23 Kasım 2017 Perşembe
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kıbrıstan yükselen soprano
07 Nisan 2011 Perşembe 13:10

Kıbrıs'tan yükselen soprano

Kıbrıs’ın ilk opera sanatçısı Çakırtaş; eğitimini, müziği ve projelerini Haberdar’a anlattı.

Elif ŞEN

 

Kıbrıs’ın içinden çıkmış bu işe gönlünü, emeğini vermiş genç yaşta ülkede bir ilk olmayı başarmış hedefleriyle, projeleriyle daha da uzun yıllar ismini duyacağımız gerçek bir sanatçı.

 

Kıbrıs’ın ilk opera sanatçısı olma ünvanını taşıyan Vasviye Çakırtaş, eğitimini, müziği ve projelerini Haberdar’a anlattı.

 

Opera ne demek ve opera nasıl doğdu?

 

“Opera müzikli oyun demek! İçinde dans, müzik, tiyatronun olduğu bir sanat. Operanın tarihi ilk olarak 17. yüzyılda Barok dönemiyle ortaya çıkıyor. Yüz yıllar boyunca da değişerek ve gelişerek günümüze kadar geliyor. İlk zamanlarda sadece saraylarda söylenirken tek perdeli, iki ve üç perdeli eserler olarak devam ediyor opera tarihi.”

 

Popüler müziğe baktığımız zaman sürekli değişip farklılıkların hayatımıza yansıdığını, yaşanılan dönem gençlerinin sürekli olarak müzikte bir önceki nesilden daha farklı şeyler ürettiğine tanık oluyoruz. Operalar da ise yüzyıllar öncesinin müzikleri hala sahneleniyor. Eserler güncelliğini kaybetmeden nasıl korunabildi?

“Aslında operada da değişikler söz konusu. Barok dönem

indeki tek perdeli tek sesli eserler yerini çok sesli, üç dört perdelik eserlere bırakmış. Konu olarak da zamanla değişen başkalaşmalar olmuştur. Aşk ağırlıklı konular yerine savaş temaları işlenmiştir. Zaman ve insanlığın yaşadıkları operaya da yansımıştır.”

 

Kıbrıs’ın ilk opera sanatçısı ünvanı size ait. Daha önceden bu alanda ülkede örnek alabileceğiniz bir isim yok. Bu mesleğe ilk adım nasıl gerçekleşti?

 

“Kolejde okurken müziğe ilgim vardı. Okul korosunda yer alıyordum ve çeşitli etkinliklere katılıyorduk. Aynı zamanda o yıllarda yayınlanan BRT İçimizde programında da koroda şarkı söylüyordum. Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı için bir program düzenlenmişti. O dönemin Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Sn. Hasan Peker Günal Paşa beni izlemiş.”

 

En ufak fikrim yoktu”

 

“Ertesi gün beni ve ailemi makamına davet etti. Hepimiz çok şaşkın ve meraklı bir şekilde yanına gittik, neden çağrıldığım konusunda en ufak bir fikrim bile yoktu. Gerçekleştirdiğimiz görüşmede beni beğendiğini, bu ülke için profesyonel anlamda bir eğitim alarak hizmet verebileceğimi söyledi. Çok küçüktüm ve müziği çok sevmeme rağmen sadece hobi olarak görüyordum. Bana Atatürk’ün “Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz… Hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat sanatkar olamazsınız vecizesini söyledi. Bu görüşmeyle sanat yolculuğu da başlamış oldu. Hacettepe’nin iki aşamaları sınavlarına girebilme hakkını kazandım ilk olarak. Tabi neler yaşayacağım, nasıl olacak hiçbir fikrimiz yoktu. Ardından sınavlara girdim ve başarılı oldum. Böylelikle Ankara’da ki yolculuğum da başlamış oldu.”

 

Bu eğitim sürecinin başlamasından önce opera ile ilgili herhangi bir bilginiz var mıydı? Mesala hiç opera ile alakalı bir eser izlemiş miydiniz?

 

“Hiç ilgim olmadı. Kıbrıs’ta zaten böyle bir ilgi yoktu.”

 

Mesleğimi aldığım eğitim ile öğrendim”

 

Operanın ne olduğunu ben aldığım eğitim ile öğrendim. Mesleğimin ne kadar zor bir o kadar da zevkli olduğunu çok fazla emek istediğini hep eğitim sürecinde öğrendim.”

 

Çok genç yaşta hiç bilmediğiniz bir alanda eğitim almaya, ailenizden uzak bir şehre gitmek… Üstelik bu iş için eğitim alan başka bir arkadaşınız bile yok. Sizin açınızdan zor olmadı mı?

 

“Elbette çok zor günler geçirdim ama en büyük destekçim ailem; hiç yalnız bırakmadı beni. İlk gittiğimde bir bocalama dönemi yaşadım. Sonrasında hocalarımın yardımı, başka Kıbrıslı öğrencilerle tanışmam adapte olmama yardımcı oldu. Benim alanımda eğitim alan Kıbrıslı yoktu ama başka bölümlerde Kıbrıslı öğrenciler vardı.

 

7 yıllık bir eğitim sürecinden bahsediyorum. Pişmanlıklarım, geri dönmek istediğim zamanlar, bırakmak istediğim anlar tabi ki oldu. Ama dönüp baktığım zaman iyi ki bu eğitimi aldım ve şu anda mesleğimi yapıyorum diyorum.”

 

Dünyada Opera denildiğinde bu işin en iyi yapıldığı yerler Almanya ve İtalya olarak biliniyor. Siz hiç yurtdışına açılmayı düşünmediniz mi?

 

“Aslında Avrupa’da Opera her yede var. Ama bu sanatın beşiği İtalya’dır. Evet yurtdışına gidip mesleğimi icra edebilirdim ama ben her zaman bu mesleği kendi vatanım da yapmalıyım diye düşündüm. Madem ki bu devlet bana bu işin eğitimini almam için bir fırsat tanıdı, ben de ülkemde kalmalıyım diye düşündüm. Burada yaşıyor olmam aslında yurtdışında bağlantılarımın olmasına engel değil. Zaman zaman çeşitli organizasyonlara katılıyorum. Alanında vefa borcu da diyebilirsiniz.

 

Benim sesim soprano,Türkiye’de de kalabilirdim ancak soprano olarak bir sanatçının vereceği mücadele iki katına çıkıyor. Çok fazla Soprano var.”

 

 

Kadro almak için çalışıyorlar”

 

“Birlikte eğitim aldığım arkadaşlarıma bakıyorum da hala Türkiye’deki çeşitli operalarda kadro almak için çalışıyorlar. Sabahtan akşama kadar normalin üzerinde çalışıp sadece bir eserin korosunda yer alabiliyorlar. Ben kendi ülkemde kendi ülkemi temsil ederek bir şeylere imza atmak istedim bunu da başardım.”

 

 

Kaç kere sahneye çıktığınızı hatırlıyor musunuz?

 

“Hiç saymadım. Öğrenciyken sahneye çıkmaya başladım. Çeşitli organizasyonlarda sahne aldım fakat sayı olarak bilmiyorum.”

 

Kıbrıs’ta, yaşayan ilk Kıbrıslı opera sanatçı sizsiniz. Profesyonel anlamda adaya ilk geldiğiniz zaman çıktığınız sahneyi anlatır mısınız? Neler hissetmiştiniz?

 

“30-40 yıl öncesine baktığınız zaman Kıbrıslı operacılar var. Ama hepsi yurtdışında eğitim almış ve orada kalmışlar. Ben burada yaşıyorum ve ülkemi temsil ediyorum. İlk olarak anılmamın sebebi bu.

 

İlk sahne heyecanına gelince biliyorum çok klasik olacak ama o an anlatılmaz yaşanır. Bu gerçekten böyle. Bir sürü farklı duygunun bir arada yaşandığı an…”

 

Mesleğinizle alakalı nasıl tepkiler sizi rahatsız eder? Toplum genelinde insanlar operayı nasıl değerlendiriyor?

 

“Operayı pek fazla bilen ya da dinleyen yok. İnsanlara mesleğimi söylediğim zaman bağırıyor musun diyorlar. Bu tepkiler beni zaman zaman çok üzse de onlara operanın ne olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Sabırlı olmak lazım, toplumun anlayacağı bir dilde bu işin sanat olduğunu anlatıp onlara sevdirmeye çalışıyorum.”

 

Bu anlamda kendinizi yalnız hissetmiyor musunuz? Yaşadıklarınızı paylaşabileceğiniz bir meslektaşınız yok. Hepimiz mesleki anlamda yaşadıklarımızı paylaşabileceğimiz aynı meslekten arkadaşlara sahibiz. Sizin için zor olsa gerek…

 

“Bu durum benim için hem iyi hem de kötü. Ama Türkiye’de arkadaşlarım var ve Allah’tan internet ve teknoloji hayatımızın içinde. İnternet benim için çok iyi mesela. Onlarla yaşadığım her şeyi paylaşabiliyorum.”

 

Müzik piyasasına baktığımız zaman popüler müzik ya da rock müzik sanatçıları büyük orkestralar veya operacılarla düetler yapıyorlar. Opera sanatçıları ise farklı tarzlar seslendiriyor. Bunun örneklerine dünyada da rastlıyoruz. Siz hiç böyle bir projeye imza atmayı düşündünüz mü?

 

“Yıllardır çevremdeki insanların söylediği bir şey vardı. Tarzını değiştir. Bundan yola çıkarak ben de bir şeyler yapacağım. Şu anda proje aşamasında olan organizasyonlara imza atılacak. Çok detaya girmeyelim ama Andrea Bocelli, Alessandro Safina, Emma Shaplin tarzında bir konserim olacak.”

 

Operalarda sözlerin anlamına baktığınız zaman özellikle aşk temalı eserler arabesk şekilde anlatılıyor. Siz bu anlamda bir benzerlik kurabilir misiniz?

 

“Duygu, ruh olarak arabesk olabilir ama tarz tamamen farklı. Söyleme şekli farklı. Bence pek bir bağdaşan taraf yok.”

 

Piyasada şarkı söyleyerek popüler olan ve daha medyatik isimler var. Siz akademik olarak bu mesleğin eğitimini aldınız. Sanatçılar duygularını daha yoğun yaşayan, egoları daha yüksek insanlar. Ancak toplum geneli opera dinlemiyor, bilmiyor. Bu anlamda kendinizi nasıl törpülüyorsunuz?

 

“Ben popüler olmayı hiç istemedim. Evet duygularımızı daha yoğun yaşayan insanlarız ama konserlerimde seyirci salonu dolduruyor. Ayakta alkışlanıyorum. Bunlar bana yetiyor. Dünyadaki operacılar için de geçerli bu durum. Bizler popülerlikten ziyade bu sanatı doğru icra etmeye çalışan insanlarız.”

 

Aynı zamanda siz bir öğretmensiniz de ve şu günlerde adı gündeme oturan Türkan Kürşad’da öğrenciniz. Onun geldiği nokta hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

“O tam bir showgirl. Çok yetenekli bir öğrenci ancak Türkan opera sanatçısı değil. Onun geleceği nokta çok farklı. 1 buçuk yıldır benden şan dersi alıyor. İçinde barındırdığı sahne ışığı, yetenekleri ve alacağı doğru eğitimle dünya standartlarında bir yıldız olabileceğine inanıyorum."

 

Dünya genelinde olumsuzluklar yaşanıyor. Ekonomik krizler, savaşlar vs. Siyaseti sanatçılar devralsaydı sizce nasıl bir dünya olurdu?

 

“Her yerde meslektaşlarımı gördüğüm bir dünya çok güzel olurdu mutlaka. Kesinlikle yaşanan olumsuzluklar yerini toz pembe şeylere bırakırdı. Anlam vermediğim bu savaşların hiç biri olmazdı. Bir de her yerde opera olurdu mutlaka.”

 

Ütopik sorulara devam edeceğim. Hepimiz arabayla bir yerlere giderken radyo dinleriz. Bir gün uyandınız, arabanıza seyehat için bindiğinizde açtığınız her radyo kanalında opera eserleri çalıyor. Bu durum size ne hissettirir?

 

“Hangi dağda kurt öldü diye düşünürüm. Çok şaşırtıcı ve mutlu edici bir an olurdu ama bir opera sanatçısı da başka müzikler dinler. Yani kendimi kısıtlamıyorum, her kes opera dinlesin demiyorum. İstediğim tek şey mesleğime saygı gösterilmesi.”

 

Sahnede birlikte söylemek istediğiniz isim ya da isimler var mı?

 

“Çok uzağa gitmeme gerek yok. Kendi hocamla aynı sahnede olmayı çok istiyorum ben.”

 

 

Peki sahnelenen opera eserleri arasında en çok oynamak istediğiniz karakterler kimler. Hangi rolleri kendinize daha yakın hissediyorsunuz?

 

“Yakın hissetmek adına değil ama Carmen’de Michaela, Sihirli Fülüt’de Pamina bir de Aşk-ı Memnu’nun operasında Bihter rolünü oynamayı çok isterim.

 

Ama en büyük zevk resitallerde yer almak arkadaşlarımla sahnede olmak… Azeri ve Kıbrıs parçalarını seslendirmeyi de çok seviyorum.”

 

Kıbrıs’ta sanatçı olmayı nasıl değerlendirirsiniz?

“Kıbrıs’ta sanatçı olmak devletin de bizlere sunacağı destekle daha güzel yerlere gelebilir. Maddi ve manevi desteğe ihtiyacımız var.”

 

Daha iyi yerlere geleceğiz”

“Kıbrıs deyince insanların aklına Kıbrıs sorunu geliyor ancak Kıbrıs adını spor ve sanatla duyurmalı. Kendi vizyonumuzu açarsak daha iyi yerlere geleceğimize inanıyorum.”

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ