19 Kasım 2017 Pazar
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Potansiyel yüksek ama...
03 Mayıs 2011 Salı 10:59

Potansiyel yüksek ama...

Turizmin tüm unsurlarını bağrında taşıyan köyümüz bakıma muhtaç…

Rana SARRO-GÜZELYURT

 

Ülkedeki turizm faaliyetlerine, büyük katkı sağlayabileceği düşünülen Akdeniz Köyü, potansiyelinin keşfedilmesini bekliyor.

 

Büyük oranda çevre kirliliğine maruz kalan köy sahilinin durumundan dolayı rahatsız olan bölge halkı ise, Haberdar’a yaptığı açıklamalarda bakımsızlığa daha fazla müsaade edilmemesi gerektiğini ifade ediyor.

 

Tarihi ve kültürel birçok mirası bünyesinde bulunduran Akdeniz Köyü, eski adıyla Ayia İrini, yeni yeni fark edilmeye başlandı.

 

1974’ten önce Rum yerleşimi olan köy, denize olan uzaklığı 2 km. Tarihi eserler bakımından da oldukça zengin olan Akdeniz köyü, turizmin potansiyeline sahip olmasına karşın, bakıma ve korunmaya muhtaç durumda.

 

Girne'nin batısında bulunan Akdeniz Köyü eski adıyla Ayia İrini, adanın en büyük ormanlarına sahip. Eski adı Ayia İrini, olan köyün tarihi 1260 senesine dayanıyor. Ag Eirini isminin ise, bir rahibeden geldiği belirtiliyor. Önceleri Rumların elinde bulunan köy, Türklerin yerleşim yerine dönüşünce Akdeniz Köyü olarak adlandırılıyor.

 

Köy halkı geçmişte de olduğu gibi genellikle çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşıyor. Köy civarında iki tarihi eser alanı bulunurken, köyün deniz kenarı tarafında Paleokastro bölgesinde, eski krallardan birine ait olduğu düşünülen lahit bulunuyor.

 

 

Zengin tarihi doku

 

Taş bloklarla örülü mezarda, merdivenlerle ana mezar bölmesine iniliyor. Günümüzde Girne Kalesinde sergilenen mezarda ise altın ve iskelet kalıntıları bulunmuştu.

 

1929 yılında İsveçli arkeologların yaptıkları kazının ardından açık hava, kutsal alanını ortaya çıkarmışlardı.

 

Deniz kenarındaki bir tepede, keşfedilen alanda, yarım daire şeklinde olan sunağın çevresinde insan boyutlarında 2 bin heykel bulunmuştu.

 

Çoğu erkek olan ve başlarında konik başlık bulunan bu heykellerin tanrılara sunulmak üzere bırakıldığı düşünülmekte. M.Ö. 750-500 yılları arasındaki tarihe ait olan kalıntıların büyük çoğunluğu İsveç'e götürülmüş, kalan kısmı da Güney Lefkoşa'da bulunan Kıbrıs Müzesi’nde sevk edilmişti.

 

 

Natura 2000’in içerisinde

 

Geçmişi çok eskilere dayanan ve bir o kadarda da kültürel mirasa sahip olan Akdeniz Köyü, bu zenginliğine karşın gereken ilgiyi görmüyor.

 

Öte yandan Akdeniz Köyü Natura 2000 alanı içerisinde de kendisine yer buluyor.

 

 

Akdeniz Köyü Muhtarı İbrahim Güren:

 

“Burası ender bir yer”

 

Akdeniz Köyü’nün yaşadığı süreçle ilgili olarak Haberdar gazetesine açıklamalarda bulunan köy muhtarı İbrahim Güren, “Akdeniz konumu bakımından adada rastlanan ender köylerden bir tanesidir” vurgusunda bulundu.

 

Akdeniz’in koruma altına alınmış bir köy olduğuna işaret eden Güren, köyün turistler tarafından tercih edildiğini ancak tarihi alanların korunması gerektiğinin altını çizdi.

 

Gerek ormanları gerekse sahilleri açısından da eşsiz güzelliklere sahip olan köyün turizme açılmasının önemine dikkat çeken Muhtar Güren, sahilin temizliğinin yapılması şart olduğunu vurguladı.

 

 

“Danışmanlık merkezi inşa ediyoruz”

 

Caretta Caretta türü deniz kaplumbağalarının üreme alanı olan Akdeniz köyü sahillerinin, üreme periyodunda koruma altına alındığını anımsatan İbrahim Güren, yumurtlama döneminde çeşitli ülkelerden köye gelen gözlemci biyologlar için Avrupa Birliği (AB) desteğiyle danışmanlık merkezi inşa edilmesi için çalışma başlattıklarını bildirdi.

 

 

Rehberlik açısından faydalı olacak”

 

Güren, yapımı hâlen devam eden binaların Caretta Caretta türü kaplumbağaların gözetimini yapan heyet için konaklama yeri de olacağını ayrıca, bölgeye gelen turistlere de rehberlik yönünde çok faydalı olacağını kaydetti.

 

 

“Aktivite alanı yok”

 

Turistik bölgeleri ziyarete eden turistlerin, konaklaması için gerekli alt yapının mevcut olmadığını vurgulayan Güren, turistlerin uğrak yeri olan Akdeniz Köyü’nde bar, kafe, eğlence yeri olmamasının da ciddi bir eksiklik olduğunu da bildirdi.

 

Güren, köyde, iki market, iki kahvehane ile konfeksiyon dükkanının olduğunu ancak sosyal aktivite alanlarının bulunmadığına işaret etti.

 

Köy için geliştirdikleri bir projeden de bahseden muhtar Güren, kötü konumda olan ve yıkılmaya yüz tutmuş köy okulunun, AB destekli proje ile bir bölümünün çocuk kreşi, bir kısmının da, köy kadınları için kadın kursu olarak kullanılacağını kaydetti.

 

 

“Çevrenin ihmal edilmemesi gerekir”

 

Akdeniz Köyü’nün Ülkenin en uzun sahil şeridine sahip olan yerleşim yeri olduğuna dikkat çeken İbrahim Güren, sahil temizliğinin ihmal edildiğini ve çöplerin oluşturduğu kötü görünümden yakındı.

 

Sahil temizliğinin ihmal edilmemesi gerektiğini, belediyenin sahilin temizliği için ekip görevlendirmesi gerektiğini söyleyen Güren, ormanlara da önem gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

 

 

“İngilizler de şikâyetçi”

 

Daha önceki yıllarda yağmur sularının tahliyesi için yol kenarlarına yapılan evleklerin tehlike arz ettiğini dile getiren Güren, evleklerin kapatılarak, kaldırım yapılması gerektiğini söyledi.

 

Köy içerisinde dört mevsim akan pınarın ise, turizme açılması gerektiğinden de bahseden İbrahim Güren, köye yerleşen İngilizlerin de çevreye gereken önemin verilememsinden şikâyetçi olduğunu bildirdi.

 

 

“Hayvan üreticileri sorun yaşıyor”

 

Köy civarındaki ağıllar bölgesinin çarpık bir düzende ve gelişigüzel olduğunu söyleyen Güren, bu alanların parsellenerek hayvan üreticilerine verilmesi gerektiğini kaydetti.

 

Geçimini hayvancılıktan sağlayan birçok köylünün, hayvancılık kredisi almak istediğinde, ağılının bulunduğu yerin kişiye ait olduğuna dair belge istendiğini ancak, Kaymakamlığa defalarca başvurulmasına rağmen bu konuda bir adım atılmadığını vurguladı.

 

 

Araştırmacı Erol Akcan:

 

“Tarihi değerler korunmuyor”

 

Akdeniz Köyü’nün tarihi, ekolojik ve doğal zenginlikleri yanı sıra, köyün 1800’lere dayanan geçmişiyle ilgili, kitap çıkarmak üzere geniş bilgi derleme hazırlayan Erol Akcan da, köyün tarihi, kültürel ve doğal zenginliklerini anlattı.

 

Kıbrıs’ın İngiliz Sömürgesi altında bulunduğu dönemde, köy çevresinde yapılan arkeolojik kazılarda, bir kısmı Girne Kalesi’nde bir kısmı da Güney Kıbrıs’taki Kıbrıs Müzesi’nde sergilenen tarihi eserlerin çıkarıldığı ve mağaralar olduğunu söyleyen Akcan, korsanları gözetleme kulesi olarak kullanıldığı tahmin edilen kaya parçasından da bahsetti.

 

Dikili taş olarak bilinen ve mağaraların bulunduğu sırttan dereye inmek için kullanılan merdivenlerin de büyük bir ihtimalle su ve benzeri ihtiyaçların karşılanabilmesi için yapıldığını anlattı. Akcan, köy civarında, muhtemelen korsanlara karşı üç tane gözetleme kulesi bulunduğunu belirtti.

 

“Arkeolojik yapı olarak önemli bir bölge”

 

Akcan, 1986 yılında iki kişinin kömür ocağının etrafını taşlarla örmek için kaldırdığı sırada kumun aşağıya doğru kaymasıyla eski krallardan birine ait olduğu düşünülen lahittin bulunduğunu da anlattı.

 

Akdeniz köyü arkeolojik yapı olarak Kıbrıs’ın önemli merkezlerinden olduğunu söyleyen Erol Akcan, çoğu toprak altında, bir kısmı da yer üstünde kalıntılar halinde duran bu milli zenginliğin bakım ve korumaya alınması gerektiğini vurguladı.

 

 

Akdeniz Çevreyi Koruma ve Yaşatma Derneği Sözcüsü Tarık Tarkan Bozalan:

 

“Sahil ve ormanlar korunmuyor”

 

Akdeniz Çevreyi Koruma ve Yaşatma Derneği Sözcüsü Tarık Tarkan Bozalan ise, gemilerin açık denizde çöpünü boşalttığını ve bu nedenle sahilin temiz kalmasının mümkün olmadığını anlattı.

 

Akdeniz sahilinde restoranı bulunan Bozalan, sahilin temizliğinin belediyenin sorumluluğunda olduğunu savunarak, “3 yıldır buradayım hiçbir birim bir çöp toplamadı. Bizler bazı öğrencilerle birlikte zaman zaman kamyonlar dolusu çöp topluyoruz” şeklinde konuştu.

 

Natura 2000 projesinde görev aldığını da söyleyen Bozalan; “Sahilde her gün görevli işçiler olsa yine bu çöp sahilden eksilmez. Denize çöp atan gemilerin engellenmesiyle çözüm bulunabilir. Ancak denizde sahil güvenlik denen bir şey yok” ifadelerini kullandı.

 

Gelecek yıldan itibaren, Natura 2000 projesi çerçevesinde, sahilde sürekli görev yapacak çevre güvenliklerinin olacağını da söyleyen Bozalan, bu yolla sahil şeridi boyunca gezinti yapan araçların ve yumurtaların talan edilmekten kurtulacağını kaydetti.

 

 

“Gerekli hassasiyet gösterilmiyor”

 

Bölge halkının ormanlara gerekli hassasiyeti göstermediğinden de yakınan Bozalan, ormanların içinde tonlarca çöplerin olduğunu söyledi.

 

Sahil yakının da bulunan ve İngiliz döneminden kalma 50 yıllık akasya ağaçlarının da, Orman Dairesi’nin izniyle gaminiciler tarafından kesildiğini de anımsatan Tarık Bozalan, bunun yanlışlığına dikkat çekti. Bozalan son olarak “Bölgemiz yeşilden yoksun ve kupkuru” diye konuştu.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ