19 Kasım 2017 Pazar
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Benim annem  bir milletvekili
08 Mayıs 2011 Pazar 11:00

Benim annem bir milletvekili

Milletvekilleri kendi annelerini; çocukları ise milletvekili annelerini Haberdar'a anlattı...

Farklı kulvarlarda yürüyen, farklı görüşlere sahip siyasi partilerin kadın milletvekilleri onlar… Cumhuriyetin Meclisi’nde halkı temsilen bulunan kadın vekil olmaları yanında tümü çocuk, tümü anne…

Bugüne kadar anlatılmamış onlarca anı ve onlarca yaşanmışlık var her birinin hayatında anneleriyle yaşadığı. Ama hani dedik ya onlar da anne diye bir de anne olarak yaşadıkları var vekillerin çocuklarıyla.

Bugün anneler günü… Ve bu özel günde vekil anneler Fatma Ekenoğlu, Sibel Siber, Afet Özcafer ve Şerife Ünverdi anneleriyle anılarını Haberdar’la paylaşırken vekil çocukları da annelerini anlattı bizlere… Hatıralar yeniden canlandı hafızalarda, duygusal bir yolculuk yapıldı anılara…

Herkesin Milletvekili, Bakan ya da Meclis Başkanı olarak gördüğü siyasetteki kadınların çocuklarının gözünde onlar sadece birer anne. Ve en değerli, en özel, en örnek alınacak, en aşık olunacak insan hayatlarındaki…

 

 

CTP-BG Güzelyurt Milletvekili Fatma Ekenoğlu:

“Yoğun işlerinin arasında

sevgisini göstermeye çalışırdı”

 

Öncelikle anneniz hakkında neler söylemek istersiniz? Anneniz nasıl biridir?

“8 çocuklu bir ailenin ferdiyim ve annem köy insanıydı. Çok yoğun çalışan çiftçi ve çobandı ailemiz. Annem, babama da yardımcı olan ve evde çocuklarını da büyütmeye çalışan bir insandı. Dolu dolu sevgisi olan ve işlerinin yoğunluğu arasında sevgisini hepimize göstermeye çalışırdı. Söylediğini yaptırabilen, okuma yazması olmadığı halde zekiydi. Aile içi sorunları bize yansıtmadan hem geniş hem de çekirdek aileyi toparlamaya çalışırdı.

 

“Küçük kardeşimi cami avlusunda unuttum”

Annenizle paylaştığınız ve unutamadığınız anılarınızdan bahseder misiniz?

Geriye dönüp baktığımda unutamadığım bir anımı anlatmak isterim. Çocuktum, benden küçük kardeşimle ilgilenirdim. Bir gün en küçük kardeşimle caminin avlusunda oyun oynardık. Henüz kardeşim emekliyordu ve ben onu cami avlusunda unutup eve geldim. Annem kardeşimi arıyor ama hiçbir yerde bulamıyor. İşin ilginç yanı biz kardeşimi götürdüğümüzü unuttuk. Annem telaşla bütün mahalleyi aradı, kuyulara dahi baktı. Daha sonra komşu, camiden bir ağlama sesi geldiğini bize söyledi. Biz de camiye giderek kardeşimi bulmuştuk. O emekleyen ve daha yürümeyen kardeşim caminin minaresine, şerefeye kadar çıkmıştı. Telaşına rağmen bize öfkelenmedi. Onun yerine, bize kız kardeşimin başına gelebilecekleri anlattı. Daha farklı yollara, örneğin şiddete başvurabilirdi ama yapmadı.

“Dikiş makinesine örtü olmuştu”

Paylaşmak istediğim bir anım daha var sizlerle. Bir gün arabasıyla kumaş satan birisi olan bezirgan mahalleye gelmişti. Ben ısrarla fosforlu yeşil bluz ve çok güllü dallı kırmızı tonlarda bir kumaş elbise seçtim. Annemin ısrarla ‘hayır’ demesine rağmen, ben çok istemiştim herhalde ikisini de almıştı. Bluzu giydim. Fakat kumaş elbise olmadı ve dikiş makinesine örtü olmuştu.

“Ya yardım ederdim ya da çiçek toplardım”

Annenize ilk aldığınız hediye ne idi?

Çocukluğumuzda çok fazla Anneler Günü’nü kutlamazdık. Annemize hediye alacak kadar da şimdiki gibi paramız olmuyordu. Okula gittiğim zamanlarda arkadaşlarımın anneler gününü kutladığını öğrendiğimde, kendimce ya anneme o gün yaptığı işlerde daha fazla yardım ederdim ya da avludan bir demet çiçek yapardım ve vazoya koyardım. Lise ve üniversite yıllarımda yatılı okulda okudum. Bugünlerde postayla kart gönderirdim ve bu özel gününü kutlardım. Üniversiteyi kazandım ve eğitimime devam ederken de her anneler gününde anneme kart atardım. Üniversite ikinci sınıfa eğitimime devam ederken de annemi kaybettim.”

 

CTP-BG Lefkoşa Milletvekili Sibel Siber:

“Annem çantama pastamı,

kurabiyemi yerleştirirdi”

Anneniz sizin gözünüzde nasıl birisidir?

 “Annemin nasıl birisini olduğunu hep söylenen ve klasikleşen bir cümleyle tanımlamak isterim. Annem çok fedakârdır, kendisini çocukları için her türlü özgürlüğünü kısıtlayan bir insandır. Buna bir örnek verecek olursam; Ortaokula giderken minyon yapılı, ufak tefek biriydim. Kantinlerde sıra yoktu, güçlü olan diğerini iter ve kantinden alış veriş yapardı. Ben de yapım dolayısıyla bir şey alamazdım. Hiç unutmam orta birden lise sona kadar annem her gece pastamı, kurabiyemi çantama yerleştirirdi. Bu hatıralarım arasındadır ve o dönemlerde arkadaşlarımın ilgisini çekerdi.

“Genç mücahidin telaşı, anneminkinden daha büyüktü”

Annenizle paylaştığınız ve asla unutamam dediğiniz anı ya da anılarınız nelerdir?

Anne denildiğinde insanın aklına sevgi gelir, koruma gelir, özveri gelir ve daha çok şey gelir. Annem kişisel olarak evi, eşi ve çocukları için büyük fedakârlıklar gösteren bir anne oldu her zaman. Planlı ve programlıydı, biraz da otoriter yapısı vardı. Bizi de öyle yetiştirdi zaten. Zaman kullanımını annemden öğrendim. Maddi olanakları olan bir ailede büyüdüğüm halde her zaman tutumlu olmayı öğretti, yaşam zorluklarından örnekler verdi.

Annem önsezileri güçlü ve pratik zekâsı olan birisidir. Çocuklukla ilgili unutamadığım bir anım var. Onu anlatmak isterim. 20 Temmuz sabahıydı. Babam askere çağrıldığı için annem, ben ve kardeşim yalnızdık. Yeni taşındığımız apartmanda tek aile biz kalmıştık ve koskoca apartmanda yalnızdık. Bir sabah genç bir mücahit kapımızı çaldı ve bize “Burada ne yapıyorsunuz? Çıkartma oldu ve sınırdasınız” dedi. Annem tüm soğukkanlılığıyla bize kahvaltımızı yaptırdı ve eşyalarımızı hazırladı. Daha sonra da civar bölgede daha güvenli olan bir apartmanın bodrum katına yerleştik. Ama bu olay yaşanırken genç mücahidin telaşı anneminkinden daha büyüktü.

“İkilemde ve baskılara rağmen beni gönderdi”

Anne- kız olarak ilişkilerimiz hep sevgi doluydu. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni kazandığımda o dönemlerdeki sağ ve sol çatışmalarından dolayı gitmemi istememişti. Boykot olduğu zamanlarda Kıbrıs’a geldiğimde geri dönmemi istemiyordu. Bunun üzerine benim yüzüm asılır ve üzülürdüm. Daha sonra annem “Sen nasıl istersen kızım” der ve gönderirdi. İklimde kalmasına ve çevreden gelen baskılara rağmen fedakârlık yapardı ve beni gönderirdi.

“İlk hediyem basküldür”

Annenize ilk aldığınız hediyeyi hatırlıyor musunuz?

12 yaşındaydım. Bayramlık paramı biriktirip anneme ilk hediye olarak baskül almıştım. Neden aldığımı da hiç bilemiyorum. O dönemlerde biz baskülleri havaalanlarında görürdük ve ilgimi çekerdi. Paramın basküle yettiğini öğrenince de çok farklı duygular içinde oldum ve baskülü satın alınca da çok mutlu oldum diyebilirim.”

 

UBP Mağusa Milletvekili Afet Özcafer:

“Annemle hep arkadaş gibi oldum”

Anne kelimesi size neyi anlatır?

“Anne karnından başlayan ve insanın hayatının sona ermesine kadar bir kişinin hayatını etkileyen bir faktördür annelik. Ben beş kardeşli bir ailenin en küçüğüyüm. Tekne kazıntısı derler burada buna. Anneme gelince annem çok özverili ve sevecendir. Sadece bana karşı değil, herkese karşı sevgi dolu, saygılı ve hoşgörülüdür. Eğitimli olmadığı halde modern görüşlü, günün koşullarına kendini uyarlayabilen ve yenileyen bir anne modelidir benim gözümde. Özellikle annemin eğitimsiz olduğunu söyledim. Çünkü günümüze bakıldığında eğitim düzeyleri KKTC’li kadınlarda çok yüksektir. Şimdiki annelerin eskilerden farkı ise yeteri kadar sabır göstermemeleridir. Bunun çalışma hayatının etkisinden olduğunu düşünmekteyim. Daha az ve yeteri kadar ilgi, şefkat göstermeme de durumu söz konusu şimdilerde. Ama eskiden annelerimiz daha sabırlıydılar. Benim annemde öyle biridir. Elinin erdiğince ve saatinin yettiğince çok büyük emekler vermiş bir annedir.

“Annelik bir yaşam tecrübesidir”

Annemle hep arkadaş gibi oldum. 11 yaşımdan itibaren de tek çocuk gibi büyüdüm. Çünkü ablam ve ağabeylerim yurt dışındaydı. Onunla çok şey paylaştık. Öğütleri ve nasihatları benim için çok önemlidir. Annelik bir yaşam tecrübesidir. Bana göre tecrübe de sevgi gibi satın alınamayacak tek şeydir. Annem hiçbir zaman olumsuz bir şey yaptığımızda hoşgörülü davranır ve sabırla bize doğru yolu takip etmemizi öneren birisidir.

“Mini etek çok modaydı ve…”

Halen daha unutmadığınız ve annenizle yaşadığınız bir anınız var mı? 

Ben çok hareketli bir çocuktum ve gençliğim de öyle geçti. Biraz da dik başlıydım, kendi doğrularım vardı. Anneme ve babama karşı saygısızlık etmek istemezdim o yüzden de annemle fazla karşı karşıya gelmezdim. Annemi üzdüğüm anlar ise çok azdır. Ona göre doğrular, bana göre yanlış olabilirdi ve bu yüzden tartıştığımız anlar olurdu. Örneğin moda konusunda annemle tartışırdık. Hiç unutmam o zamanlar mini etek modaydı. Giydiğimde bana kızar ve eteğin boyunu uzatmamı isterdi. Bunu kabul etmek istemediğim gibi annemi de kırmak istemezdim. Ona modadır derdim, sizin zamanınızda yoksa ben de mi giymeyeceğim derdim. Önemli olan insanın kişiliği diyerek ona kendi doğrularımı ispatlamaya çalışırdım. Hatta bir gün o kadar ısrar ettim ki annem bana bayılıyorum kızım, artık yeter, kabul dedi. Ama ben ısrarlı olmaya ve doğrularımı ispatlamak için konuşmaya devam ettim. Bayılıyorumu laf olsun diye söylediğini zannettim ve inanmadım. Ama bir de baktım ki annem yerde yatar ve bayılmış, bunu asla unutamam.

“Al bu 10 kuruşu da sus”

Aslında unutamadığım bir anım daha var. Bir gün annem paraya sıkışmıştı ve ben anneme sekiz kuruş vermiştim. Sonra da anneme bu parayı geri istediğimi söylemiştim. Annem ödemeyi geciktirince borcumu her gün anneme hatırlatırdım. Hiç unutmam, bir gün annem bana sinirlendi ve “Al bu 10 kuruşu da sus” dedi. İnanın ki halen daha annemle bunu söyler, konuşur ve güleriz.

“İlk hediyem broştur”

İlk hediyeniz ne idi?

 Elbise yakasına takılan broşlar o zamanlarda modaydı. Ben harçlığımdan biriktirdiklerimle ona hediye alırdım. İlk hediyem broştur. Ayrıca anneme resim ve kartpostalları boyar verirdim. Kısacası kendi harçlığımdan biriktirir ve kendi emeğimi de harcayarak hediye alıp, annemi sevindirirdim.”

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Şerife Ünverdi:

“Evlatlarının sağlıklı olması onu mutlu eder”

Annenizi tanımlayacak olursanız neler söylersiniz?

“Annem beni 17 yaşında dünyaya getirdi ve onunla kız kardeş kadar yakındım. Annem,  evlatlarına çok düşkün ve fedakar bir ev hanımıydı. Onu en çok evlatlarının sağlıklı olması mutlu eder. Annelik çok kutsal bir değerdir ve bu söylemi annem tam anlamıyla hak eden birisidir.

“Ağlayarak istediğimi aldırırdım”

En çok sizi etkileyen anınız var mı?   

Küçük yaşlardayken anneannem, annem ve ben çarşıya giderdik. Herhangi bir şeyi istediğim zaman onu aldırmadan asla eve gelmezdim. Hatta ağlamaya başlarmışım ve istediğim şey alınana kadar da devam ederdi. Bunu her ikisi de anlatırdı. Bana düşkünlüklerini bilir ve ben de bu zaaflarını kullanır onlara istediğimi aldırırdım. Ben kız okulunda okudum. 5 ve 6 kızdan oluşan orkestramız vardı. Gitar ağırlıklı çalardık. Bir konser verecektik fakat annem ve babam konsere katılmama izin vermemişti. Buna çok üzülmüştüm.

“Aydın bana Şerife anne derdi”

Liseye kadar Kıbrıs’ta okudum. Daha sonra üniversite eğitimim için İstanbul’a gittim. O dönemde eğitimime devam ederken evlendim ve son sınıfta çocuk sahibi oldum. Annemin doğumdan sonra çocuğumu alıp Kıbrıs’a getirmesi ve anne şefkatiyle bakması benim için unutulmayacak bir anıdır. Ona çocuklarımı sağlıklı bir şekilde büyütmesi, anne şefkati vermesi ve eksikliğini hissettirmesi de benim için unutulmaz ve önemli bir değerdir. Bu yüzden ona minnettarım. Bu arada büyük oğlum Aydın bana Şerife anne derdi, anneannesine anne derdi. Onu eve getirmek için çok uğraştım ve renkli televizyon alarak onu eve getirebilmiştim.

“İnce çorap aldım”

İlk Anneler günü hediyeniz ne idi? 

Köy okulunda okudum ve o imkânsızlıklar içinde ince çorap almıştım. Bağlıköy İlkokulu’nda okudum. Köy bakkalı vardı sadece alış veriş yaptığımız. Bakkalda yemiş dışında hediye alınabilecek sadece çorap vardı. ”

 

 

Vekil çocukları annelerini anlattı:

 

Fatma Ekenoğlu’nun kızı Başak Ekenoğlu:

“Benim hayatımın kahramanıdır”

Anneniz tanımlayın deseniz neler söylemek isterdiniz?

“Bir insanı özellikle, hayatınızdaki en önemli insan olan annenizi bu kadar kısıtlı bir yazıda tanımlamak çok zor. Ama ne kadar zor olsa da ve birkaç bir şey söylemem gerekiyorsa, annem hayatımda tanıdığım en güçlü kadınlardan biridir ve o benim hayatımın kahramanıdır. Küçükken mesleğinden dolayı çok yoğun olduğundan, zaman zaman ona kırılmış olsam da bunu anlayacak yaşa geldiğimde aslında ona ne kadar haksızlık yaptığımı fark ettim. Annem, köyde yaşayan bir ailenin kızı olarak kendi kendini yetiştirmiş, İstanbul’da kendi ayakları üzerinde durabilmiş ve hep kendi çabalarıyla hayatta bir yerlere gelmiş biridir.Gerek doktorlukta olsun, gerekse de siyasetle uğraşma noktasında, elinden geldiğince insanlara yardım etmeyi kendine misyon edinmiş bir insandır. Kadın erkek eşitliğine ulaşmak için halen mücadele verilen bir dünyada ve bunun her alanda sağlanamadığı ülkemizde siyasetle uğraşan bir kadın olması, toplumdaki bazı yargıları yıkmada önemli adımlar atması annemin takdir ettiğim yönlerinden biridir.

“Dışa fazla yansıtmasa da çok duygusaldır”

Kısa kısa bahsetmek gerekirse eğer, annem güler yüzlü, konuşkan, insanlarla iletişim kurmaktan çekinmeyen, yardım etmeyi seven, zaman zaman aktivist olabilen, inandığı şeyler doğrultusunda sonuna kadar gidebilen, çalışmaktan kaçmayan, karşısındakilere karşı samimi, ailesini, insanları seven, doğayla iç içe yaşamayı seven bir kadın...  Ayrıca annem dışa bunu çok fazla yansıtmasa da çok duygusal bir insandır ama buna rağmen mantığıyla duygularını birlikte yürütebilen bir kadındır. Zaman zaman tartışsak da, ki sanırım bir anne kızın arasında bu her zaman olan bir şey, annem neler hissettiğimi en iyi anlayan, bana verdiğim kararlarda yol gösteren, hata da yapsam yanımda olan beni destekleyen, her ne olursa olsun nazımı çeken, her zaman dönebileceğim sıcacık bir kucaktır. Bazı konularda halen büyüdüğümü kabul edememesi sanırım ilişkimizdeki en kötü noktadır (gülerek) ama sanırım anneler için çocukları 50 yaşında gelseler yine küçük kalıyorlar. 

Annenizle paylaşıp unutamadığınız anınız nedir?

Annemle paylaşıp unutamadığım anıların arasından birkaç tanesini seçmen gerekiyorsa; küçükken annemin mesleğinden dolayı hastane nöbetlerinin olduğu geceler babamın bizi annemin yanına götürmesi ve orada Cengiz Topel Hastanesi’nin yanında deniz kıyısı birlikte zaman geçirmek küçüklüğümden hatırladığım güzel anılardan biridir.

“Baş başa kalamadığımızı İstanbul’da fark etmiştim”

Kendimi iyi hissetmediğim ve hasta olduğum bir gecede, o zaman Kıbrıs’ta elektrik santrallinde tadilat vardı ve sürekli elektrik kesintisi olmaktaydı. Yine elektriklerin kesik olduğu bir gece sanırım Bayram tatili için Kıbrıs’a gelmiştim. Annemin uyanıp yanıma gelmesi ve daha iyi hissetmem için benimle birlikte uyuması istemişimdir. Bu da unutamadığım anılarımdan biridir. 5 sene önce İstanbul’da annemle birlikte paylaştığımız birkaç hafta benim için unutulmaz bir zamandır. Ailece çok fazla zaman geçirmemize rağmen daha önce hiç anne kız baş başa kalma imkânımız olmadığını o zaman fark etmiştim. İstanbul’da üniversiteye başlayacağım dönem oraya annemle birlikte gitmiş olmak, daha önce annemin öğrencilik hayatını geçirdiği şehirde benim de üniversite eğitimine başlayacak olmamın heyecanı bir başkaydı. Eski anıların canlanması ve birlikte oturup sohbet etmek, eski yaşanmışlıkları paylaşmak, belki de annemle ciddi ciddi karşılıklı iki kadın olarak sohbet etmeye başladığımız zaman olan o dönem çok güzeldi. Ayrıca Kıbrıs’tan sonra İstanbul gibi kalabalık ve farklı yaşamların olduğu bir şehirde annemle olmak, kendimi yalnız hissetmem ve güçlü hissetmem açısından çok güzeldi. Annemle birlikte paylaştığımız o kadar güzel anı var ki ama sanırım ilk bunlar aklıma geldi.

Ona ilk Anneler Günü hediyeniz nedir?

“Manevi olarak değerli  hediyeleri tercih eder”

Anneme ilk olarak nasıl bir hediye almadığımı şu an tam olarak hatırlayamıyorum. Ancak annem hep anneler günü, doğum günleri gibi özel günlerde maddi açıdan çok değeri olamayan ama manevi olarak değerli hediyeleri tercih etmiştir. Bu nedenle anneler gününde bahçemizden kestiğimiz güzel bir gül ve kır çiçekleri yanında içimden gelen birkaç cümleyi yazdığım küçük bir notla odasına gidip onu uyandırmak her zaman annemi mutlu etmeye yetmiş bir şeydir.”

 

Doktor Sibel Siber’in kızı Sümer Siber:

“Annem devamlı hareket halindedir”

Annenizi hakkında neler söylemek istersiniz? Unutamadığınız anınız nedir?

“Annem mesleğinde başarılı, duygusal, kendini her zaman geliştirmeye çalışan birisidir. Herkes ile iyi geçinen, uysal, sakindir de ayrıca annem. Onunla arkadaş gibiyiz aslında. Normal arkadaş gibi her şeyi paylaşır ve konuşuruz onunla. Annem çalışma hayatında hep yoğun bir koşuşturma içindedir. Bu yüzden onunla birlikte zaman geçirmek beni hep mutlu etmiştir. Hatırladığım kadarıyla anneme, sık sık "Anne lütfen otur, lütfen kalkma" derdim. Devamlı hareket halindeydi çünkü... 

Ona ilk ne hediye aldınız?

“Takmayı sevdiği için fular aldım”

Anneme ilk olarak ne aldığıma sordunuz bana. Annem boynuna fular takmayı çok sever. Bundan dolayı ona ilk Anneler Günü hediyesi olarak fular almıştım.”

 

Afet Özcafer’in büyük oğlu Mehmet Özcafer:

“Dobracı ve içten konuştuğunu anlamak beş dakikanızı alır”

Anneniz Afet Özcafer hakkında neler söylemek istersiniz?

“Anneciğim tatlı sert, hep doğrunun ve haklının yanında olan bir insandır. Her şeyi zamanında ve doğru yapmayı kişilik edinmiş çok güzel bir annedir, arkadaştır, kardeştir, haladır, teyzedir...

Sayın vekilimi anlatmak için yazılar veya sözler yetersiz kalacaktır. Onunla beş dakika bile geçirseniz ne kadar dobracı ve içten konuştuğunu rahatlıkla anlayabilirsiniz. Onunla beraber olduğunuzda bir süre sonra kendine “Acaba nerde yanlış yapacak?” ya da “Hiç hata yapmaz mı bu kadın?” eminim ki sorularını soracaksınız kendinize...

“En değerli hediye benim başarım ve saygım”

Annenizle paylaştığınız ve hiç unutamadığınız anınız nedir?

Annem hiçbir zaman hırsla dolu biri olmadı ya da ben buraya geleceğim ben bu olacağım, bu makama oturacağım demedi. Şakasına bile olsa ben milletvekili çocuğuyum dediğimde bana kötü kötü bakar ve bende gülerim verdiği bu mütevazi tepkinin ardından.  Annemle aram her zaman gülerek geçmedi tabii ki. Bunun nedeni Afet Hanım’ın her zaman kuralları olması, bende yaşımın gerektirdiği bazı yaramazlıklar yapıyordum. Arada o yüzden bana bazen sitemkâr olabiliyordu. Babamla birlikte benim ve Dr. Raşit Özcafer (ağabeyim) için açtıkları okulu yüksek bir dereceyle bitirebilmemiz için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Bir deyim vardır, yemedik yedirdik içmedik içirdik bu deyim tamamen annem ve babam için geçerlidir. Anneme verebileceğim en değerli hediye benim başarım ve saygımdır.

“Her sıfatın değerini öğretti”

Annem için maddiyat değil de insan değeri ön plandadır. Yazımda da fark ettiyseniz Afet Hanım dedim, Anneciğim dedim, Annem dedim, Sayın vekilim dedim. Annem bana her sıfatın değerini öğretti, gerek anlatarak gerekse bana farkında bile olmadan göstererek. Hayata dair tecrübelerini hiç acımadan bize gösterdi her şeyini bizim için verdi. Afet Özcafer'i ne kadar anlatabildim bilemem ama gerçekten onun için kelimeler cümleler az kalır. Canım annem anneler günün kutlu olsun...”

 

Afet Özcafer’in doktor oğlu Raşit Özcafer:

“Bana yüzmeyi annem öğretti”

Afet Özcafer anne olarak nasıl biridir?

“Annem insan ilişkilerine önem veren, insanlara karşı saygılı ve hoşgörülü birisidir. Aile yaşamında güçlü bağlara sahip ve prensiplerine de bağlıdır. Çocukluğumdan beri annem ile hep arkadaş gibiyiz. Herşeyi beraber yapardık. Hatta bana yüzmeyi annem öğretti. Annemle benzer yönlerimizde vardır. ikimizde kendi hedeflerimiz doğrultusunda ilerleriz ve çalışmaktan yorulmayız. Hatta diğer bir ortak yanımızda ikimizin de voleybolcu olmamız ve spora olan düşkünlüğümüzdür.

“Kendi yaşadıklarıyla örnek verdi”

Unutamadığınız anınız nedir?

Aklıma ilk gelen ve unutamadığım bir anım var. 5- 6 yaşlarındaydım. Annemin gidip bana borç verir misin dedim. Bunun üzerine annem bana kendi yaşadıklarının olduğu bir hikâye ile yanıt verdi. Annem bana annesine borç para verdiğini anlatmıştı. Bir gün anneannemin paraya sıkıştığını ve annemin ona borç para verdiğini söyledi. Daha sonra da bu parayı anneannemden geri istediğimi söyledi. Anneannem anneme olan borcu bir türlü ödemeyince borcunu her gün anneme hatırlattığını ve annesinin ona öfkelendiğini söyler ve güleriz halen daha.

“Kendi yazdığım şiiri okudum”

İlk hediyeniz ne idi?

İlk olarak anneme çiçek hediye aldım ve kendi yazdığım şiiri okudum. Annemin elimde çiçek ve kendi şiiri okurken duygulanması ve mutlu olması gözlerinden ve yüzünden belliydi. Bu anı hiç unutamam.”

 

Şerife Ünverdi’nin büyük oğlu Aydın Soner:

“Anneme aşıktım”

Annenizi anlatır mısın desek neler söylerdiniz?

“Annemiz çok enerjik, yardım sever ve evlatlarına düşkün bir insandır. 3 yaşına kadar anneannem baktı. Daha sonra annem üniversiteyi bitirip Kıbrıs’a geldi. Bana seni severim oğlum derdi ama ben anneannemi isterim, onunla kalmak isterdim derdi. Annem hasta olunca ona ilaçlarını verirdim ve ona bakardım. Çünkü anneme aşıktım. Annemizi kızdırmamaya çalışırdık kardeşimle beraber, çünkü bağırmasından korkardık.

“Gözlerindeki mutlulukları asla unutamam”

Unutamadığınız anınız var mı?

Ben İngiltere’de üniversiteyi bitirdim. Mezuniyet törenime gelmeleri benim için çok güzel bir duygudur. Annem ve babamın o anki gözlerindeki mutlulukları asla unutamam. Ben anneannemin adını taşıyorum. Bana düşkünlükleri kardeşime göre daha fazladır. Çünkü ilk torunum. Apartman dairesinde kaldığımızdan dolayı da köpek besleyemezdik. O yüzden anneannemizin evine kardeşimle gider, köpeklerimizi orada severdik. Anneler Günü’nde ilk çiçek aldm.

 

Şerife Ünverdi’nin küçük oğlu Mehmet Soner:

“Piyano çalmamızı isterdi ama...”

Anneniz hakkında neler söylemek istersiniz?

“Koyduğu hedeflere ulaşabilen ve insanları gönülden seven bir karaktere sahiptir. Abim ve ben annemizle arkadaş gibiyiz ve ona çok düşünüzdür. Maddiyata önem vermeyen ve kendinden fazla çocuklarına düşkündür. Ayrıca annem çok iyi piyano çalar. Bize de öğretmek isterdi ama ben ve abim istemezdik. Dersten kaçmak ve girmemek içinde tuvalete gideceğim diye izin alırdım. Daha sonra da sokakta futbol oynardım. Sporu çok severdim ve derslerimi de ihmal edince annem bana kızardı.

“Annemin motivasyonu sayesinde eğitimi tamamladım”

Annenizle unutamadığınız anınız ne idi?

Bende ağabeyim gibi İngiltere’de okudum. Annemin motivasyonu sayesinde eğitimi tamamladım diyebilirim. Fakat annem ve babam işlerinin yoğunluğundan dolayı mezuniyet törenime gelememişlerdi. Annem ve babam devamlı olarak bizler yani ağabeyim ve benim için çalışırlardı. İkimizi de anneannem büyüttü diyebilirim.  Anneme ilk hediyem parfümdür.”

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ