18 Kasım 2017 Cumartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Kıbrıs’ı haritaya koymak istiyorum”
08 Ağustos 2011 Pazartesi 11:07

“Kıbrıs’ı haritaya koymak istiyorum”

“Kod Adı Venüs” filminin yazar ve yönetmeni Tamer Garip, filmini, bundan sonraki planlarını ve hayallerini Haberdar'a anlattı...

Simge ÇERKEZOĞLU

 

Geçtiğimiz hafta içerisinde yeni bir sektörün doğuşunun müjdelendiği gecede “Kod Adı Venüs” filminin tanıtımı yapıldı. Sadece bir sinema filmi olarak başlayan tecrübenin zaman içinde ülkede ekonomik canlılık ve yeni iş sektörlerini beraberinde getireceğine inanan Garip, bundan sonraki planlarını ve hayallerini anlattı. Garip ile birlikte filmde yer alacak iki yabancı oyuncunun da yer aldığı görüşmede hedef turizm ve eğitimden sonra ülkede yeni bir sektör yaratmak olarak açıklandı.

 

 

Kemp:Kıbrıs ikinci bir evim

 

Filimdeki başrol oyunculardan İngiliz aktör Jonny Lee-Kemp adaya daha önce pek çok kez geldiğini söyleyerek, Kıbrıs’ın kendisi için ikinci bir ev anlamına geldiğini belirti. Pek çok insanla tanışıp arkadaşlık kurduğunu söyleyen Kemp, Charles rolü hakkında da bilgi verdi. Filmde ana karakter olarak anılan Jasmine rolündeki kadına aşık erkeklerden biri olan Charles aynı zamanda İngiliz bir ajanı da canlandırıyor. 1934yılında başlayan hikaye modern zamanlara kadar ulaşıyor diyen İngiliz oyuncu Kıbrıs’ın geçmişinin ve adanın kuzey ve güney olarak bölünüşünün anlatıldığı filmde, Jasmine isimli kadın üzerinden yaşananların hayat bulduğunun altını çiziyor. Birkaç erkeğin aynı zamanda aşık olduğu kadının anne babasının da kayıp şahıs olarak anlatıldığı filmi için, “DaVinci Şifresi ve Dr. Jivago’dan” da esinlenilen film ifadelerini kullanan Kemp, çok hyecanlı olduğunu da sözlerine ekledi.

 

 

Biannic: Ülke çok güzel insanlar çok sıcak

 

Yabancı oyunculardan bir diğeri ise Fransız dansçı Alize Biannic. İlk kez adayı ve KKTC’yi görme şansına sahip olan Biannic ülkenin çok güzel insanların ise çok sıcakkanlı ve kibar olduğunu söylüyor. KKTC’de ilk ez bulunduğunu söyleyen Fransız dansçı, filimde hikayenin bazı kısımlarının dansla, tango ile anlatılmasını sağlıyor. Koreografiden de sorumlu olan Biannic tarihte de bilinen Lapta bölgesinde yaşanan bir düğün sırasında Vasliya’da yaşanan ölümü dansla canlandıracak.

 

 

“Bayrak Yarışının Başlangıcı”

 

Oyunculardan sonra filme dair daha detaylı biler veren Tamer Garip herkse bireysel ve toplumsal ümit veren çalışmanın aslında bayrak yarışının başlangıcı olduğunu belirttiği konuşmasında, “film çalışmalarının devam gelmeli ve bu devlet politikasına dönüşmeli” diyerek, iki toplumu birbirine düşürmek yerine barış temsil eden kadınla yaşananların anlatıldığına vurgu yaptı.

 

 

Yönetmen olma hayali ve neden Kod Adı Venüs filmi…

 

Kıbrıslı Türklerin çok iyi bildiği ünlü Zafer Sineması’nın yanında çocukluğumu geçirdim. Erkek çocuklar futbol ya da bizim bildiğimiz Pirili oyunu oynarken ben Good Father, Dr. Jivalgo ve Love Story izliyordum. Daha sonra İngiltere’ye gittim. Reklam şirketine çalışmak ve hayal ettiğim yönetmenlik işine başlamak için girdim. Ancak burada hayallerim istediğim gibi gelişmedi. İşletme okudum. Ancak evlendikten sonra film yönetmenliği okuyabildim. Yönetenlik için çok teklif aldım. Ancak hayalim her zaman kendi filmimi yazıp yönetmekti. O yüzden bu güne kadar bekledim. 2002 yılında İngiltere eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Lort David Haney ile yemekteyken yabacıların Kıbrıs ile ilgili bilgilerinin eksik ve yanlış olduğunu fark ettim. Böylece Kıbrıs tarihinin anlatılacağı film yapmaya karar verdim. Aklımda hep bu proje vardı. Başka işlerle uğraştım. Pek çok sosyal sorumluluk projesinde yer aldım. Bu arada hikayemi yazmaya ve araştırmaya devam ettim. Dokuz yıl devam eden hazırlık sürecimin ardından Yakın Doğu Üniversitesi ana sponsorluğunda projeye başladım.

 

 

Film kurgu olacak

 

İzleyiciyi ne tarz bir film bekliyor?

 

Epik tarzda bir film olması hedefindeyim. 1934 yılında başlayan hikaye 1874 yılında adanın bölünmesinin ardından günümüze kadar uzanacak. Nasıl ki Dr. Jivalgo’da Rus Devrimi aşk hikayesi ile anlatılıyordu, bizde bir aşk hikayesinde yaşanan iniş çıkışlar üzerinden adada yaşananları anlatacağız. Film kurgu olacak ama geçmişe dair verilen tarihi bilgiler gerçek.

 

 

Hedefiniz;

 

Kıbrıs’ı haritaya koymak istiyorum. Burada doğdum bu ülke için ne yapabiliri diye düşündüm. Turizm ve eğitimin ardından film sektörüne de çok ihtiyacımız olduğunu fark ettim. Adayı film platosu yapma turizm ve eğitim desteği ile büyük istihdamlar yaratma amacı içindeyiz. Ada olarak üç milyar dolar ihracat yapıyoruz. Oysa belgesel, film ve dizi çekimleri ile ihracattan fazlasını sektörden kazanabiliriz. Öncü sektör olacağına inanıyorum. Elbette turizm olmasa oteller yapılmasa veya okullar açılmamış olsaydı bu hayal gerçek olmazdı. Oysa artık bu altyapı ve potansiyele sahibiz.

 

 

Başrol oyuncusu Jasmine karakteri nasıl belirlendi?

 

İngiltere’de bilinen en eski sanat okullarından birine giderek ilk başta kırk kadın oyuncu önerisi aldım. Hepsini gördüm konuştum. Daha sonra seçenekleri yediye indirdim ve seçtim. Karakterler üzerinden oyuncuların seçilip, hayat bulması lazım.

 

 

Sadece yabancı değil Kıbrıslı Türk’lerden de oyuncularınız var…

 

11Nisan tarihinde seçmeler yapıldı. Adadan da çok katılım oldu. İngiliz oyuncular da arıyoruz. Şuanda provalar devam ediyor. Ancak herkes kendi kostümünü kendi bulmaya çalışıyor. Çünkü şuanda bu sektör yönelik gelişme bulunmuyor.

 

 

Başbakan İrsen Küçük ve Türkiye Lefkoşa Büyükelçiliği’nden de projeye destek var…

Konuyu Başbakan İrsen Küçük de ,Elçimiz Halil İbrahim Akça da çok iyi kavradı. Gerek bu filmle gerekse de bundan sonraki projelerle çok farklı sektörlere iş imkanı doğacak. Şu anda ülkedeki pek çok otelin ismini duyurma ve ağırlayacakları ünlülerle tarihe geçme şansı olacak. Kuzey Kıbrıs’ı dünyaya tanıtmak ve herkesin duyduğu bildiği yer haline getirmek istiyoruz. Halen desteğe ihtiyacımız var.

 

 

Yönetmen olarak sizi zor bir film ve kalabalık bir kadro bekliyor…

 

Üç yüz kişiyi yönetmek, aslında orduyu yönetmek gibi. Kolay değil. Ama korkmuyorum. Hayatta bazen riske girmek gerekiyor. Mutluluğun sırrı zaten koyduğun hedefe ulaşmaya çalışırken hayatın geçmesi. Bizlere hep aşkta kalbimizi takip etmek öğretildi, oysa işte de riskler alarak kalbimizi takip etmeliyiz. Başta zor günler olabilir tabii. Zaten bu korkuyla pek çok insan kısır döngüye sıkışıp kalıyor. Ama mutlu olamıyor, hep bir şeyler eksik kalıyor.

 

 

Çekimler nerede olacak? Tarih nasıl canlandırılacak?

 

Kod Adı Venüs iki saatlik bir film olacak. Çekimler daha çok dışarıda Lefkoşa, Girne ve Mağusa’da olacak. Sadrazam köy yolları, tarihi Bella Pais Manastırı, Salamis Harabeleri ve St. Barnabas kullanılacak. Mağusa’da meydanda ve Selimiye’de çok çekimler olacak. Tatlısu bölgesi ve YDÜ’nün içinde de çekimler yapmayı planlıyoruz. Yaklaşık yirmi beş farklı mekânda çekimler yapacağız.

 

 

Sadece oyuncu olarak değil, ekipte de yabancılar bulunuyor mu?

 

Ekibimiz de oyuncularımız gibi çok profesyonel. Görüntü ve sanat yönetmenimiz Hollandalı. Teknik ekipte Türk çalışma arkadaşımız da var. Kıbrıs ile ilgili konularla ve alınması gereken inlerle o ilgileniyor. Yazarlığın ardından yapımcılık geldi, gelecek haftadan itibaren ise artık yönetmen koltuğuna geçiyorum.

 

 

 

Filimin konusunu biraz daha detaylandırabilir miyiz?

 

Kod Adı Venüs 1930 yılında Kıbrıs’ta doğan İngiliz ailenin kızı Jasmine’nin anne ve babasının kaybolmasının ardından İngiltere’ye dönüşü ile başlıyor. Arkeoloji okuyan Jasmine 1950’li yıllarda ajan oluyor. Hem ailesinin izini sürmek hem de kendisine verilen görevi yapmaya çalışan karakter aslında bir anlamda Kıbrıs’ı da temsil ediyor. Bu arada adada çocukluk arkadaşı olan Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk genç Jasmine aşık oluyor.

 

Avrupa Birliği ülkelerin Kuzey Kıbrıs’ı ve burada yaşayanların hikayesini anlamalarını hedefliyorsunuz sanırım. Temel hedef buradan mı yola çıkıyor?

 

Yola çıkarken vizyonum vardı. Beş yüz milyon Avrupa Birliği vatandaşı özellikle adanın kuzeyini ve burada yaşayanları tanısın. Adaya dönünce üniversitelerden birinin film platosu olabileceğini fark ettim. YDÜ ‘de buna aday oldu. Ancak araştırma yaptıkça fark ettim ki adada sadece Avrupalıları ilgilendiren değil dünyayı ilgilendiren hikayeler var. Böylece hedefim ülkeyi sadece AB değil dünyaya tanıtmak oldu. Filmin bütçesi üç milyon civarında görünüyor. Oysa bu filmi başka ülkede çekmek için en az yedi milyona ihtiyaç var. Mevsimler güzel. Hava çoğunlukla güneşli. Bu da çekimler için önemli kriter. Mesafelerin kısa oluşu ve trafiğin de aşırı fazla olmayışı da diğer bir avantaj. Denizi ve dağı ya da deniz ile birlikte karlı dağları çekmek mümkün. Farklı tip oteller bulunuyor. Çekim için farklı konseptler kullanılabiliyor. Öğrenciye asistana ihtiyaç da oluyor. Onlar da üniversitelerde var. Nasıl ki üniversiteler ilk kurulduğunda ülkeye öğrenci çekmek hayal gibi geliyordu. Film sektörü de şimdi hayal gibi görünse de ileride gelişecek ülkeyi değiştirecek.

 

 

Devlet için de sektörü yükseliş olarak görüyorsunuz sanırım…

 

Devlet için de ekonomide çıkış kapısı olacak. Alternatif arıyorlardı. Ben onlara alternatif yarattım. Kabul edelim ki KKTC’de üretim zor ve pahalı. İthalat çok güç. Oysa film sektörü ülkeye yüksek gelir sağlayabilir. Sektörden sadece oyuncular, yapımcılar değil, oteller, mimarlar, tasarımcılar ve daha aklınıza gelecek pek çok kişi hayatını idame ettirecek parayı kazanabilir.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ