22 Kasım 2017 Çarşamba
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Belirsizliklerden çıkan sıra dışı bir hikâyenin kahramanı;
02 Ocak 2012 Pazartesi 10:44

Belirsizliklerden çıkan sıra dışı bir hikâyenin kahramanı;

“Ben önüme gelen işleri iyi çıkarma çabası içerisindeyim"

Elif ŞEN / Haberdar Extra


Öyle çocuk yaşlarda başlanan bir hikaye değil O’nunki. Hep hayallerini süsleyen, çocuk yaşta alınan kamerasıyla her şeyi çekmeye başlayan bir çocukluğu da yok. Düğün fotoğrafçılığı yapmayı hiç istememiş aslında. Zaman içinde, bulunduğu ülke koşullarının üzerine bir de hayatın sorumlulukları eklenince Kerim Belet, bu işten para kazanmak için başlamış fotoğraf çekmeye. Yani hobi olarak gördüğü fotoğraf, mesleğe dönüşmüş.


Sanata ve sanatçıya duyduğu sonsuz saygı, o denli mütevazı kılıyor ki Kerim Belet’i, gerçek sanatçı kimliği budur diye geçiriyor insan aklından. Ancak O, bu sıfatı kendisi için kullanmayı uygun görmüyor.


Hayat aynı şeyleri tekrarlarken bir yandan; Kerim Belet, aynıları farklı kılıyor karelerinde.
Farklı karelerin arkasında gizlenen ise O’nun dünyasında bakan bir göz aslında. Kerim Belet’in gözünden bakınca hayata gelin ve damadı boyalarla dolu kovalarda görmek de gayet olağan bir hal alıyor.


Ülkenin içinde bulunduğu koşullar O’nun hobisi olan fotoğraf çekmeyi meslek haline dönüştürmüş ama iyi ki de şartlar böyle gelişmiş diyerek Haberdar Ekstra okurları için bu hafta Kerim Belet’le, Kerim Belet’in gözünden konuştuk.



“Sanat olarak fotoğraf çekmiyorum”

Üniversitede Radyo Tv Sinema okumuş ve aldığı akademik eğitim programında da fotoğraf dersleri olmuş. Ancak mezun olduktan sonra her zaman yaşadığını ifade ettiği ne yapayım sorusu kafasında dolanırken eşinin de yönlendirmesiyle başlamış fotoğrafçılık yolculuğu. Sanat olarak yapılanın farklı olduğunun altını çiziyor Kerim Belet, “Ben sanat olarak fotoğraf çekmiyorum. Bu işi sanat olarak yapanlar var elbette. Ama benim yaptığım para kazanmak için” diyerek anlatıyor mesleğini icra edişini.  



“Kimlik bunalımı değil, belirsizlik”

Peki neden mezun olduğunuz alan değil de fotoğrafçılık diye sorduğumuzda lafı çok da dolandırma gereği duymadan gayet samimi “İstediğim şeyin bu olmadığına karar vermiştim” diyor.
Gelişen süreci belirsizlik olarak tanımlıyor Kerim Belet ve ekliyor “Ne yapayım sıkıntısını yaşadım. İçinde bulunduğum bu sıkıntıya kimlik bunalımı diyemem ancak bir belirsizlik söz konusuydu. Eşimin de beni yönlendirmesiyle neden olmasın dedik. Ve fotoğrafçılık yapmaya başladım.”



“Bana Türkiyeli misin deniyor”

Her geçen gün ilerleyen teknoloji, insanoğlunun yaratıcılığıyla birleşiyor ve ortaya sınırları zorlayan üretimler çıkıyor. Bütün bunlar fotoğraf için de geçerli. Kıbrıs’ta durumu soruyoruz Kerim Belet’e biz neresindeyiz bu hızın diyerek. Dünya ve Türkiye’nin özellikle çok hızla ilerlediğine değiniyor Kerim Belet. “Biz de ise yok. Sanat alanında yaşanan gelişmeleri takip ettiğimizde her gün ortaya yeni soluklar çıkıyor. Fotoğrafçılığı sektör olarak değerlendirenler ise sadece stüdyo çekimleriyle sınırlı kalıyor. Ben önüme gelen işleri iyi çıkarma çabası içerisindeyim. Ama üzülerek söylüyorum ki çektiğim fotoğrafları görenler bana Türkiyeli misin diye soru yöneltiyor. Burada yetişen, buralı birinin iyi iş çıkartılabileceği düşünülmüyor bile. Bence bu durum memleketin kendi kendine olan güvensizliğidir” şeklinde açıklıyor ülke koşullarını Kerim Belet.



Boyalar; gelin ve damat…

Kerim Belet, farklı olanın, farklı ifade edişlerin peşinde hiç durmadan yürüyen bir isim. Hayata farklı gözlerle bakınca insan, fotoğraf kareleri de farklı oluyor. Zaten herkesle aynı olmaktansa dünyada yer alan örneklerle yenilikleri yakalamak istediğini de her fırsatta dile getiriyor. Sosyal paylaşım sitelerinde yer alan, kimileri tarafından çok beğenilen, zaman zaman da eleştiri oklarını üzerine toplayan bir fotoğraf karesini sormak istiyoruz. Ellerinde boya kovaları, birbirini boyayan gelin ve damat. Çok da alışık olduğumuz, bildiğimiz bir gelin damat fotoğrafı değil. Hızla ilerleyen zamana karşı anı dondurmak için çekilen gelin damat fotoğraflarında belirli duruşlar, belirli gülüşler çıkar karşımıza oysa. Biraz daha ileriye giden yenilikçi fotoğrafçılar her ne kadar farklılıkların peşinde koşsa da henüz böylesine cesur bir fotoğrafa rastlamamıştık. Ta ki Kerim Belet, gelin ve damada boya dolu kovayı verip, birbirlerinin üzerine boyalar atarken çekinceye kadar.



“Siz ne kadar farklısınız”

Geleneksel bir duruşa karşı, marjinal karelerin hikayesi nasıl oluştu soruyoruz.  “Bana gelen bütün arkadaşlar farklı şeyler yapmak için geliyorlar. Kaç defa daha aynı pozları göreceksiniz ya da kaç defa daha aynı pozları çekeceksiniz. Bana gelen farklı olanı bulabilmenin beklentisiyle geliyor. En önemli soru işareti ise bu. Siz ne kadar farklısınız? Ben buradan yola çıkarak başlıyorum işime. Kovalı gelin damat fotoğrafında, damat ressamdı ve yine benden farklı bir şeyler yapmam istenildi. Bir çok araştırma yaptık, dünyada çekilen bir çok örnekleri değerlendirdik. Kova dolu boyaların olduğu fotoğrafları bu şekilde çekme fikri beni son derece heyecanlandırdı. Damadın ressam olması, heyecan verici bir fikrin ortaya çıkmasıyla yola koyulduk. Bazen karşılaştığım şeylere inanın şaşırıp kalıyorum. Poz kitabı diye bir şey duydum. Poz vermeye takılıp kalıyoruz. Bence insanlar bu durumu poz olarak düşünmemeli. Bu bir seans. Gelin, damat ve benim bir arada olduğumuz bir durum.”



“Şeyleri çektim”

Her ne kadar kafasında yapacağı işle ilgili net bir şey yokken yola çıkmış olsa da çektiği yaratıcı ve farklı fotoğraflarıyla farklı olan farklı duran Kerim Belet’e soruyoruz, yapmak istediği bu muydu yoksa gelin damat ya da portre fotoğrafları sadece şartlar yüzünden mi oldu diye. “Ben fotoğraf çekmeye başladığım ilk günlerde insan çekerek başlamadım. Şeyleri çektim. Şey…Şey kelimesinin içerisine ne sığdırabilirseniz onlardı çektiklerim. Uzun süre insanları çekmekten korktum. Özellikle Avrupa ve Amerika ülkelerinde fotoğrafçılar da kendi içlerinde branşlara ayrılıyor. Moda fotoğrafçısı, reklam fotoğrafçısı, basın fotoğrafçısı gibi. Benim asıl gönlümde yatan, moda ve reklam fotoğrafları olmuştu. Tekrarlayacağım ama memleketin şartlarından, imkansızlıklardan dolayı olmadı.



“Basın fotoğrafçısı olamazdım”

Bunun yanı sıra ben asla basın fotoğrafçısı olmazdım mesela. Akademik olarak daha yakınmış gibi görünse de karakter özelliklerimden dolayı yapamam. Yani kaza ya da her hangi bir olay anında yerde yatan insanı görüntülemek yerine yardım etmeyi tercih ederim çünkü”  şeklinde yanıtlıyor bizleri.


Bazen imkansızlıklar, belirsizlikler ya da yaşam koşulları çizer hayatınızın yönünü. Varolan yetenekler şekillenir, yön verir size. Kerim Belet, belirsizlik olarak ifade ettiği yolculuğunun başında neler düşündü, nelerle savaştı bilinmez ama şimdi çektiği her karede iyi ki de hayat bu yolu O’na sunmuş diyoruz. Bir sonraki çekimlerde bizlerle ne paylaşacağını sabırsızlıkla bekleyerek.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ