24 Haziran 2017 Cumartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Kendi başınıza ev yapmayın!”
11 Nisan 2011 Pazartesi 16:19

“Kendi başınıza ev yapmayın!”

Gürcafer’le sektörü ve alınabilecek önlemleri Haberdar okurları için görüştük

 Elif ŞEN

 

Dünyada yaşanan krizin ülkemize yansımasının çok az olduğunu belirten Kıbrıs Türk Müteahhitleri Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, ülkede yaşanan krizi kendi kendimize yarattığımızı ifade etti.

Ülkede muhalefet iktidar ve sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışarak yaşanan sektörel ve ekonomik sıkıntıların üstesinden gelinebileceğini söyleyen Cafer Gürcafer’le, inşaat sektörünü, ekonomiyi ve alınabilecek önlemleri Haberdar okurları için görüştük.

 

Kıbrıs’ ta ev sahibi olmak isteyen insanlara bakıldığı zaman herhangi bir inşaat şirketinden hazır ev alındığı gibi, şahısların kendi imkânlarıyla mevcut arsalarının üzerine evler yaptığını da görüyoruz. Peki hazır ev almak mı yoksa ev yaptırmak mı daha ekonomik?

 

“Her zaman için insanların kendi yaptığı evler daha pahalıya gelir. Eğer bu işi profesyonel olarak yapmayan birinin maliyeti bir kurumdan pahalıya mal olmaktadır. Ev yaptırırken müteahhit ile bireysel hareket eden şahsın alacağı malzeme fiyatlarında yüzde 20 fark olacaktır.”

 

“50’ye yapmak istediğiniz 75 mal olabilir!”

“Aynı zamanda sürekli dile getirilen bir gerçek vardır; o da işlerin hesaplandığı gibi gitmemesidir. 50’ye yapmak istediğiniz bir iş size 75’e mal olabilir. Bu da bireylerin hem bütçeleri açısından hem de işlerinin uzaması açısından zarara yol açar. Her zaman bu işi profesyonel olarak yapan kurumların tercih edilmesi şahıs açısından daha avantajlıdır.”

 

Dünya’da geçtiğimiz yıllarda patlak veren ve hala etkilerini hissettiğimiz ekonomik kriz inşaat sektörüne de yansıdı. Bizde inşaat sektörü krizden nasıl etkilendi neler yaşandı?

 

“Biz kendi krizimizi kendimiz yarattık! Krizi el birliğiyle yarattık. Alınması gereken hiçbir önlem alınmadı. Göz göre göre krize tosladık; illa toslamamız lazımdı. Yapımızda bu var. Bir şeyleri öğrenmek için bedel ödememiz gerekiyor. Neden? Çünkü yapımız bozuldu, değer yargılarımız bakış açımız bozuldu.

 

“74 sonrasında erozyona uğradık”

1974 öncesi ve sonrası olarak süreci bir inceleyin; 74 öncesindeki dayanışma ruhu, birbirini koruyan, destek olan, başkalarının başarısından bile gurur duyan toplum yapısı 74 sonrasında erozyona uğradı. Daha benmerkezci, daha bencil olduk.

 

Bahsettiklerim aslında sadece inşaat sektörü için değil bütün meslek grupları için geçerli. İnşaat sektörü sadece bir parçası.

 

Şimdi yapmamız gereken bu durumu nasıl başarıya döndürebiliriz; nasıl tedavi oluruz? Asıl tartışılması gereken konu budur.”

 

Dünyadaki ekonomik krizin başlangıcının sebebi finans kuruluşlarının emlak dünyasına attığı yanlış adımlarla oluşturulduğu söyleniyor. Ülkemizde bu konuyu nasıl değerlendirirsiniz?

 

“Bir grup insan burada konut satın alırken ya da gayrimenkule yatırım yaparken kendi ülkelerindeki ucuz finans sektörlerinden yararlandılar. Örneğin kendi ülkelerindeki uzun vadeli kredi veren bankalardan krediler alındı. Dünya ekonomisini “Mortgace” sistemi olumsuz olarak etkiledi. Yaşanan tüm olumsuzluklar bizim ekonomimize ve emlak sektörüne de yansıdı.”

 

Sektör elbirliğiyle kurtarılmalı

 

“Şimdi yapmamız gereken sektörü nasıl ekonomiye daha yararlı getireceğimizin kararırın verilmesidir. Muhalefet, iktidar ve diğer örgütler hep birlikte hareket ederek nasıl daha güvenli bir sektör yaratılması için tartışmalar yapıyoruz.

 

Üzücü olan daha önceden bu duyarlılık olsaydı; bu kadar sorunla mücadele etmek durumunda kalmayacaktır. Önümüzde maalesef Herpa, Kulaksız şirketlerinin açmış olduğu olumsuzluklar var. Eğer bu ülkede finans sektörü doğru bir politika ile belirlenmiş olsaydı, yasama organları zamanında çıkarsaydı, yürütme de bu yasaları zamanında uygulayabilseydi bütün bunlar yaşanmayacaktı. Biraz öncede söylediğim gibi illa bir şeyleri kaybedeceğiz sonrasında ders çıkararak öğreneceğiz.”

 

Sorun sistemde

“Buradaki bankaların faizlerinin altından kalkmak mümkün değil. Bu da sektör açısından sorun yaratıyor tabi. Baktığınız zaman bankalar da haksız değil. Tek sorun aslında sistemde. Toplanılan mevduatı, maliyeti ve göz önünde bulunduruyorlar. Ülkeler bu noktada yurt dışından temin ettikleri ucuz kredileri destekler; bu da doğru uygulanan bir devlet politikasını gerektirir. Biz de böyle bir uygulama yok. Ekonomi geliştirilirken ihtiyaç duyulan finansın belli yerlerden sektöre kanalize edilmesi gerekir. Ülke politikasını incelediğimiz zaman böyle bir uygulamanın yapılmadığını gözlemliyoruz.”

 

Ekonomi bilimsel verilere dayalı değil

“Hiçbir zaman ekonomi bilimsel verilere dayandırılmadı. Devlet ekonomilerine bakıldığı zaman bir planlama yapılır, yapılan planlama da ise ihtiyaç duyulan parayı belirleyerek kaynak arayışlarına girilir ve bu kaynak mutlaka bulunur. Bize bir bakın. Her iki üç yılda bir hükümet değişimi ve buna bağlı olarak ekonomi bakanlıklarında da isimler değişiyor. Her gelen bakan ise ekonomi adına plan değişikliği yapıyor. Bu modelle bir yerlere gelmemiz mümkün değil.”

 

Ekonomik çözüm veya tedbirler bu durumda nasıl belirlemelidir?

 

“Hedef ekonominin ayağa kaldırılması olmalıdır. Tabi öncelikli olarak bir plan belirlenmesi lazım! Ekonominin iyileştirilmesi için hangi plan uygulanmalı ve ekonomi nasıl ayağa kaldırılmalıdırın stratejisi belirlenip yola çıkılmalıdır.”

 

“Kamu merkezli bir ekonomi yaratıldı”

“Aslında Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Eğer siz sadece her ayın sonunda memurun nasıl ödeneceği ile uğraşıyorsanız bahsettiklerimin hiçbir yapılamaz.

 

Bu ülkede kamu merkezli bir ekonomi yaratıldı. Herkes aybaşı maaşların alınmasını ve piyasaya para akışının memurun aldığı maaşla akacağının planlarını yapmakta. Bu tamamen yanlış bir zihniyet! Ne yazık ki bu zihniyet yanlış siyasetçilerin yanlış siyasetleri ile ortaya çıktı. Her ayın 15’i geldiğinde devlet alarma geçiyor. Memurların maaşları nasıl ödenecek diye sıkıntılar ayın ortasında başlıyor yaşanmaya. Bu şekilde anlaşılan ekonominin bittiği, dibe vurduğudur.”

 

Son zamanlarda dünya genelinde de yaşanan depremler insanlık adına bazı hassasiyetleri tekrar gündeme taşıdı. Türkiye’ye baktığınız zaman ev alınırken insanlar mutlaka özellikle deprem bölgesinde yaşıyorsa raporlar talep ediyor, evlerini bu konuda sigortalatıyor. Deprem konusunda bizde ki uygulama nasıl?

 

“Ülkemizde deprem yönetmeliği mevcut. Mimar ve mühendisler odası bu konuda oldukça hassas davranıyor. Mutlaka deprem kuşağında yaşadığımız göz önünde bulundurularak inşaatlar yapılıyor. Aynı zamanda kontrollüklerin ve belediyelerden alınan alınan izinlerin özelleştirilip özel bürolardan geçmesi gibi çalışmalarımız da devam ediyor.”

 

Ev almak isteyen bir şahıs nelere dikkat etmeli?

 

“Ev alınırken mutlaka bir avukatla birlikte hareket edilmeli. Çünkü sizin adınıza çalışan bir avukat mülkiyetle alakalı sizin adınıza bir araştırma yapar. Bu da ileride şirketle müşteri arasında doğacak hukuksal sorunların ortadan kalkmasını sağlar. Aynı zamanda alacağınız ev sizin yaşam tarzınıza hitap etmelidir. Kalite mutlaka bakılmalıdır. Bunlar için insanlarımız bir konut alırken avukatın yanı sıra inşaatın kontrollüğünü yapacak ek bir hizmet almalıdır.

 

Ülke geneline bakıldığında henüz bu şekilde bir çalışma yok ancak Kat İrtifa Yasası ile bunlar zorunlu hale gelecek. Tapu ile alakalı bir takım zorunluluklar da yasayla birlikte getirilecektir. Yasa bu kültürü yavaş yavaş oturtacaktır.”

 

Yasa başka neleri içermekte? Yasanın yürürlüğe girmesi ile sektör mü, müşteri mi avantajlı olacak?

 

“Kat İrtifak Yasası içerik olarak hem tüketiciyi, hem bankayı hem de müteahitleri koruyor. Yasanın oluşturulmasıyla bir kültürün de oturtulması hedefleniyor. Sektör ve tüketici aynı oranda rahatlayacak.

 

Artık sektöre bir bütün olarak bakmamız lazım. Bu konuda medyanın da üzerine bir takım sorumlular yüklenecek. Bazı yanlışlıklar oldu. Bir kısım medya mensubu sektörü sadece reyting kaygılarıyla karaladı. Sanki bütün inşaat şirketleri hırsızmış gibi bir önyargı oluşturuldu. Bu konuda özellikle medyanın yardımına ihtiyacımız var. İşini dürüstçe, doğru olarak yapan meslektaşlarımız var.”

 

“Doğru pencereden bakmak lazım”

“Geldiğimiz noktada biz kaybettik diyebilirim. Yüzde 70’e yakın yan sektörü destekleyen bir sektörün önüne geçildi. Artık doğru pencereden bakarak olayları değerlendirmemiz lazım. Bu yasa bundan sonrası ile ilgili çok ciddi bir önlem olacak. Özellikle tüketiciyi güven altına alacak bir yasadan bahsediyorum.”

 

“Yeniden disipline edeceğiz”

“2011 yılında biz inşaat sektörünü çok sağlam bir zemine oturtma hedefindeyiz. Sektörü yeniden disipline etme konusunda kararlıyız.

 

2012 yılı ise tekrardan gelişme ve büyüme yılı olacak. Yaşanan sıkıntıların düzelmesi konusunda fazlasıyla disiplinli bir şekilde çalışmalar yapıyoruz. Başarma konusunda da son derece kararlıyız.

 

Dünya krizlerinden çok fazla etkilenen bir ülke değiliz. Kendi kendimize yarattığımız krizin üstesinden de kendi çalışmalarımızla gelebiliriz.” 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ