21 Kasım 2017 Salı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Perde, on üç yıldır açılamadı…
26 Şubat 2012 Pazar 10:59

Perde, on üç yıldır açılamadı…

Sanatın olmadığı bir ülkede nasıl bir gençlik yetişir, nasıl çocuk büyütülür, hatta sanatın olmadığı bir ülkede siyaset nasıl yapılır?

Elif ŞEN / Haberdar Extra

Sanatın olmadığı bir ülkede nasıl bir gençlik yetişir, nasıl çocuk büyütülür, hatta sanatın olmadığı bir ülkede siyaset nasıl yapılır? Bir ülkenin en önemli uzuvlarından değil midir sanat? Ülkemizin kanayan yarası henüz sarılmamış ve bu hepimizin ayıbı olmuşken hangi değişim, hangi gelişim ve hangi teknoloji işe yarar?

 

27 Şubat, Devlet Tiyatrolarının yanışının 13’üncü yıldönümü. Bundan tam 13 yıl önce çıkan yangında sadece bina değildi yanan. Aynı zamanda sanatseverlerin alkışları, bir ülkenin umutları, yeni yetişen nesillerden sahneye aşık olacak gençlerin yetenekleri yandı.

 

Verilen sözler tutulmadı. Geçen onca yıla rağmen yeni bir bina inşa edilemedi, edilmedi. Sanatçılar pes demedi. Buldukları her yerde provalarını yaptılar, eserlerini ortaya koydular. Sanatın yok olmaması için, yükselen alkışlar susmasın diye. Bir ülkenin göstermesi gereken en önemli değerin sanat olduğunu bildikleri için.

 

Aradan geçen 13 yıla rağmen yeni binalarına kavuşamayan, yaşadıkları onca sıkıntıya rağmen sanattan kopmayan, toplumu da sanattan koparmayan tiyatro sanatçılarının en kısa zamanda sanatçıya yakışır bir binaya sahip olmalarını Haberdar Ekstra ailesi olarak diliyoruz.

 

Geçen 13 yılın ardından neler hissettiklerini sorduğumuz tiyatro sanatçıları, içlerindeki acıyı paylaştılar. Üzgün olmanın yanı sıra, kırgın ve kızgın olan sanatçılar, gelen hükümetlerin duyarsız davranmasından şikâyetçi. Yaşanan süreci utanç verici olarak değerlendiren sanatçılar aynı zamanda çözüm yolları da üretip artık bir tiyatroya sahip olmak istiyor.

 

Çetin Özen

“Ayıbımızı örtmüyoruz”

13 yıl... Dile kolay… O gün doğan çocuğumuz bugün 13 yaşını bitirmiş oluyor. Ama 13 yıldır Devlet Tiyatrolarımızın salonu yapılmıyor.

   

1999 yılında tiyatro ana binamıza ilave soyunma, makyaj odaları ve sofita inşaası yapılırken çıkan talihsiz bir kaza sonucu yanan Devlet Tiyatroları binamız, aradan geçen 13 yıl gibi uzun bir süreçte sadece Nasrettin Hoca fıkraları misali, idari binası bitirilmiş ama sanatçının oyununu oynayacağı, icra edeceği olmaz olmazlarından biri olan sahne ve salon halen yapılmamıştır. Bir yandan KKTC Devletimizin temellerini sağlamlaştırmaya çalışırken, diğer taraftan devlet olarak büyük bir ayıbımızı örtmüyoruz. Devlet olarak, devletimize ait bir kurum olan Devlet Tiyatroları binamızı yaparak, dış dünyaya karşı devlet oluşumunu tamamlayamayan bir devlet görüntüsünden kurtarmak, binası ve tiyatrosu olmayan geri kalmış ülkeleri değil, çağdaş, modern, Avrupa ve dünya ülkelerini örnek alarak bir an önce meclisimizdeki siyasilerimizin oybirliği ile, acilen Devlet Tiyatrolarımıza 400-500 seyirci kapasiteli mütevazı bir salon yaparak, en azından meclisimizdeki siyasilerin sanata ve özelde tiyatroya olan ilgisizliklerini böylece örtmelerini öneririm.

 

 

İbrahim Andaş

“Halkın ayıbı, bizim ayıbımız”

Tiyatronun KKTC’de her hangi bir esamesi okunmaz. Tiyatro sevilen değil gibi, desteklenir değil gibi… Devlet tiyatroya yeterli önemi vermiyor. Ülkede var olan bütün bakanlıklar yenilendi. Ama ne yazık ki tiyatro binasına bir salon yapıp da çalış demediler. Bu devletin değil, hükümetlerin ayıbı. Devlet, hükümetlerden oluşur. Ve bu güne kadar gelen hükümetler yeterli ilgiyi göstermedi. Bu halkın ayıbı, bizim ayıbımız. Halk konuyla ilgili neden yeteri kadar baskı yaratmıyor?  Anayasamız yokmuş gibi davranılıyor. Tarihte ilk anayasa İngiltere’de bundan bin yıl önce yayınlandı ve tek kelimeydi. Anayasa, halkı yönetenlere karşı bir koruyucudur. Tam 13 yıl geçmesine rağmen bir tiyatro yapılamadı. Bu gelen hükümetlerin ayıbıdır. Eğer bir ülkenin ekonomisini bir kayığa benzetirsek, kültür ve sanat da o kayığın kürekleridir. Biz küreksiz bir kayıkta gidiyoruz. Allah sonumuzu hayır etsin.

 

Cansev Günsoy

“Utanç verici”

Hala daha ülkemizde bir tiyatro salonunun olmaması üzücü bir olay. Yıllarca bir tiyatro salonunun yapılmaması utanç verici elbette. Ve görünen o ki yapılmayacakta… 27 Mart, Dünya Tiyatro Günü. Bizler de hala daha göçebe gibi provalarımızı yapıyoruz. Hala daha çalışabileceğimiz, oynayabileceğimiz bir salonumuz yok. Utanç verici dedikten sonra da başka söze gerek yok.

 

 

Yılsay Özbudak

“Yaşanan acının yıldönümü”

27 Şubat bir yıldönümüdür. Bütün yıldönümlerini kutlama olarak algılamamak gerektiğini düşünüyorum. Bu da yaşanan acı olayın yıldönümüdür. 14 yılda kaç hükümet kuruldu, kaç siyasi, kaç bakan geldi araştırmak lazım. Bu kadar zamanda her hangi bir sonuca varılmaması son derece üzücü bir durumdur. Farklı çözüm yollarıyla önemli gelişmeler yaşanabilirdi. Bugün belediye için kesilen vergiler gibi, memurların maaşlarından kesilen ufak bir katkı payıyla belki de tiyatro binasının inşasının yapılabileceği rakam toplanabilirdi. Ya da gönüllü bir sanatsever, yeni tiyatro binası için destek verebilir diye düşünüyorum. Maddi destek veya bir bina bağışıyla önemli bir destek bizleri de memnun edecektir.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ