklığına’ dönüştürdü…

 

Güney Kıbrıs’ın çalkantılı AB Dönem Başkanlığı’nı İrlanda’ya devretmesinin ardından Haberdar’a konuşan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. İsmail Kemal, ekonomik krizle boğuşan Güney Kıbrıs’ın AB destek mekanizması Troyka’ya başvurusuyla gelen katı talepler nedeniyle “AB’nin Rumların gözünde prestij kaybına uğradığını” söyledi.

 

Hükümetin, Rusya ve Çin’den beklenen kredi umudunun da suya düşmesiyle Troyka’nın taleplerini hızla yasalaştırmaktan başka çaresinin kalmadığını vurgulayan Kemal, “Rumlar, 2013’le birlikte kemer sıkma paketinin sonuçlarını ceplerinde hissedecekler” dedi.

 

Yılbaşı gecesi AB dönem başkanlığını Güney Kıbrıs’tan devralan İrlanda, 7’nci kez bu görevi üstlenirken; Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemesiyle bilinen İrlanda ile birlikte Türkiye-AB ilişkilerinin yeniden canlanması bekleniyor…  

 

Vatan MEHMET

Güney Kıbrıs’ın 1 Temmuz 2012'de başlayan ve 31 Aralıkta biten Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanlığı yeni yılla birlikte İrlanda’ya geçti.

 

1973’ten beri AB üyesi olan İrlanda, 7’inci kez başkanlık görevini üstleniyor ve Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemesiyle biliniyor.

 

AB destek mekanizması Troyka karşısında Hristofyas ve temsil ettiği siyasi gücün, kutsal saydığı eşel mobil, sosyal haklar gibi konularda geri adım atamaması, Rumlar için AB dönem başkanlığı macerasını ‘hayal kırıklığına’ dönüştürdü…

 

Güney Kıbrıs’ın çalkantılı AB dönem başkanlığını Haberdar’a değerlendiren uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. İsmail Kemal, ekonomik kriz içindeki Güney Kıbrıs’ın AB destek mekanizması Troyka’ya başvurusuyla gelen katı talepler nedeniyle “AB’nin Rumların gözünde prestij kaybına uğradığını” söyledi.

 

Hükümetin, Rusya ve Çin’den beklenen kredi umudunun da suya düşmesiyle Troyka’nın taleplerini hızla yasalaştırmaktan başka çaresinin kalmadığını vurgulayan Kemal, “Rumlar, 2013’le birlikte kemer sıkma paketinin sonuçlarını ceplerinde hissedecekler” dedi.

 

Türkiye’nin tepkileri… AB ülkelerinden destek…

Güney Kıbrıs’ın dönem başkanlığına oldukça uzun bir süre hazırlandığına dikkat çeken Dr. İsmail Kemal, Türkiye’nin tepkileri yanında AB ülkelerinin süreç öncesi verdikleri desteği hatırlattı;

“Kıbrıslı Rumlar 2004 yılında AB’ye üye olduktan sonra AB dönem başkanlığını ilk kez 2012 yılının ikinci yarısında üstlendiler. Dönem başkanlığının 1 Temmuz 2012’de başlamasından çok uzun süre önce bu konuda hazırlıklara başlanmıştı.  AB dönem başkanlığının sağlayacağı çeşitli yararlar konusunda büyük beklentiler ve iyimserlik vardı. 2012 yılının başlangıcından itibaren hazırlık çalışmaları yoğunlaştırıldı. AB dönem başkanlığı ile bağlantılı altyapı çalışmaları ve örgütsel hazırlıklar hızla ilerletildi. Türkiye’nin bu konudaki tepkilerine ilişkin AB ülkelerinden gelen destek onları memnun ediyordu.

 

“Prestij kaybı kaçınılmazdı”

Uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. İsmail Kemal, ekonomik kriz içindeki Güney Kıbrıs’ın AB destek mekanizması Troyka’ya başvurusuyla gelen talepler nedeniyle AB’nin Rumların gözünde prestij kaybına uğradığını söyledi.

 

“İyimser tabloyu bozan ekonomik kriz oldu. Ekonomik kriz 2012’den önce başlamıştı ama Haziran ayına gelindiğinde AB destek mekanizmasına kurtarma başvurusu yapılması krizin ne kadar ciddi olduğunu gözler önüne serdi…

 

Söz konusu ekonomik kurtarma talebi, dönem başkanlığının başlamasından kısa süre önce yapıldı. Bu konuda Batı basınında eleştirel değerlendirmeler yayınlandı. Prestij kaybı olması kaçınılmazdı.”

 

Hristofyas’ın kutsalları…

“1 Temmuz’da AB dönem başkanlığı törenlerle başladı. Her AB dönem başkanının yerine getirdiği görevleri Kıbrıslı Rumlar da yerine getirmeye başladılar. Ancak, Troyka ile yürütülen müzakereler, kredi vermek için Troyka’nın dayattığı koşullar, ister istemez hem Hristofyas hükümeti, hem de halk arasında hoşnutsuzluğa neden oldu…

Troyka’nın talepleri AB’nin Kıbrıslı Rumlar arasındaki prestijine gölge düşürdü.

 

Hristofyas ve temsil ettiği siyasi gücün “kutsal” saydığı eşel mobil, sosyal haklar gibi konularda Troyka geri adım atmıyordu. Hristofyas hükümeti, AB dönem başkanlığının çok başarılı çalışmalar yaptığı mesajını halka iletiyordu ama halkın dikkatleri Troyka’nın dayattığı kemer sıkma politikalarına yoğunlaşmıştı.”

 

Rusya ve Çin dağlarına kar yağınca…

Hükümetin, Rusya ve Çin’den beklenen kredi umudunun da suya düşmesiyle Troyka’nın taleplerini hızla yasalaştırmaktan başka çaresinin kalmadığını vurgulayan İsmail Kemal, “Rumlar, 2013’le birlikte kemer sıkma paketinin sonuçlarını ceplerinde hissedecekler” dedi.

 

Dr. İsmail Kemal sözlerini şöyle sürdürdü;

“Hristofyas, uzun süre Troyka’nın taleplerine direnmeye çalıştı. Bu şekilde 6 aylık dönem başkanlığı ile Troyka ile yapılan müzakereler paralel ilerledi. Yılsonuna yaklaşırken bankacılık sektörünün kurtarılması ve kamu maliyesinin ihtiyacı olan paranın sağlanması için 17,5 milyar Euro krediye ihtiyaç olduğu ortaya çıktı.

 

Bu miktar ekonominin büyüklüğü kadar…

Rusya ve Çin’den kredi alma çabaları sonuçsuz kaldı. Merkez Bankası Başkanı ve Maliye Bakanı’nın Troyka ile memorandum imzalama dışında seçenek olmadığını kesin bir dille ifade etmesi üzerine Sn. Hristofyas, Troyka’nın taleplerinin önemli kısmını kabul etti. AKEL’e yakın PEO sendikasının genel kurulunda bu konudaki duygularının gözyaşları ile ifade etti… Memur maaşlarını ödeyecek parası kalmayan hükümetin Troyka’nın taleplerini hızla yasalaştırmaktan başka çaresi yoktu. Nitekim bu yasalar hızla ve oybirliği ile Meclis’ten geçti ve yürürlüğe girdi. 2013’te Kıbrıslı Rumlar kemer sıkma paketinin sonuçlarını ceplerinde hissedecekler.”

 

“Yeni başkan krizi kucağında bulacak”

“Aralık ayına damgasını vuran gelişmeler bunlardı. AB dönem başkanlığı sona ererken, hükümet çok başarılı bir dönem başkanlığı gerçekleştiği temasını işledi. Ama sıradan vatandaşın derdi ekonomik durumuydu… 1 Ocak 2013’te AB dönem başkanlığını İrlanda devraldı… Kıbrıslı Rumlar ise son sürat Şubat başkanlık seçimlerine doğru ilerliyor… Şubat’ta seçimleri kazanacak olan politikacı büyük ekonomik sorunlarla uğraşmak zorunda kalacak…  Ekonomik krizin aşılması konusunda en büyük umut doğal gaz ancak herkes bunun erken zamanda olmayacağını biliyor. ‘Arap Baharı’ nedeniyle Ortadoğu’da alt üst oluşlar yaşanırken Doğu Akdeniz’deki doğal kaynakların kaderini belirleyecek jeo-stratejik gelişmeleri tahmin etmek zor… Bölge büyük bir değişim süreci içerisinde…”

 

Şubatla birlikte yeni dönem…

“Sn. Hristofyas görev süresinin sonuna geldi… AB dönem başkanlığı, bu iktidarın son döneminin en önemli çalışması olacaktı. Dönem başkanlığının görevleri yerine getirildi. Ancak, ekonomik kriz ve Troyla ile müzakereler bu sürece gölge düşürdü. Şubat seçimlerinden sonra Kıbrıs Rum siyasetinde yeni bir dönem başlayacak.”

 

7’nci başkanlık

İrlanda, AB dönem başkanlığını yedinci kez üstlendi. 1973’ten bu yana AB üyesi, 1999’dan bu yana ise Avro Bölgesi’nde yer alan İrlanda, Türkiye’nin AB üyeliğini destekliyor. Kıta Avrupa’sının kuzey batısında, yaklaşık 6.5 milyon kişinin yaşadığı ve Avrupa’nın üçüncü büyük adası olan İrlanda’nın ihracatında Türkiye 349 milyon avro ile 23’üncü sırada, ithalatında ise 224 milyon avro ile 24’üncü sırada bulunuyor. İrlanda’nın dış ticaretinde ilk sıralarda ise ABD, İngiltere ve Almanya yer alıyor.

 

Ankara’nın hedefi en az 2 fasıl

İrlanda'nın dönem başkanlığını Güney Kıbrıs'tan devralmasıyla birlikte, Türkiye'nin AB Konseyi ile ilişkilerini 'dondurduğu' altı aylık süreç sona eriyor. Beş dönemdir müzakerelerde yeni başlık açamayan Ankara, İrlanda dönem başkanlığı sırasında en az iki faslı müzakereye açmayı hedefliyor. Genişleme sürecine özel bir önem atfeden İrlanda'nın önündeki en önemli görevlerden biri ise AB'de ekonomik entegrasyonu derinleştirmeye yönelik girişimlerde ilerleme kaydetmek olacak.

 

Ankara, İrlanda dönem başkanlığı ile yürütülecek çalışmaları, henüz Güney Kıbrıs'ın dönem başkanlığı sürerken başlatmış, TC Avrupa Birliği Bakanı ve Baş-müzakereci Egemen Bağış da bu çerçevede geçtiğimiz ay Dublin'i ziyaret ederek İrlandalı mevki-daşı Lucinda Creighton ve Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Eamon Gilmore ile bir araya gelmişti

 

İrlanda’da işsizlik Türkiye’den yüksek

AB İstatistik Kurumu (Eurostat), eylülde Avro Bölgesi’ndeki işsizlik oranının yüzde 11,6 ile tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığını kaydederken, bu rakam toplam nüfusu 4 milyon 600 bin seviyesinde olan İrlanda’da ise yüzde 15,1 seviyesinde gerçekleşti.

 

Söz konusu dönemde Türkiye’nin işsizlik oranı da yüzde 9,1 oldu. Türkiye’de işsizlik oranı 2011’in aynı döneminde ise yüzde 8,8 olmuştu. IMF verilerine göre, İrlanda’nın 2013 işsizlik oranı yüzde 14,4 olarak tahmin edilirken, söz konusu verilere göre 2013’te Türkiye’nin işsizlik oranın ise yüzde 9.8 olması bekleniyor.

 

İrlanda ve IMF ilişkileri

İrlanda Hükümeti, bütçe açığın 2009’daGayr-i Safi Milli Hâsıla’nın yüzde 12,5’i, 2010’da ise yüzde 14,7 olacağının anlaşılmasının ardından, 21 Kasım 2010 tarihinde IMF, AB Komisyonu ve Avrupa Merkez Bankası ile bir kurtarma paketi üzerinde görüşmelere başladı.

 

Avrupa Mali İstikrar Mekanizması ve IMF’den oluşan ikili bir yapı ile İrlanda’nın bu kuruluşlara yapacağı geri ödemeleri kapsayan bir paket çerçevesinde İrlanda’ya mali yardım yapılması AB maliye bakanları tarafından kabul edildi. Buna göre, İrlanda’yı kurtarmak için hazırlanan 85 milyar avroluk AB-IMF yardım paketinin 35 milyar avrosunun bankalara yönlendirilmesi, 50 milyar avrosuyla da kamunun finansman ihtiyacının karşılanması öngörüldü.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ