13 Aralık 2017 Çarşamba
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Güzelyurt geçmişine, esnaf siftaha hasret!
13 Nisan 2011 Çarşamba 13:31

Güzelyurt geçmişine, esnaf siftaha hasret!

Narenciye üretimi desteklenmeyince narenciye dibe vurdu, bölge esnafı da mağdur oldu...

Rana SARRO- GÜZELYURT

 

KKTC’nin kendi ayakları üzerinde durabilmesi ve ekonomik yönden bağımsız olarak yoluna devam edebilmesi tartışmalarının yaşandığı ülkemizde, ekonominin en önemli lokomotiflerinden narenciye sektörünün merkezi konumundaki Güzelyurt’ta üretici ile esnafın yıllar itibariyle yok oluşa sürüklenmesinin nedenleri ve sonuçları bir kez daha gündeme geldi.

 

Güzelyurt’ta yıllar itibariyle bilinçli ya da bilinçsiz olarak uygulanan yanlış politikalar, bölgede üretimin durmasına yol açtı, narenciyesiyle ünlü Güzelyurt’ta üretim sıfırlandı.

 

Güzelyurt Esnaf ve Zanaatkârlar Birliği Başkanı Ulus Ese ile Narenciye Üreticileri Birliği Başkanı Mehmet Ali Aybar, Güzelyurt esnafı ve üreticisinin yıllar itibariyle yok oluşa sürüklenmesinin süreçlerini anlattı.

 

Güzelyurt bölgesinde üretimde uygulanan politikaları ve esnafın karşılaştığı sıkıntıları anlatan Güzelyurt Esnaf ve Zanaatkârlar Birliği Başkanı ile Kıbrıs Türk Narenciye Üreticileri Birliği Başkanı Haberdar’a çok özel açıklamalarda bulundu.

 

Kıbrıs Türk Narenciye Üreticileri Birliği Başkanı Mehmet Ali Aybar:

“Sermaye desteklenir, üretici yok edilir”

 

Güzelyurt bölgesindeki 20 bin narenciye üreticisi adına konuşan Birlik Başkanı Mehmet Ali Aybar, dünya ülkelerinde üreticinin üretimden kopmaması için teşvik edildiğini ve devlet tarafından desteklendiğini ancak ülkemizde, üreticinin desteklenmesi yerine, sermaye kesiminin destekleme yoluna gidildiğini iddia ederek, bu durumu şiddetle eleştirdi.

 

Tarım sektöründe tüm desteğin 3- 4 tane tüccara verildiğine de dikkat çeken Mehmet Ali Aybar, ülkemize aracı olarak gelen tüccarların desteklendiğini, narenciye üreticisinin ise, imkânsızlıklar içinde yok oluşa sürüklendiğini anlattı.

 

27 köyün geçim kaynağıydı

 

Narenciye Üreticileri Birliği Başkanı Mehmet Ali Aybar, geçmişte 75 bin dönüm narenciyenin günümüzde 32 bin dönüme düştüğünü hatırlatarak, bunun sebebini hükümet edenlerin yanlış politikalarına bağladı.

 

Güzelyurt bölgesinde toplam 27 köyün geçim kaynağının narenciye olduğuna dikkat çeken Mehmet Ali Aybar, “20 bin insan geçimini narenciyeden sağlamaktaydı. Bunun yanı sıra bölge esnafı da narenciyeden medet umuyordu” dedi. Bölgenin en önemli lokomotifi olan narenciyenin dibe vurduğunu söyleyen Aybar; Gençlerin göç etmesi yanında yaşlı aileler de başka bölgelere göç etmeye başlamıştır’ dedi.

 

“Asil Nadir döneminde altın çağıydı”

 

Narenciye sektörünün Asil Nadir’e ait Sunzest paketleme tesisleri ve Sunzest konsantre fabrikasının 90’lı yıllara kadar bölgede faaliyet gösterdiği dönemlerde, bölge halkının refah içinde yaşadığını da anımsatan Aybar şunları söyledi: ‘Asil Nadir döneminde narenciye altın çağındaydı. Asil Nadir’den sonra büyük bir çöküş yaşadı. CTP’nin hükümet ettiği dönemde bir iyileştirme olmuş ve istikrar yakalanmıştı. 100 milyon rekoltede durmuştu ancak daha sonra gelen hükümetlerin yanlış politika ve ilgisizlikleri, narenciyenin 2009 yılından sonra büyük bir çöküşe geçmesine neden oldu.’

 

“Narenciye ihracatı 50 milyona düşecek”

 

Narenciyenin ülkemizin en büyük ihracat kaynağı olduğunu belirten Aybar, ülkemiz ekonomisine yılda 90 milyon lira getirisi olan narenciye ihracatının bu yıl 50 milyon olarak öngörüldüğünü söyledi.

 

KTNÜB Başkanı Mehmet Ali Aybar, narenciyenin tarım ürünleri içerisinde en fazla getirisi olan ürün olduğunu vurgulayarak, narenciyeye gereken duyarlılığın gösterilmemesi ve üreticinin desteklenmeyip, kaderine terk edilmesinin yanlışlığına dikkat çekti.

 

Narenciye suyu çok azaldı

 

Mehmet Ali Aybar, narenciyenin kullanımdaki suyun diğer bölgelere kullanım suyu olarak verilmesinin hükümetlerin narenciyeyi kurutmak ve yok etmek için bir taktiği olduğunu öne sürdü. Narenciyecilerin kullanımındaki suyun her geçen gün azaldığını vurgulayan Aybar, bu yıl 5 bin dönüm narenciyenin kuruyacağının öngörüldüğünü vurguladı.

 

Bakan bu sebepten görevden alındı

 

‘İçişleri Bakanı’nın görevden alınmasının en büyük nedeni de, Zümrütköy’de olan suyun bir özel şirkete verilerek, günde bin 500 ton suyun Yılmazköy’e götürülmesidir’ diyen Aybar, bölgedeki yeraltı su seviyesinde azalma olmasının önüne geçilmesi için deniz suyunun arıtılması yönteminin kullanılması gerektiğine dikkat çekti.

 

Güzelyurt aküferinden 1980’li yıllara kadar, devletin ortalama 4 milyon metre küp su çekildiğini belirten Aybar, bugün bu miktarın 22 milyon metre küpe çıktığına işaret ederek şöyle konuştu:

 

‘UBP hükümeti de narenciyeye gerekli önemi göstermediği için sularımızı özel şirketlere sattı ve narenciyenin kullanması gereken suyu başka bölgelere taşıyorlar. Buna bağlı olarak yeraltı su seviyesinde azalma oldukça, denizin tatlı su kaynaklarına kadar sızması da giderek artmaktadır. Böylelikle bölgeden çaldıkları suyu narenciyecinin kullanımına bırakacak ve deniz suyu arıtılarak diğer bölgelere verilme imkânı olacak” dedi.

 

 

Güzelyurt Esnaf ve Zanaatkârlar Birliği Başkanı Ulus Ese:

“Bölgeye çivi dahi çakılmadı”

 

Bölge esnafının şimdilerde içinde bulunduğu zor şartları ve kötü gidişatını anlatan Güzelyurt Esnaf ve Zanaatkârlar Birliği Başkanı Ulus Ese, Güzelyurt’ta üretim ve tüketimin hat safhada olduğu 1990’lı yıllardan itibaren, narenciye üretiminin gerilemesiyle, bölge ekonomisinin yıllar itibariyle sıfırlandığına dikkat çekiyor. Yıllar önce ülke ekonomisinin lokomotif sektörü olan narenciye üretiminin bilinçli ve kasıtlı olarak durma noktasına getirildiğini savunan Ulus Ese, bölgeye yıllar içerisinde çivi dahi çakılmadığını söylüyor ve esnafının resen vergilerle yok oluşa itildiğinden yakınıyor.

 

Üretim yapılıyordu

 

Güzelyurt esnafının içinde bulunduğu durumu Haberdar’a anlatan Ulus Ese; ‘Esnafın durumu Asil Nadir zamanında iyiydi. Narenciye bölgesi olan Güzelyurt halkı o dönemlerde ekonomik refah içindeydi’ dedi.

 

Güzelyurt’ta 1974’ten bugüne geleceğe güven veren kalıcı, köklü bir ekonomik yapı oluşmadığını savunan Ulus Ese, Güzelyurt’ta geçmiş yıllarda tekstil fabrikası olduğunu ve bölgede yapılan üretimin diğer ilçelerden gelen müşteriler tarafından da tüketildiğini anımsatarak şunları söyledi:

 

‘Geçmiş yıllarda yurtdışından araç getirip pazarlayanlar, yegane müşterilerimiz Güzelyurt’tandır diyorlardı. Çünkü Güzelyurtlu’ların o dönemlerde imkanları ve refah düzeyi gayet iyiydi.’

 

“Siftah etmeden kapatıyoruz”

 

Güzelyurt’ta şimdilerde esnafın siftah etmeden kepenk indirdiğini anlatan Ulus Ese; ‘Bölge esnafı günümüzde değil başka ilçelerdeki halka, Güzelyurt bölge halkına dahi satış yapmıyor’ dedi.

 

Güzelyurt esnafının geçmişten beri ekonomik pastadan payını alamadığını anlatan Ulus Ese şöyle konuştu:

 

‘Ekonomik ve siyasi yönden sömürüldük. Taleplerimiz ve sesimiz hiçbir zaman dikkate alınmadı, varlığımız dahi dikkate alınmıyor.’

 

Esnafa kredi engeli

 

Güzelyurt esnafının yıllardır kredilere ulaşamadığını söyleyen Ulus Ese; ‘Zaman zaman esnafa düşük faizli kredi verilecek deniyor. Güzelyurt esnafı ondan da faydalanamıyor. Güzelyurt esnafı kredi alma koşullarına haiz değil deniyor’ diye konuştu. Ulus Ese şunları da ekledi:

 

‘Güzelyurt esnafı için, 2006 yılında TC Elçiliği tarafından 5 milyon dolar finanse edilmişti. Esnafın faydalanamadığı kaynağın, Vakıflar Bankası Yönetim Kurulu tarafından paylaşılarak tüketildiği duyumları almıştık.’

 

“Vergiler altında eziliyoruz”

 

Güzelyurt esnafının fahiş miktarlarda resen vergilere maruz kaldığını söyleyen Ulus Ese, dükkanını siftah etmeden kapatan esnafa, 36 bin’den 200 bin’e varan resen vergi borçları geldiğini anlattı.

 

Esnafın sigorta primi ödemekte de güçlük çektiğini belirten Ulus Ese; ‘Esnaf borcunu ödeyemediğinde de yüksek faizler eklenen borçlar hiç ödenemez duruma geliyor. Sigorta primlerini durdurulması ya da düşürülmesini istiyoruz’ dedi. Güzelyurt esnafının durumu göz önüne alınarak, kamu kurum ve kuruluşlara olan borçlarının taksitlendirilmesi gerektiğini söyleyen Ese; Türkiye’de yapılan uygulamanın bir benzerinin esnaf için şart olduğunu söyledi.

 

“Bize başka memuruna başka”

 

Yaklaşık bir ay önce Güzelyurt Oteli’nde Maliye Bakanı Ersin Tatar ile toplantı gerçekleştirerek, esnafın resen vergi sıkıntısını aktardıklarını ve çözüm yolu talep ettiklerini, bunun üzerine Bakan’dan götürü üzerinden vergilendirme müjdesi verildiğini anlatan Ese, ancak Vergi Dairesi’nin aynı uygulamalara devam ettiğini iddia etti. Ese şöyle konuştu:

 

‘Bakan bizlere vergi mükellefiyeti yumuşatılsın talimatında bulunacağını söylemiş ancak, Vergi Dairesi’ne giden esnafımız, resen vergi borcunu ödemezsen, götürü usulüne geçemezsin yanıtıyla karşılaştı. Bakan bize başka konuşuyor, memuruna farklı talimat veriyor.’

 

Esnafın 2000’li yıllarda da resen vergi uygulamalarına karşı durduğunu anlatan Ulus Ese; ‘O dönemlerde CTP bizimle aynı dili konuşuyordu, bizimle sokağa çıkıp vergileri protesto ediyordu ancak ktidara gelmeleriyle birlikte aynı uygulamalara maruz bırakılmıştık’ diye konuştu.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ