22 Temmuz 2017 Cumartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Rekabet mümkün
14 Mayıs 2013 Salı 10:05

Rekabet mümkün

Güney Kıbrıs’la Kuzeyi ekonomik açıdan kıyaslayan Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Ali Çıralı, Güney Kıbrıs’la rekabet edebilecek düzeyde olduğumuzu söyledi…

Onur EVRENSEL

Kıbrıs Türk Sanayi Odası (KTSO) yayınladığı raporlar ve analizlerle ülke ekonomisinin gündemini belirliyor. Kuzey Kıbrıs ekonomisinin gidişatında büyük rol oynayan KTSO’nun geçtiğimiz hafta gerçekleşen Olağan Genel Kurul’da 3’ncü kez  Başkanlığa seçilen  Ali Çıralı Haberdar’a çarpıcı açıklamalarda bulunarak,  “Güney Kıbrıs’la KKTC’yi ekonomik açıdan kıyasladığımız zaman biz Kuzey Kıbrıs olarak, Güney’le rekabet edebilecek düzeydeyiz” dedi. Ali Çıralı, ihracat oranlarının ise mutlaka arttırılması gerektiğine vurgu yaparak, “İhracatın ithalatı karşılama oranı şu an yüzde 6 civarında bunu en az yüzde 20’lere çıkarmamız lazım.  Bu ihracat hedeflerini koyarak hükümet ile birlikte çalışmalıyız. Bu hedeflere ulaşmak çok da zor değildir. Şu anda 120 milyon dolar olan ihracatımızı 300 milyon dolara çıkartmak zor değildir” dedi.

 

“Tek sektörle ekonomi ayakta durmaz”

Ali Çıralı, Kuzey Kıbrıs ekonomisinde turizm ve yükseköğrenim sektörlerinin lokomotif sektörler olarak ön plana çıktığına dikkat çekerek, “Ülkemiz, iklimi, sahilleri, çevresi ve doğası ile turizm yapmaya uygun. Fakat bir sektörle hiçbir ekonomi ayakta duramaz. Ekonomiyi bir masa gibi düşündüğünüzde dört ayağının da sektörlerle işlemesi lazım. Bunun ayaklarından birisi eksik olursa mesela tarım eksik olursa masa ayakta duramaz. 3 ayaklı bir masa olur dengede duramaz. Tüm sektörlerin katkılarıyla dengeli bir ekonomi kurmamız gerekir. Turizm bir hizmet üretimidir. Üretim yapan tarım ve sanayi sektörlerinin desteklenip güçlendirilmesi gerekir. Turizmin ihtiyaç duyduğu mallar yerel tarım ürünlerinden ve yerel sanayi ürünlerinden tedarik edilmeli ki ekonomiye katkı sağlansın. Bizim bu noktada eksikliklerimiz var. Turizm ve Yükseköğrenim sektörlerinin tüketmiş olduğu ürünlerin bir bölümü ithalata dayalı ürünlerden oluşuyor” dedi.

 

“Üretim girdi maliyetleri düşürülmeli”

Dünya standartlarında gıda güvenliğine uygun ve rekabet gücü yüksek bir üretim yapılması gerektiğini söyleyen Çıralı, “Sanayi Odası olarak hedefimiz, kaliteli, standardı ve rekabet gücü yüksek ürünler üretilmesini sağlamak. Bu hedefe ulaşmanın birinci şartı da üretim girdi maliyetlerinin düşürülmesi… Öncelikle bir üretim yapacaksanız enerjiye ihtiyacınız var. Onun yanında finansmana yani kredilere ihtiyacınız var. Kredi maliyetlerinin de aşağıya çekilmesi lazım” dedi.

 

“Yeşil Hat Ticareti ülke ekonomisi için büyük fırsat”

Yeşil Hat Ticareti’nin tek taraflı bir ticaret olduğunu ve AB tüzüğüne göre Kuzey’de üretilen ürünlerin Güney’e satışı ile ilgili olduğunu belirten Çıralı, “Bu Tüzük ilk yürürlüğe girdiği 2005 yılından 2008’e kadar Kuzey’den Güney’e giden ürünlerde bir artış sağlanmıştır. Bu artış 9 milyon Euro’ya kadar ulaştı. Daha sonra Güney Kıbrıs’taki psikolojik etkenlerden dolayı bu ticaret zaman içerisinde geriledi ve şu anda 4 milyon Euro’ya indi. Önlem alınmazsa Yeşil Hat ticaretinin arttırılması yönünde çalışmalar yapılmazsa bu ticaret bir yerde sıfırlanacaktır. Yeşil Hat ticareti ülkemiz ekonomisi için büyük bir fırsattır. Fazladan üretmiş olduğumuz ürünleri en kısa yoldan navlun bedeli ödemeden ulaştırabileceğimiz bir pazar. Dolayısıyla ortada duran psikolojik engelleri, bariyerleri aşabilmenin bir yolunu bulmamız lazım. Aynı ürünleri biz Libya’ya ya da başka bir ülkeye göndermektense hemen yanı başımızda duran bir yere göndermek çok daha fazla avantajlı” dedi.

 

“Türkiye’deki firmalarla rekabette sorun yaşıyoruz”

“Güney Kıbrıs’la KKTC’yi ekonomik açıdan kıyasladığımız zaman, Kuzey Kıbrıs olarak, Güneyle rekabet edebilecek düzeydeyiz” diyen Çıralı şunları söyledi: “Bizim de kendimize göre avantajlarımız var. Türkiye’deki büyük firmalarla rekabet etmekte sorunumuz var. Orada da üretim girdi maliyetlerimiz arasında çok büyük bir fark var. Türkiye’de elektrik enerjisi bizdekinin üçte biri kadar. Sanayiciye ve üreticiye büyük destekler veriliyor. Finansman destekleri veriliyor. Dolayısıyla ihracatçılara yapılan teşvikler Kuzey Kıbrıs’a yapılan ihracatlarda da geçerli. Bu noktada bizim bir dezavantajımız var. Bu dezavantajlar ortadan kaldırılırsa, eşit şartlarda rekabet ortamı oluşursa Türkiye’deki firmalarla rekabet edebiliriz. Güney Kıbrıs AB’de olduğu için tarım ve hayvancılık sektöründe teşvikler var. Özellikle tarım ve havyasal ürünlerde doğrudan gelir desteği var. Zeytinyağında Güney’le rekabet etmemiz çok zor. Çünkü kilo başına ya da ağaç başına destekler var. Hayvancılık sektöründe de AB destekleri var. Biz de bu destekler daha küçük oranlarda var. O açıdan rekabette biraz zorlanıyoruz. Ancak yine de süt ürünlerinde mesela hellim bizde daha ucuzdur. Dolayısıyla Güney’le rekabette bir sorunumuz yoktur.”

 

“Çözüm iki toplumun da menfaatinedir”

Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün iki toplum için de belirsizlik ortamı yarattığına dikkat çeken Çıralı, “Kesin bir çözüme ulaşılmadığı sürece Kıbrıs’ın konumu belirsizdir. Dolayısıyla bu belirsizlik ekonomiler üzerinde ve yatırımcı için büyük bir dezavantajdır. Siyasi istikrarsızlık ekonomileri olumsuz etkiler ki böyle bir belirsizlik ortamının çok daha kötü etkileri vardır. Dolayısıyla nihai bir çözüme, uluslar arası kabul görecek bir çözüme ulaşmak ekonomik olarak her iki toplumun da menfaatinedir. İstikrarlı belirgin, uluslar arası hukukun önünde bir zemine oturduğunuz için yatırımcı da önünü görebilir ve ekonomi daha iyi gelişebilir” dedi.

 

“Sektör disipline edilemediği için kaos yaşandı”

Annan Planı’ndan sonra inşaat sektöründe büyük bir patlama olduğuna dikkat çeken Çıralı, “Annan Planı sonrasında anlaşma olma umudu ve olasılığı arttı. Bunu gören yatırımcılar arsa ve konut fiyatlarının düşüklüğü nedeniyle burada yatırım yaptılar. Bir talep patlaması oldu. Bu talep patlaması üzerine de inşaat sektörüne ürün sağlayan sektörlere de yatırımlar yapıldı. Ancak bunun arkası gelmeyince bu yapılan yatırımlarda atıl vaziyette kalmış oldu. O dönemlerde sektöre giriş şartları ve standartları oluşturulmadığı için o sektörde ilgisi olan da olmayan dao sektöre giriş yaptı. Kalite bozuldu aynı zamanda da suiistimallere açık bir ortam oluştuğu için mağduriyetler yaşandı. Hem alıcılar mağdur oldu, hem de sektörün kurallarını şartlarını bilmeyenler sektöre giriş yaptığı için gerçekten bu sektörde faaliyet gösteren firmalar da zarar gördü. Büyük bir kaos yaşandı ve izleri devam ediyor. Sektör disipline edilemediği için bu kaos ortamı olmuştu ve herkes de zarar etti” dedi.

 

“İhracat oranlarımız artmalı!”

Ülkelerin ekonomik refah düzeylerinin cari açık oranlarıyla ölçüldüğünü belirten Çıralı, “Şu andaki gelirlerimizi ve giderlerimizi masaya yatırdığımızda şunu görürüz, ithalat için 1,7 milyar dolarlık bir parayı her yıl yurtdışına gönderiyoruz. Ama bu ülkeye giren para, turizmden 400 milyon dolar civarında, yüksek öğrenim sektöründen 350 milyon dolar civarında, bir de ihracattan 120 milyon dolar civarındadır. Gelirlerimiz 1 milyar doların altındayken, ihracat için giden para 1,7 milyar dolardır. Yani 700 milyon dolarlık bir açığımız söz konusu. Bunu kapatabilmek için de ihracat gelirlerimizi arttırmamız lazım. İhracatın ithalatı karşılama oranı şu an yüzde 6 civarında bunu en az yüzde 20’lere çıkarmamız lazım.  Bu ihracat hedeflerini koyarak hükümet ile birlikte çalışmalıyız. Bu hedeflere ulaşmak çok da zor değildir. Şu anda 120 milyon dolar olan ihracatımızı 300 milyon dolara çıkartmak zor değildir. Bir de yerel üreticiyi desteklemek konusunda bazı ürünlerin ithalatının kısıtlanması gerekli. Hükümet bu noktada çekingen bir konumdadır” dedi.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ