18 Kasım 2017 Cumartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
KIB-TEK nasıl özerkleştirilmeli?
11 Şubat 2012 Cumartesi 12:30

KIB-TEK nasıl özerkleştirilmeli?

Can Sarvan, bu haftaki dosyası için iki değerli ekonomisten görüş aldı.. İşte KIB-TEK'in özerkleşmesine yönelik uzman görüşleri:

CAN SARVAN

 

Bu haftaki dosyam için iki değerli ekonomistten, YDÜ öğretim üyesi Doç. Dr. Erdal Güryay’dan ve ekonomist Mehmet Saydam’dan Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nun özerkleştirilmesi önerisine ve kurumun tahsilatlarını nasıl yapacağına dair görüş aldım. Önümüzdeki haftalarda bu konuyu Türkiye’deki uzmanların, hükümetin ve EL-SEN temsilcilerinin de görüşlerine başvurarak incelemeye devam edeceğiz.

 

Ancak bana göre KIB-TEK’in özerkleştirilmesi ile ilgili EL-SEN’in sunduğu özerkleşme önerisi, adına patronaj sistemi dediğimiz sistemi sorgulamadan hazırlanmış bir öneridir. Kuzey Kıbrıs’ta, devleti yöneten iktidarların el koydukları kaynakları oy ve fayda sağlanması karşılığında sistemin parçasına dönüşen tüm unsurlara dağıtması olarak tanımlayabileceğimiz patronaj sistemini ortadan kaldırmayı hedeflemeyen her öneri, kurumu batıracak bir öneridir.

 

EL-SEN’in özerkleşme önerisinde, özerk KIB-TEK’te Yönetim Kurulu, iktidar, ana muhalefet partisi, Elektrik Mühendisleri Odası, Kıbrıs Türk Sanayi Odası, Kıbrıs Türk Ticaret Odası, Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası ve kurumun sendikası EL-SEN tarafından belirleniyor. Öneri, adı geçen yapıların aday olma kriterlerine sahip 2’şer adayı belirlemeleri ve Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda bu adayların ilk ve ikinci turda üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile; çoğunluk sağlanamazsa, müteakip turlarda üye tamsayısının salt çoğunluğu ile seçilmesi esasına dayanıyor.

 

EL-SEN’in özerkleşmeye yönelik yasal değişiklik önerisinde, adayları belirleyecek 7 yapının genel kurullarını toplayarak bu seçimi yapmaları bile salık vermiyor. Her biri patronaj sisteminin önemli bir parçasına dönüşmüş ve siyasetle yakın temas içinde bulunan bu kurum, kuruluş ve siyasal partilerin belirleyeceği adaylar arasından YK üyelerinin Meclis’te seçilmesi ile patronaj sisteminin klasik çalışma anlayışı tamamlanıyor!  YK adaylarının Meclis’te sen beni gör, ben de seni göreyim şiarı ile kulis yapmasına neden olacak bu seçim sistemi, ülkemizdeki kurumların batmasına neden olan patronajın yine iş başında olmasına hizmet edecektir.

 

Aynı hataları tekrar ederek, birçok siyasi dahil hepimizin şikayetçi olduğu sistemi yıkamayız. EL-SEN’in özerkleşme önerisi doğrultusunda yukarıda adı geçen yapıların genel kurullarında belirlenmek üzere, her paydaşın yurtdışında yaşayan, deneyimli ve profesyonel birer Kıbrıslı Türk yönetici belirlemelerini ve bu yöneticilerin doğrudan özerk YK üyesi olması düşünülmelidir. Böylelikle, tersine beyin göçünü başlatarak, yurtdışında yaşayan Kıbrıslı Türklerin adaya dönmesi sağlanacaktır. Alanlarında uzman, parlak projeleri başarıyla tamamlamış, 7 Kıbrıslı Türkün ülkeye geri dönüşü ve KIB-TEK’in siyasete bulaşmamış profesyonellerce yönetilmesi patronaj sistemini yıkacak önemli bir adımdır. İktidarın ve ana muhalefetin kendi adayları zaten YK’nın doğal 2 üyesi olacağına göre, adayların Meclis’te belirlenmesine ihtiyaç yoktur. Kuşkusuz, tersine beyin göçünü başlatmak ve patronajı yıkmak için pilot kurum olarak ele alınabilecek KIB-TEK’te profesyonel YK üyelerinin dünya standartlarında ücret alması öngörülmelidir.

 

KIB-TEK’in özerkleşme planında finansal sürdürülebilirlik kurumun devlet kuruluşlarından ve belediyelerden alacaklarını tahsil edebileceği varsayımına dayanmaktadır. Alacakların nasıl tahsil edileceği öneride açıklık kazanmamıştır. Devletimizin iktisaden batmış bir devlet olduğunu ihmal eden bu yaklaşım, ülkedeki patronaj sisteminin devlet borçlarını sürekli ötelediği gerçeğini yok saymaktadır. Belediyelerin yaklaşık 163 milyon TL’ye dayanan elektrik borçları, devletin, kurumun KDV borçları ile mahsuplaştıktan sonra kalan 44 milyon 250 bin TL tutarındaki borcu ve kamu kurumlarının yaklaşık 21 milyon 300 bin TL dolayındaki elektrik borçlarının nasıl tahsil edileceği büyük bir soru işaretidir.

 

Bunun iki yolu olabilir. Ya bakanlıklar, diğer kamu kuruluşları ve belediyelerin elektrik borçları için belirlenecek oldukça düşük taksit miktarları yıllık bütçelerinden Maliye Bakanlığı tarafından otomatikman kesilerek, doğrudan KIB-TEK’e yatırılacak ve bu paranın bakanlık tarafından KIB-TEK’e yatırılmaması durumunda bakan peşinen istifasını vermeyi ve bakanlığının elektriğinin kesilmesini kabul edecektir. Ya da KIB-TEK, devletin ve belediyelerin kamu gelirlerinin alacaklarına mahsup edilmesi amacıyla mahkemeye başvuracaktır. Kurum böylece alacaklarının toplanması veyahut alacaklarını bankalara olan borçlarına istinaden bankalara devretme, yani alacağın temliki yolunu tercih etmek zorunda kalacaktır.

 

Belediyelerin ve devlet kuruluşlarının elektrik faturalarının farkına varması ve fatura ödeme alışkanlığı geliştirmesini sağlamak amacıyla, ödenek ve bütçelerinin elektrik borcu taksitlerine ayrılmasına yönelik yapılacak yasal düzenlemelerle, kurumların takside bağlanan borçları dışında yeni gelecek elektrik faturalarını ödemesi de zorunlu kılınmalıdır. KIB-TEK’e olan borçlarının tahsilatı nedeniyle ödenekleri azalacağı için gereksiz masraflardan kaçınmaya başlayacak belediyeler ve devlet kuruluşları oy karşılığı istihdam yapmayı düşünemeyecek ve elektrik kullanımında tasarruf yapmak zorunda kalacaktır.

 

Belediyelerin yurttaşlardan “aydınlatma vergisi” adı altında kestiği kaynağı KIB-TEK’e ödemediği bilinmektedir. Yurttaşın ödediği vergilere haksızca ve hukuksuzca el koyan patronaj sistemi, KIB-TEK’in özerkleşmesi sürecinde yurttaştan yeni vergi ya da elektrik fiyatlarının arttırılması yoluyla herhangi bir kaynak toplamayı beklememelidir. Siyasilerin yanlış yönetim anlayışlarının bedelini artık daha fazla yurttaş ödememeli. Devlet kuruluşları ve belediyeler elektrik borçlarını ödemeyerek kendilerini nasıl batağa soktularsa, bu bataktan kendileri çıkmalıdır. Kamu kuruluşları ve belediyelerin ödemediği elektrik borçlarının faturasının yurttaşa kesilmesi durumunda, tüm yurttaşların elektrik faturası ödemeyecekleri bir sivil itaatsizliğe gidilmelidir.

 

Patronaj sistemi ile yönetilen devletimizin idarecileri artık bu sistemi işletecek hiçbir yol kalmadığını, yukarıdaki önerileri dikkate almadıklarında er ya da geç hacizler yoluyla devletin mal ve mülklerinin kaybedilebileceğini ihtimal dışı bırakmamalıdır.

 

 

 

YDÜ  İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi, ekonomist  Doç. Dr. Erdal Güryay:

 

“Kayıt dışı kayıt altına alınırsa KIB-TEK’e borçlar ödenebilir”            

 

Güryay: “Kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına alma başarısını gösterebilirse bu hükümet, gelirlerinde minimum % 30 bir artış meydana gelecek”

 

 

Özerkleşme planı doğrultusunda KIB-TEK devletten alacaklarını nasıl toplayacak?

 

Erdal Güryay: Şu anda o konu üzerinde hala çalışmalar devam etmektedir. Detayları açıklayacak durumda değilim. Önümüzdeki hafta sanırım çalışma tamamlanmış olur. O zaman EL-SEN açıklama yapacaktır. Ben sadece gönüllü olarak kendilerine görüş veririm. Ben EL-SEN’e maaşla çalışma yapmıyorum. Bu konuyu kendime görev addettiğim için sendikaya yardımcı olmaya çalışıyorum. Bizim para aldığımızı sananlar var. Yok öyle bir şey. Ben sadece toplumsal görevimi yapıyorum.

 

 

Devletin ekonomik kaynaklarının çok kısıtlı olduğu ortadayken devleti elektrik borçlarını ödemeye zorlamak nasıl mümkün olacak?

 

Erdal Güryay: Devlet borçlarını ödemekte disiplinli bir kamu maliyesine sahip değil. Bunun sebebi de devletin gelirlerini toplayamamasıdır. % 50 civarında bir kayıt dışı olduğundan bakanlar bahsediyor. Kaçak çalışanlarla ilgili aftan yararlanan 10 bin kişi var. Ama ben o rakamın minimum 30 bin olduğunu düşünüyorum. Bu ülkede çok büyük bir kayıt dışı ekonomi var. Kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına alma başarısını gösterebilirse bu hükümet, gelirlerinde minimum % 30 bir artış meydana gelecek. Ve bu % 30 artışla birlikte, borçlarını belirli bir süre içinde ödeyebilecek konuma gelecek.

 

 

 

“Maliye Bakanı olsam 1 yılda her şeyi kayıt altına alırım”          

 

Bu para ekonomi kayıt altına alınsa dahi hemen toplanamaz. Üstelik KIB-TEK’in bankalara borçları var ve yeni yatırımlar da yapmak zorunda…

 

Erdal Güryay:Evet, tabii ki bu bir günde olmaz. Türkiye buna uzun zaman önce başladı ve hala daha üzerinde ciddi çalışıyorlar. Kayıt dışını kayıt altına alma stratejisi var Türkiye’nin, ama hala daha Türkiye bunu başaramadı. Ancak Türkiye çok büyük bir ülke ve orada bunu yapmak daha zor. Bizim ülkemiz gibi küçük bir ülkede kayıt dışını kayıt altına almak için öyle çok da uzun bir zaman gerekmiyor. Ben maliye bakanı olsam 1 yıl içerisinde bu ülkedeki her şeyi kayıt altına alırım. Küçük bir ülkeyiz ve birbirimizi biliyoruz. 1 yılda bu iş biter. Ama öyle bir niyet görmüyoruz. KIB-TEK’in alacaklarına gelirsek, KIB-TEK alacakları için devlete, bankalara olan borç taksitleri gibi bir taksit sistemi önerdi.  KIB-TEK devlete “Benim her ay bankalara 11 milyar TL taksit ödemem var. Bana olan borcunu taksitlendireyim. Her ay bankaya olana borçlarımı ödeyecek kadar bana borcunu taksitle öde ki, benim bankalara olan borç miktarım azalsın ve ben de topladıklarımla iş yapayım” dedi. KIB-TEK KDV mahsuplaşmasından sonra devletten alacaklıdır. 44 milyon TL gibi bir paradır alacağı. Ama esas belediyelerdir. Belediyelerin KIB-TEK’e inanılmaz miktarda borçları birikmiştir. KIB-TEK belediyelere de aynı şeyi önerdi.

 

 

“…Özerkleştirme gerekiyor”

 

Devlet ve belediyelerin bir kısmı maaşları ödemek için yerel bankalardan kredi alırken nasıl elektrik borçlarını ödeyebilecek?

 

Erdal Güryay: Kayıt dışını kayıt altına almak dışında bunun başka bir çıkış yolu yoktur. Eğer bir devlet kayıt dışını kayıt altına alamıyorsa hiçbir şekilde denk bütçe yapma şansı yoktur. Maaşlarını ödeyemeyen bir devlet nasıl diğer harcamalarını karşılayacak? Hangi kaynaklardan karşılayacak? Biliyorsunuz devletin başka ülkelerden borçlanma şansı da yok. Türkiye’den borçlanmaya hiç gerek yok. Türkiye zaten veriyor bir miktar. Onun üstünde para istemeye yüzümüz yok. O nedenle tek bir yol kaldı bizim için. Bir, kayıt dışını kayıt altına almak. İki, bu ülkedeki lokomotif sektörlerin önünü daha da açmak. Özel sektörün KIB-TEK’e 159 milyon TL borcu var. Hadi devlet ödeyemiyor, sıkıdadır, kamu maliyesi sıkıntıdadır. Zaten devletin ödeme alışkanlığı da yok. Peki özele ne demeli? 2011 Ekim ayı itibarıyla 159 milyon TL özel sektörün elektrik borcu var. Çünkü KIB-TEK elektriklerini kesemiyor. Otellerimiz reklamlar yapıyor, sanatçılar getiriyor. Ama elektrik parasını ödemiyorlar. İktidar araya giriyor ve elektriklerini kesemiyorsun. Onun için özerkleştirme gerekiyor. Oradaki Yönetim Kurulu’nun hiçbir siyasiden talimat almadan hareket etmesi gerek.

 

 

Özerkleşince de KIB-TEK’in önerisine göre iktidarın, ana muhalefetin adayları Yönetim Kurulu’nda olacak. Zaten YK adaylarını belirleyecek diğer kurumların da siyasetin içerisinde olmadığını söylemek zor…

 

Erdal Güryay: Bu bir kamu kurumudur. Özerkleşince bu kurumda iktidarın ve muhalefetin temsilcileri olmalıdır.

 

 

Ticaret Odası ve Sanayi Odası adayları özerk KIB-TEK’in YK’sında yer alınca özel sektör ödeme yapacak öyle mi?

 

Erdal Güryay:Ama Yönetim Kurulu’nda olan insanların yetki ve sorumlulukları net bir şekilde çizilmiştir. Eğer orada bir sorun olursa Yönetim Kurulu malıyla, mülküyle cevap verecek ona. Bakan talimat verdiğinde YK uygulamayacak o talimatı en azından. Çünkü sorumluluk oradaki Yönetim Kurulu’nda olacak. Bu öneri geliştirilebilir, daha iyi bir hale getirilebilir. 

 

 

YARIN: Ekonomist Mehmet Saydam özerkleştirme için ne dedi?

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ