21 Kasım 2017 Salı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Maksatları AB garantörlüğü!”
17 Kasım 2012 Cumartesi 09:05

“Maksatları AB garantörlüğü!”

“Maksatları Türkiye’nin fiili ve etkin garantörlüğünü, yalnızca etkin garantörlüğe dönüştürmektir”

‘Ellerinden gelse, bizi soluduğumuz havadan bile, azınlık olarak kayıtsız şartsız mahrum etmek düşüncesindeler’ diyen araştırmacı yazar Prof. Dr. Ata Atun “Rumların hala KKTC’yi hazmedemediğini” söyledi…

 

‘Fiili ve etkin garantörlük’ ile ‘etkin garantörlük’ kavramının birbirinden farklı olduğuna dikkat çeken Atun, ‘etkin garantörlüğün’ yalnızca kâğıt üzerinde bir garantörlük olduğunu ve adada askerin bulunmaması şartını içerdiğini anlattı.

 

“Rumların maksadı Türkiye’nin adadaki fiili ve etkin garantörlüğünü, yalnızca etkin garantörlüğe dönüştürmektir” tespitini yapan Atun, Rumların asıl hedefinin ise ‘AB garantörlüğü’ olduğunu söyledi.

 

VATAN Mehmet

‘Ellerinden gelse soluduğumuz havadan bile bizi, azınlık olarak kayıtsız şartsız mahrum etmek düşüncesindeler’ diyen araştırmacı yazar Prof. Dr. Ata Atun “Rumların hala KKTC’yi hazmedemediğini” söyledi…

 

‘Fiili ve etkin garantörlük’ ile ‘etkin garantörlük’ kavramının birbirinden farklı olduğuna dikkat çeken Atun, ‘etkin garantörlüğün’ yalnızca kâğıt üzerinde bir garantörlük olduğunu ve adada askerin bulunmaması şartını içerdiğini anlattı.

 

“Rumların maksadı Türkiye’nin adadaki fiili ve etkin garantörlüğünü, yalnızca etkin garantörlüğe dönüştürmektir” tespitini yapan Atun, Rumların asıl hedefinin ise ‘AB garantörlüğü’ olduğunu söyledi.

 

Haberdar’a özel açıklama yapan Atun, AB dönem başkanlığını üstlenen Güney Kıbrıs’ı “AB’nin Garantörlüğü ne denli güçlü olabilir, Kıbrıslı Türkleri bir saldırıdan ne kadar koruyabilir” şeklinde uyardı.

 

“Silahla başaramadılar, ekonomik soykırım uyguladılar…”

Dönemin Rum liderinin 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına bakışı, düşüncesi ve mantığını anlatan Atun, silahla başaramayan Rumların o günlerde taktik değiştirerek ekonomik soykırıma başvurduğunu anlattı.

 

“1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Anayasasını oluşturan 1959 Zürih ve Londra Anlaşmalarını daha başından beri Rumlar, akıllarında 1796 patentli ENOSİS yani Yunanistan’a bağlanma ülküsü olduğundan kabul eder gibi görünmüşler ama hiçbir zaman kabul etmemişlerdi.

 

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulduğu ilk günden itibaren…

“Özellikle Kıbrıslı Türklerin ‘Yönetime’ yediye üç oranında ortak olmalarını, adada 650 kişilik ‘Türk Alayı’nın bulunmasını ve özellikle de Türkiye’nin ‘Etkin Garantörlüğü’nü, ENOSİS yolunda engel gördüklerinden, daha Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulduğu ilk günden itibaren yok etmek ve çalışmaz hale getirmek için elden geleni yaptılar.

 

Başardılar da. 1963-1967 yılları arasında Kıbrıslı Türklere silahlı saldırılarla ‘Soykırım’ uygulamalarına rağmen Kıbrıslı Türkleri yıldıramayınca, silahla bu işi çözemeyeceklerini anlayıp bu defa taktik değiştirip ‘Ekonomik Soykırım’ uygulamaya başladılar.”

 

Hala aynı düşüncedeler…

Rumlarla Yunanistan’ın kendi aralarındaki adaya hâkim olma çatışmaları doruk noktasına ulaşınca, 15 Temmuz 1974 tarihinde yapılan darbe ile Rumların hiç beklemedikleri bir sonuca ulaştığını ve adanın fiilen ikiye bölündüğü hatırlatan Atun “Rumların güneye geçen Kıbrıslı Türklere karşı aşağılayıcı ve darp edici davranışları, Rum hükümetinin ve Yunanistan’ın Kıbrıslı Türklerin dünya ile olan bağlarını koparmak için ellerinden geleni yıllardır yapıyor olmaları hala daha bu mantık ve düşüncede olduklarını göstermektedir” dedi.

 

 “KKTC’yi hazmedemediler”

“Ellerinden gelse soluduğumuz havadan bile bizi, azınlık olarak kayıtsız şartsız mahrum etmek düşüncesindeler” diyen Atun Rumların hala KKTC’yi hazmedemediğini söyledi.

 

Rumların hasis düşüncelerinin sürdüğünü vurgulayan Atun şöyle devam etti;

 

“Adanın kuzeyinde, yaşadığımız zor günlerden, uğradığımız soykırımdan sonra kurmayı başardığımız “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” ile kendi yönetimimiz altında, kendi askerimizin sınırlarımızı koruduğu, polisimizin iç güvenliğini sağladığı, yargı düzenimizin çağdaş hukuku uyguladığı, meclisimizin yasama görevini eksiksiz yerine getirdiği, ulaşım ve iletişimde çok iyi bir alt yapıya sahip olduğumuzu, kabul edilse de edilmese de KKTC pasaportumuz ile seyahat edebildiğimizi, yetmişe yakın yabancı ülkeden öğrencilerin KKTC’ye gelerek üniversitelerimizde okuduğunu bir türlü kabul edememektedirler.

 

Bu düzeni yıkmak ve yok etmek, Kıbrıslı Türkleri kendilerine muhtaç ederek yönetimleri altına almak ve adanın tümüne de 1974 öncesinde olduğu gibi mutlak hâkim olabilmek için elden geleni de yapıyorlar ve yapmaya da devam edeceklerinden de hiçbir kuşkum yok.”

 

Asıl hedefleri AB garantörlüğü…

‘Fiili ve etkin garantörlük’ ile ‘etkin garantörlük’ kavramının birbirinden farklı olduğuna dikkat çeken Ata Atun, ‘etkin garantörlüğün’ yalnızca kâğıt üzerinde bir garantörlük olduğunu ve adada askerin bulunmaması şartını içerdiğini anlattı.

 

“Rumların maksadı Türkiye’nin adadaki fiili ve etkin garantörlüğünü, yalnızca etkin garantörlüğe dönüştürmektir” tespitini yapan Atun, Rumların asıl hedefinin ise ‘AB garantörlüğü’ olduğunu söyledi.

 

Sorgulayan yok…

“AB’nin Garantörlüğü ne denli güçlü olabilir, Kıbrıslı Türkleri bir saldırıdan ne kadar koruyabilir, bunu sorgulayan yok” şeklinde uyaran Atun şöyle devam etti.

 

“Karşılarındaki ilk engel adada ‘Fiili ve etkin Garantör’lük görevini yıllardır başarı ile yapan Türk Askeri… Öncelikli hedefleri, adadaki Türk Silahlı Kuvvetlerini dış güçlerin Türkiye’ye yapacağı baskılar sonrasında geri göndertmek ve 1974’den beri var olan ‘Fiili Garantör’lüğü ‘Etkin Garantör’lüğe dönüştürmek.

 

Bunu ortadan kaldırmanın tek yolu da, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nda var olan ‘Ek I, madde 4’deki Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin ‘Garantör’lüklerini Anayasadan çıkarttırıp yerine Avrupa Birliği’nin Garantörlüğü’nü koydurtmak.

 

Bunun için gerek Rumlar gerekse de Yunanistan, yıllardır ağızlarında sakız etmişçesine ‘21. Yüzyılda garantilere gerek yoktur, Yunanistan ve İngiltere Garantörlüklerini iptal etmek kararındadır, Türkiye’de Garantörlüğünden vazgeçsin, gene de Kıbrıslı Türkler ısrarla Garantör istiyorlarsa adanın Garantörü AB olsun’ diyerek, ada üzerindeki Türkiye’nin Fiili ve Etkin Garantör’lüğünü iptal ettirmek için her yolu deniyorlar.

 

AB’nin Garantörlüğü ne denli güçlü olabilir, Kıbrıslı Türkleri bir saldırıdan ne kadar koruyabilir, bunu sorgulayan yok.”

 

Nasıl olacak, ben anlamış değilim…

“Gerçekte, askeri bir güce sahip olmayan AB’nin kendisinin bir Garantöre gereksinimi olduğunu söyleyen Atun şöyle devam etti;

 

“Kendisinin Garantöre gereksinimi olan Avrupa Birliği, Kıbrıs’a veya Kıbrıslı Türklere nasıl “garantör” olacak ben pek anlamış değilim.

 

Sürmekte olan müzakereler bunun en güzel bir ispatı. Kıbrıslı Türklerle, eşit koşullarda eşit siyasi haklara sahip ortak bir devleti kurmak için anlaşmaya varmak yerine, varmamak için uğraş vermekteler.

 

Bizlere egemen olmanın getirdiği özgürlüğü yaşatan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni yaşatmak ve sürdürülebilirliğini korumak hepimizin görevi olmalıdır. Aksini düşünmek bile istemiyorum.”

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ