18 Kasım 2017 Cumartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Daha gidilecek çok yolumuz var”
12 Mayıs 2012 Cumartesi 10:44

“Daha gidilecek çok yolumuz var”

Hareket edebilme imkânınız bile özgürce olamıyor

Elif ŞEN

 

Karanlığın içindeki dünyasından çevresine müziğiyle ışık saçan bir isim Mehmet Geçit. Başına gelen talihsiz bir kazanın ardından gözleri görmemeye başlamış. Sonrasında yaşadıkları içe kapanışlar, terk edilmeler, üzüntüler… Hepsi geride kalmış. Başına gelenleri bir kenara itip değişen hayatının yeni yolunda başarılara imza atarak gidiyor. Müziğe olan tutkusu en büyük yaşama sevinci olurken, hayata da, küsmeden ayakta kalmayı başaran örnek bir isim…

Engelliler Haftası’nda Haberdar Gazetesi’nin başlattığı yazı dizinsinde bugünün konuğu Mehmet Geçit. Yaşadıklarını, yaptıklarını ve müziğe olan tutkusunu Haberdar’a anlatan Geçit, her ne kadar da geçirdiği kazanın sonrasında göremese de, müziğiyle dünyayı aydınlatıyor.

 

“Kendi çabalarımla müzik yaptım…”

 

Hayatınıza şöyle bir bakıldığında kolay sayılmayacak günler yaşamışsınız. Biraz kendinizden bahseder misiniz?

24 senelik bir yaşamımın içinde başıma gelenleri anlatmak aslına bakarsanız oldukça zor. Benim görme engelim sonradan oldu. Bir kaza neticesinde görme engelli olarak hayatımı sürdürüyorum. 15 yaşımdaydım; evde bir şeylerle uğraşıyordum. Bir anda elektrik kablolarına çarptım. 16 yaşıma girmeme az bir zaman kalmıştı. Gözlerimi kaybettim. Okulu kendi köyümüzde okuyordum. Orada da bitirdim. Görme engeli olan bir şahıs için yaşam hiç de kolay değil. Birçok zorluklarla karşılaşıyorsun. Bütün imkanlar kısıtlanıyor. En basiti hareket edebilme imkanınız bile özgürce olamıyor maalesef. Başıma bu kaza geldikten sonra yaklaşık 2-2,5 sene özel eğitim aldım. Ardından da hayattan kopmamak için müzikle ilgilendim.  Aslında müzikle birlikte en çok ilgilendiğim alanlardan bir de spordu. Ama başıma gelen bu felaketin ardından spor yapabilme imkanım kalmadı. Ben de kendimi müziğe adadım.

 

Müzik hayatınızın merkezine oturmuş durumda. Peki size müziği kim öğretti? Geçirdiğiniz kazadan sonra özel bir eğitimle mi yoksa kendi çabalarınızla mı gitar çalmayı öğrendiniz?

Aslına bakarsanız çok fazla müzik eğitimi almadım. Bana öğretilen notaların nasıl kullanılacağıydı. Sonrasında tamamen kendi çabalarımla müzik yapmaya başladım. Bana destek olmak yerine olaya direk olumsuz bakan insanlar vardı. Öyle ki bana “Kusura bakmayın; siz görmüyorsunuz. Nasıl müzik yapmak istiyorsunuz” diyenler bile oldu. Bunları söylemek bile benim için oldukça üzücü. Toplumda birçok olumsuz tepkilerle karşı karşıya kalıyorsunuz. Motive edici bir destek beklerken, aldığınız tepkiler olumsuz yönde etkileniliyor. İnsan ister istemez içine kapanıyor. Ailemin desteği oldukça büyüktü. Onların verdiği destekle hayata bu kadar bağlandığımı söyleyebilirim.

 

“Kardeşimi hiç yalnız bırakmadım”

 

Fikret Bey, siz Mehmet Bey’in ikiz kardeşisiniz. Üzücü bir kazanın neticesinde kardeşiniz görme yeteneğini kaybetti. Siz kardeşinizle yaşadığınız bu dönemde neler hissettiniz?

F.G:Kardeşimin başına bu kaza geldikten sonra O’nu hiç yalnız bırakmadım. Kardeşimle benim sınıflarımız aynı değildi. Ancak gözlerini kaybettikten sonra her an O’nunla olmaya gayret ettim. Başına gelenlerden sonra kardeşimi hiç yalnız bırakmadığımı söyleyebilirim. Bazen arkadaşlar arasında çıkan tartışmalar, anlaşmazlıklar olurdu. Hemen kardeşimin yanına koşardım. Hiç yalnız bırakmadım kardeşimi.

 

Mehmet Bey, bu süreç içerisinde siz iç dünyanızda hiç kendinizi yalnız hissettiniz mi?

Yalnız hissetmek için hiç vaktim olmadı ki. Her gün sabah erken saatlerde kalkıp, Yeşilyurt’tan Lefkoşa’ya okula geldim. Sonradan görme engelli olduğum için birçok ekstra eğitimlerden geçtim. Yeni okulumda öğrenmem gereken eğitimlerin hepsini olması gerektiği gibi aldım. Hatta eski okulumdan çok daha başarılı bir not ortalamam vardı. Hiçbir zaman çok ders çalışan biri değildim. Oturup her gün ders tekrarı yaparak, bütün gün ders çalışan bir öğrenci hiçbir zaman olmadım. Ancak öğretmenlerinden almam gereken gerekli bilgiyi alırdım.

Bazen derslerden kaytarıp müzik çaldığım zamanlar bile olurdu. Okul müsamerelerinde orkestrada çalardım. Rock ve pop ağırlıklı müzikler yapardık.

 

Müzik sizin hayatınızın merkezine oturmuş durumda. Para kazanmak için müzik yaptığınız yerler, birlikte çaldığınız arkadaşlarınız var mı?

Bir grubumuz var. Adı Grup ritim. Zaman zaman düzenlenen organizasyonlardan teklifler alıyoruz. Gelen tekliflere göre sahneye çıkıyoruz tabii ki. Gittiğimiz mekanlarda rock, pop ve duygusal müzikler çalıyoruz.

 

 

“Kimse benimle çalışmak istemedi”

 

Nasıl kuruldu grubunuz?

Dışarıda gittiğim yerlerde insanlara soruyordum. Müzik grubu kurmak istediğimden bahsederek, ilgilenen var mı diye sorardım. Ama burada da sıkıntılar yaşadım. İlk etapta kimse benimle çalışmak istemedi. Herkes kendi yaptığı işlerle uğraşıyor, kendi çaldıkları müzik aletleriyle ilgilenmek istiyordu. Yani bana zaman ayırmak istemediklerinden benimle çalışmayı da kabul etmiyorlardı. Bütün bunlar yaşanırken şimdiki arkadaşlarımla tanıştım.

 

“Uyumlu çalışmaya başladık”

Birlikte uyumlu bir şekilde çalışmaya başladık. Grup kurulduktan sonra grubumuzun adının ne olacağı konusunda düşünmeye başladık. Aklıma isim olarak bir fikir geldi. Arkadaşlarıma neden düşünüyoruz ki biz müzik yapıyoruz. Adımız da ritim olsun dedik. Müziğin içinden, müzikle ilgili bir isim olduğu için ritim adında karar kıldık. Grup arkadaşlarım bana oldukça ılımlı davranıyorlar. Sadece bir gün gruptaki bir arkadaşımın 25 senelik davulunu bozdum. Davulu taşımak için parçalara ayırdım. O kadar eski bir parçaydı ki resmen resmen bozulmaya yer arıyormuş. Bozuluverdi… Bir gün de arkadaşın davulunun başına geçerek çalmaya başladım. Ben çalarken de beni videoya çektiler. Baterinin sahibi de kayıtları görünce bana “Öldüreceğim seni” diye şakayla karışık tepki verdi.

Aslında grup elamanları olarak bizler birbirimizle çok fazla yüz göz olmamaya dikkat ediyoruz. Dayanışma halinde çalışıyoruz.

 

“İlk sahnemde gözlerim görüyordu”

 

İlk sahneye çıkışınız ne zamandı?

İlk sahneye çıkışım gözlerimin gördüğü zamanlardaydı. 2004 ya da 2005 yılıydı. Bir televizyon kanalına çıkarak şarkı söylemiştim. Tam tamına 25 şarkı seslendirdim. Bu programın ardından televizyon kanalları ben arayarak programlarına davet etmeye başladı. Gördüğüm ilgi karşısında ben bile şaşırıp kalmıştım.

 

Müzikten hiçbir zaman kopmamışsınız. Belki de sizi hayata bu denli bağlayan müzik olmuştur.

Lisedeyken bir kız arkadaşım vardı. Başıma bu üzücü olaylar geldikten sonra ayrılma kararı aldı. O zamanlar çok çok üzülmüştüm. Ama hayata tutunmam gerektiğinin de farkındaydım. Hiçbir zaman yaşama sevincimi bırakmadım. Hayata tutundum. O dönemlerde kız arkadaşıma bir beste yaptım.

Gözlerimi kapat benim yerime

Düşün geçmişi bir de benimle

Yaban eller bize gelmez

Şimdi bıraktığım yerdeyim

Sensiz uzun gecelerdeyim

Gözlerim görmez oldu

Artık hayat bana yalan oldu

Yaşadığım üzüntülü günlerin bir yansımasıydı bu sözler. Devamında;

Gel beni bırakma ellerde

Sebepsiz, saatsiz gecelerde

Her ömür gençliğinden vurulur

Öldürme beni gecelerde

 

“Beni anlamadı”

Tüm bu sözleri O’na yazdım. Çıkıp bunları O’na söyledim ama beni anlamadı. Artık her şey bitmişti. Beni terk etti. Beni, başka birini sevdim diyerek terk etti. Sonradan öğrendim ki bunların hepsi bahaneymiş. Başıma gelen bu kötü kaza yüzünde ayrılmak istediğini bile söylemeden ilişkimizi sonlandırdı. Uzunca bir süre artık sevmeyeceğim şarkısını dinledim. Hep aklımdaydı ama sonrasında kendimi toparlayarak yoluma devam etmem gerektiğine karar verdim.

 

Çıkarttığınız bir de kendinize ait albümünüz var. Albüm hazırlıkları ve süreç nasıl ilerledi?

Bir gün haberim olmadan babam benim adıma popstar yarışmasına başvuruda bulunmuş. Bana sürekli sen de başvur diyordu. Ben de benim müziğime ters gelir diyerek babama olumsuz cevaplar veriyordum. Babam meğer benim adıma başvuruyu yapmış bile. Bir gün bana gelen bir telefon yarışma için gelmem gerektiğini söyleyince şaşkınlık içinde kaldım. Başvuru yapmadığımı söylüyorum onlar da “Nasıl olur, bütün bilgileriniz bizde görünüyor. Başvuru formunuz da var diyorlar” Elimde bir klasik gitarla sadece gitmiş olmak için gittim. Öylesine çalıyorum. Bir yandan da rezil oldum diye aklımdan geçiriyorum.

 

“Elendiğimi düşündüm”

Sıra bana gelip eleme odasına girdiğimde bana sakin olmamı ve ne çalmak istediğimi sordular. Ama jüride Haluk Levent ve birçok iyi müzisyen var. Aklıma Ogün Şanlısoy’dan ‘Saydım’ parçası geldi. Söyledim. Haluk Levent çok beğendi. Ayağa kalkarak çok beğendiğini, bu parçanın bana tam geldiğini söyledi. İkinci şarkıyı da söyledikten sonra bana “Hadi bakalım” dediler. Ben o an elendiğimi düşündüm. Çıkmaya çalışırken “Bekle bekle” denildi bana. Ben yarışmaya kabul edilmiştim artık.

 

“Şarkı söylemene gerek yok dediler”

Bunun ardından ikinci turlar gerçekleştirildi. Benim şarkı bile söylememi istemediler. Sen başarılısın, şarkı söylemene gerek yok dediler. Ben de o anda dışarıda bir sürü insan var, ne söyleyeceğim şimdi diye düşünmeye başladım. “Değerli jürim, beni dinleyin. Şimdi ben dışarıdaki arkadaşlarıma ne derim? Ben bir şarkı söyleyeyim siz de beğenirseniz beni geçirin” dedim. Şarkımı söyledikten sonra büyük bir alkış koptu.

 

“İlk şarkıda ortalık yıkılıyordu”

Yarışma başladı. Benim ilk parçam Kıraç’tan ‘Talihim yok, bahtım kara’ oldu. Şarkımı söyledikten sonra ortalık adeta yıkılıyordu. Duygu yoğunluğunu hissedebiliyordum. Islıklar, maytaplar…  Toplamda yarışma beş hafta sürdü. Ben de 3’üncü oldum. O kadar hafta içerisinde kendime 1 SMS atmadım. Orada da yaptığım bir açıklamam vardı. Ben buraya derece yapmaya değil, bir şeyler öğrenmek ve ülkedeki bütün engelli vatandaşları temsil etmek için geldim dedim. Bunun ardından Türkiye’den bile telefonlar gelmiş ve hatlar kilitlenmiş.

 

Sana kaset yapacağım

Yarışma bittikten sonra biri yanıma geldi. Opus Müzik’ten Arif İçgüzar. Bana “Mehmet sana albüm yapacağım” dedi. Dondum… Kekeleyerek teşekkür ettim. Yarışmaya girişimde sürpriz olmuştu, albüm teklifi alışım da. 4 tanesi bana ait, 3 tanesi de Kıbrıs parçası olan bir albüm hazırladık. İlk çıkarttığım kaset olmasına rağmen ne kar ettik, ne de zarar. Bu satışlar beni mutlu etmeye yetti. Şimdi aynı isim ve firmayla 2’nci albüm hazırlıklarına başlıyoruz.

 

“Gidilecek çok yolumuz var”

 

Sonradan yaşadığınız olumsuzlukların ardından önemli şeyleri başardınız. Ülkemizde engelli bir vatandaş olarak neler düşlerdiniz?

Bütün engelli vatandaşlar için o kadar çok söylenecek şey var ki… Ama ne yazık ki maalesef bir şeyler çok zor ilerliyor. Eskiden yaşananlara göre yol kat etmiş olabiliriz ama daha gidilecek çok yolumuz var. En azından artık birileri bizi umursamazdan gelmiyor. Görme engelli vatandaşlar, fiziksel engelli vatandaşlara göre çok fazla şanslı görünüyor. Ama inanın görmeden hareket edebilmek hiç de kolay değil. Bildiğim yerlerde rahat hareket edebiliyorum ama bilmediğim yerlerde çok zorlanıyorum. Ailem bana çok fazla destek veriyor. Destekleri küçümsememek lazım.  

 

“İhtiyacım olan bir iş”

Aslında hayal değil de benim asıl ihtiyacım olan bir iş. Bana bir takım sözler verildi ama beklemedeyiz. Hayatta önemli olan para değil ama hayatımı sürdürebilmem için para kazanmaya ihtiyacım var. Hayatımın öncelikleri arasında ailem ve dostlarım geliyor ama parasız da yaşanmayacağını anladım. Kendimi garanti altına almam lazım.

 

 

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ