21 Kasım 2017 Salı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rum ekonomisi nereye gidiyor?
28 Ocak 2012 Cumartesi 13:02

Rum ekonomisi nereye gidiyor?

Can Sarvan'ın yeni dosyası kapsamında; bir Türk ve bir Rum ekonomist, görüşlerini Haberdar'la paylaştılar...

Can Sarvan

Rum ekonomisindeki krizin bundan sonraki aşamada iyiye mi kötüye mi gideceğini araştırdığımız yeni dosyamızda iki ekonomistten, iki farklı görüş aldık.

 

Haberdar Gazetesi’ne konuşan Doğu Akdeniz Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Vedat Yorucu, Rum ekonomisinde “İşlerin daha da kötüye gideceği” öngörüsünde bulundu. Görüştüğümüz, başarılı araştırmalarıyla tanınan, Rum ekonomist Costas Apostolides ise Yorucu’nun aksine “Rum ekonomisinde en kötü günlerin geride kaldığı”nı düşünüyor.

 

 

DAÜ Ekonomi Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Vedat Yorucu:

“Güney’in ekonomisi çaresizlik içinde…”

 

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi İstatistik Ofisi’nin yayınladığı Ocak 2012 verilerine göre, Güney Kıbrıs’taki işsizlik rakamları giderek daha da kötüleşmektedir. Örneğin, Ekim-Aralık 2010 döneminde gerçekleşen işsizlik oranı % 5.4 iken, ortalama işsizlik oranının % 6.2’yi aştığı anlaşılmaktaydı. Aradan geçen bir yıllık süre içerisinde toplam işsizlere yenilere eklenerek işsizlik oranının % 7.5’u aştığı görülmektedir. Bu durum Kıbrıs Rum ekonomisi için hiç de hoş değildir. Bunu bir kenara not ediyoruz.

 

Dış ticaret verilerine göz attığımızda, ticaret açığının artarak devam ettiğini de fark ediyorum. Yayınlanan resmi verilere göre Ocak-Aralık 2011 döneminde gerçekleşen toplam dış ticaret açığının, yaklaşık 3 milyar 700 milyon Euro’yu bulduğunu, bu açığı kapatmak için en önemli gelir kaynağı olan ve Kıbrıs Rum ekonomisinin lokomotifi durumundaki turizm gelirlerinin beklenen düzeyde olmadığıdır. Her ne kadar 2010 yılına göre 2011’de % 10 oranında fazladan turisti Güney Kıbrıs’a getirilmesi başarıldıysa da, toplam gelirlerde önemli sayılacak oranda ek gelir elde edilememiştir. Turizimdeki rekabet gücü giderek azalan ve pazarın büyük bir kısmını ultra “her şey dahil” paket avantajlarıyla Türkiye’ye kaybeden Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin,  2012 ve sonrasında daha da büyük ekonomik sıkıntılar beklemektedir. Yani özetle, Kıbrıs Rum kesiminde de işler maalesef hiç de iyi gitmiyor.

 

 

“Rum inşaat sektöründeki kriz Rum ekonomisini çok olumsuz etkiledi”

 

Kıbrıs Rum Kesimi’nde, inşaat sektörü de ekonomik büyümenin dinamosu olarak kabul edilmektedir. Ancak, dünyada yaşanan emlak krizi sonucu oluşan küresel finans krizi, Kıbrıs Rum inşaat sektörünü de çok olumsuz etkiledi. On binlerce Kıbrıslı Türk’ün de istihdam edildiği inşaat sektöründe işlerin yavaşlaması, başta Kıbrıslı Türkler olmak üzere diğer yabancıların da işlerini kaybetmesine neden oldu. İngiltere ekonomisinde yaşanan ekonomik bunalım ve İngiliz ekonomisinin darboğazdan hala çıkamaması, Kıbrıs Rum kesimindeki inşaat sektörünü perişan etmiştir. Resmi verilere baktığımda, verilen inşaat izinlerinin 2010-2011 döneminde % 27.1 oranında gerilediğini görmekteyim. Bu da demektir ki, bu sektörden ekmek yiyen her dört kişiden birisinin maalesef işsiz kaldığı anlaşılmaktadır. Gayrisafi Milli Hasıla’nın 2011 yılında % -0.5 oranında gerilemesi ve ekonomik durgunluğun hala devam etmesi, iktisatçılar için bir endişe unsurudur. Bu ekonomik verilere göre, AB üyesi Güney Kıbrıs’ın yakın bir zamanda başının daha da çok ağrıyacağını düşünüyorum.

 

 

“Mayıs 2011’den beri uluslararası piyasalarda Güney’e karşı güven erozyonu var”

 

Küçük ada ekonomisi özelliğine sahip Güney Kıbrıs’ın yıllardan beridir tasarruf yaptığı mevduatların büyük bir kısmı, Yunan bonolarına yatırılmaktaydı. Yunanistan’ın içine düştüğü borç yükü krizi nedeniyle Yunan bonoları buharlaşarak değer yitirdi. Böylelikle Güney Kıbrıs’ın milyarlarca Euro’luk yatırımı da buharlaşmış oldu. Uluslararası risk derecelendirme kurumlarından gelen olumsuz sinyaller, hem Yunanistan’ın,  hem de GKRK’nin ülke kredi notunda indirime gitmesi, yabancı yatırımcının bu ülkelere karşı yatırım ilgisinin kaybolmasına neden oldu. Mayıs 2011 tarihinden beridir uluslararası sermaye piyasalarında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne yönelik bir güven erozyonu yaşandığını, bunun sonucunda da ülkeye yabancı sermaye girişinin durduğunu, piyasalarda likidite krizinin baş gösterdiğini izlemekteyim.

 

 

“Güney Kıbrıs AB Merkez Bankası kurtarma paketine dahil olursa…”

 

Son birkaç ayda 1000’in üzerinde küçük ve orta ölçekli işletmenin kapandığını, faaliyette olan birçok kuruluşun mali hesaplarını zararla kapattığını, önümüzdeki yıl içerisinde iflas edecek daha birçok kurum ve şirketin olacağını şimdiden söyleyebilirim. Yunanistan için biçilen kumaş, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne maalesef dar gelmektedir. Eurozone’a dahil olan GKRK’inin AB Merkez Bankası’nın kurtarma paketine dahil olması halinde, Güney Kıbrıs ekonomisinin çok daha ağır bedeller ödemek zorunda kalacağını, işsizler ordusu oluşacağını, Kıbrıs Havayolları (Cyprus Airways), RIK (Kıbrıs Radyo Yayın Kurumu) gibi büyük görev zararları veren daha birçok kurumun özelleştirilmesinin kaçınılmaz olacağını, buralarda çalışan kişilerin ya işsiz kalacağı,  ya da şu anki maaşlarının yarısına çalışmaya razı olacakları bir döneme girilecektir. Bu krizden çıkış yolu, GKRK ile KKTC liderlerinin ortak akılla kalıcı bir barışı sağlayarak, Kıbrıs’ın yeni bir yatırım iklimi oluşturacak koşulları yaratmasıyla mümkün olabilecektir.

 

 

 

Rum ekonomist Costas Apotolides:

 

“Rum ekonomisi en kötü günlerini geride bıraktı”

 

Kıbrıs Türk Ticaret Odası ve Kıbrıs Rum Ticaret ve Sanayi Odası’nın ortaklaşa yürttüğü “Kıbrıs’ta Karşılıklı Ekonomik Dayanışma” projesi kapsamındaki faaliyetlere katılarak, Doç. Dr Erdal Güryay’la beraber iki tarafın ekonomilerine dair rapor yazan Rum akademisyen Costas Apostolides Rum ekonomisindeki krizin nedenlerini Haberdar’a açıkladı.

Apostolides’e 2 sene önce Rum Ekonomi eski Bakanı Michalis Sarris’le röportaj yaptığımı ve Sarris’in söyleşimiz sırasında “Tedbir alınmazsa Kıbrıs Yunanistan gibi olacak” dediğini hatırlatıyorum. Costas Apostolides cevaben, ekol olarak Sarris’ten faklı bir felsefesi olduğunu belirterek, Sarris’in Dünya Bankası geleneğinden, kendisinin iseKeynesçilerden olduğunu vurguluyor. Rum ekonomisine geçmeden önce Kıbrıs Türk ekonomisi hakkında değerlendirmelerde bulunan Apostolides, Kuzey’de dataların gerçeği yansıtmadığını savunuyor ve ekonomiyle ilgili resmi verilerin ancak senenin sonunda, çok geç hesaplanmasını eleştiriyor ve Rum tarafında ekonomik verilerin her 4 ayda bir yayınlandığına atıfta bulunuyor.

 

“AB, Rum ekonomisindeki krizi abartıyor”

Kuzey Kıbrıs’ta 2007 yılında ekonominin kötüye gitmeye başladığını, 2008’deki düşüşün ardından 2009’da oldukça kötü bir noktaya geldiğini ifade eden Apostolides; Rum ekonomisinin ise 2008’den itibaren sıkıntıya girdiğini, 2009’da ağır bir dönem geçirdiğini ve 2011’e gelince Mari’deki patlamayla birlikte ekonominin aniden darmaduman olduğunu belirtiyor. Ekonomik krizin Güney’den önce Kuzey’de başladığını verilere dayanarak açıklayan ekonomist, Güney’deki ekonomik krizin Avrupa Birliği tarafından “muhasebeci gözü”yle değerlendirildiğini, AB’nin Güney Kıbrıs’a bir ekonomist gözüyle bakmadığını ileri sürüyor. Apostolides, AB’nin Rum ekonomisini değerlendirirken bütçe açıkları üzerine konsantre olduğunu ve Rum ekonomisindeki krizi abarttığını savunuyor.

 

“Rum hükümeti bütçe açıklarını kapatmakta geç kaldı”

İki tarafta da bankaların güçlü olmasının bir avantaj olduğunu ifade eden Apostolides, Rum ekonomisinin 2008’de bunalıma girdiğinde bankaları korumak zorunda kalmamasına dikkat çekiyor. Rum hükümetinin 2007’den itibaren bütçe açıklarını kapatmak için önlem alması gerektiğini ancak tam tersini yaparak harcamalarını arttırdığına işaret eden Costas Apostolides, bunu bir hata olduğunu vurguluyor. 2008’de Rum ekonomisinde özellikle elektrikte, yiyecek/içecek ve inşaat sektörlerinde sıkıntılar yaşadığını ancak buna rağmen ekonominin büyümeye devam ettiğini, krizin asıl etkilerinin 2009’dan itibaren hissedildiğini belirtiyor.

Rum bankalarında tutulan paranın çok büyük bir kısmının Rumlara ait olduğunu, Güney’de yaşayan yabancılar, Avrupa Birliği vatandaşlarının ve ülke dışında yaşayanların Rum bankalarındaki parasının görece az olduğunu aktarıyor. Güney Kıbrıs’ın kredi notunun düşürülmesine karşın ülkedeki yabancıların ve ülke dışından gelen paranın bankalardaki varlığını koruduğuna dikkat çeken ekonomist, sorum üzerine Standard and Poors’un da AB gibi “muhasebeci gözü”yle ekonomi değerlendirerek Güney Kıbrıs’ın kredi notunu düşürdüğünü savunuyor.

 

“Yunanistan’daki kriz bizi sanıldığı kadar etkilemedi”

Yunanistan’daki büyük bunalımdan bahsedince, Güney Kıbrıs’ın sanıldığı kadar Yunanistan’a bağımlı olmadığını ifade ediyor Apostolides. Güney ekonomisinin Yunanistan’dan yoğun bir mal ithalatı yaptığını fakat çok düşük miktarlarda Yunanistan’a ihracat yaptığını, bunun da Güney Kıbrıs’ın Yunanistan’daki krizden derin şekilde etkilenmemesini sağladığını belirtiyor. Benzeri bir durumun Kuzey Kıbrıs için de geçerli olduğunu, Kuzey Kıbrıs’ın da Türkiye’den yaptığı ithalata karşılık Türkiye’ye yaptığı ihracatın oldukça düşük kaldığını ifade ediyor ekonomist.

Güney Kıbrıs’ın Yunanistan’dan ayrı bir finansal sistemi olduğunu vurgulayarak, Rum bankalarının Yunanistan’dan aldığı bonoların yaklaşık 3 milyar Euro’ya tekabül ettiğini ancak Rum bankalarının mevduatının 60 milyar Euro civarında olduğunu ve güçlü bankaların Yunanistan’daki 3 milyar Euro’luk bonolar nedeniyle sıkınıtya girmeyeceğini ve zaten girmediğini ileri sürüyor.

 

“Türkiye bankaları Kuzey’de kazandıklarını TC’ye gönderiyor”

Güney’de bankaların krize rağmen faiz oranlarını düşürmemesini eleştiren ekonomist, Kuzey Kıbrıs’ta da aynı şeyin yaşadığını fakat Kuzey’de bankaların doğru politikalarla hareket etmediğini vurguluyor. Kuzey’e Türkiye’den gelen bankaların Kuzey’de kazandıkları parayı Türkiye’ye gönderdiklerini ve Kıbrıs Türk bankalarının daha iyi yönetildiğini iddia ediyor Apostolides. Kuzey’deki Türkiye bankalarının Kuzey Kıbrıs’a yatırım yapmamasının şartları daha da zor hale getirdiğine işaret eden ekonomist, Kuzey’deki bankalardaki faiz oranının güneydeki bankalardan çok daha yüksek olduğunu ve bu nedenle Kuzey’de iş yapmanın iş insanları için çok zorlayıcı olduğunu vurguluyor.

 

“Rum ekonomisinde de Kuzey’de de banka faizleri çok yüksek”

Rum ekonomisinde sıkıntıların kredi derecelendirme kurumları tarafından doğru okunmadığına tekrar vurgu yapan Apostolides, ekonomik bunalımdan önce Güney Kıbrıs’a Yunan bankalarının gelerek yatırım yaptığını ve bu bankaların piyasadan mevduat toplamak amacıyla yükse faiz uyguladığını, Kıbrıs bankalarının da kendi müşterilerini ellerinde tutabilmek üzere mevduata yüksek faiz vermek zorunda kaldığını belirtiyor. Ve krize rağmen faiz oranlarını aşağıya çekmeyen Güney Kıbrıs bankalarının üzerinde bu nedenle bugün Avrupa Merkez Bankası’nın baskısı olduğunu, Avrupa Merkez Bankası’nın Güney’deki mevduat faizlerinin % 1-1,5; kredi faizlerinin % 3-4, iş kredilerinin ise % 8’den yüksek olmayacak şekilde düşürülmesini önerdiğini ifade ediyor. Kuzey Kıbrıs’taki bankaların faizlerinin ise Güney’deki bankalardan bile daha yüksek olduğunu ve bu gerekçe ile özellikle Kıbrıs Türk iş insanlarının zor durumda kaldığını belirtiyor.

 

“Kriz, Mari’deki patlamayla derinleşti”  

Rum ekonomisindeki krizin derinleşmesinin temel sebebini, 11 Temmuz 2011’de, Mari’deki Evangelos Florakis Deniz Üssü’nde meydana gelen patlama ile açıklayan Apostolides; verilerle 2009’daki kriz döneminin son çeyreğinde % -3.1 olan Gayrısafi Yurtiçi Hasıla’nın 2010’nun son çeyreğinde % 2.3’e çıktığını ancak 2011’deki patlamayla, 3. çeyrekte Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’nın tekrar % -0.5’e düştüğünü gösteriyor. Keza Güney Kıbrıs’taki işsizlik oranın da Mari’deki patlama sonrasında yaklaşık % 23.8 arttığını ifade ediyor ekonomist.

 

“Karşılıklı geçişler kriz nedeniyle % 22.3 oranında düştü”

Karşılıklı geçişlerde yaşanan düşüşlerin de ekonomik krizle bağlantılı olduğunu ifade eden Apostolides, Güney’den Kuzey’e geçen Rum sayısında 2008-2011 arasında % -12,3’lük, Güney’e geçen Kıbrıslı Türk sayısında ise % -27.8’lik bir düşüş yaşandığını, bunun tüm geçişlerin toplamında % -22.3’lük bir azalmaya neden olduğunu verilerle açıklıyor. Öte yandan Güney’de çalışan Kıbrıslı Türklerin sayısının 2009’da 3.143 iken 2010’da bu sayının 2.458’e düştüğünü, 2011’de ise krizden Lefkoşa ve Limasol’un da etkilenmeye başlaması ile Güney’de en çok bu bölgelerde çalışan Kıbrıslı Türk sayısının 2011’in ilk 6 ayında 1.843’e indiğini gösteriyor. Apostolides Güney Kıbrıs’taki ekonomik krizin bundan sonrası daha kötü bir evreye girmeyeceğini düşündüğünü söylüyor.

 

“12. parseldeki doğal zenginliklerin fazlası İsrail’le işbirliği yapılan bölümlerde”

Güney Kıbrıs'ın sözde "Münhasır Ekonomik Bölgesi"nde yer alan 12. Parsel’de bulunan doğal zenginliklerin ancak 5 sene sonra satılabileceğini hatırlatan Apostolides, Noble Energy ile yapılan sözleşmeye göre çıkan doğal zenginliğin % 30’unun Kıbrıs Cumhuriyeti’ne ait olacağını, bunun da senede 1 milyar Euro’ya tekabül ettiğini, ve bu rakamın çok büyük bir para olmadığını, daha büyük imkanlar vadeden önemli bölgelerin asıl İsrail’le işbirliği içinde faaliyet yürütülen bölgelerde olduğunu ifade ediyor. Doğal zenginliklerin federal Kıbrıs’ta paylaşılacağına vurgu yapan Costas Apostolides, çözüm için başta Kuzey olmak üzere iki tarafın da ekonomisini geliştirmesi gereğine işaret ediyor.  

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ