22 Kasım 2017 Çarşamba
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hesaplaşma Afrodit’le olacak
22 Nisan 2013 Pazartesi 09:40

Hesaplaşma Afrodit’le olacak

Akademisyen Mustafa Ertanın’a göre Avrupa Birliği, Güney Kıbrıs’tan hidrokarbonu sömürerek hesaplaşacak

Lefke Avrupa Üniversitesi İşletme ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Dr. Mustafa Ertanın’a göre AB, Güney Kıbrıs’tan doğal gaz yoluyla geçmişe dair bir hesaplaşma içine gireceğini söyledi.

 

Komşuda ortaya çıkan ekonomik krizin, Güney Kıbrıs ile AB arasındaki para, hizmet, vergi bedellerini eşitleme ve düzeltme niteliği taşıdığını vurgulayan LAÜ öğretim üyesi Mustafa Ertanın, “Belki de AB, yıllardır sırtında taşıdığı Güney Kıbrıs’tan şimdi Afrodit’in ateşini alarak intikam alacak” dedi.

 

“Güney, bu krizle vergi cenneti olgusunu yitirecek ve refahını pompalayan gelirlerini de kaybedecektir” diyen Ertanın, Başkan Anastasiadis’in, Rum toplumunun üç önemli güç ayağı olan “büyük sermaye, kilise ve eski muhariplerin” verdiği desteği korumasının önemine dikkat çekti.

 

Kuzeyin bu krizden yararlanmasının mümkün olduğunu, ancak bunun ekonomimizi yöneten kişi ve kurumların toplam bilgi ve kapasitesi ile doğru orantılı olduğunu kaydeden Ertanın, “KKTC bir an önce bilgi ve beceri kapasitelerini artırmalı, güncellemeli, etkinleştirmeli” uyarısı yaptı

 

Vatan MEHMET

Lefke Avrupa Üniversitesi (LAÜ) İşletme ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Dr. Mustafa Ertanın Güney Kıbrıs’ta ortaya çıkan ekonomik kriz ve muhtemel gelişmelere ilişkin Haberdar’ın sorularını yanıtladı.

Komşuda ortaya çıkan ekonomik krizin, Güney Kıbrıs ile AB arasındaki para, hizmet, vergi bedellerini eşitleme ve düzeltme niteliği taşıdığını vurgulayan LAÜ öğretim üyesi Mustafa Ertanın, “Belki de AB, yıllardır sırtında taşıdığı Güney Kıbrıs’tan şimdi Afrodit’in ateşini alarak hesaplaşmış olacak” dedi

“Güney, bu krizle vergi cenneti olgusunu yitirecek ve refahını pompalayan gelirlerini de kaybedecektir” diyen Ertanın, Başkan Anastasiadis’in, Rum toplumunun üç önemli güç ayağı olan “büyük sermaye, kilise ve eski muhariplerin” verdiği desteği korumasının önemine dikkat çekti

Kuzeyin bu krizden yararlanmasının mümkün olduğunu, ancak bunun ekonomimizi yöneten kişi ve kurumların toplam bilgi ve kapasitesi ile doğru orantılı olduğunu kaydeden Ertanın, “KKTC bir an önce bilgi ve beceri kapasitelerini artırmalı, güncellemeli, etkinleştirmeli” uyarısı yaptı

 

HABERDAR: “Rum ekonomisinde dünya gündemi olan kriz, gerçekten de “teknik anlamda” bir ekonomik kriz mi yoksa başta AB ve uluslararası unsurlar, bölgesel siyasi bir maksatla mı bunu körükledi?

“Krizlerin rutin olarak ama farklı zaman aralıklarında tekrarlandığını görebilmeliyiz önce… Şöyle ki Pazar ekonomisinin uygulanış şekline ve ülke, bölge, veya küresel;  arz talep, üretim, finans ve kaynak eksenlerinde dengesizlik yaratan sapmaların yoğunlaştığı ve yönetilemediği yer ve süreçlerde, krizler kaçınılmaz regulatör veya yeniden dengeleyici rollerini empoze ederler…

Karl Marks’ın kriz döngüsü açıklaması bütün modern uygulamalar ve düzeltici tedbirlere inat hala krizler için geçerli ve temel teori özelliğini koruyor.”

 

Alarm zilleri yıllardır çalsa da…

“Güney Kıbrıs taki kriz, geleceğini yıllardır alarm zilleri ile belirtse de tam da yeni bir başkan ve hükümetin oluştuğu döneme denk gelmesi, kriz patlamasının ve siyasi risklerin iyi veya kötü zamanlamaya denk getirildiği sorgulanabilir. Sonuçta krizi yeni Başkan Anastiadis kucağında mı buldu, yoksa biran önce bu krizi göğüslemenin ilk 5 yıllık dönemi için siyasi açıdan daha az risk ve yeniden toparlanabilmesi için daha fazla zaman avantajını öngörerek bilerek mi kucakladı henüz biz izleyicelerin teyid edilmiş verilere dayalı bilgisinde değil…”

 

Vergi cenneti bitti… Eşitleme ve düzeltme…

“Sorunuzdaki AB ve uluslararası unsurların bu oyuna senarist olarak katılıp katılmadıkları ve bazı amaçlarında bu krizi koz olarak kullanıp kullanmayacakları kısmına katkım, kesinlikle aktörlerin her koşulda avantajı ellerine alma gayretlerinin açıkça bilindiğidir… AB üyesi Güney, bu krizle vergi cenneti olgusunu yitirecek ve doğrudan ve dolaylı avantajlarını ve refahını pompalayan gelirlerini kaybedecek. Kıbrıs artık sırf para bolluğuna bağlı yüksek gelir dağılımından yararlanamayacak. Kıbrıs’ın AB üyeliğinde edindiği bu zaten geçici olan avantaj aslında diğer AB ülkelerinin vergi geliri ve kaynak kaybına yol açıyor ve bu ciddi sorunlar son 14 aydır Troyka ile Güney Kıbrıs hükümeti arasında aşılmaz nitelikte idi…

Belli ki bu kaçınılmaz kriz, Güney Kıbrıs- AB arasındaki para, hizmet, vergi bedellerini eşitleme ve düzeltme özelliğini iyice yansıtacak.”           

 

HABERDAR:  “Daha derin bir resesyona sürüklenmemek için ne öngörmeliler? Kriz Rum halkı için orta vadede ne anlama geliyor? Bu bedel mevduatlarla sınırlı mı? Güney Kıbrıs battı mı? Bunu telaffuz edebilir miyiz?”

“Güneyde bu krizde ilk öne çıkan olgu mevduatların traşlanması olarak görülse de bu bir sonuç değil ve bir dizi olumsuzlukları tetikleyecek. İş ve gelir kayıpları hukümeti, işletmeleri ve vatandaşı zorunlu tasarruflara sürükleyecek.

Güneyin bu krizi yönetebilecek bilgi birikimi ve kadroları var mı? AB deki ve dünyadaki diğer krizlerde biriken bilgi ve deneyimler kullanılarak bu kriz en az sosyal zararlar ile atlatılıp yeniden etkin bir ekonomiye doğru yol alınacak mı? Bu konuya objektif olarak bakabilirsek belki de Güney’ in yakın geçmişinde tüm ekonomik güçlerini yitirip yeniden ‘mücize ekonomi’yi nasıl yaratabildiğini sorgulamalıyız. Kaldı ki şimdi AB üyeliği bir artı değerdir Güney için (10 Milyar nereden geldi?). Evet, Güney Kıbrıs bugün batmış kadar darda,  ancak bunun dar gelirli vatandaşlara bir ceza olmama gayretleri görülmektedir…

Tıraşlama 100 bin Euro’yu aşan mevduatlara uygulanırken, sosyal hizmetlerde aksaklık belirtileri henüz yok…”

 

Acı reçetenin ilk satırları…

AB ve IMF kaynaklı uzun vadeli borçlanma, ciddi kamu tasarrufları, AB ölçeğinde vergiler, lüks tüketim ek vergileri acı reçetenin ilk satırları olacak. Dünya Rekabet Edebilirlik sıralamasında İnnovasyon Ekonomisine sahip ülkeler arasında olan Güney Kıbrıs, avantajlarına dayalı mal ve hizmet üretiminde doğru tercihleri yaparsa artan gerçek gelirler ile vergisiz para ekonomisinin tükenmesinden doğan kayıplarının bir kısmını sürdürebilir olarak yeniden kazanabilecek. Ciddi teşvik programları (etkinliğe dayanan, reel mal ve hizmet üretimlerine yönelik)  ile yerli ve yabancı yatırımı ekonomiye kan nakli sağlanacak…”

 

Afrodit’in ateşiyle hesaplaşma…

“Her ne kadar da daha denizin dibinden çıkmadan pazarlık masalarına çıkmış olsa da Akdeniz’ deki doğal gaz hem borçlanabilmesini hem de borçlarını ödeyebilmesini sağlayacak Güney Kıbrıs’ın… Belki de AB, onyıllardır sırtında taşıdığı Güney Kıbrıstan şimdi Afroditin Ateşini alarak hesaplaşmış olacak.

Özellikle Güney de AB ye uyum sürecinin başladığı 90’lı yıllardan beri, kamuda, özelde ve Kar Amacı Gütmeyen Örgütlerde çok sayıda kişi ve uzmanlar iş gücüne ve etkinliğe ciddi kapasite katkısı eklemişler ve bu bilgi ve kapasite giderek daha da geliştirilmiş olması doğaldır. Yine bu son onyıllarda Güneydeki yüksek refah seviyesi birçok uzmanı adada tutmayı sağlamış ve AB ve Dünya ile olan entegrasyonları neticesinde de Güney Kıbrısta dünya çapında deneyimleri olan ve kabul görmüş en azından onlarca ekonomi ve siyasal bilimler uzmanları yaşamakta ve çalışmaktadır.”

 

HABERDAR: “Nobel ödüllü Rum ekonomist H. Pissaridis, “işsizlikte patlama yaşanabilir” diyor; Bir yandan da Başkan Anastasiadis kumar turizmi için kolları sıvadı..  Rum aktörlere ne önerirdiniz?”

“Pissaridis yukarda bahsettiğim uzmanlardan biridir… Güney şu anda Kriz patlamasının ilk etapını yönetmeye çalışacak. Bu krizin yönetme safhalarında Güney, artacak işsizlik ve sosyal sonuçları ile uğraşırken diğer taraftan da yeni ekonomik modellerini tespit edip uygulama eksersizlerine geçmelidir. Siyasi yönetim olarak başkan etrafında toplanan bakanlar kabinesi ile yönetilen Güney, bu yapısından dolayı krizleri aşmanın çok gerektirdiği siyasi bütünlüğü de sağlamada tamamıyle parlementer yönetimi modellerinden daha şanslıdır…”

 

Rum toplumunun üç esas güç ayağı…

“Yeni Başkan Anastasiadis’in, Rum toplumunun üç esas güç ayağının (Büyük Sermaye, Kilise, Eski Muharipler) ona verdiği desteği koruyup sürdürmesi de kriz yönetimi için kaçınılmazdır. Kumar Turizmi mi Kumar Sektörü mü yaratılacak? Kumarhaneler kontrollu sayıda ve belli bir yönetmelikle ve idari ve mali disiplinle ekonomiye katkı mı koyacak yoksa yeni sosyal sorunlar mı doğuracak? Bunun yorumunu ancak ilgili kanun veya kararnamelerin detaylarını inceleyince göreceğiz…

Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde ciddi disiplin altında ve mafyalaşmayı engelleyen tedbirleri tercih ederlerse başlarını minimum derde sokarak bu işi aşmayı deneyebilirler…”

 

HABERDAR:”Güneyde ortaya çıkan ekonomik kriz adada çözüm senaryolarıyla ilişkilendiriliyor. Siyaset dışında KKTC ekonomisinin bu krizden yararlanması mümkün mü? Yoksa komşuda ortaya çıkan tablo, aslında bizi de mi kötü etkiler?

“Bu çözüm ile ilgili senaryolar spor yorumcularının, buz balesi esnasında müziği yapan orkestranın kullandığı aletlerin akordunun nasıl yapıldığını anlatmalarından farksız… Komşudaki vahim tablonun bizi olumsuz etkilediği zaten aşikâr ve tartışılmaz! Bizde yorum yapanların kaçı, hangi küresel, ulusal, hatta kurumsal krizi yönetmede ne kadar bilgi ve tecrübeleri var merak ediyorum. Güneyi Türk Lirası kullanmaya davet edenler, aynı zamanda Nisan 1 şakasını 48 saat sonra bile haber diye yayınlayıp yorum ve senaryolar ile Anastasiadis ve Hristofyas’ı Çin de 20 Milyar Euro saymakta olduklarını anlatan ve tekrar tekrar yayınlayan kişi ve kurumlar mı bu senaryoların yazarları?”

 

“Bilgi ve beceri kapasitemizi artırmalıyız”

“KKTC ekonomisinin bu krizden yararlanması tabii ki mümkündür, KKTC ekonomisini yöneten kişi ve kurumların toplam bilgi ve kapasitesi ile doğrudan orantılı bir şekilde yararlar bekleyebilirsiniz. KKTC bir an önce bilgi ve beceri kapasitelerini artırmalı, güncellemeli, etkinleştirmeli. Çünkü bilgi hala en güçlü savunma ve saldırma ateş gücünden daha etkilidir.”

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ