22 Kasım 2017 Çarşamba
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“KIB-TEK’in tahsilât ayağı özelleştirilmeli”
12 Şubat 2012 Pazar 10:43

“KIB-TEK’in tahsilât ayağı özelleştirilmeli”

Ekonomist Mehmet Saydam, Elektrik Kurumu’nun nasıl özelleştirilmesi gerektiği konusunda Haberdar’a özel açıklamalar yaptı…

Can Sarvan

[email protected]

 

Gazetemizde dün yayımlanan “Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu Nasıl Özerkleştirilmeli?” başlıklı dosyamız için iktisatçı Doç.Dr. Erdal Güryay’ın yanı sıra ekonomist Mehmet Saydam’dan da görüş almıştık.

 

Erdal Güryay kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması suretiyle devletin gelirlerinin 1 sene içinde % 30 oranında artacağını ve bu gelirle devlet kuruluşlarının ve belediyelerin KIB-TEK’e olan borçlarının ödenebileceğini savunuyor. Güryay, kurumun üretim, dağıtım ve tahsilât olmak üzere 3 ayağının da özerkleştirilmesi gerektiğinin altını çiziyor ve özerk KIB-TEK’te özel sektörün ödemediği elektrik borçlarının da kurum tarafından tahsil edileceğini düşünüyor.

 

Mehmet Saydam ise KIB-TEK’in tahsilât ayağının özelleştirilmeden devlet kuruluşları ve belediyelerin elektrik borçlarının tahsil edilemeyeceği şeklinde görüş bildiriyor ve ülkedeki iktidarların, sendikaların ve özel sektörün birlikte hareket ederek, “rant”ı paylaştıkları ihaleler olduğuna dikkat çekiyor. Saydam, kartlı sisteme geçilmesiyle elektriğin henüz tüketilmeden satın alınarak kullanılacağını ve bu yolla yurttaşlar gibi devletin ve belediyelerin de elektriği önceden satın almak zorunda kalacağını belirtiyor.

 

Mehmet Saydam tahsilâtın özelleştirilmesine karşın devlet ve belediyelerden elektrik alacaklarının toplanamadığı koşullar vuku bulursa, tahsilatı üstlenecek özel şirketin KKTC Cumhuriyet Meclisi, KKTC Başbakanlık, Lefkoşa Türk Belediyesi, Girne Belediyesi gibi değerli mülklere haciz getirmekten çekinmeyeceğini vurguluyor.

 

 

“Hacizle Meclis binasını alırım, yıkar ve yerine plaza yaparım”

KIB-TEK’in tahsilat sorunu nasıl halledilebilir sizce?

Mehmet Saydam:Bakın çok kolay. Ben Mehmet Saydam olarak giderim bir bankaya, istediğim her banka da bana bu krediyi verir ve yarın sabah 100 milyon Dolar’ı koyarım masanın üzerine ve tahsilatları alırım. Çünkü tahsilatları aldığım an özelleştirmede 45 milyon TL devletten, 162 milyon TL belediyelerden, 16 milyon TL BRT’den, 4 milyon TL Din İşleri’nden alacağım var. Hepsini ertesi gün haciz kararıyla direkt olarak satışa koyarım. Lefkoşa Belediyesi’nin, Girne Belediyesi’nin binalarına hacizle el koyarım. Meclis’in olduğu yeri çok beğenirim. Alırım hacizle Meclis binasını; yıkarım ve plaza yaparım oraya. Alacak olan adam bunları yapacak çünkü. Siz artık kıvırtamayacaksınız. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti’nin, kurumlarının ve belediyelerinin hiçbirinin elektrik gideri yoktur. Ve elektrik giderleri olmadığı halde bütçe açıkları vardır. Ben yarın bunu özelleştirdiğimde, adam bunu çatır çatır aldığında, belediyeler de devlet bütçesi de iflas eder. Bu mallar ülkenin en pahalı mallarıdır. Düşünün, Başbakanlık binasına haciz koyacaksınız… KIB-TEK’teki sıkıntı ne üretimdedir ne de dağıtımdadır. AKSA’nın işi güzel. Neden? Çünkü AKSA’nın ürettiği elektriğin devlet tarafından alım garantisi var. AKSA elektriği üretip, kapı kapı dolaşıp satmaz. Elektriği devlete satar. Devletten parasını da çatır çatır alır. Ama devletin kurumu elektrik parasını devletten alamaz. Bana göre kurumu ne özelleştirin ne de özerkleştirin. Bırakın devlet dairesi olarak kalsın. Tahsilat için şirket kurarsanız, tahsil ettiğinizin % 5’i de cebinize kalır

 

 

Tahsilat özelleştirilsin. İhaleye çıkılsın. Ve mesela sizin kuracağınız şirket ihaleyi alırsa şirketiniz haciz yoluyla bu tahsilatları yapar mı demek istiyorsunuz?

Mehmet Saydam:Evet. Yasal dayanakları var bunun. Haczedeceksiniz.

 

Size siyasiler engel olamaz. Öyle mi?

Mehmet Saydam:Hiçbiri taş koyamaz bana. Yaparım tabii. Siz zannediyor musunuz ki, ihaleyi alacak adama “al ama bunları sil ha” diyebilecekler? Tam tersi olur. “Ver bana bu parayı da öyle vereyim sana elektriği” diyecek adam. Farz edelim ki, Elektrik Kurumu’nun devletten hiç alacağı yok. Yarın sabah tahsilatı sıfır alacakla özelleştirdiniz, bir yılda ben sadece 40-50 milyon TL devletten para alacağım. Milyar TL’dir Elektrik Kurumu’nun sattığı rakamlar. Bunu tahsil etmeye kalksanız, % 30-35 kaçak var ya, bunların hepsini almaya başlarsınız. Bu ülkede elektrik faturalarını ödemeyen turizm yatırımları, medya devleri var. Özel sektördeki birçok üretici de elektrik için ödeme yapmıyor. Hep siyasi rantla bunlar dönüyor. Ama özel şirkete tahsilat verilse, şirket borçları tahsil etmeye mecbur kalacaktır. Tahsil etmezse direkt olarak haciz getirecektir. Devlet muhtemelen şunu diyecektir: “Kardeşim benim Elektrik Kurumu’nun çıkarttığı toplam fatura bedelinin % 70’ni peşinen bana yatır, git gerisini kendin topla”. Ben bir otele gittiğimde, 1-2 ay ödemedin diyelim, 3. ayda otele haciz gelecek. Sonuçta bu gene devletin suçudur. Çünkü kendi dinamiği ile çeviremiyor. Bunu özelleştirdiğinde devlet olarak sen bunu ödeyecek misin? Ödeyeceksin. O zaman şimdi niye ödemiyorsun? Çünkü biz ceza-ödül hikayesine alıştık.

 

“En büyük açık, devletin yarattığı açıktır”

“Bu ülkede KIB-TEK’in üretim ayağını özelleştirmek “feasible” değildir. Dağıtım özelleştirilmesi de “feasible” değildir. Tahsilatı özelleştirmek ise “feasible”dır”

Tahsilat özelleştirilecek olsa bizim devletin “klasik” çözüm yöntemlerinin neden devreye girmeyeceğini düşünüyorsunuz? Siyasiler önce “toplumsal tepki var, oy kaybedeceğiz” vs. diyerek tahsilatı alacak şirketle pazarlık yapar ve devletin borçlarını sildirir. Tahsilat özelleştirildiğinde ise o şirketten vergi almaz, başka kolaylıklar sağlar ve devlet yine elektrik borçlarını ödememeye devam eder…

Mehmet Saydam:  Doğru, vardır bizim devletin böyle çözümleri! Ama devletin 500 milyon TL bütçesinde açık var. Zaten Elektrik Kurumu’na para ödemediği halde bu açığa sahip. Devlet elektrik borcunu ödemeye başlayınca kamu bütçesi açığı çarpı iki katına çıkar. Dolayısıyla ülke büyüdükçe ve elektrik tüketimi de arttıkça devletin açığı da artacak. Sıkıntı burada. Bu ülkede KIB-TEK’in üretim ayağını özelleştirmek “feasible” değildir. Dağıtım özelleştirilmesi de “feasible” değildir. Tahsilatı özelleştirmek ise “feasible”dır. Çünkü en büyük açık, devletin yarattığı açıktır.

 

 

Tahsilatı özelleştirince devletin yeni elektrik borçlarını ödeyeceğini varsaydığınız için devletin bütçe açıklarının sürekli büyüyeceğini düşünüyorsunuz…

Mehmet Saydam:Aynen öyle. Hem daha da iyi olur. Açığı büyüyen devlet bedavaya verdiği vakıf mallarını belki bu sefer satarak borcunu öder! Bakın, bugün sadece Lefkoşa bölgesinin elektrik saatlerini değiştirip, kartlı sisteme geçerseniz, toplam yatırımınız atıyorum 100 milyon Dolar’dır. Kartlı saat konulduğunda Kurum’a geleceksiniz, kartı yükleyeceksiniz ve elektriğinizi baştan satın alacaksınız. Bu dünyada İngiltere’de, her yerde olan sistem. 100 milyon Dolar’lık bu yatırımı ben yaparsam tahsilat yapmak zor olur mu? Olmaz. Çünkü kartı ödemezsen elektriğin de olmaz. Bunu devlet kurumlarına da yapabilirler mi? Yapabilirler. Tahsilat özelleştiğinde yapabilirler. Yurtdışında öyle. Dolayısıyla o zaman tahsilat diye bir sıkıntınız olmayacak. Kaçak elektrik de olmayacak. Otomatikman, peşinen adamın henüz tüketmediği elektriği satacaksınız çünkü. Böylelikle nakit derdiniz ortadan kalkacak. Bunu devlet yapabilir mi? Bu kurum bu haldeyken, içindeki sendika bu pozisyondayken bu kurum bunu yapamaz.

 

 

“3’lü konsorsiyumla bitirilen ihalelerin sayıları bellidir”

 

İş sendika meselesi değil ki sadece. Devleti yönetme anlayışında…

Mehmet Saydam:Devletle sendika zaten birbirinin içine geçmiş. Aslında bazı noktalarda çıkarları da kesişiyor. O yüzden çıkarları kesiştiği için özerkleştirme diyorlar. Bugüne dek devletin, sendikaların ve özel sektörün 3’lü konsorsiyumla bitirmiş oldukları ihalelerin sayılarını bilmeyen yoktur herhalde. Başbakanlık Denetleme Kurulu’nda da çıktı, Sayıştay Raporu’nda da çıktı ve hiçbir şey yapılamadı. Bunların arasında akan rantın devamı mutlak suretle devam ettirilecektir.  O yüzden de adı özerkleştirme olacaktır, özelleştirme değil.

 

 

 

“Özel şirket elektrik parasını devletten alacaktır…”

 

Devlet, sendika ve özel şirketler arasında bir rant paylaşımı olduğunu savunuyorsunuz. Ama iş tahsilatın özelleştirilmesine gelince devlet ve özel şirket arasında bir rant paylaşımı olamayacağına inanıyorsunuz. Çelişik değil mi bu? Türkiye’den bile olsa bu şirket, çıkarlarını korumak için sisteme ayak uydurmak zorunda kalacaktır…

Mehmet Saydam: Tam tersi. Çünkü üretici olan devlet şirkete diyecek ki, “sana 1000 tane fatura kestim, parasını getir”. Tahsilat özelleştiğinde özel şartlar vardır. Bu tahsilatı yaparken o şartları yerine getirmek zorundasınız. Ahmet’ten alma, Mehmet’ten al diyemezsiniz. Devlet çıkar bu işin içinden artık. Size bir örnek vereyim. Şu anda Lefkoşa’nın birçok bölgesinde saatler, içerilerinde bulunan GSM kartları ile uzaktan okunuyor. Devlet “Ahmet’in saatini okumayın” diyebiliyor mu? Diyemiyor. Tahsilat özelleştiğinde devlet garanti vermek zorunda kalacak. Devletin bankalardan nasıl kredi aldığını çok az kişi biliyor. Devlet bazı yatırımlarını o bankada değerlendirmeyi taahhüt ederek o krediyi alabiliyor. Örneğin İhtiyat Sandığı yatırımlarını X bankaya koyar ve karşılığında o bankadan kredi alır. Dolayısıyla bir teklif var, bir de kabulü vardır. Özel şirket elektrik parasını devletten alacaktır. İmkanı yoktur alamasın.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ