18 Kasım 2017 Cumartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Nümâyişler LTB’yi yarattı
11 Mart 2013 Pazartesi 09:22

Nümâyişler LTB’yi yarattı

Tarihçi Yazar Dr. Nazım Beratlı, 7 Nisan’da başkanı seçilecek olan Lefkoşa Türk Belediyesi’nin ayrı Türk Belediyesi olarak kurulmasının ardındaki tarihsel olayları anlattı

Dr. Beratlı, Abdullah Çavuş’un Baf’ta öldürülmesi üzerine başkentte Türklerin büyük gösteriler düzenlenmesinin ardından İngiliz İdaresinin Baf Kapısı ile Mağusa Kapısı arasına tel örgüler çekerek şehri ikiye böldüğünü ve sonrasında şehir içi göçlerin başlayarak başkentin 1956’da fiilen bölündüğünü anlattı

O dönemde belediyelerin ayrılmasını Türkiye’nin Yunanistan’a teklif ettiğini ancak Yunanistan’ın bunu önce reddettiğini fakat Makarios’un iknasıyla kabul ettiğini belirten Beratlı, konuya ilişkin Makarios-Klerides tartışmasını da nakletti

Modern belediyeciliğin asıl amacının kentlilik bilinci yaratmak olduğunu vurgulayan

Beratlı, özellikle LTB’ye talip adayların ibret alması gereken şaşırtıcı, gerçek bir hikâyeyi de paylaştı

 

Vatan MEHMET

BRT’de yayınlanan, Gazeteci-Yazar Rasıh Reşat’ın hazırlayıp sunduğu Gazetecinin Not Defteri programına katılan tarihçi yazar Dr. Nazım Beratlı, Kıbrıs’ta belediyeciliğin geçmişi ve adada ilk somut bölünmenin şaşırtıcı tarihine ışık tuttu.

Tarihçi Yazar Dr. Nazım Beratlı, 7 Nisan’da başkanı seçilecek olan Lefkoşa Türk Belediyesi’nin ayrı Türk Belediyesi olarak kurulmasının ardındaki tarihsel olayları anlattı.

Dr. Beratlı, Abdullah Çavuş’un Baf’ta öldürülmesi üzerine başkentte Türklerin büyük gösteriler düzenlenmesinin ardından İngiliz İdaresinin Baf Kapısı ile Mağusa Kapısı arasına tel örgüler çekerek şehri ikiye böldüğünü ve sonrasında şehir içi göçlerin başlayarak başkentin 1956’da fiilen bölündüğünü anlattı

O dönemde belediyelerin ayrılmasını Türkiye’nin Yunanistan’a teklif ettiğini ancak Yunanistan’ın bunu önce reddettiğini fakat Makarios’un iknasıyla kabul ettiğini belirten Beratlı, konuya ilişkin Makarios-Klerides tartışmasını da nakletti

Modern belediyeciliğin asıl amacının kentlilik bilinci yaratmak olduğunu vurgulayan

Beratlı, özellikle LTB’ye talip adayların ibret alması gereken şaşırtıcı, gerçek bir hikâyeyi de paylaştı

 

“1880’lerde kurulan belediye bütün kentin belediyesi”

“1880’lerde kurulan belediye bütün kentin belediyesi… 1958’e kadar Türk olarak sadece Pertev Bey belediye başkanı oldu. O da Rumların boykotu üzerine Türk seçmenlerin katılması nedeniyle… Zamanın gazeteleri tarandığında Rumların Türk mahallelerine gerekli hizmeti götürmediği saptanabiliyor… Bunda seçimde etkili olamayışımız etkili… 1880’lerdeki yapılan nüfus sayımında Lefkoşa’daki Türk Nüfus daha kalabalık ama 1880 sonrası giderek Türk nüfus, Lefkoşa da azınlığa düşer… Nasıl azınlığa düştük bu da ilginçtir…

Lefkoşa da belediye seçimini bir kez Rumlar boykot etti… Bir Türk, Pertev Bey seçildi.. Bir kaç defada Türkler boykot etti… mesela1948’de Dr. Küçük ekibi belediye seçimini boykot edince belediye meclisi üyesi rahmetli Çoronik, son anda müracaat ederek seçildi…”

 

Şehir, 1956’da ilk defa bölündü…

“Abdullah Çavuş’un Baf’ta öldürülmesi üzerine Lefkoşa’da Türkler büyük gösteriler yaptılar… İngilizler de -bunu fırsat bilerek mi yoksa gerçekten de gerekli bir tedbir anlayışı bakımından mı- Baf kapısı ile Mağusa kapısı arasına tel örgüler çekerek şehri ikiye böldüler... İşte bu tarihten sonra Lefkoşa’da Türk ve Rum semtler konuşulmaya başlandı… Yoksa aslında mahalleler olsa da Türk ve Rum semtleri yoktu… Şehir bölünmüş değildi. Böylece bölünme kuzeyi Türk, güneyi de Rum semti olarak tanımlanarak 1956’da bölünmüş oldu…”

 

Lisanî Çavuş’un katliyle şehir içi göçler…

“Arkasından bir cinayet daha oldu… 1957’de Poli’de Lisâni Çavuş katledildi. Bu da Lefkoşa’nın bölünmesinin başladığı noktadır çünkü Lefkoşa, camların çerçevelerin indiği, kiliselerin yakıldığı çok daha büyük gösterilere sahne olmuştur…  

İş o hale geldi ki İngiliz yönetimi, böylece ‘Rum ve Türk toplumlarının teması tehlikelidir’ diyerek o hattı tekrar böldü hattı… Bu bölünmenin de arkasından 1958 geldi ve şehir içi göçler de bu yolla başlamış oldu…

1958’e gelindiğinde belediyeyle ilgili şikâyetler o kadar üst boyutlara çıkmıştı ki İngiliz yönetimi Lefkoşa’dan başlayarak Rum ve Türk belediyelerinin ayrılmasına karar verdi…

 

Türkiye bölünmeyi destekledi, Yunanistan’ı Makarios ikna etti…

Söz konusu bölünmenin ardından dönemin liderlik mücadelesinde önemli bir isim olan Dr. İhsan Ali’nin “Kıbrıslı Türklerin durumu ekonomik olarak o kadar kötüydü ki belediye olarak gerekli vergiyi toplamaları mümkün değildi, onun için aynı belediye içinde kalmak daha akıllıcaydı, yanlış yapıldı” yorumunu yaptığını anlatan Dr. Nazım Beratlı sözlerini şöyle sürdürdü;

“Rum kaynaklarına baktığımızda söz konusu bölünme ve farklı belediyelerin ortaya çıkışının aslında Türkiye tarafından Yunanistan’a da teklif edildiğini okuyoruz ancak Yunanistan’ın bu girişime ‘bölünme anlamına geldiği gerekçesiyle’ şiddetle karşı çıktığını öğreniyoruz… Yunanistan’ı da ‘Türkler zaten fakirdirler, cebimizden besleriz… Alsınlar belediyelerini de ne halleri varsa görsünler” diyerek ikna eden de Makarios’tur… Yunanistan da ‘yanlıştır ama madem Makarios böyle söyler’ diyerek Türkiye’nin teklifini kabul etmiştir…”

 

Makarios-Klerides tartışması

“1962’de ise Lefkoşa Türk Belediyesi’nin ihtiyacı 600 Bin Kıbrıs Lirası iken; topladığı 40 Bin Kıbrıs Lirası kadardır ve merkezi hükümetten yardım talep eder… Makarios da ‘neden Rum vatandaştan topladığım vergiyi size vereyim ki… Eğer yardım istiyorsanız gelin bütün belediyeleri birleştirelim’ der… Ancak Klerides de tam tersini önerir ve ‘biz bu parayı vermezsek Türkler yardımı Türkiye’den alacaklar, bu da gönülden olan bağlılığı ekonomik bir bağlılığa sürükleyecek… Akıl, bunlara bu parayı verip gönül bağlarını çözmeyi gerektirir’ der. Ancak Makarios iknâ olmamıştır ve yardım etmemiştir… 1963’te gelişen olaylar ve 1964-74 arasında zaten, değil merkezi hükümetten yardım gelmesi polisi, memuru dahi gelemezdi…”

 

Lefke, 1881’den beri Türk Belediyesi;

İlk Başkan Hacı Rasıh Efendi

1958’de Rum ve Türk olmak üzere bölünen Lefkoşa Belediyesi’ne rağmen Lefke’nin tamamının 1881’den beri Türk Belediyesi olduğunu, bu anlamda Lefke’deki durumun farklı olduğunu anlatan Beratlı, ilk belediye başkanının da Hacı Rasıh Efendi olduğunu söyledi.

Beratlı şöyle konuştu; “Lefke Türk şehridir… Baf gibi bölünmüş de değildir… İngiliz Sömürü idaresi döneminde 1-2 İngiliz belediye müdürü kaydıyla Lefke Belediye başkanları hep Türk’tü…  Belediye meclis üyeleri de daima çoğunluktaydı… Rumların Lefke’de en yoğun nüfusa ulaştığı yıllar 45-55 arasıdır o da 900 kişidir... O da CMC Maden ocağının etkisiyle… Rum nüfus, hiçbir zaman aday çıkaracak kadar artmadı, bu anlamda Lefkoşa’daki durumun tam tersidir Lefke… Rumlar, Lefke’de Rumlarla arası iyi olan Türklere oy vermişlerdir. Lefke’de İlk belediye başkanı da Hacı Rasıh Efendidir…”

 

Köy inkişâf Encümeni…

Belediyeciliğin maaş vermek, kaldırım yapmak, çöp toplamak gibi tanımlı amaçları olmadığını belirten Beratlı, modern belediyeciliğin asıl amacının kentlilik bilinci yaratmak olduğunu vurguladı.

Beratlı son dönemde tartışılan belediyelerin birleştirilmesi ya da büyükşehir modeline dönüştürülmesine ilişkin “o dönemde belediyelerin coğrafyaya dağılımı nasıldı?” şeklindeki soruya karşılık ise şöyle konuştu;

“O dönem kasaba belediyeleri vardı ama köylerde belediye söz konusu değildi… Köylerde merkezi hükümete bağlı köylünün seçtiği Köy inkişaf Encümeni vardı… Bizim hükümetler döneminde köyleri belediyelere dâhil edene kadar bu encümenler vardı… Onun için Yeşilırmak, Gaziveren, Doğancı, Çamlıbel gibi bazı büyük köyler belediyeye katılmak istemediler. Çünkü merkezi hükümetin verdiği kaynağı kullanabiliyorlardı…  Belediyeye verilince kaynağın dağılımında sıraya giriliyor…  Küçük küçük belediye verimli değil…”

 

Bir yemek parası İzaz İkram Fonu’na aktarılınca…

Beratlı, “sömürge idaresini bize özletenler, aynaya bakmaya cüret edemesin diye” özellikle Lefkoşa Türk Belediye Başkanlığına talip adayların ibret alması gereken şaşırtıcı, gerçek bir hikâyeyi de paylaştı;

Uzun yıllar Lefke Belediye Müdürlüğü yapmış olan Fadai Ferit’ten naklederek anlatan Beratlı şöyle dedi;

“Hikâyeyi, bizzat kendisinden, birkaç defa dinledim…  Bir gün sabah, Fedai Bey, Lefke Belediyesi’nin kapısını açmak için anahtarı kilide soktuğu anda, arkasından biri omzuna dokunmuş! Dönüp bakınca, bir İngiliz görmüş! Kimliğini uzatıyor! “Ben” diyor, ‘İçişleri Bakanlığının belediyeler müfettişiyim. Lütfen kapıyı aç, anahtarları bana ver…’ Fedai Bey, denileni yapmış! Anahtarlar İngiliz’in elinde yukarı çıkmışlar. Müfettiş demiş ki: ‘Kasa’yı aç!’ Kasa açılmış… ‘Say bakalım kaç para var kasada?’ Para sayılmış. İngiliz bir tutanak tutmuş, altına imzasını atmış! ‘Lütfen siz de imzalar mısınız?’ Fedai Bey de imzalamış! ‘Şimdi lütfen kasayı da kilitleyip, anahtarlarını bana veriniz’… İngiliz, bu işlemden sonra, ‘Şimdi Muhasebe Defterlerini getirir misiniz?’ demiş, oturmuş defterleri incelemeye…”

 

“Sayın müdür, siz yolsuzluk yapmışsınız”

“Bir süre sonra başını kaldırmış, demiş ki: ‘Sayın müdür, siz yolsuzluk yapmışsınız! Sokakları temizleme fonundan 10 Kıbrıs Lirası’nı, İzaz İkram Fonuna aktarıp, harcamışsınız! Bir kalemden öteki kaleme kaynak aktarmak, bakanlığın iznine tabidir! Yaptığınız, suçtur…’

‘Sayın müfettiş’ demiş, ‘doğrudur! Biz sokakları temizleme fonundan 10 KL’nı, İzaz İkram Fonu’nda kullandık! Çünkü haşmetli vali hazretleri, Kafizes Suyu’nun, kasabaya getirilişi münasebeti ile Lefke’yi ziyaret ettiğinde, zaman uzadı, vakit öğleye geldi! Vali hazretleri, acıktıklarını söylediler… Biz de kendisi ve heyetine bir öğle yemeği ısmarladık. Hesap da 10 KL’sı tuttu… Ne bende, ne de başkanda böyle bir para bulunmadığından, cebimizden ödeyemedik! Belediyenin İzaz İkram Fonu da boş olduğundan, Sokakları Temizleme Fonu’ndan bu parayı kullandık. İşte makbuzları! O sırada, hükümete başvurup, valinin karnını doyurmak üzere, kalemden kaleme aktarma yapma izni almaya vakit olmadığından, valinin karnını, hükümetten izin alamadan doyurduk, pardon!’”

 

Altışar ay hapis…

“İngiliz, ‘Yooo’ demiş, ‘Yasa yasadır… Valiye paramız yok, aç kal deseydiniz! Paranız yoksaydı, yiyeceği yemeği, kendi cebinden ödeseydi vali… Suçlusunuz…’

İngiliz, gitmiş Lefkoşa’ya, yememiş içmemiş, Nekipzade ile Fedai Bey’i, yolsuzluktan mahkemeye vermiş… Mahkeme de başkan ile müdürü, sokakları temizlemek için ayrılmış paradan valiye yemek ısmarladıkları için, Altışar Ay hapse mahkûm etmiş!

Allahtan vali bu meseleyi duyunca, bir Kraliyet emri yayınlayarak, acil durumlarda, Belediye Başkanları’nın tek defaya mahsus olmak üzere, bir kalemden ötekine, hükümete sormadan aktarma yapabileceklerini emretmiş! Ve bizim başkan ile belediye müdürü, hapis yatmaktan kurtulmuşlar…”

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ