20 Eylül 2017 Çarşamba
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
En az bin Euro!
07 Mayıs 2013 Salı 09:46

En az bin Euro!

Turizm sezonunun başladığına işaret eden GAÜ Öğretim Üyesi Yrd. Doç Dr. İsmet Esenyel, ülkemize gelen her turistten “en az 1000 Euro kazanmanın” ana hedef olması gerektiğine dikkat çekti…

Geçtiğimiz aylarda Dünya Turizm Örgütü’ne bağlı Dünya Turizm Konaklama ve Eğitim Birliği Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen ‘ilk Türk’ olan GAÜ Öğretim Üyesi Yrd. Doç Dr. İsmet Esenyel, “en büyük eksikliğimizin, yetişmiş insan gücünü uluslararası bir harekete dönüştüremeyişimiz” olduğunu söyledi

 

KKTC bayrağını, Akdeniz ve Ortadoğu Bölge sorumlusu olarak 4 yıl boyunca dalgalandıracak olmanın haklı gururunu yaşayan Esenyel, ülkemize daha fazla turist çekelim derken, marka değerimizi düşürecek pazarlama unsurlarından kaçınılması gerektiğini, gelen her turistten ise minimum 1000 Euro kazanmanın ana hedefimiz olması gerektiğini vurguladı

 

Sektörel değişimin getirdiği parametreleri iyi hesap ederek, uluslararası ticaret ve yatırım unsurlarının hızla yeni destinasyonlara kaydığına dikkat çeken Esenyel, tur operatörü, otelci ve devlet üçgeni içerisinde yer alan teşvik sistemi içinde daha bilinçli davranılması gerektiğini kaydederek; turizm ve eğitimde yapacağımız atılımlarla en üst seviyelere ulaşabileceğimizi belirtti

 

Vatan MEHMET

Geçtiğimiz aylarda Dünya Turizm Örgütü’ne bağlı Dünya Turizm Konaklama ve Eğitim Birliği Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen ‘ilk Türk’ olan GAÜ Öğretim Üyesi Yrd. Doç Dr. İsmet Esenyel, “en büyük eksikliğimizin, yetişmiş insan gücünü uluslararası bir harekete dönüştüremeyişimiz” olduğunu söyledi.

KKTC bayrağını, Akdeniz ve Ortadoğu Bölge sorumlusu olarak 4 yıl boyunca dalgalandıracak olmanın haklı gururunu yaşayan Esenyel, ülkemize daha fazla turist çekelim derken, marka değerimizi düşürecek pazarlama unsurlarından kaçınılması gerektiğini, gelen her turistten ise minimum 1000 Euro kazanmanın ana hedefimiz olması gerektiğini vurguladı.

Sektörel değişimin getirdiği parametreleri iyi hesap ederek, uluslararası ticaret ve yatırım unsurlarının hızla yeni destinasyonlara kaydığına dikkat çeken Esenyel, tur operatörü, otelci ve devlet üçgeni içerisinde yer alan teşvik sistemi içinde daha bilinçli davranılması gerektiğini kaydederek; turizm ve eğitimde yapacağımız atılımlarla en üst seviyelere ulaşabileceğimizi belirtti.

 

HABERDAR: Dünya Turizm Konaklama ve Eğitim Birliği’ne (AMFORHT) Akdeniz ve Ortadoğu Bölge sorumlusu Yönetim Kurulu Üyesi seçildiniz; bu çok önemli bir başarı…

“1969 yılında kurulmuş olan Dünya Turizm Konaklama ve Eğitim Birliği tarihinde yönetim Kuruluna seçilmiş ilk Türk olmanın gururunu yaşarken, KKTC ve GAU nün 42. yıl AMFORHT’un dünya forumunu 11.11.11 tarihinde gerçekleştirmiş olması, bunun öneminin ve dış dünyadaki refleksiyonunun Güney’deki komşularımızın hükümet ve devlet nezdinde engelleme çabalarını aşarak Üniversitemizin bütün unsurları ve GAU İNTEB olarak gösterdiğimiz direnç, 23 ülke 82 üyeden oluşan bu seçkin misafir topluluğunun ülkemizde en üst seviyede ağırlanması,  gözlerin bizlere de çevrilmesini sağlamıştır…

Bu yılki yönetim kuruluna seçilmem, 12 yönetim Kurulunun hepsinin de pozitif oylaması sonucu gerçekleşti…”

 

En büyük eksiğimiz

“Bu bölgelerin Turizm destinasyonlarının alacağı kararlarda direk söz sahibi olmak çok gurur verici benim için… KKTC bayrağını uluslararası bir birlikte 4 yıl boyunca (2012-2016) dalgalandırmanın çok gurur verici bir gelişme olarak değerlendiriyorum.

 

Hedefim AMFORHT çatısı içerisinde, yapacağımız lobi çalışmaları ile her yıl en az 10-15 yeni üyeyi daha bu şemsiyenin altına sokmaktır… Kıbrıs Türkünün en büyük eksikliklerinden bir tanesinin, onlarca belki de yüzlerce kendi alanlarında başarılı yetişmiş insan gücümüzün olmasına rağmen, bunu yeterli şekilde kullanamayışımız, uluslararası bir harekete dönüştürememek olduğuna inanmaktayım…”

 

HABERDAR: Sizce ülkemiz turizminin en büyük sorunu nedir? Seçilmiş olduğunuz AMFORHT içerisinde nasıl bir vizyon ile bunları gündeme getireceksiniz?

“Turizm sektörümüz hızla dünya standartlarını bütün unsurları ile yakalamaya çalışırken, en önemli sorunlarımız sıralamak gerekirse;

1-      Dünya turizm endüstrisinde, uluslar arası pazarlara yön veren büyük aktörlere (uluslar arası zincir otel grupları, Starwood, Four Seasons, IHC, Hilton, Marriot International vs ,) gibi franchise veren veya direk yatırım yapan bu kuruluşlara, yatırım imkânlarının çoğaltılarak, dış ticarete yönelik yatırım unsurlarının devlet tarafından daha xazip hale getirilerek, böylesine büyük zincir otellerin adamızın kuzeyine, hertürlü politik ve ekonomik zorluğa rağmen teşvik edilmesi. Ayrıca adamıza yatırım yapmak isteyen, yaratacağı istihdam unusrlarını da hesap ederek hem yerli hem de Türkiye ve dış dünya yatırımcılarına, Türkiye`miz ile el ele vererek, ciddi hamleleri gerçekleştirmek.

 

2-      Ülkemizi ziyaret eden turistlerin, destinasyon olarak çoğaltılması ve market segmentasyonunun daha fazla harcama yapan daha zengin pazarlara girilmesi gerekliliği ve ülke olarak turizm ürünümüzü genişleterek kısaca Green Tourism (Ecotourism, agrovillage, köy pansiyonculuğu,  ülkemizde bütün unsurlarımız ile turizm endüstrisinden nasıl daha fazla para kazanacağımızın ve bu bilincinin toplumumuz içerisinde çoğaltılması) .

Dünya standardı olarak gelen potansiyel turistten minimum 1000 Euro kazanmak esas ana hedefimiz olmalıdır. Bugün, Mass –Kitle Tourism de özellikle paket program satan tur operatörleri, pazarladıkları destinasyonların marka değeri ile paralel olarak fazla veya az para kazanmaktadırlar. Bunu orta seviyeli, lüks olmayan destinasyonlardan dünya standartı 1000 Euro olarak literatüre geçmiştir. Bu rakam, konaklama, yiyecek içecek, uçak bileti ve diğer transfer ücretleri dâhildir. Ancak hem Türkiye`de ve Ülkemizde,  turst sayısında artış olmasına rağmen, bu rakam 1000 Euro ortalamasını yakalanamaıştır.  Türkiyede 750 Dolar, KKTC de ise 800 Euro civarındadır. Türkiye 30 milyon turistten 25 Milyar dolar gelir elde etmektedir, burakam Turkiye en fazla turist getiren Avrupada ilk 5 destinasyon arasında olmasına rağmen, turizm geilrieri o oranda değildir.

 

500 bin ise, hedef 5 milyar Euro olmalı

Örneğin ülkemizi ziyaret eden turist sayısı 500 bin ise, hedef 5 milyar Euro kazanmak olmalıdır.  Bu rakamları yakalayan ülkeler, özellikle Fransa, Ispanya, tursit sayılarını artırırken, ülkelerini ziyaret eden potansiyel misafirlerden bu ortalamanın üzerinde para kazanıyorlar. Ülkemize daha fazla turist çekelim derken, turizmdeki marka değerimizi düşürecek,  pazarlama unsurlarından kaçınmalıyız.

 

3-Tur operatörü- otelci - ve devlet üçgeni içerisinde yer alan teşvik sistematiği içerisinde, daha bilinçli davranılması ve yapılan olan pazarlama faaliyetlerinin paket gezi turları da eklenerek yapılması... Örnek verecek olursak, mutlaka bütün toplum içerisinde yer alan alt sektörlerin, ör, esnaf, çarşı, restaurant, müze tarihi eser gibi yerlerin ziyaretini çoğaltarak, turistlerin konakladıkları yerlerin dışına çıkartarak, bölgesel gezi tarihi ve turistik ziyaretlerin çoğaltılması ve paket turlara mutlaka bu fiyatlar da eklenerek baştan potansiyel misafire pazarlanması. Ülkemizin tanıtma ve pazarlama dinamikleri bu şekilde yapılması gerekmektedir.

 

4- Toplumumuzun turizm bilincinin yükseltilerek, servis kalitesinin son yıllarda artan turistik tesis standartları oranında da artırılarak, dünya standartlarında çoğaltılmasını sağlamalıyız. Bu standartlar ise tamamen turizm eğitimimiz ile direk alakalıdır. Daha bilinçli, turizm ve otelcilik eğitimi almış, bu eğitim sonucunda, kariyerini bu doğrultuda yapacak olan yeni nesillerimizi artırmak en büyük devlet politikalarımızın başında gelmelidir.”

 

Dünyanın önde gelen Eko-Turizm kuruluşuyla

“Hem üniversitem, hem de devletim olarak bunları başarıyor olmamız bana özgüven aşılamaktadır. Şu anda, Karpaz Kampüsü çerçevesinde ele alınan eko ve agro-turizm Bölümümüz Eylül 2013 yılında eğitim programına başlayacaktır. AMFORHT çatısı altında Eko-Turizmde dünyanın en basta gelen Ekorizmo kuruluşu ile birlikte hareket ediyoruz. Bu sebeple turizm eğitim altyapı ve üstyapımızı en üst seviyeye çıkararak GAÜ Turizm Fakültesi'nin de temellerini atıyoruz aslında.”

 

Acı reçete olmadan başarıya ulaşılmaz

HABERDAR: Türkiye ile imzalanan ekonomik programın turizm konusunda birçok eksikleri olduğu vurgulandı, düşünceleriniz?

“Hiçbir ülke bir ekonomik programı, acı reçeteler uygulanmadan başarıya ulaştıramaz. Bunun en önemli ve başarılı örneği anavatanımız Türkiye’dir. Bugün dünya ekonomik sıkıntılarla uğraşırken, Türkiye ekonomisi dimdik ayakta ve hatta büyüme hızı en fazla artan ülkelerin başında gelmektedir. Böylesine bir ülkenin yavru-vatanı olmak ve bunun getirdiği knowhow dan yararlanmak en önemli kazanımımız olmalıdır…

Kendi kendimize yetebilen bir ekonomi, turizm ve eğitim sektörümüzde yapacağımız atılımlarla en üst seviyeye ulaşabilir. Diğer sektörlerimiz olan tarım ve sanayi, ekonomik ölçek içerisinde teşvik edilmeli ve dış ticaret hacmimiz artırılmalıdır. Turizmde yaşanan beklentiler, eksiklikler ise bilinçli hareket edilerek, turizmin hep dediğimiz bir devlet politikası çerçevesinde ele alınırsa eksiklikleri giderilebilir. Bizler devlet kurumlarında genellikle istihdamlar yapılırken farklı beklentiler neticesinde yapılmakta, ülke turizmine fayda getirecek profesyonel kişiler bu kadrolarda yer alamamakta ve gerekli profesyonel bakış ve bilinçlenme de doğal olarak devlet kadrolarında oluşturulamamaktadır...”

 

HABERDAR: Bu yıl gecen yıla nazaran ülkemize daha fazla turist geldiği anlaşıldı ve Otelcilerin gecen yıla göre daha fazla memnun olduğu anlaşılıyor. Düşünceleriniz

“Otelcilerimiz, bu zor koşullarda ayakta durabilmekte ve onların bu duruşu da son derece dikkate alınmalıdır.  Tur operatörlerince Tesislerin hak ediş fiyatlarının altında pazarlanması doğal olarak son yıllarda turist sayısının artısına sebebiyet kılmıştır. Ancak çok yakın olduğumuz tesis sahipleri ile yaptığımız temaslarımızda, gelen misafirlerin segment olarak düşük seviyede kişiler olduklarından dolayı, otel içerisnde farklı aksiyonlar, eğlence ve animasyon programları yapılıp, standart kalitelerini de yükseltmelerine rağmen, yine de misafirleri ekstra harcama yapmaya zorlayamadıklarını ifade etmektedirler. Bu çok önemli bir saptamadır çünkü eğer ki bunu aşamaz isek, çok yakın bir gelecekte, tesislerimizin kosept değiştirip, artık Full Board veya Herşey dâhile dönmeleri sürpriz olmayacaktır. Bunlar yanlış sistemlerdir demiyorum, lütfen yanlış anlaşılmasın, bu bir pazarlama stratejisidir ve hepimiz daha fazla gezen, tesis dışına çıkıp doğal güzellklerimizi gören, hayran kalan, en azından suvenir shopları gezerken, bir restaurantta yemek yiyen turistleri ülkemizde ağırlamak isteriz. Bu yıl basından okuduğumuz kadarı ile Charter seferlerinin artırılması politikası ve devletimiz tarafından tur operatörlerinin teşvik edilmesi, bu artışa da sebebiyet veren unsurlardandır. .

Ancak, gelen turistin, turist niteliği tasması da önemli, turizm amaçlı kullanılan villa tipi konaklamalar hızla denetim altına alınmalı ve bu kayıt-dışı turistik kazanç, otellerimize yönlendirilmelidir. , Kısacası, Otelcilerimiz tabii ki bu artıştan memnundur ancak, yatak kapasitesi 300 den fazla olan tesislerimiz, aylık doluluk oranlarından tatmin olmakla birlikte, gelen misafirin otel-içi harcamalarından çok da memnun olduklarını söyleyemem. Sektörün başrol oyuncuları ile bunu yakinen konuşuyor ve paylaşıyoruz…”

 

HABERDAR: Aralık Ayında, sizin de içersinde bulunduğunuz bir ekibin öncülüğünde tarihi “büyük Hamam" Kıbrıs Türk Turizmine kazandırıldı… GAÜ kültürel ve miras yönetiminin başka projeleri var mı?

“Tarihi büyük hamam , UNDP.,USAİD tarafından finanse edilen renovasyonu sonucunda, Vakıflar idaremizden ihale süreci tamamlanıp  alınarak, üst-yapısı , son derece bilinçli bir ekip ile çalışılarak basta GAU yöneticiler kurulu Başkanımız Sn Serhat Akpınar tarafından hiçbir maddi manevi destekten kaçınmayarak GAU İNTEB yönetiminde programlanarak açılmıştır…

İNTEB Kültürel Miras Yönetimi programı çerçevesinde, böylesine eşsiz, 520 yıllık olan bu Osmanlı Kültür Mirasımızı, hamam gelenek ve kültürümüzü yaşatmak ve gelecek nesillerimize aktarmak amacı ile geleneklerimize uygun olarak, hem yerli halkımıza hem de ülkemizi ziyaret eden turistlere yönelik olarak açmanın mutluluğunu, hazzını yaşamaktayız. Büyük Hamam halkımızın ilgisi ile karşılaşmıştır. Bu ilgi ve hamam kültürü yeni jenerasyonlarımıza da aktarılmalı ve bu kültürün gelen turist misafirlerimiz yanında kendi çocuklarımza da yansıtmamız gerektiğini düşünmekteyim.  Hamamda, bayan günü, erkek günü, turistlere yönelik günler, özel günler  ( gelin, damat hamamı, kına geceleri hamamı, alternatif tedavi ve masaj türleri, ) gelecek olan misafirlerimize yönelik olarak düzenlenmiştir. Bu müstesna mekânın sağladığı gizemli ortam ve hizmet kalitesinin sağladığı memnuniyet, bizleri son derece huzurlu kılmaktadır.”

 

“Projeler sürecek…”

“İNTEB kültürel miras yönetiminin yer alacağı projeler hızla devam edecektir, örneğin Lambusa Krallığı'nın yanında bulunan Katolik kilisesi ve Manastırı şu anda Mimarlık fakültemizce birlikte ele alınmış ve proje hızla KKTC Turizm sektörüne, aynı duyarlılık ve disipliner çalışma içerisinde sürdürülerek kazandırılacaktır.

Buna benzer tarihi ve kültürel değerler, bizlerin alternatif turizm modelleri içerisinde çok önemli varlıklar olarak gelecek nesillerimizin kullanımına sunulacaktır.”

 

HABERDAR: Chateau LAMBOUSA ile GAU arasındaki atılan imzalar için ne diyorsunuz?

“Chateau Lambousa Kıbrıs Türkü`nün önemli turizm duayenlerinden Sn Aziz Kent tarafından 1990 yılında Lapta Bölgesi ve dolayısı ile turizm dünyamıza kazandırılmış,

ve bu güzide tesisimiz, GAU Yöneticlier Kurulu Başkanımız Sn Serhat AKPINAR tarafından son derece özenli çabalar ile GAU ailesine ve Turizm Fakültesine kazandırılmıştır. Birçok Kıbrıslı Türkün nostaljisi olan bu tesise GAU ekspertizi ve profesyonel anlayışı ile tekrardan sektörümüze kazandırıyor olacağımızdan dolayı büyük bir heyecanla çalışmaktayız. 1 Yıl içerisnde çok farklı, iç mimari tasarım ve konsept çalışmalarının neticesinde, renovasyon ve ek 1000 kişilik banket, 800m2 havuz, ala carte restaurantları, SPA ve SAUNA unitleri ile hem turizm sektörümüze hem de ağitim hayatımıza açmayı hedeflemekteyiz. Bizleri bu vesile ile arayan ve bilgi almak isteyen bölgede yaşayan yabancı yerleşik kişilere de çok teşekkür ederim.

 

HABERDAR: Duyduğumuz kadarıyla Mutfak Sanatlarında bir dünya devi olan Paul Bocuse Institute ile işbirliği içerisindesiniz…

“Dünayada Classical French Cusine deniline akla ilk gelen Paul Bocuse Institue ile (PBI), Girne Karmi Yerleşkesi, GAU Istanbul ve PBI LYON üçgeninde çift diploma vermek üzere bütün hazırlıkalrımız son aşamaya gelmiş ve bu önemli kuruluş ile başlayan işbirliğimiz Eylül 2013 itibarı ile hayata geçecektir. Kıbrıs Türk gastronomi mutfak kültürüne de büyük bir yeni bakış kazandıracağına inandığım bu programlar, 4 aylık kısa programlar, 1 yıllık diploma ve sertifika programları, ( ekmekçilik, pastacılık, cukolata sanatı, Fransız ve dünya mutfaklarından sunumlar, ) 2 yıllık ve 4 yıllık programlar olarak faaliyete geçecektir.  Bu eğitimler konusunda marka olmuş kişiler tarafından yabancı ve Türk öğretim üyesi kadrolarımızca verilecektir.”

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ