18 Kasım 2017 Cumartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bir fidan, bir ağacın yerini tutmuyor
24 Mart 2012 Cumartesi 11:28

Bir fidan, bir ağacın yerini tutmuyor

Yeşil barış Hareketi Başkanı Doğan Sahir, dikilen yeni fidanların, kesilen ağaçların yerini doldurmadığına dikkat çekerek Haberdar Gazetesi’ne değerlendirmelerde bulundu

Elif ŞEN

Dünyada ciddi çevresel tehdit uyandıran küresel ısınma ve beraberinde gelen olumsuzluklar ülkemizde de tehdit oluşturuyor. İklimsel değişiklikler ve su kaynaklarının giderek azalması, çıkan yangınlarla yok olan ormanlar yüzünden gelecek nesilleri zor günler bekliyor. Yapılan yeşillendirme ve çevresel etkinliklerde dikilen ağaçların ülke koşullarına uygun olup olmadığını Yeşil Barış Hareketi Başkanı Doğan Sahir ve Orman Dairesi Eski Müdürü İlkay İlseven’le konuştuk.

 

Yeterli bütçe ayrılmıyor

Kuraklık ve iklim sıcaklıklarına bakıldığında ülkenin çöl olarak nitelendirebilmenin mümkün olduğunu ifade eden İlkay İlseven, bölgelere göre doğru ağaç dikilmesi gerektiğine dikkat çekti. İlseven, iklimsel koşullara göre dikilmeyen ağaçların farklı sıkıntılar doğurduğunu vurguladı. Yaşanan ekonomik sıkıntıların ağaç dikimi için de olumsuz etkileri olduğunu belirten İlkay İlseven, ülkede ağaç dikmek için büyük bir alan olduğuna dikkat çekerek bütçe ayrılamamasından dolayı yapılamadığını söyledi.

 

Yeni fidanlar kesilenlerin yerini doldurmuyor

Villa ve konutların çevre düzenlemesinde ülke iklimine uygun olmayan bitkiler seçildiğini ifade eden Doğan Sahir ise yeni dikilen fidanların kesilmiş ya da yanmış ağaçların yerini doldurmanın mümkün olmadığını söyledi.

 

Çim alanlar doğaya zarar…

Özellikle su sıkıntısı yaşanılan ülkemizde çim alanların yapılmasının doğru olmadığını dile getiren Sahir, çimlerin yeşil kalabilmesi için yüklü su tüketimine ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekti. Sahir aynı zamanda çimlerin korunabilmesi adına uygulanan kimyasalların da doğaya zarar verebileceğini kaydederek sadece fidan dikmenin yeterli olmadığını belirtti.

 

İklim koşullarına göre fidan seçilmeli

Dikilen fidanlarda ülke koşullarının düşünülerek fidan dikilmediği konusunda ortak görüş bildiren Doğan Sahir ve İlkay İlseven, sıcak bir ülkede yaşadığımızı ve iklim koşullarına uygun bitkiler seçilmesi gerektiğini ifade etti.

 

 Yeşil Barış Hareketi Başkanı Doğan Sahir:

“Kolaya kaçıyoruz”

Ülkenin koşullarına göre fidan düşünülmüyor. Dikilen fidanların bir çoğu ülkemize dışarıdan getirilmiş yabancı fidanlar. Ülkemiz sıcak bir ülke. Dolayısıyla ülke iklimine alışık endemik bitkilerin tercih edilmesi en uygunudur. Biz maalesef yine kolaylığa kaçıyoruz. Avustralya’dan gelen mimoza dikimini örnek verebiliriz. Mimoza, kolay yeşeren ve 10-15 yılda büyüyen bir ağaç türü. Ama uzun ömürlü  değil. Ülkenin iklim koşulları, ağacın ne kadar ömrü olduğu çok önemli.

 

“Villa ve konutlar için tropik bitkiler seçiliyor”

Ama tüm bunlarla birlikte çok daha vahim sorunların olduğunu söyleyebilirim. Villa ve konutlar için birçok tropik bitki kullanılmaktadır. Su ve kaynak olarak ülkemizde bu bitkilerin ekimi çok doğru bir tercih değildir.

 

“Ülkenin ipi çekiliyor”

Aynı zamanda çim alanlar tam anlamıyla ülkenin ipini çekmek demektir. İşte bu yüzdendir ki çevreciler özellikle golf sahalarına karşı gelmektedir. Bir metrekarelik bir çim alan için yılda 6-7 metre yüksekliğinde suya ihtiyaç duyulur. Her gün ihtiyaç duyulan miktar ise 2-3 santimetre civarına denk gelir. Yağan yağmurları düşersek bu rakam 6 metreye düşer. Dünya standartları ülkeden ülkeye değişmektedir. Ama ortalama olarak bakıldığı zaman kişi başına düşen su miktarı 100-110 litre civarında. 1 metrekare çimen, elli kişinin suyu demek. 

 

“Kimyasallar da doğaya zarar”

Standart ölçülerde bir golf sahası, bir günde 12 bin kişinin suyunu harcar. Ayrıca bu çimlerin beslenebilmesi için kullanılan kimyasallar da doğaya zarar vermektedir.

 

“Betonlaşma yerine hiçbir şey konulamaz”

Ülkemizde yangınlar kadar çevreye zarar veren bir diğer konuysa betonlaşmadır. Önemli oranda ülkede ağaç kaybı yaşandı fakat biraz çevreye duyarlı vatandaşlar, biraz da doğanın kendini yenilemesiyle yeşil bir örtü oldu ve doğa giyindi. Ama betonlaşma öyle bir yanlış ki bir daha yerine koyabileceğimiz hiçbir şey yok.

 

“Fidanın tutması çok zor”

Ülkede iki yüz binin üzerinde zeytin ağacı kesildi. Üstelik zeytin ağacının yetişmesi oldukça zor ve kesilen rakam oldukça fazla. Kimileri “ne olacak? Bir kestik on ekeriz” mantığıyla olaya yaklaşıyor. Oysa yeni dikilen bir ağaç fidanının tutması oldukça zordur. Özellikle küresel ısınmadan dolayı yeni dikilen bir ağaç fidanının tutması yüzde elliyi geçmiyor. Bu öyle bir durum ki kesilen her ağaç için yeni bir ağaç dikmeniz yeterli gelmiyor.

 

“Her ağacın doğada görevi var”

Var olan her ağacın doğada bir görevi var. Her ağaçta bulunan yaprak sayısının bile doğaya sağladığı etkileri vardır. İklimsel faktörlerde ağaçlandırılmış bölgelerin son derece önemli etkileri vardır. Yapılan araştırmalar neticesinde aynı bölgede bir iki kilometre arayla ağaç olan ve olmayan alanların ısı farkları test edildi. Ağaçlı bölgedeki ısı, ağaç olmayan bölgeye oranla 5-6 derece daha az ölçüldü. Özellikle bizim ülkemiz gibi ısı oranı yüksek bir ülkede bu çok önemli bir durum. Yaz aylarında 44-45 dereceyi görüyoruz. Bu durumda ağaçların sağladığı 5-6 derecelik ısı azalması hepimiz için hafife alınmayacak kadar önem taşımaktadır. Yine yapılan araştırmalarda uzmanlar tek tek bir ağaç üzerindeki yaprak sayısını hesaplayarak doğaya sağladığı katkıyı hesapladılar. Buradan yola çıkarak yapılan araştırmaların sonucunda kesilen her bir ağaç için bin 500 ila 27 bin arasında ağaç dikilmesi gerektiği sonucuna varıldı. Yok olan bir ağacın doğaya sağladığı katkı ancak bu rakamlarla telafi edilebiliyor.

 

Ülkemiz için tek tür ağaçlandırma çok da uygun olmayacaktır. Bölgesel olarak doğaya uygun ağaçlar seçmemiz gerekli. Örneğin çam ve alıç ağacı bizim için doğru seçim olabilir.

 

Orman Dairesi eski Müdürü İlkay İlseven:

“Toplumsal bilinç oluşmadı”

Bizim ülkemiz yarı kurak, neredeyse çölleşmeye başlayan bir ülke. İklime göre doğru tercihle ağaçlandırma yapılması gerekli. Örneğin Beşparmak Dağları’na bakıldığında servi ve kızılçam doğru bir tercih. Üçüncü tür olarak ardıç ağacı dikilebilir diyebiliriz. Ama bizim tercih ettiğimiz ve kullandığımız tür çam ve servi fidanları.

 

“Yanlış dikilen ağaçlar sıkıntıları beraberinde getirdi”

Aynı bölgede bile olsa doğal şartlara mutlaka dikkat edilmeli. Bizler ülkede ağaç dikerken birçok yanlışlıklar yaptık. Örneğin Mesarya bölgesine çam ağaçları dikildi. Mesarya için çam ağacı uygun bir tercih değildi. Çam için uygun olan alan Beşparmak Dağları’nın etekleri olabilirdi. Uygun olmayan bir bölgeye dikilen ağaçlar beraberinde sıkıntıları da getirdi. Örneğin kese böcekleri oluşarak ağaçlara zarar vermeye başladı. Ağaçlar yaşam savaşı vermeye başladı. Yani ağaçlandırma sağlıklı olmadığı için, böceklerde oralara akın ediyor. Mesarya bölgesi kurak bir mıntıka. Oraya dikilmesi gereken ağaç türü okalüptüs, demir, ılgın ve akasya ağaçları olmalıydı.

 

“Yoğun çalışmalar oldu”

Ülkemizde ağaçlandırmayı yapan kurum oldukça büyük. Bununla birlikte belediyeler çevre düzenlemesini yapıyor. Her yıl belirli oranda fidan dikimi yapılıyor. 1995 yılında yaşanan yangından sonra yoğun olarak çalışmalar yapıldı. 1995 yılı sonrasındaki üç sene boyunca 3 milyon fidan dikimi yapıldı.

 

“Ekonomik kriz etkiledi”

Ama devreye giren ekonomik krizlerin de etkisiyle bu rakam azalmaya başladı. Şu anda dikilen fidan miktarı 1 milyona düştü. Halen ülkemizde 30 bin hektar ağaçlandırılabilecek alan mevcut. Ama ağaçlandırma için kuruma ayrılan bütçe yetersiz olduğu için dikim yapılamıyor.

 

“Fidan dikmek kolay değil”

Ağaç yetiştirmek ne kadar zorsa bir fidanın yetişmesi de kolay değil. Ciddi bir bütçe ve emeğe ihtiyaç var. Tohumun ekiminden, sulanası uygun toprak gibi ihtiyaçların karşılanıp dikilebilecek bir fidanın oluşturulması çok da kolay değil.

 

“Çevre bilinci oluşmadı”

Üzülerek söylüyorum ama ülkemizde henüz çevre bilinci oluşturulmadı. Ağaçlar bilinçsizce katlediliyor. Yakıt olarak kullanmak için ağaçlarımız kesiliyor, katlediliyor. Gerekli yasalar ve cezai yaptırımlar olmasına rağmen, denetim eksikliği var. Yasada çevresel katliama karşı çok güzel maddeler var. Ancak toplumsal bilinç yetersiz.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ