22 Kasım 2017 Çarşamba
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Güler yüzlü bir kuruluş”
08 Ocak 2012 Pazar 10:57

“Güler yüzlü bir kuruluş”

Kurulalı 1 yıl olmasına rağmen 41 derneği çatısı altında toplayan Halkın Adalet Konseyi Başkanı Özdemir Gül Haberdar’a konuştu

Yurdagül BEYOĞLU

Kuruluşunun üzerinden bir yıl gibi kısa zaman geçmesine rağmen “siyaset için değil, adalet için” mottosuyla birçok çalışmaya imza atan Halkın Adalet Konseyi,  41 derneği çatısı altında toplamış. Ayrı fikir ve meslek sahiplerini bağımsız bir platform altında ortak bir amaç için toplayan Konsey kendini “güler yüzlü bir kuruluş” olarak niteliyor.

 

HAK başkanı Özdemir Gül, KKTC’nin tüm kurum ve kuruluşlarıyla var olduğuna inandıklarını söylüyor. “Fikir ayrılıklarınsa saygı duymakla birlikte her türlü kutuplaşmaya karşıyız. Misyonumuz KKTC yurttaşlık bilincini hakim kılmaktır” diyen Gül, çok sevdikleri bu ülkede yaşamaktan iftihar duyduklarını belirtiyor. Müzakerelerde Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nu desteklediklerini ve hükümetin reformsal değişikliklerine katkı koyduklarını vurgulayan Gül, “kendi iç, idari yapımızdan beklenen reformların bir an önce yapılması ve bu konulara da sivil toplum kuruluşların destek vermesi şarttır. İktidarda hangi parti olursa olsun bu destek verilmelidir. Biz HAK olarak bu pozisyonumuzu devam ettireceğiz. Geleceğimizi iç siyasetteki gelişmelere ve uluslararası aktörlere göre şekillendiremeyiz” ifadesini kullanıyor.

 

“Siyaset için değil, adalet için…”

Soru: HAK ne zaman kuruldu? Amaçları neler?

Halkın Adalet Konseyi (HAK) 12 Aralık 2011’de kuruldu. Bir yılı geride bırakan HAK sivil toplum örgütlerinin, akademisyenlerin, meslek sahiplerinin, donanımlı KKTC yurttaşlarının gönül vererek oluşturdukları bir çatı örgütü. HAK içinde 41 dernek vardı, 1’i ayrıldı. Bizim amacımız sayısal çoğunluk değil. Aritmetik büyüklük peşinde değiliz. Biz işlevsel olarak kıymetlendirildiğimizi görmek istiyoruz. Kuruluş deklarasyonumuzda da söylediğimiz gibi siyaset için değil, adalet için sloganıyla bir farkındalık yaratmak için bir araya geldik. Tabi, KKTC yurttaşları olarak ülkemizde var olan değişik fikirlerin toplamı ve bu fikirlerin gülen yüzüyüz. Son günlerde de yazılı medyada ifade edildiği gibi, HAK içinde olan sivil toplum kuruluşları da işlevselliği büyük oranda canlı olan kimselerdir. Ülkenin güler yüzü sivil toplum kuruluşlarıdır. Bunu eylem ve söylemlerimizde ortaya koymaya devam edeceğiz.

 

“Olumsuzluklar öne çıkarılıyor”

Ülkemiz, sürekli olumsuzlukların yaşandığı yer olarak gösterilmeye çalışılsa da biz güzelliklerin de çok fazla olduğuna inanan bir sivil toplum kuruluşuyuz. Siyaset için değil adalet için dedik, KKTC’nin tüm kurum ve kuruluşlarıyla var olduğuna inanıyoruz. Fikir ayrılıklarına saygı duymakla birlikte her türlü kutuplaşmaya karşıyız. Misyonumuz KKTC yurttaşlık bilincini hakim kılmaktır. Sorunların çözümü noktasında yurttaşlık bilincinin varlığı çok önemlidir. Kuruluşumuzdan bu yana geçen bir yıl içinde mevcut siyasi otoriteye işlev kazandıracak, yardımcı olacak, kişilerin hassasiyetle dile getirdikleri sorunların çözümüne katkı koyacak önerilerde bulunduk. Ben bu vesileyle HAK içindeki tüm unsurlara teşekkür etmek istiyorum. Yine, bizi halkla buluşturan yazılı ve görsel basın mensupları ile tüm hükümet erkanına teşekkür etmek istiyorum. Tabi halkımıza da…

 

“Renkleri bir araya getirmeyi başardık”

Neydi ilkelerimiz? Bu yıl içinde hem benzer, hem de farklı olan kültürel ve düşünce tarzındaki renkleri bir araya getirdik. Bir araya geldikten sonra da 1 yıllık sürece devam ettirmeyi ve daha da önemlisi farklılıklarla çalışmayı başardık. Bunun bir model olacağını düşünüyoruz. Çalışma hayatı, eğitim yaşamı, sağlık, ekonomi ve siyaset alanlarında kendi fikirlerimizi ve gözlemlerimizi halkımızla paylaştık.  Bizler KKTC yurttaşlarıyız. Ülkemize, gençliğimize kalıcı ve güvenli bir gelecek bırakma kaygısıyla çalışıyoruz.

 

“Türkiyelilik öznesiyle tanımlıyorlar”

Buna rağmen hala daha Türkiyeli öznesiyle tanımlanıyor olmamız bizi ziyadesiyle üzmekte. Evet, TC bizim anavatanımız. Bizim jenerasyonun büyük bir çoğunluğu burada doğup büyümüştür. Bu esasın göz ardı edilmemesini arzu ediyoruz. Çocuklarımız burada doğmuş büyümüşlerdir. Hukuksal anlamda medeni hukuku kullanma yaşına burada girmişlerdir. Burası bizim vatanımız, yurdumuz ve yurdumuzu çok seviyoruz. Bununla da iftihar ediyoruz. Tüm bunları ifade ederken şöyle bir çağrıda bulunmak istiyorum. Bütün uluslar arası aktörler Kıbrıs’ın Kuzeyini tanımlarken hep olumsuzlukları öne çıkarmaya çalışmaktalar.

 

“Ülke gündemini takip ediyoruz”

Bizler, donanımlı, meslek sahibi arkadaşlarımızla hem bölgemizde, hem dünyamızda var olan sosyal, yasal, ekonomik iklimi de güncel olarak takip ediyoruz. Örneğin, Güney Kıbrıs’ın doğalgazla ilgili üst düzey açıklamalarının ardından adamız enerji konusunda uluslar arası dev firmaların ve ülkelerin iştahını kabartacak bir gerçeklik olarak ortada durmaktadır. Bir diğer önemli husus, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin Temmuz itibarıyla AB dönem başkanı  görevini üstlenecek olmasıdır. Bundan ötürü de garantör ülke TC ile ilişkilerinin daha da gerginleşmesinin beklenmesi, bunlara paralel olarak İsrail’in ve Rusya’nın Güney Kıbrıs Rum Yönetimiyle olası bir işbirliğine girmesi, diğer taraftan gerek doğalgazın, gerekse petrol rezervlerinin sıvılaştırma ve dış pazara dağıtma konusunda işletme tesisi noktasında Rum yönetiminin arayışları gibi makro sorunlar varken iç siyasetteki hassasiyetleri çok fazla önemsememekteyiz.

 

“Nüfus sayımı tartışmalara son noktayı koymuştur”

Ayrıca son yapılan nüfus sayımını çok anlamlı buluyor ve çıkan sonuca değer veriyoruz. Özellikle değeri araştırmacı yazar Mete Hatay’ın rakamsal olarak yaptığı açıklamaları da doğru buluyoruz. Bundan ötürü de bugüne kadar nüfus spekülasyonları yapanlarında halka bir özür borcu olduğunu düşünüyoruz. Rum yönetiminin, nüfustaki 1/ 4 oranının maksatlı ve profesyonel olarak kullanmak arzusunda olduğunu fark ediyoruz. Teknik kişiler bunun ne manaya geldiğini çok daha iyi bilirler. 1/4 oranını yaşamakta olduğumuz bu güzel ülkenin her parametresine uygulamak istemektedirler. Bunun fark edilmesi gerekir. Görüşmelerin devam ettiği süreçte Sayın Cumhurbaşkanımıza HAK olarak gerekli destek ve güveni sağlayacağımızı bir kez daha ifade ederim. Görüşmeleri yakından takip ediyoruz.

 

“Biz bu oyunu bozacağız”

Ülkemizde, her alanda olduğu gibi sivil toplum kuruluşlarında da ciddi bir toplum mühendisliği yapıldığı izlenimi vardır. Bizler bu oyuna gelmeyeceğiz ve bu oyunu bozacağız. Bütün sivil toplum kuruluşlarıyla bu anlayış ekseninde işbirliği yapmaya hazırız. Tabi bu toplum mühendisliğinin bir uzantısı olarak da ülkemizin hak etmediği mikro milliyetçilik modülü de gün ışığına çıkarılmaktadır. Biz, faaliyette bulunan bu derneklerin birçoğunu işlevsel olarak yasal yükümlülüklerini yerine getirmediklerini ve bu nedenle mikro milliyetçilik olumsuzluğuna katkı koydukları yönündeki ifadelere son günlerde fazlaca rastlamaktayız. Bir gazeteci arkadaşımızın “Türkiyeli dernekler kapatılmalıdır” başlığıyla tartışmaya açtığı konuyu da anlamlı buluyoruz.

 

“İfade özgürlüğüne inanıyoruz”

Biz ifade özgürlüğüne inana bir kuruluşuz. Fikirlerin özgürce ifade edilmesinden yanayız. Bu konuda derneklerimizin hukuki bir yanı var. Türkiyeli dernekler, Kıbrıslı dernekler veya bir başka ülkedeki dernekler ifadesini kullanmak doğru değildir. Ama şu doğru ifadedir; Burada bulunan dernekler ülkemizin dernekleridir. Ülkemizin yasalarına göre kurulmuşlardır. Bu dernekleri kapatmak istediğimizde, bu şekilde kapatmak mümkün değil. Ancak şu yapılabilir, kuruluş sebepleri açık bir ifadeyle tanımlandıktan sonra faaliyet alanlarını yasal olarak kısıtlayabilirsiniz. Bu yasakçı zihniyet olarak algılanmamalı, sebeplerine inilmelidir. Derneklerin niçin kapandığına bakılmalıdır.

 

“Yalnızlaşma ve gelecek kaygısı artıyor”

Soru: Google’a girip “KKTC’de dernekler” diye aradığımızda karşımıza bini aşkın dernek çıkıyor. Birçoğu adını dahi duymadığımız dernekler. Niçin kuruluyor bunlar? Amaçları ne?

Yöre dernekleri hemşerilik bilinci depreştikçe, yalnızlıkları gidermek ve kültürleri yaşatmak amacıyla kurulur. Bunlar doğaldır, demokrasinin gereğidir. Ülkemizde yalnızlaşma ve gelecek kaygısı gün geçtikçe artmaktadır. Birey yalnızlaştıkça içinde var olan hemşerilik bilinci depreşir. Kendine göre sosyal, kültürel ve zaman zamanda siyasal benzeşleriyle bir araya gelme gereği duyar. Derneklerin oluşum sebebi bu. Bir diğer sebep ülkenin siyasal ikliminin buna müsait oluşu ve siyasilerimizin derneklerimize sempatiyle bakıyor olmaları. Yasalarla kuruldukları için hangi bakanlığa görev verilmişse, Bakanlarımızın dernekleri kendi alanlarında kültürel-sosyal faaliyetlerini sürdürmeleri salık verilebilir. Şunu da belirtmek isterim; Bütün bunlardan uzak, sadece talebe derneği görüntüsü veren, genel kurullarını yapmayan, yönetim kurulunu oluşturmayan ve kaymakamlıklara kayıp yeniletmeyen derneklerimiz varsa bunlar tespit edilip, yasal yaptırımlarının devreye sokulması gerekir.

 

“Kıbrıs Türk Devleti ifadesi çok önemli…”

Akdeniz havzası dünyanın en fazla ilgi gösterdiği bir bölgedir. Münhasır ekonomik bölge oluşturulduğu gibi, yeni bir güç dengesi oluşturulmaya çalışılmaktadır. Özellikle de Türkiye’nin bölgede sağladığı üstünlük bizler için çok önemlidir. Petrol ve doğalgaz konusundaki hassasiyet kadar su konusu da çok önemlidir. Su ve elektrik enerjisinin eşzamanlı olarak ülkemize kazandırılacağına inancımız tamdır. Müzakerelerin bu yıl en kritik sürece girdiğini düşünüyoruz. Cumhurbaşkanımızın dile getirdiği, KKTC’nin Kıbrıs Türk Devleti ismini alma konusu çok önemli bir ifadedir. Keza devamında gelen “yeni bir anayasayla devam ederiz” açıklamaları da önemli bir açıklamadır. ABD’nin şu an Rum Yönetimi’nin münhasır ekonomik bölge olarak tabir ettiği alan üzerindeki gerek askeri, gerek siyasi ilgisi çok belirgin. Bu ilgi basın aracılığıyla yansıyor.

 

“Hangi parti olursa olsun destek verilmeli”

 HAK başkanı olarak şu çağrıda bulunmak istiyorum: Dünya gündemini göz ardı etmeden kendi iç, idari yapımızdan beklenen reformların bir an önce yapılması ve bu konulara da sivil toplum kuruluşların destek vermesi şarttır. İktidarda hangi parti olursa olsun bu destek verilmelidir. Biz HAK olarak bu pozisyonumuzu devam ettireceğiz. Geleceğimizi iç siyasetteki gelişmelere ve uluslar arası aktörlere göre şekillendiremeyiz. Buna karşı bizlerinde en azından fikir birliği içine girmemiz gerekli ve zorunludur. AB eksenine kaymakta olan zeminin çokta yarar sağlayacağını düşünmüyoruz. İyi niyet misyonuna inandığımız noktada zemin BM zeminidir, bunun muhafaza edilmesi gerekir. Tüm arkadaşlarım adına size ve değerli okuyucularımıza içten saygılarımı sunuyorum.

 

Avukat Mustafa Ulaş (HAK Genel sekreteri):

“Siyaset üstü bir yapıdayız”

Kuruluşumuzun esas amaçlarından biri de yöresel derneklerimizi bir araya toplamaktı. Burada arzu edilen şuydu: Feodal kültürlerin bir araya getirip oluşturduğu bölgesel dernekleri daha evrensel düşünce ve anlayış birliğine ulaştırmak. Bunu da kısmen başardık. Derneklerin yöresel işlevlerinin zamanla kaybolacağını düşünüyoruz. Baştan itibaren bize siyasi bir amaç yüklemeye çalıştılarsa da HAK olarak siyaset üstü bir yapıda olduğumuzu hep söyledik ama siyasi, hukuki ve idari konularda da önerilerimiz oldu. Örneğin Başbakanın kamuda reform konusunda ve bazı yasa çalışmalarında bizimde önerilerimiz oldu. Bu öneriler kısmi olarak yasalara yansıdı. Önümüzdeki günlerde polisin sivile bağlanması, özelleştirme, seçim sistemi, ekonomik tedbirler, vatandaşlık gibi birçok konuda kamuoyuna geniş bir açıklama yapacağız.

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ