22 Ağustos 2017 Salı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Kanser artık ölüme eş değil”
11 Nisan 2011 Pazartesi 15:02

“Kanser artık ölüme eş değil”

Kanser konusunda yapılabilecekleri Raziye Kocaismail ile konuştuk.

Röportaj Simge ÇERKEZOĞLU

 

Bazı insanlar vardır, hayata karşı olan dik duruşları ile sizi kendilerine hayran bırakırlar. Kanser Hastalarına Yardım Derneği Başkanı Raziye Kocaismail’de bu özelliklere sahip akla ilk gelen insanlardan biri. Bireysel bir acıyla; 1991 yılında kendisine kanser teşhisi konmasının ardından ölüme karşı bir mücadele başlattı.

 

Bu mücadele zamanla büyüyerek bireysel olmaktan çıkıp toplumsal bir boyut kazandı. 1993 yılından Kanser Hastalarına Yardım Derneği’nin kuruluşunun ardından ise bu hikâye bana göre artık ‘Ölüme Meydan Okuyanların’ hikayesine dönüştü.

 

14 bölgede kurumsallaştı

 

20 gönüllüyü bir araya getirerek zorluklarla kurulan dernek arada geçen yıllar içerisinde büyüyerek 14 bölgede çocuk, erişkin ayırmaksızın binlerce hastaya hizmet götüren kurum haline geldi.

 

Çağımızın hastalığı olan kanser maalesef gittikçe yayılıyor ve bunun önüne geçmek için çalışan küçük grupların çabaları yetersiz kalıyor. Hastalığı daha fazla duyurabilmek için dünyada 1-7 Nisan Kanser Haftası olarak belirlenmiş. Amaç; yaş cinsiyet ya da sosyal statü gözetmeksizin çoğalan bu hastalık konusunda insanları daha fazla bilinçlendirmek.

 

1-7 Nisan Kanser Haftası çerçevesinde her yıl dernek pek çok etkinlik düzenliyor. Hem bu etkinlikleri hem de bundan sonra kanser konusunda yapılabilecekleri Raziye Kocaismail ile konuştuk.

 

Her yıl düzenlediğiniz tarama kampanyaları memnuniyetle karşılanıyor. Bu yıldaki kampanyalarınızdan ve sonuçlarından bahsedebilir miyiz?

 

“Nisan ayı ve Mayıs ayı boyunca ülkenin tamamında pek çok etkinliğimiz var. 28 Mart tarihinde derneğimizin Çağlayan bölgesindeki yeni binasını açtık. Geçtiğimi hafta içerisinde yirmi bölgele de Sağlık Bakanlığı ile birlikte yayınladığımız kansere yönelik bilinçlendirme broşürlerini dağıtım ve farkında lığı artırmak için vatandaşlara rozetler taktık. Prof. Dr. Vural Çelik de derneğimizin misafiri olarak KKTC’ye gelerek iki gün boyunca ücretsiz hasta kabul etti. Önümüzdeki hafta Lefkoşa’da bir hafta sürecek olan bir kermesimiz olacak. En önemlisi de yine tarama kampanyalarımız başladı.”

 

“Taramalarımız başlıyor”

 

“Sağlık Bakanlığı işbirliğinde Yakın Doğu Üniversitesi Araştırma Hastanesinde prostat ve rahim ağzı kanserine yönelik taramalarımız başlıyor. Bunun yanında derneğe yarım için de pek çok etkinlik düzenleniyor. Sadece bizim vatandaşlarımız değil İngilizler de derneğimize ilgi göstermekte ve yardım için çeşitli etkinlikler düzenlemektedirler. Derneğimiz de din ve millet ayırmaksızın kanser hastalığından muzdarip herkese yardım etmektedir.

 

Mayıs ayında da bir etkinliğimiz olacak. Türkiyeli tiyatro sanatçısı Cihan Ünal yine ülkemize gelerek Yakın Doğu Üniversitesi ve Girne Amerikan Üniversitesi’nde tiyatro gösterisi yapacak ve gelirini de derneğe bağışlayacak. Tüm bu etkinlikler gönüllüler tarafından organize edilmekte ve duyarlı insanların ilgisiyle de biletler satılmaktadır.

 

Derneğin en önemli çabalarından biri de kanser tarama kampanyaları. Taramalara ilgi var sonuçları nasıl?

 

“Aslında önemsediğimiz tek şey kampanyaları artırıp kansere yakalanmayı engellemek. Artık insanlarda erken tanı bilincini geliştirmeyi başardık. 2010 Ekim ayında meme kanserine yönelik Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi ile yapılan taramalara 1000 yakın kadın başvurdu. Bir tanesinin patolojik sonuçlarında rahim kanseri oluğu tespit edildi. İki meme kanseri, iki tane de meme tümörü ortaya çıktı. Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi’nde de 2010 sonuçlarına göre 300 erkeğin yaptırdığı taramalarda 10 prostat patolojisi görüldü. Buraya başvuran 466 kadında ise yine 21 vakayla karşılaştık. Sonuçta bu 103 kişi taramaya katılmasa hiçbir şeyleri olmadığını sanırlarken ansızın aramıza ileri derecede kanser teşhisiyle girebilirlerdi. Dernek olarak çok mutluyuz, hem insanları erken tanı yönünden uyarmaya devam ediyoruz hem de devleti ve bireyleri maddi yönden de yıkıma uğratan çok zor ve uzun kanser tedavilerinden koruyabiliyoruz.”

 

Devletin çabaları bu hastalıkla savaşmada yeterli geliyor mu? Yoksa daha mı fazlasına ihtiyaç var?

 

“Artık Sağlık Bakanlığı’nın projelerinden de sıklıkla bahsediyoruz. İki yıl sonra tam teşekküllü bir onkoloji hastanesi açılmasını bekliyoruz. Kanser konusuna artık devlette samimiyetle eğiliyor. Şuanda KKTC’de kanser konusunda tam teşekküllü hastane olan YDÜ açıldıktan sonra hastalarımızın durumu çok iyi. Çok gelişmiş cihazlar ve çok iyi uzamanlar var. Üstelik Bakanlıkla imzalanan protokol sayesinde hastalarımız hiç para vermeden buraya başvuruda bulunup, tedavi olabiliyorlar.”

 

“Güney’e gitmeye gerek kalmadı”

“Hastalar artık eskisi gibi mağdur değil. Türkiye’den Adana Başkent Hastanesi’nden ve Hacettepe’den gelen hocalar haftada bir kez poliklinikte hasta kabul ediyor. Bunun yanında YDÜ sayesinde ilk kez ülkemizde hem kemoterapi hem de radyoterapi tedavisi aynı anda yapılabiliyor. Oysa daha önceki zamanlarda ikisinin aynı anda burada yapılması mümkün değildi. Hastalarımız ya güneye gitmek zorunda kalıyorlardı ya da Türkiye’ye giderek aylarca ailelerinden uzakta ve çok masraflı tedaviler görüyorlardı. Böylece şimdi bu şekilde bir arayışa girme ihtiyacımız ortadan katlı. Bu yıl ilk kez kanser haftasına bu kadar gönül rahatlığı ve umutla girdim.”

 

Kanser vakalarını artışlar olduğu söyleniyor? Bu konuda sizin gözlemleriniz nelerdir?

 

“Vakalar artıyor ama bilim adamlarının da kabul ettiği bir gerçek var ki geçmişe oranla erken teşhis söz konusu. Oysa eskiden hastaları kaybediyordu. O yüzden vaka çok değilmiş gibi görünüyordu. Şimdi kanser hastaları hayatta o yüzden çok hasta var. Şu anda etrafınızda gördüğünüz herkes kanser hastası ama bakın nasıl hepimiz mutlu ve hayatımıza kaldığımız yerden bile çok daha coşkuyla devam ediyoruz.”

 

“Erken teşhis çok önemli!”

“Artık kanser ölüme eşit değil. Hastalar hastalıklarını gizlemesin ki hastalık yayılmasın. Erken teşhis çok önemli! Kuşkusuz bu hastalığa yakalanmak ilk anda korkunç gelebilir. Bunu çok iyi anlıyorum. Ama ilk şaşkınlık atlatıldıktan sonra inanın bununla yanabilir.”

 

Araştırma şirketlerinden KADEM’in Sağlık Bakanlığı ile işbirliği içerisinde yürüttüğü kanser konulu araştırmasından da bahsedelim. Bu araştırma sonucuna göre rakamlar da normalden fazla bir artış görülüyor;

 

“Kuşkusuz KADEM her zaman ciddi ve güvenilir araştırmalara imza atmış bir kuruluş. Ancak şunu da unutmayalım ki kanser konusundaki istatistik verilerin net olmadığı ülkemizde yapılan çalışmaların da tamamen doğru olduğunu söyleyebilmek çok güç. Bana göre araştırma sonuçları çok yüksek çıktı. Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırmalarına göre yüz bin nüfuslu bir ülkede her yıl 2 yüz 50 yeni vaka beklenir. Eğer bizim nüfusumuz 2 yüz bin ise 5 yüz yeni vaka bekliyoruz. Ancak KADEM tesadüfü olarak seçilmiş 700 evin hemen hemen hepsinde kanser vakalarına rastladı. Hepsinin yeni vaka olduğunu söylemekse mümkün değil. 2010 Mart ve 2011 Mart arasındaki bir yıllık sürede 600 yeni vaka bildirildi. Ancak bildirilmeyen vakalarda olabilir. Doğru hasta sayısını tespit edebilmek için yapılması gereken nüfusun kesin olarak bilinmesidir. Ona göre de hasta sayısının fazla ya da az olduğuna karar verilmeli. Ondan sonrada araştırmalar yapılmaya başlanmalı.”

 

Kanserle savaşmaya devam edip, hasta sayısını azaltmak yönünde bir çapa gösteremeyecek miyiz?

 

“Devletin kanser vakarlının bildirilmesinin zorunlu hale getirilmesi gerekiyor. Böylece hangi bölgede yoğunluk olduğu, yoğunluk olan bölgede nedenin ne olduğu ve ne gibi önlemler alınabileceği tespit edilebilir. Ona göre araştırmalar yapılabilir.”

 

“Kanser birimini devlet zorunlu hale getirmeli”

“Kısaca ilk yapılması gereken kanser bildirimini devletin zorunlu hale getirmesi olmalıdır. Başka ülkelerde vakalar konusunda hemen bilgi oluşturulurken bizim ülkemizde özel klinikler bu kararı hastaya bırakıyor. Hasta arzu ederse bildiriyor. Oysa bunu yasal zorunluluk haline getirmek gerekiyor. Böylece gelecekte daha sağlıklı olmamız, sağlıklı nesiller yetiştirmemiz ve kanserden uzak bir hayat sürmemiz sağlanabilir.”

 

Peki derneğe yapılan yardımlar nasıl? Yardımlar bu çabalar için yeterli olabiliyor mu?

 

“Tabii ki yardımlar yetersiz kalıyor! Yapmak istediğimiz çok şey var hastalarımız için. Ancak devletin kemoterapi ilaçlarını ödemesi çok büyük bir katkı. Derneğin amacı sadece devlete ve hastalara destek vermektir. Artan vakalar karşısında bütçemiz yetersiz kalıyor.”

 

“Uçurum büyüyor”

“Giderler sürekli büyüyor. Kalıcı gelirlerimiz sadece maaş kesintilerinden aldığımız gelirlerle derneğin dükkânlarından elde edilen gelirlerdir. Her yeni günde yeni hastalara destek vermeye çalışırken uçurum büyüyor. Ama yeni elen hastalarımız da çevrelerinden yardımlarla birlikte geliyor. Yeni insanları yardım için teşvik ediyorlar. Eksiklerimize rağmen yılmadan yolumuza devam ediyoruz. Biz dernek olarak din millet ayırmadan herkesi kucaklıyoruz. Dolayısı ile bizim için yardım toplayan çabalayan sadece kendi vatandaşlarımız değil. İngilizler de sıklıkla etkinlikler yapmakta ve dernek için gelir elde etmeye çalışmaktadırlar.”  

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ