20 Kasım 2017 Pazartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Ekonomimize göre işyeri sayısı fazla…”
06 Mart 2012 Salı 13:07

“Ekonomimize göre işyeri sayısı fazla…”

Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Başkanı Hürrem Tulga, bir çok konuyu Haberdar Gazetesi için değerlendirdi…

Elif ŞEN

Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası (KTEZO) Başkanı Hürrem Tulga, Haberdar Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulundu Ülkede var olan krizi değerlendiren Tulga, dünyada yaşananın aksine yaşanılan yapısal sorunlar yüzünden ortaya çıkan bir kriz olduğunu belirtti. Yürümeyen sistem neticesinde iflasların yaşandığını belirten Tulga, gerekli düzenlemelerin yapılmasını hatta yasal düzenlemelere gerek duyulduğunu söyledi. Yeni kurulacak kooperatifle ilgili açıklamalarda da bulunan Hürrem Tulga, ülkenin en büyük kooperatifi olma yolunda ilerlediklerini kaydetti.

 

“Üretim durdu, ekonomi çöktü”

KKTC’nin genel olarak bakıldığında ekonomik yapısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Elbette hiçbir ülke ekonomisiz olmaz. Ortada var olan bir ekonomi var ama getirisi olan bir ekonomiden söz etmemiz mümkün değil. Ülke ekonomisine bakıldığında bir çok sorun olduğunu görebiliyoruz. Her şeyden önce var olan yapının 1950’li yıllardan günümüze kadar gözden geçirilmesi gerekiyor. Çok fazla eleştirisel söylemlerde bulunmadan ifade etmeliyim ki toplum, giderek üretimden uzaklaştırıldı. 1950 yılından 2000’li yıllara kadar olan süreçte üretimden, ekonomiden söz eden olmadı. Türkiye’nin sağladığı katkılarla dönen bir ülke ve ekonomi söz konusuydu. Bu sistemi de dağıtım sistemi olarak adlandırıyoruz. Bunu da yapan elbette Türkiye’ydi. Ekonomi ve üretimin adı geçmiyordu. Ardından da ekonomi çöktü.

 

“Vergisini toplamayan devlet çöker”

Şu anda yaşanılan en büyük sorun, üretimin hızlanabilmesini sağlamaktır. Toplum yapısına bakıldığı zaman öğrenim gören de, evinde iş bekleyen de, iş insanı da, zanaatkarı da, üniversite mezunları da devlete sırtına yaslayabilmek için fırsatlar yaratmaya çalışıyor. Oysa göz ardı edilen bir konu var ki, vergisini toplayamayan, üretemeyen devlet çöker.

Tüm bunlardan yola çıkarak şunu da ifade etmeliyim ki, dünyada yaşanan bir ekonomik kriz var. Ancak bizim ekonomik yapımızda yaşanan sıkıntılar çok daha farklı nedenlere dayanmaktadır. İnşaat sektörü vs. gibi söylemler, yazılar oldu kriz için. Ancak bizim krizimiz yapısaldı. Ülkede yaşanan ekonomik anlamdaki sıkıntılar yapıdan kaynaklanan nedenlerden var.

 

“Kapanan kadar rekor seviyede iş yeri açılıyor”

Sürekli olarak özel sektörde yer alan iflas haberlerini duyuyoruz. Gelişmiş ülkelerde reel sektör güçlüyken bizde tam aksi bir durum söz konusu. Bununla ilgili yorumlarınız nelerdir?

Sistem… Sistem yürümüyor ve iflaslar karşımıza çıkıyor. İflaslar bugüne kadar yapılmayanlardan kaynaklı. Alım gücü sürekli olarak düşüyor. Aynı zamanda turizm sektörü de gerilemelere neden olan unsurlardan bir tanesi. Dışarı çıkmayan bir turist var ortada. İhracat da yok. Zaten ada ülkelerinde ihracat üzerinden bir ekonomi kurulamaz. Bu ülkede iş yeri açmak standartlarla alakalı değil. Önüne gelen ikinci bir gelir olarak işyeri açabiliyor. Kim esnaf, kim üretici, kim zanaatkar belli değil. Bu da küçülen bir ekonomiyi beraberinde getiriyor. Ve küçük bir ekonominin kaldırabileceğinden fazla iş yeri mevcut.

 

Resmi rakamlara göre bin 300 iş yer kapandı. Ama kapananların yanı sıra rekor seviyede de iş yeri açılmaya devam ediyor. Bu noktada ne güzel iş yerleri açılmaya devam ediyor diyenler oluyor. Ama açılan iş yerleri de kurumsal yapıda işletmeler. Onlar da küçük işletmeleri harcıyor. Bu durumda tekelleşmeyi beraberinde getiriyor. Bu durum özellikle perakendede başladı ve giderek yaygınlaştı. Ardından da tüm ülke ekonomisini kapsadı.

 

“Üretim, faizler üzerinden yürüyor”

Kooperatifiniz devreye girdi. Vatandaşın kredi çekme konusunda zorluklar yaşadığı ülkemizde bu tam olarak ne anlama geliyor?

Ülkemizde üretim banka faizleri üzerinden yürütülüyor. Bu ülkede üretim çok pahalı oldu. Dünya üzerinde hiçbir ülke yoktur ki üretimi destekleyecek imtiyazlara sahip olmasın. Bizim ülkemizde yok. Yüksek maliyetler, büyük ekonomileri bile batırmak için yeterli bir nedendir. Bütün bu yaşanan faiz mağduriyetleri de sırf bu yüzden çıktı. Bizler kooperatifi 14 ay önce önümüze hedef olarak koyduk. Devlet politikaları çerçevesinde fiilen hayata geçirme noktasına geldik. Bina ve bilgisayar sistemine sahibiz. Önümüzdeki hafta içerisinde de yapacağımız açıklamayla başvuru kabulüne başlayacağız. Çok sorunlu bir dönemden geçildi ve aslında böyle bir girişime ihtiyaç vardı. Ülkenin en büyük kooperatif bankası olma yolunda ilerliyoruz.

 

Yakın bir tarihte başlayacak başvurularınızda, değerlendirmelerde nelere dikkat edilecek?

Kooperatif olmanın en önemli özelliği üyelerinin olmasıdır.  Bu nokta bizim de dikkat edeceğimiz ilk unsur güvenilirlik olacaktır. Bizde bürokrasi olmayacak. Esas alınacak olan geriye dönük ödemelerdeki düzen ve güvenilirlik olacak. Bunu da bizden daha iyi bilecek birileri yok. Çünkü herkes bizim üyemiz. Bu noktada bir tek devreye girecek o ada duygusal davranarak verilecek kararlar olacaktır. Ama söz konusu olan esnafın parasıdır. Ama üyelerimizin parasıyla da duygusallığı devreye sokamayız. Kıramayacağımız durumlarda ise devreye kefilleri sokacağız.

 

“Muhaceret affı doğru bir uygulamaydı”

Hükümet ekonomik tedbirler çerçevesinde kayıt dışılıkla ilgili mücadele başlattı. (Af gibi adımlar atıldı) Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bizler muhaceret affını destekledik. Doğru yapılan bir uygulamaydı. Bakanın da açıkladığı gibi bundan sonraki denetimlerin yürümesi lazım. Şu anda asıl ihtiyaç duyulan budur. Ekonominin küçülmesiyle iş gücüne duyulan ihtiyaç da azaldı. Bahsi geçen 9 bin 350 kişinin nasıl iş bulacağı belli değil. Şu günlerde çalışanlar bile işten çıkartılıyor. O insanlar da doğal olarak ülkede kalabilmek için çaba gösterecek.

 

“Muhaceret iki ayaklıydı”

Muhaceret affı iki ayaklıydı. Birincisi hiç para ödemeden yurt dışına çıkış yapılması, ikincisi ise sigortalara prim borcunu yatırarak af gerçekleştirilebilirdi. Neredeyse ikinci şık hiç olmadı. Peki şimdi bu insanlar ne yapacak? Bu ülkede her hangi birinin adına iş açmak mümkün. Şimdi insanlar bunu denemeye başladılar. Ne yazık ki kimi muhasiplerin tuzağına düşerek, başkalarının isimlerini kullanarak şirket kuruyorlar. Şimdi tüm bu konular da ele alınmak zorunda. Başkalarının adına kurulan şirketler haksız rekabeti de tetikliyor. Hepimizin üzerine düşen görevler var. Sadece denetim yetmiyor. Yasal düzenlemelere de ihtiyacımız var.

 

“Ülkemizde hayat dövize endeksli”

DPÖ’nün son açıklamalarında ülkedeki hayat pahalılığı eksi çıktı. Piyasanın verilerle örtüşmemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sadece Euro’daki artışa bakılarak gözlem yapmak mümkün. Hayat bizim ülkemizde dövize endekslidir. Tüpgaz, mazot ve elektrikte çok büyük artışlar yaşandı. Dolayısıyla hem üretimde hem de temel girdilerde artışlar yaşandı. Bunlar olmazsa olmazlardı. O nedenle maaşlarda geriledi. Yani elektrik, aydınlatma, ısınma, mazot, ulaşım gibi ihtiyaçlarınıza ayırdığınız bütçeden kalanla bir de karnınızı doyurmak için bir bütçe ayıracaksınız. 4 kişilik bir ailenin harcamaları yaklaşık olarak 3 bin TL’ye yakın bir rakama denk geliyor.

 

“Zor günlerden geçiyoruz”

Asgari ücretin 1.300 TL olduğunu göz önünde bulundurarak bu ülkede açlık olduğunu söylemek mümkündür. Zor günlerden geçiyoruz. Tabii ki bütçe de çok fazla sıkışmış durumda ve bütçe zamlar üzerinden hareket ediyor. zamların anlamı da vergiler demek oluyor. Maliye, ekonomiye bir şey katmadan küçülüyor. Devletin üretimi destekleyici bir şeyler yapması lazım. hepimizin yapılacaklar konusunda kafa yormamız lazım. Diğer bir yandan işletmeleri de acımasız rekabetten kurtarmamız lazım. Yasaların tekrardan düzenlenmesi gerekiyor.

 

Çalışma Bakanlığı, turizme yerli çalışan rotası koyuyor. Bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

Bu tür teşviklerin yaygınlaştırılması gerektiğini düşünüyorum. Sanayi içinde yerli uygulama var. sertifikalı veya üniversiteli olanlar için bu tür uygulamalar var. Devlet, sosyal yatırımları karşılayarak teşvikte bulunuyor. Uygulanan politikaların, önlemlerle desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

“İlgiden çok, desteğe ihtiyacımız var…”

Odanızla Milli Eğitim Bakanlığı’nın başlattığı çıraklık eğitim süreci var. Bu konudaki çalışmalar nasıl gidiyor?

Kurduğumuz kooperatiften önce bizim Milli Eğitim Bakanlığı’yla başlattığımız ara eleman yetiştirme adımı oldu. Ülke adına yapılan çok önemli bir adımdı. İkinci yılımıza girdik. Şu andan öğrenim gören 400 öğrencimiz var. Bu uygulamanın ve okulun gözbebeğimiz gibi korunması gerektiğini düşünüyorum. Önümüzdeki yıl öğrenci sayımızın 800’e çıkacağı tahminindeyiz. Ama şunu da belirtmeliyim ki devletin ilgisinden çok desteğine ihtiyacımız var. Alt yapı ve öğretmene ihtiyaç duyuluyor. Okulu proje olarak sunduğumuz zaman kimse bize inanmamıştı. Bizim amacımız geleceğe oynamaktı ve söylenenlere kulak asmadık. Kimse başvurmaz diyenler bile oldu. Bütün bu olumsuz söylenenlerin aksine 170’e yakın başvuru aldık. Ve ardından olumlu tepkiler gelmeye başladı.  Bugün herkes okulda eğitim alan öğrencileri talep ediyor. Bütün öğrencilerimizin istihdamı yapılmış durumda.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ