20 Kasım 2017 Pazartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Kıbrıs’ta birçok Mozart, Beethoven kaybedildi”
20 Ağustos 2011 Cumartesi 11:10

“Kıbrıs’ta birçok Mozart, Beethoven kaybedildi”

Hiçbir destek almadan yüreklerini ortaya koyarak başlattıkları projeyi, hayatı, sanatı onlarla Haberdar okurları için konuştuk.

Elif ŞEN

 

Bir sanatçı en çok ülkesine duyarlıdır; en çok yaşadığı ülkenin çocuklarına… Bir sanatçı sadece sanatla verir mücadelesini hayat ve yaşanan tüm savaşlara. Sanat, savaşlara, kazalara, acılara, ambargolara rağmen üretir daha güzel günleri görmek umuduyla. Yolları Kıbrıs’ta kesişmiş dört sanat insanı onlar. Müziğin ahengiyle yorumlayarak yaşanan her şeyi ellerini taşın en altına koyarak çıkmışlar yola. Her okulda bir piyano, her okulda müzik olmalı diyerek. Daha fazla yetenekler kaybolmadan, daha fazla değerler yitirilmeden karşılıksız ve koşulsuz sevginin gücüyle sanatı da alarak yanlarına ilk konserlerinin heyecanını yaşıyorlar şimdi. İlyas Abdullin, Burcu Karagöz, İrada Melikova ve Evren Karagöz şimdi müzikleriyle imza atıyorlar tarihin yapraklarına.Hiçbir destek almadan yüreklerini ortaya koyarak başlattıkları ‘Her okula bir piyano’ projesini, hayatı, sanatı onlarla Haberdar okurları için konuştuk.

 

 

Gruptan biraz bahseder misiniz?

 

Expromte Trio ve Bariton Evren Karagöz grubumuzun ismi. Keman İlyas Abdullin , viyolonsel Burcu Karagöz (KKTC), piyanist İrada Melikova ve Evren Karagöz. Tamamen iyi niyetli kurulmuş, maddi beklentisi olmadan çalışan, mütevazi görünse de çok profesyonel bir grubuz. 2005 yılından beri grup olarak birlikte çalışmalara imza atıyoruz. Bu bizim en büyük özelliklerimizden biri denilebilir. Uzun soluklu olmak.

 

 

Grubun çok anlamlı bir projesi var. ‘Her okula bir piyano’ almak. Süreç nasıl başladı ve nasıl ilerliyor?

 

Grubumuz geçen yıl KKTC sınırlarındaki okullara, etkinlikler düzenleyerek piyano almayı hedefledi. Amacımız ilk önce uzaktaki okullara piyano alabilmek. Burcu Karagöz’ün de Dipkarpaz’da öğretmenlik yapması için tayini çıkınca projeyi hayata geçirmek adına hemen işe başladık. Girne Ada Lions Kulübü’yle görüştük. Onların da desteğiyle 25 Kasım’da ilk konserimizi gerçekleştirip ilk piyanomuzu almayı hedefliyoruz. Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı Kemal Dürüst’le yaptığımız görüşmelerde bize desteklerini vereceklerini açıkladılar. İlk konserimizin ardından ikinci konser tarihimizde 10 Şubat 2012 tarihinde yapılacak. Üçüncü konserimiz bir sokak konseri ve dördüncü konserimizi de “çocuklardan çocuklara” adı altında düzenlenecek. 4 konserden toplanan yardım paralarıyla 3 piyano alsak bizim için çok büyük bir mutluluk olacak.

 

 

Sovyet Rusya sanat anlamında dünyaya önemli isimler kazandırmış bir cumhuriyetti. Grupta o dönemlerde eğitimlerini tamamlamış sanatçılar da var.

 

Her ne kadar Rusya çok zengin, sanat yönü güçlü bir ülke olsa da merkezden uzak yerleşim birimleri farklıdır. Örneğin Moskova’da durum Sibirya’dakinden daha farklıdır. 6 senedir buradayım. Güzel arkadaşlar edindim, birlikte bir grup kurduk. Farklı projeler için ne yapabiliriz diye düşünüyoruz her zaman. Piyano müzik için sadece sıradan bir müzik aleti değil. Bizler öğretmen olarak bunu çok iyi biliyoruz. En uzak yerlerde, en uzak köylerdeki öğretmenler bile öğrencileriyle piyano kullanabilsin.

 

Sistemin zemin katı budur. Çocukların belirli bir seviyeye gelmesi için, duygusal gelişimi için çok önemli.

 

 

Hedeflerinize ulaştığınızı her okulda bir piyano olduğuna inanarak soracağım sizlere. Sonrasında neler olacak?

 

Piyanolar okullara alınacak. Sonrasında neler yaşanır, neler olur tamamen okul idaresinin belirleyeceği bir şey. Ben Erenköy’de olduğum sürece bütün çabalarım devam edecek. Ama ilerisi için ne olacağının garantisi yok.

 

 

Sanata uzak bir toplumuz. Bu noktada eğitim sisteminde de hatalar bulunmuyor mu? Geleceğe hazırlanan öğrenciler sadece matematiksel alanlara yönlendirilip bu alanlarda ders alarak yetiştiriliyor. Ardından da uyum sağlayamayan, başarı gösteremeyen öğrencilere başarısız etiketi yapıştırılıyor. Eğitim sistemi ve ailelerin bakış açısıyla ilgili düşünceleriniz neler?

 

Yaşanılan bölgeye göre ailenin bakış açısı da değişiyor. Benim öğretmenlik yaptığım bölgede aileler sanata ılımlı bakmıyor. Bizim toplum yapımızla da ilgili bir durum bu aslında. Siz hiç diziler, tv programlarında çalan klasik müzik gördünüz mü? Bu sistemin bize dayattığı bir olgu. Sistem, bu senin kaderin, acını yaşa şeklinde ilerliyor. Bu zihniyet son on yılda hat safhaya ulaştı.

 

 

Peki ülkede operanın eksikliği var mı? Kıbrıs’a opera kurulmalı mı?

 

Bu ülkede opera kurulabilmesi için en az 100 sene çalışmak gerekli. Rusya’da çocuklar 5-6 yaşlarından itibaren konserlere götürülür. Yapılması gereken çok şey var. Operaya gelmek için 200-300 yıl çalışmak gerekir. Opera sanatın en üst alanıdır. BRT klasik programlarında çocukların anlayabileceği sunumlar yapabilir. Ağır, ocukları sıkacak eserlerden bahsetmiyorum. Onların anlayabileceği, eğlenceli sunumlarla klasik müzik renklendirilerek anlatılıp sevdirilebilir. Devletin de yoğun çalışmalar yapması lazım.Biz bu ülkede hangi köyde kaç yetenek var bilmiyoruz. Kıbrıs’ta birçok Mozart, Beethoven kaybedildi belki de. Ülkede var olan bu yetenekleri kaybettiniz. Rusya’da en uzaktaki köylere bile giderek, yetenekleri bulurlar. Bu yetenekli çocuklar 10-15 sene boyunca asker disipliniyle çalıştırılır.

Başarının formülü:

Doğa yeteneği,

Sonsuz çalışma,

Disiplin…

 

Bir tanesini alın okul yıkılacaktır. Çocuklara henüz 6 yaşındayken bunu öğretiyorlar. Bahsettiğim sistem basit aslında… Tanrı Kıbrıslı çocuklara da dokunuyor. Buradaki insanlar arasında ayırım yapmıyor. Araştırmalı, bir bakın bu ülkedeki çocuklardan da Mozart çıkacaktır.

 

 

Toplum yapısı özellikle savaş sonrasında daha kapalı hale gelmedi mi sizce? Eskiden eğitim için yurtdışına gidip farklı dünyalar tanıyan aile büyükleri şimdi çocuklarını bulundukları şehirlerdeki üniversitelere gönderiyorlar. İçe dönük olmak ülkedeki imkansızlıklarla birleşince toplumu sanattan da uzaklaştırmıyor mu?

 

Savaştan sonra kapalı bir toplum olmamızdan dolayı bütün bunlar yaşanıyor. Eğitimin kesinlikle devletin elinde olması lazım. Ülkede eğitim veren üniversitelerde öğretmene para veriyoruz bu ders geçilecek baskısı kuruluyor. Bütün bunlar kapalı bir toplum olmanın nedenlerinden. Toplum dışarı çıktığı zaman sudan çıkmış bir hal alıyor.Bütün bu gerçeklerin içerisinde biz burada dünya müziği yapıyoruz.

 

 

Siyasi süreci sanatsal açıdan değerlendirecek olsanız neler söylersiniz. Yıllardır çözülemeyen Kıbrıs sorunu, sanata ve spora uzanan ambargolar. Siyaset sanatçıların bakış açısıyla nasıl yürütülürdü?

 

Biz sanatçılar destek alsak müzik girdiği her yeri birleştirir. Müziğin ve sanatın kırmızı çizgisi yok. Ben diğer tarafta ne dinlenir onu bile bilmiyorum. Biraz da birbirimizden korkuyoruz. Siyasiler bize bıraksalar belki de çok güzel müzikler ortaya çıkar.

 

 

Yapmayı hedeflediğiniz eğitim için, sanat için çok güzel projeler var. bu noktada biraz daha popüler olmak, bilinme için medyanın gücünden yararlanmayı hiç düşünmediniz mi?

 

Çok popüler olmayı düşünmüyoruz. Çok emek vererek bir noktaya geliyorsunuz. Popüler olduğunuz anda işin anlamı da değişmeye başlıyor. Çıkmanız gereken bazı yerler oluyor, bunu beğenmedim de diyemiyorsunuz. Ama kulvarlar çok farklı. Maalesef burnu büyüklükle sadelik karıştırılıyor. Bizler özel ilişkilerle tanıştığımız, iletişim kurduğumuz kurumlara bilgi veriyor, bu şekilde projelerimizin tanıtımını gerçekleştiriyoruz.

 

 

Son zamanlarda ülkeyi derin üzüntüye boğan trafik kazalarını sormak istiyorum silere. Bildiğiniz gibi son haftalarda yaşları çok genç gencimizi üst üste geçirilen trafik kazalarında kaybettik. Aileler büyük üzüntüler yaşarken toplumda bir çok şey de sorgulanmaya başladı. Sizce aileler gençlere lüks olanaklar yerine sanata yönelecekleri imkanlar sunulmalı mı sizce?

 

Aileler çocuklarına ayırdıkları paralarıyla birer müzik aleti alsınlar. Sanat eğitimi insanı hümanizme, estetiğe, yapıcı olmaya, sabırlı olmaya, devamlılığa medeniyete sürükleyen bir süreç. Gençler eğer müzikle eğitilirse çok daha çabuk uyum sağlar. Mesala piyano çalanların çok çabuk araba sürmeyi öğrendiği bilimsel olarak açıklanmış bir gerçek. Dört ölçü sonrasını görebilmek… Hayatta böyle değil mi zaten? Boşluklarda hep bir sonrakini düşünerek yaşıyorsunuz, planlar yapıyorsunuz. Sanat insana bunları kazandırıyor. Sabri öğretiyor beraberinde. Kültüre bakış açınız değişiyor. Müzikle trafik hiçbir zaman yalnız değil. Uyumu öğreniyorsunuz. Bizler karşılıksız bir gönül işine girdik. Çocukların dünyasında bu bir adım olabilir. bir sürü puzzle parçası bir araya geliyor. Bir bütün tamamlanıyor. Biz sadece bir parçayız. Tamamlanması gereken parçalar da var.

 

Bizim dua etmemiz, ibadetlerimiz inançlarımız da sanatçı olarak böyle.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ