19 Kasım 2017 Pazar
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Hapislik kalkmalı”
28 Mart 2013 Perşembe 10:14

“Hapislik kalkmalı”

Avukat Barış Mamalı, borç ilişkileri yüzünden insanların özgürlüklerinden mahrum bırakılmasının çok yanlış bir uygulama olduğunu söyledi

·        “Mazbatalarla ilgili yıllarca ortaya çözüm konmadığı için, kargaşa noktasına gelen hem alacaklı hem borçlu ciddi şekilde mağduriyet yaşadıkları bir yargı sistemine sahibiz...”

·        “Mazbataları icra eden polis örgütünün tamamen kendi inisiyatifini kullanarak mazbataları bir süreliğine askıya aldı...”

·        “Acizlik içerisinde olan borçlunun bir de akıbetini bilmediği bir itiraz süresi içerisinde avukat parası vermesi mantıklı değil...”

·        “Hapislik olayının kökünde bir alacak verecek ilişkisi yatmaktadır. Her ne kadar yasal prosedür gereği bir emrin yerine getirilmemesi nedeniyle hapis yatılıyor gibi görünse de, insanlar esasta bir borç ilişkisinden doğan ihtilaftan ötürü mazbata ile karşılaşmakta.”

·        “Bu uygulama Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yasaklandı. Borç ilişkisinden insanların özgürlüklerinden mahrum bırakılamayacağı kesin bir hüküm altına alınmış, biz hala daha insan haklarına aykırı bu uygulamayı bir alacak sistemi gibi uygulamaktayız.”

·        “Yüksek Mahkeme artık ağırlığını hissettirmeli, hükümette yeni yasal düzenlemeler yaparak alacaklıları tatmin edecek bir sistem kurmalı”

 

Devrim DEMİR

Ekonomik imkânsızlıklar nedeni ile bankalardan alınan borçları üst üste gelen ve karşılanamayan faizler yüzünden vatandaşın korkulu rüyası olan mazbata kâbusu nedeniyle mağdur olan binlerce kişi, hükümetin yapacağı düzenlemeyi beklerken, Avukat Barış Mamalı Haberdar Gazetesi’ne çarpıcı açıklamalarda bulundu.

 

“Mazbata sorunu bitmedi”

 Avukat Barış Mamalı ülkenin gidişatını tüm partlere hatırlatırken, mazbata konusunda iktidardaki siyasetçilerin halkı bu konuda büyük bir yanılgıya düşürdüğünü söyleyen Avukat Barış Mamalı, “Yapılan değerlendirilmede mazbata sorunu ortadan kalkmadığı gibi, durdurulmadı da. Sadece hapislik yani mazbata emri çıkmış borçlulara bu emre itiraz etme hakkı getirilmiştir” dedi.

 

Avukat tutmak zorunlu…  

Borçlu birinin ne olursa olsun yine para ödeyerek avukat tutma zorunluluğunu hatırlatan Avukat Barış Mamalı, “Borçlu olan kimse hapislik emrine karşı mahkemeye bir müracaatta bulunur. Bu müracaat emrin iptali ya da ertelenmesini talep eder. Mahkeme bu itirazı değerlendirip ya iptal eder veya uygun bir tarihe erteler. Yine mahkeme bu itirazını reddedip hapislik emrine aynen devam kararı verir. Görüldüğü gibi yasa mazbataları ne durdurdu, ne de ortadan kaldırdı. Pratikte borçlulara pek bir fayda sağlanmadı, mazbata usulüne uygun olarak ve laikiyle itiraz etmek isteyen borç avukat tutma zorunluluğu vardır. Zaten borcunu ödemekte zorlanan kişinin böyle bir itiraz için, avukatlık masrafı ödemesini düşünmek pek mantıklı değil.

 

Örneğin borçlunun aleyhine 800 TL’lik hapislik emri çıkmış ve borçlu kimse buna itiraz etmek için avukat tutmak zorunda. Borçlu vatandaş avukat tutup itiraz etmesi için en az 500 TL avukat parası vermek zorunda. Akıbetinin ne olacağından emin olmayan vatandaş yani mazbata iptalinin garantisi olmadığı bu itiraz için avukata 500 TL ödeyeceğine gider 800 TL’yi bulur buluşturur ve polise öder hapislik tehlikesinden kendini kurtarır” dedi.

 

Polisin inisiyatifi…

Mazbataların durdurulmadığını sadece bekletildiğini söyleyen Barış Mamalı, “Mazbataları icra eden polis örgütünün tamamen kendi inisiyatifini kullanarak mazbataları bir süreliğine askıya aldığını” söyledi.

 

“İtirazın hiçbir uygulaması yok”

Hem acizlik içerisinde olan borçlunun bir de akıbetini bilmediği bir itiraz süresi içerisinde Avukat parası vermenin mantıklı olmadığını söyleyen Barış Mamalı, “Örnekte olduğu gibi avukata ödeyeceği para ile polise ödeme yapar ve mazbata sorununu kökten çözer. Mazbatalara getirilen itirazın hiçbir uygulaması yoktur, kaldı ki bu itirazlar yapıldı. Alacaklı yani banka veya kişi kendi avukatı ile karşınıza çıkacak ve sizin mazbata için yaptığınız itiraza karşı duracak. Avukatsız olunması durumunda borçluların, bu noktada ellerinin zayıf olabileceği de ortaya çıkmaktadır” dedi.

 

Alacak-verecek kaosu!

Ülkedeki alacaklı ve borçlu ilişkisinin oldukça büyük bir sorun olduğunu hatırlatan Mamalı, “Şu anda bildiğim kadarıyla uzatılması gereken sorunu kökten çözen bir yasal düzenleme değil, küçük bir fırsattan ibarettir. Yıllarca ortaya çözüm konmadığı için, kargaşa noktasına gelen hem alacaklı hem borçlu ciddi şekilde mağduriyet yaşadıkları bir yargı sistemine sahibiz. Alacaklılar mahkeme kararıyla hüküm alınmış davalarında etkili bir icra sisteminin olmadığı için tatminkâr bir şekilde alınamıyor” dedi.

 

“İcra ne yazık ki çalışmıyor”

Yüksek Mahkemeye balı İcra Dairesinin etkin çalışmadığını ve alacaklının bir türlü tatmin olmadığını söyleyen Avukat Barış Mamalı, “İcra Dairesinin Mahkeme kararlarını görme oranı çok düşük, alacaklıların alacaklarını bir türlü alamıyor veya çok uzun bir sürede alabilmektedir. Bu noktada yani alacaklılar işlemlerin yapılmasının çok gecikmesinden dolayı mağdur olduklarını ve yine yavaş çalışan bir İcra Dairesi faizlerin işlemesi nedeniyle borçlu kimselerin de borç miktarının anormal rakamlara ulaşmakta. İcra sistemi idari ve yasal eksiklikler nedeniyle çalışmadığı için, borçluların bundan ceza gördüğü bir sistem yaratıldı.

 

Borç yüzünden hapislik kalkmalı...

Borç ilişkileri yüzünden insanların özgürlüklerinden mahrum bırakılmasının çok yanlış bir uygulama ve yargı olduğunu söyleyen Avukat Barış Mamalı, “İcra safhasından sonra borçlular mahkemeye getirilmekte ve taksite bağlanmaktadır. Kimisi gönlünce, kimisi kefillerinin baskısı nedeniyle, kimisi de mahkeme safhasından duydukları bıkkınlık ve avukatsız olmaları sebebiyle belirli bir taksite bağlanmaktadır. Ancak verilen bu taksit emrinden sonra gerek maddi imkansızlık gerekse ihmal nedeniyle insanlar taksitlerini ödeyemedikleri zaman hapislik emri yani mazbata ile karşılaşmaktadır. Polis zoruyla ya taksit ödemekte ya da hapse düşmektedir. Görüleceği üzere hapislik olayının kökünde bir alacak verecek ilişkisi yatmaktadır. Her ne kadar yasal prosedür gereği bir emrin yerine getirilmemesi nedeniyle hapis yatılıyor gibi görünse de, insanlar esasta bir borç ilişkisinden doğan ihtilaftan ötürü mazbata ile karşılaşmakta. İşte bu uygulama Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yasaklanmıştır. Borç ilişkisinden insanların özgürlüklerinden mahrum bırakılamayacağı kesin bir hüküm altına alınmış, biz hala daha insan haklarına aykırı bu uygulamayı bir alacak sistemi gibi uygulamaktayız. Doğru bir prosedürmüş gibi kanıtsamaktayız” dedi.

 

“Ceremesini borçlular çekiyor”

Avukat Barış Mamalı, borçlunun özgürlüğünü kısıtlamadan mal varlığıyla ödenmesine karar vermelidir diyerek, “Polis güçlerinin hapislik tehdidiyle borç ödenmesinin insanlık dışı bir uygulama olduğunu artık kabul edilmeli. İcra sistemi çalışmıyor. Yargı sisteminde aksaklıklar bulunuyor ve alacaklılar alacaklarını tahsis edemiyor. Bunun ceremesini de borçlular, cezalandırılarak çekiyor” dedi.

 

“Sistem şart”

Yüksek Mahkeme’nin artık süratle İcra sistemini süratlendirilmesini söyleyen Avukat Barış Mamalı, “Yüksek Mahkeme artık ağırlığını hissettirmeli, hükümette yeni yasal düzenlemeler yaparak alacaklıları tatmin edecek bir sistem kurmalı” dedi.

Yasal düzenlemenin şart olduğunu söyleyen Avukat Barış Mamalı, “Örneğin borçlularda aile birliği sitemini getirerek, bugünkü gibi; ‘lüks araba süren borçluların haciz edilecek bir şeyi yoktur’ olayını kapatmak gerek. Adam kullandığı en son model lüks arabasını 21 yaşındaki çocuğunun üstüne kaydederek, icra memurları geldiği zaman bana ait değil diyerek arabanın haciz edilmesini engeller. Oysa çocuğu adına kayıtlı bulunan araba da haciz edilmeli, 21 yaşındaki bir çocuğun bu arabayı hangi parayla ve nasıl satın aldığını ispat edemediği takdirde açık artırmada satılıp alacaklı parasını tahsis etmeli” dedi.

 

“Faizler süratle düzenlenmeli”

Faiz yasasının süratle yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyleyen Avukat Barış Mamalı, “Borçlu mağduriyetinin kökeninde, ülkedeki başı boş kalmış faiz sisteminin ve borçluların faiz noktasında koruyacak hiçbir yasal düzenleme yoktur. Geçmişte borçluları ciddi şekilde koruma altına alan, 2 yasal kural o dönemin hükümetlerince kaldırılınca, insanlarımız faiz konusunda akıl almaz rakamlar altında ezilmeye mahkum edildi. İngiliz döneminde yürürlüğe giren ve 1987 yılına kadar uygulanmakta olan faiz yasası, 1987 yılındaki hükümet tarafından iptal edilip yerine yenisi de konmamıştır. Tahsil edilecek faiz miktarları ile uygulanacak faizi oranları serbest bırakıldı. Ancak yinede borçluları ciddi şekilde koruyan Bileşik Faiz Yasası ise 1995 yılındaki koalisyon hükümeti tarafından kaldırıldı. Borçlular tamamen bir faiz canavarı ile karşı karşıya bırakıldı. Bugün 2000 TL’lik bir borcun kısa sürede 32 Bin TL olmasının sebebi işte bu hükümetlerin yanlış icraatlarından kaynaklanmaktadır” dedi.

 

“Faiz sömürüsü ile baş başa kaldık”

2007 yılında Anayasa Mahkemesi’nin hükümete çağrı yaptığını söyleyen Barış Mamalı, “2007 yılında Anayasa Mahkemesi bu ülkede ciddi bir faiz sömürüsü olduğu yönünde bir karar açıklamış ve dönemin hükümetini bu konuda bir faiz kanunu yapması için çağrı yaptı. 1995 yılında bileşik faizi serbest bırakan aynı hükümet 2007 yılında, Anayasa Mahkemesi’nin telkinine kulak asmayıp insanlarımızı bugünkü faiz sömürüsü ile baş başa bıraktı. Şimdiki hükümette bileşik faizi yasaklama, faiz oranlarını dizginleme ve alınacak faiz miktarlarını sınırlandırma konularında bir faiz kanunu yapmaktan kaçınmakta ve bunun yerine teferruatlarla uğraşarak günü geçirmekle devam ediyorlar” dedi.

 

“3 kez faiz yasa önerisi sundum”

2008 yılında Lefkoşa Baro Başkanı olan avukat Barış Mamalı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Meclisi’ne 3 kez faiz yasa önerisi sunduğunu, “2010 yılında Fikrin ve Hukukun Üstünlüğü Başkanı iken, 2011 yılında da TDP Hukuk Komite Başkanı olduğum zaman, toplam 3 kez KKTC Meclisi’ne faiz yasa önerisi sundum. Ancak faiz yasası yapma noktasında Meclise hakim iktidarların duyarsız ve çekingen olduğunu gözlemledim” dedi.

 

İntihar ve göçler devam edecek…

Yaşadığı ekonomik sıkıntı ve mazbata sorunu nedeniyle geçen hafta intihar edip genç yaşta yaşamına son veren Can Polat Denktaş’ın sıkıntısını anlatan Avukat Mamalı, “Derhal bir faiz kanunu yürürlüğe girmez ise ve faizler kontrol altına alınmazsa, yaşanmakta olan mali çöküntü artarak devam edecek. Çaresizlik içinde kalan borçlular ya ülkeden göç etmeye devam edecek yada bunalım geçirerek kökten çözüm budur diyerek intiharı tek kurtuluş yolu olarak görecek. Zaten en son 5-6 yıldır borcundan veya mazbatadan ötürü bir çok insan ülkeden göç etti. Son yıllarda yaşanan intihar olaylarının ardında yüksek faiz nedeniyle oluşan borç yatmakta bu sebepler ülke gidişatının ne kadar yaşanmaz bir hal aldığını gözler önüne sermektedir ve faiz yasasının aciliyetini gözler önüne sermektedir” dedi.

 

Tüm partilere çağrıda bulundu…

Avukat Barış Mamalı, tüm partilere seslenerek sorularına bir cevap istediğini söyleyerek, “Birinci sorum, Bileşik Faizin kaldırılmasına taraftar mısınız? İkinci sorum, faizlerin azami bir oranla dizginlenmesine hem fikir misiniz? Üçüncü sorum Türk Lirası borçlarında anaparanın bir buçuk katı, dövizde ise 1 katının faiz olarak alınmasına ve başka faiz tahsil edilmemesine hem fikir misiniz? Ve son olarak da insanların borçlarından ötürü hapis tehdidiyle karşı karşıya kalmasını hala daha tasvip ediyor musunuz?” dedi.

 

“Bu yüzden TDP’deyim”

Avukat Barış Mamalı artık faizlerin sınırlandırılmasını ve etkin bir icra sisteminin kurulmasını ve insanların borcundan ötürü hapis yatmaması noktasında, parti meclis kararı olan TDP’ de bu yüzden yer aldığını söyledi. 

 

“Halka bir açıklama yapsınlar”

Diğer parti yetkili organlarına da seslenen Avukat Mamalı, “Faiz konusunda ne olduğunu topluma açıklamalarını istiyorum. Çok hayret ediyorum, 1995 yılında Bileşik Faizi serbest bırakan ve faiz yasası yapmayanlar 2007 yılında yüzde 65’lik halk desteği, iktidar gücüne ve Anayasa Mahkemesi kararına sahip olmalarına rağmen, neden halkı bu faiz belasından kurtaracak herhangi bir yasal düzenleme yapmadılar? Kendilerine sunulan bu konudaki bütün önerileri çöpe atmışlardır. Bugün çek yasağına girmenin ana nedenlerinden biri fütursuz ve kontrolsüz faiz yasası uygulamalarıdır” dedi.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ