24 Kasım 2017 Cuma
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Bizi ne zaman Kıbrıslı kabul edeceksiniz?”
20 Şubat 2012 Pazartesi 11:35

“Bizi ne zaman Kıbrıslı kabul edeceksiniz?”

"Herkesi ziyaret ettik, kendimizi anlattık ve dinledik. Buna rağmen bir tek ortak toplantıya veya etkinliğe davet almadık. Yok sayılıyoruz…"

TAK-Nezire GÜRKAN

KKTC'de yaşayan Türkiye kökenlileri temsil eden pek çok örgütün bir araya gelmesiyle yaklaşık bir yıl önce kurulan Halkın Adalet Konseyi (HAK), temsil ettiği kesimin sorunları yanında Kıbrıs sorunundan özelleştirmeye, sağlıktan eğitim ve kadın haklarına kadar birçok alanda söz sahibi olmada iddialı. 


"Adalet" talebi ve "yurttaşlık bilinci oluşturma" hedefiyle pek çok kesimi bir araya getiren Konsey, bu yapısıyla kendi alanında bir ilk… Dönem Başkanı Özdemir Gül'ün ifadesiyle, bu bir "sosyal devrim". Çünkü "eti kemiği bir arada kaynamayan sağcıyı-solcuyu, Alevi’yi-Sunni’yi, dindarı-ateisti bir araya getiren böylesi bir yapılanmanın örneği yok..."



“Köken demek ayrımcılıktır”

"Ortak nokta köken" diyoruz, buna da "Biz ayrımcılığa karşı çıkarken böylesi bir tanımlama ayrımcılık olur. Önemli olan tanımlamalar yerine yaptığımız iştir" diyerek karşı çıkıyor Özdemir Gül… “KKTC vatandaşlarının tümünü temsil ediyoruz” diyerek “Türkiye kökenliler” ifadesini kullanmaktan kaçınıyor… Yaklaşık 40 civarında örgütü bünyesinde barındıran, ayrıca akademisyen ve entellektüellerden de destek bulan HAK'ın "adalet ve insan hakları" talebiyle yola çıktığını belirten Gül’e göre, "’Biz ve onlar’ yerine, yurttaşlık bilincini geliştirmek en temel hedef."



“Yok sayılıyoruz”

HAK'ın KKTC'de gerek siyasi yaşama, gerekse toplumsal diyaloga önemli katkı yapabilecek potansiyele sahip olduğunu belirten Gül, bu amaçla, kuruldukları ilk günden itibaren gerek siyasi partilerle, gerekse her görüşten örgütle diyaloga özen gösterdiklerini anlattı. "Herkesi ziyaret ettik, kendimizi anlattık, dinledik" diyor ama "Buna rağmen bir tek ortak toplantıya veya etkinliğe davet almadık" diyerek sitemini dile getirmekten de kaçınmadı. "Yok sayılıyoruz" diye ekleyerek...



“20 yıldır entegre olamayanlar var”

"Türkiye’den gelen nüfusun entegre olamamasının, kendini Kıbrıslı hissetmemesinin de payı yok mu bu durumda…” yönündeki soruya da, özenle seçilmiş ifadelerle yanıt verdi...
"Doğru, bu ülkede nüfus ve muhaceret konuları önemli sorunlar. Ülkenin işçi talebinden de kaynaklanıyor bu durum... Aynı zamanda sosyal uyumsuzluk olduğu da doğru ve sosyal uyum programlarının uygulanması gerekir. 20 yıldan beri vatandaş olup entegre olamayanlar var. Genellikle işçi aileler… Bu sorunlar çözüm arzusuyla giderilebilir, tartışıp ortak akıl yolu bulabiliriz. Süreç ister ama çözüm bulunur. Oysa baktığınızda tartışma ve diyalog yerine duygusal refleksler var. Toplu karşı çıkış hali. Herşeye hayır… Mr No... Kuzey'den (Türkiye) gelen rüzgara bile refleks var..."



“Çakma veya yan sanayi olarak mı kalacağım”

Kendinden örnek vererek, "20 yıldan fazladır adadayım. Eşim Kıbrıs doğumlu. Çocuklarım burada doğdu. Ama ben hala Kıbrıslı değilim! ‘Ben’ değil, ‘onlar’ sınıfındayım! Beni ve hatta çocuklarımı ne zaman Kıbrıslı kabul edeceksiniz! Yoksa hep ‘çakma’ veya ‘yan sanayi’ olarak mı kalacağım" ifadelerini kullanan Özdemir Gül, bu durumun gelecekte ciddi riskler taşıdığına vurgu yaptı, kaygılarını dile getirdi.



“Yöresel derneklere karşıyız”

"Mikro milliyetçiliği çağrıştıran" yöresel derneklere kendilerinin de karşı olduğunu vurgularken de Gül, "Bu dernekler lağvedilmeli. 40 yıldır burada ama ‘Gaziantepliyim’ diyor… Gaziantepliler, İstanbullular, Adanalılar dernekleri lağvedilmeli. Aynı şekilde Larnakalıar, Baflılar da… Aksi halde yurttaşlık bilinci nasıl gelişecek" diye konuştu.



“Ayrımcılık içselleştirildi”

Kıbrıs Türk toplumunun geleneksel yapısı hoşgörüye dayanmasına karşın son yıllarda bu yapıya ters duygusal reflekslerin hakim olduğunu savunan Özdemir Gül, özetle şu ifadeleri kullandı:
“Diskriminasyon, ayrımcılık içselleştirildi. Gittikçe artan bir refleks var ve bizler için kırıcı noktalara geldi. Benim okumaya tahammül edemediğim yazılar, haberler var. Televizyon programlarında her tür sınırı zorlayan konuşmalar, yorumlar yer alıyor. Sosyal paylaşım sitelerinde durum daha da beter. Tam bir ifade kirliliği var... Ayrımcı, şöven, ırkçı söylemler... Bizler etkileniyoruz, çocuklarımız da etkileniyor…”
 

 

“Sorun rehabilite edilmeli”

Ayrımcılığın okullardan sağlığa her alana yansıdığını, son zamanlarda öğretmen sendikalarının grevleri ağırlıkla Türkiye kökenli/işçi çocuklarının devam ettiği okullarda uyguladığını, yine bu kitlenin gittiği hastanelerin acil servisleri veya polikliniklerde sorunlar yaşandığını da savunan Özdemir Gül, bir yandan sosyal uyum programlarıyla bu kesimi topluma entegre etmek, diğer yandan diyalogla çözüm aramak gerektiğini vurguladı. 


"Sorun rehabilite edilmezse, aynı aile içinde kardeş çatışmalarına bile açık" uyarısında bulunan Gül, "bu sorunlarda zaman zaman yetkililerin söylemlerine de yansıyan Türkiye'nin adaya, Kıbrıs Türkü'ne bakışının da payı yok mu" diye sorunca da şunları söyledi:



“Türkiye ile ilişkiler yeniden şekillenmeli”

"Türkiye burayı yeterince ve dogru tanımıyor. Bu önemli bir konu. Ve bundan kaynaklanan sorunlar yaşanıyor. Ama bu konuda da bir çaba yok. Türkiye’de ‘KKTC yılı’ ilan edildi; ne yapıldı diye baktığınızda, elle tutulur bir şey yok… Siz kendinizi tanıtmazsanız, yanlış algı ve yönlendirmeler olur. Bu nedenlerle Türkiye ile ilişkilerin sağlıklı br zeminde yeniden ele alınması kaçınılmaz. Yeni bir şekillenme, karşılıklı önyargıları ortadan kaldıracak bir anlayış… Normalleşme lazım… Bunun için de demokratik, adil, sağlıklı ve şeffaf br süreç gerekir. Unutmamak gerekir ki çözüm halinde de Türkiye ile ilişkiler sürecek… Ama ‘ne paranı, ne seni isterim’ yaklaşımıyla bir yere varmak mümkün değil. Bugün baktığımızda ilişkileri iyileştirme, daha sağlıklı bir zemine taşıma yerine bilinçli bir ilişkileri bozma refleksi hakim. İlişkileri daha da bozmak için toplum mühendisliği devrede. Bunun kimseye yararı yok... İyileştirme ve geliştirme için hep birlikte çaba harcamazsak bu günleri arar olacağız. Türkiyesiz olamayacağına göre ilişkileri ciddi olarak yeniden tanımlamak ve teraziyi dengeye oturtmak gerekir.” 



“Fotoğrafın bütünü görülemiyor”

Kıbrıs Türk toplumunun Türkiye'ye sadece belli açılardan, örneğin dini temele dayanan yapısıyla bakarak bütünü göremediğini de söyleyen HAK Dönem Başkanı Gül, "Ben Alevi İslam dinine mensup bir kişiyim. Buna rağmen bugünün Türkiye'sini doğru okumaya çalışıyorum. Dindar bir hükümet doğru ama aynı zamanda ekonomide önemli adımlar atan, Alevi cemaatından azınlıklara kadar bir çok konuda açılımlar yapan, ezber bozan bir yapı… Bunları niye görmeyelim..! Bir konuya takılıp kalırsak, fotoğrafın bütününü gözden kaçırırız” ifadelerini kullandı. 

 


“Külliye konusu da abartıldı”

HAK'ın Kıbrıs sorunundan özelleştirmeye, eğitimden sağlığa her konuda komiteler kurarak çalışmalar yaptığını ve görüş ürettiğini de belirten Dönem Başkanı Özdemir Gül, son zamanların gündemi okullardaki din eğitimi ve külliye yapımı konusunda ise şunları söyledi:
"Vakıflar 200 dönüm arazinin tümünü bu amaçla kiralayarak stratejik hata yaptı. Ancak bu konudaki tepkiler de çok abartılı. Her konuda olduğu gibi bu konu da duygusal refleks olarak ele alınıyor. Ben Alevi inancına göre yaşayan bir bireyim, buna rağmen karşı değilim. Kimseye zorla din eğitimi verilemeyeceği gibi, talep edenin bu eğitimi alması da haktır. Zorunlu olmadığı sürece saygılı olmak gerekir.”



“Siyasi partiye dönüşmeyecek”

Bir soruya karşılık, "HAK siyaset değil, hak ve adalet içini kuruldu. Parti kurmak zor değil ama burası insani değerlern ön plana çıktığı bir okul. Siyasi partiye dönüşmeyecek, sadece ortak akıl yollarını arayarak her konuda görüş üreterek siyasi sisteme işlerlik kazandırma hedefinde olacak" diyen Gül, "Davaları kazanan veya kaybeden ne avukatlar, ne yargıçlardır; her halukarda müvekillerdir" diye ekledi…
 

YORUMLAR
kıbrıs
çizgi
söylediklerinizle yaptıklarınız birbiriyle bağdaşmıyor. Herhalde bunun siz de farkındasınız. Özellikle Kıbrıslılarla ilgili.
20 Şubat 2012 Pazartesi 14:02
212.175.153.146
ÜYE İŞLEMLERİ