18 Kasım 2017 Cumartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bir ceza, bir ödül, büyük gurur..
11 Şubat 2012 Cumartesi 16:25

Bir ceza, bir ödül, büyük gurur..

Denktaş'la ilgili, merak ve şaşkınlığın iç içe geçtiği anısını Haberdar 7 Gün'le paylaştı...

Elif ŞEN

 

Yıllar yıllar öncesinden bir anı… Dinlerken heyecan veriyor. Gülümsüyor, şaşırıyor, merakla soruyoruz sorularımızı. Ali Zeybekoğlu, emekli bir trafik polisi. Kendinizden bahsedin biraz dediğimizde “Mücahit, talebe, futbolcu ve çevresine duyarlı bir vatandaşım” diyor. Zaten buraya kadar da değişik olan bir şey yok. Yıllarca emek verdiği, canla başla çalıştığı, çok sevdiği trafik polisliğinden emekli olmuş. Şimdi ailesiyle birlikte yaşamını sürdürüyor Zeybekoğlu. Hikayeyi farklı kılan henüz genç bir polis memuruyken Ali Zeybekoğlu’nun kısa bir süre önce kaybettiğimiz Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’a yazdığı trafik cezası. Tatlı bir anı olarak hafızasında yer eden bu olay yaşandığı zaman bir çok duyguyu yaşatmış Ali Zeybekoğlu’na. Mahcubiyet, stres ve ardından gelen gurur.

 

 

“Çocukluğumuzu yaşayamadık”

 

Ali Zeybekoğlu “Zor zamanlarda yaşadık çocukluğumuzu. Kitaplarımızı bırakır, askeri vasıtalarla mevziye giderdik. Bizler prilli oynayamadık, lingiri oynayamadık, saklambaç oynayamadık. Çocukluğumuzu yaşayamadık… Hayatımda en çok acı duyduğum ve bu dünyadan göç etsem bile unutamayacağım bir konu da doğup büyüdüğüm Küçük Kaymaklı’dan hangi nedenle olursa olsun 63 yılında ayrılarak Hamitköy’e taşınmak zorunda oluşumuzdur” şeklinde anlatıyor geçmişten kalan izlerini.

 

 

Dönemin ilk polisleri

 

Merak ediyor, biraz da sabırsızlanıyoruz. Nasıl oldu da Ali Zeybekoğlu, dönemin Cumhurbaşkanına trafik cezası yazarak bir ilk olmayı başarabildi. O günlere dönüyor adeta Ali Zeybekoğlu, başlıyor anlatmaya “Tam 7 sene süren mücahitliğin ardından 16 Ağustos 1970’de polis olmak için başvuru yaptım.  O zamanın koşulları zorluydu. Şartlar şimdikinden çok farklıydı. Anavatan Türkiye’den gelen yazılı bir emirle isteyen Türkiye’de eğitim alabilme hakkına sahipti. Ancak benim imkanlarım elverişli olmadığım için gitmedim. Bizlere verilen formları doldurduk. Gitmeyeceğimizi beyan ettik. Sonrasında gelişen farklı oluşumlarla polis ihtiyacı doğdu. 50 kişi polis olabilmek için başvurularımızı yaptık. O zaman Otonom Kıbrıs Yönetimi ile idare ediliyorduk. Dönemin ilk polisleri de bizlerdik. Bahsettiğim gibi yaşanan o dönemler hiç birimiz için kolay değildi. Ben de ağır bir bronşit geçirmiş ve ciğerlerimden rahatsızlanmıştım. Türkiye’ye gidememe sebeplerimin arasında en önemlisi de yaşadığım bu sağlık sıkıntısı oldu. Ben de polis oldum.

 

 

“Ülkenin gerçek kahramanları bizleriz”

 

Ancak şunu ifade etmeliyim ki dünyaya bir daha gelsem, bir daha polis olurum. Mesleğimi her zaman çok severek yaptım. Beşparmak Dağları’nın her yerinde görev yaptık. Her ne kadar tarihte adımız geçmese de aslında bu ülkenin gerçek kahramanları bizleriz. Çocukluğumuzu yaşayamadan bizler bu topraklar için mücadele verdik.

 

Mesleğimi her zaman büyük bir gururlar ve severek yaptım. Ta ki 1972 yılında yaşanan o olaya kadar. O gün benim için hiç unutmayacağım bir gündür. O gün Denktaş Bey, Saray Otel’den İş Bankası’na doğru mavi renkli Volvo arabasıyla tek yönde ters istikamette sürüş yapıyordu. Ben de arabanın içerisinde kimin geldiğini görmeden işlenen trafik suçunu rapor ettim” diyor Ali Zeybekoğlu.

 

 

“Arabanın içerisine bakmadım”

 

Gülümsüyor… Bizim merakımız artık kontrol edilemez bir noktaya taşınırken soruyoruz Ali Bey, tanımıyor muydunuz yoksa Rauf Denktaş’ı? Nasıl olurda fark etmeden trafik cezasını yazarsınız. Merak aslında biraz da şaşkınlık ve anlam veremediğimiz bir duruma dönüşüyor. Ama öyle bir yanıt var ki karşımızda nasıl bir iş disiplini, nasıl bir insan saygısıyla görevini icra ettiğini anlıyoruz.

 

“Biz öyle bir terbiyeyle eğitim aldık ki arabanın içerisinde kim var diye bakmazdık. Gelen şahıs bir hanım olabilir ters anlaşılmasın diye. Ya da bu durumdan fırsat doğmasın diye. Bir düşünün içeride oturan şahıs size farklı bir iftirada da bulunabilir. Örneğin beni taciz etti, bana uygunsuzca baktı diye. Bunun yanı sıra çok huysuz, geçimsiz bir insan olabilir arabayı süren. Bu sefer de size ters bir şeyler söyleyerek münakaşa edebilir. Tüm bunları düşünerek arabanın içerisine bakmaz, hatayı raporlardık. Ben de vazifemi tamamladım ve hiç arabanın içerisinde kim oturuyor diye bakmadım bile. Sonrasında ses tonundan anladım tabii kim olduğunu. Aman efendim dedim ve kaldım. O gün hiç unutmuyorum Kıbrıs’a Türkan Şoray gelmişti. O’nun şerefine bir resepsiyon verildi. Görevliydim Türkan Şoray’ı barikattan teslim aldım ve korumalığını yaptım. Ama nereden bilebilirdim ki başıma bunların geleceğini.

 

 

Bir maaş ikramiye

 

Bir anda etrafımda 300- 350 kişi toplandı.  Ben de ne yapacağımı şaşırmış bir haldeydim. Bana “Hade oğlum yaz beni de gideyim. Bak rezil oluyorum etrafa” dedi. O anda ya polislikten atılırım ya da Baf veya Limasol’a sürgün edilirim diye düşünüyorum. Korkunç bir tedirginlik oluştu. Titriyorum… Bütün bunlar yaşandıktan sonra da üstlerim, amirlerim bana psikolojik baskı uygulamaya başladılar. Tehdit altında çalışıyordum ve her geçen gün moralim biraz daha bozuluyordu. İnanın yaşadığım bu gerginlik aile düzenime kadar yansıdı. Olayın üzerinde 15-20 gün ya geçti ya geçmedi Denktaş’ın koruması evime bir zarf getirdi. Zarfın içerisinde bir maaş ikramiye vardı. O zamanlarda aldığımız maaş 30 Kıbrıs Lirası’ydı. Bana nakit olarak göndermiş. O gün benim şansımın döndüğü gündü. Bir anda her şey değişti. Beni beğenmeyen amirlerim ertesi gün bütün iş arkadaşlarımızı toplayarak beni örnek polis ilan ettiler. Ağlayayım mı, güleyim mi bilemedim.”  

 

 

“Bu onuru hala yaşıyorum”

 

Haliyle bilememiş Zeybekoğlu, ne hissetmesi gerektiğini. Birkaç gün öncesine kadar yaşadıkları ve başına gelenler. Birbiriyle son derece çelişkili olsa da gerçek olanın Rauf Denktaş’ın ne denli adaletli bir insan olduğu dyor Ali Bey. “Dünyanın hiçbir yerinde yoktur ki siz bir ülkenin cumhurbaşkanını rapor edeceksiniz ve bu şekilde bir ödüllendirileceksiniz. Ben bu onuru hala daha taşıyorum. Bu onuru bana yaşatan Rauf Denktaş’tır. Anlattığım bu olaylar O’nun ne kadar özel önemli bir insan olduğunu açıklıyor” diyerek anlatıyor Ali Zeybekoğlu yaşadığı gururunu.

 

 

Gönlümüzün Atatürk’ü…

 

Aradan yıllar geçer, Zeybekoğlu emekli olur. Denktaş aktif siyasetini uzun yıllar sürdürür. Zamana karşı koyabilmek karşı durabilmek ne mümkün. Kıbrıs Türk toplumunun büyük lideri Rauf Denktaş yaptıklarını, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ve davasını miras bırakarak ebedi istirahate uğurlanır. Tüm ülke hüzünle gözyaşlarıyla uğurlarken O’nu Zeybekoğlu’da şu sözlerle anlatıyor Rauf Raif Denktaş’ı “Yaşadığım bu olay, Sn. Kurucu Cumhurbaşkanımız ne kadar önemli, ne kadar, adaletli ve ne kadar özel bir insan olduğunun göstergesidir.  O inandığı davaya kendini adarken hayatındaki bir çok şeyi kaybettiğini biliyorum. Nasıl Türkiye’de Mustafa Kemal Atatürk, ne kadar büyük ve unutulmayan bir liderse bizimde gönlümüzde Denktaş da aynıdır.  

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ