20 Kasım 2017 Pazartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Baskılar, tur operatörlerini etkiliyor”
19 Şubat 2012 Pazar 11:38

“Baskılar, tur operatörlerini etkiliyor”

"2011 yılında 350’yi aşkın charter düzenlenmiş, artı 50 bin turist ülkeye getirilmiştir”

Yurdagül BEYOĞLU

Kıbrıs Türk Seyahat Acenteleri Birliği (KITSAB) başkanı Orhan Tolun, turizmdeki sorunları anlattı. Teşviklerin vaktinde ödenmemesi, turizmin devlet politikası olmaması, çevre konusundaki duyarsızlıklar, Rum engeli gibi konuların turizmin gelişmesine engel teşkil ettiğini ifade eden Tolun, internetten yapılan bilet ve rezervasyonun da acenteleri olumsuz etkilediğini kaydetti.



Soru: Yeniden KITSAB başkanı seçildiniz. O dönemden bu yana sorunlar arttı mı turizmde?
Dönem dönem farklı sıkıntılar ortaya çıkabilir. Zaten başkan olmadığım dönemde yönetim kurulunda olmamdan dolayı konulara hakimiyet ve iletişim konularında bir sıkıntı olmadı ama bu dönem içinde birliğimize bağlı üyelerin sıkıntıları arttı. Bu nedenle yönetimimizin daha fazla çaba harcaması gerekiyor.



“En büyük sıkıntı küçük oteller ve acentelerde”

Soru: Birliğinizin sıkıntıları neler?
Bugün üyelerimizin en önemli sıkıntısı havayolları şirketinin direkt tüketiciye satış yapma durumudur. Bu teknolojinin doğrultusunda gelişen, kaçınılmaz bir olgu. Buradaki en önemli konu havayolu şirketinin bize verdiği fiyatı internet üzerinden müşteriye vermesi. Şu an acentelerden bilet alan kişiler, internet kullanamayan kişiler. Aynı şekilde rezervasyonlar da internet üzerinden yapılmakta. Tüketicinin direk otelin web sayfasına girip rezervasyon yapma şansı var. Her iki olayda da sıkıntı acenteye verilen fiyatla tüketiciye verilen fiyatın aynı olması. Tüm oteller böyle yapmıyor ama ekseriyeti böyle. Acenteye verdiği fiyatı acente lehine tutsa sorun yaşanmaz. Bir başka sıkıntı ise casinoların direkt havayolu şirketlerinden bilet alarak tüketiciye ulaşmaları. Hafta sonları, casinosu olan otellerin büyük bir kısmını casino müşterilerine ayırmakta. Aynı şekilde otelini acente müşterisine ve münferit müşteriye hiç açmayan işletmelerde mevcut.



“Bu yıl sıkıntıları aşacağımızı düşünüyoruz”

Burada sıkıntıyı daha fazla küçük acenteler ve küçük oteller çekmekte. Şu an bizim KITSAB olarak yapmak istediğimiz birliğimize bir web portal hazırlayıp bu web portaldan tüm acentelerimize hizmet sunmak. Burada havayolu şirketleriyle anlaşıp daha ucuz bilet temin etmek ve acentelerimizi günümüzün rekabetine dayanıklı şekle dönüştürmek gerekmekte. Aynı şekilde otellerle de anlaşıp küçük acentelerin, büyük tur operatörleri gibi rezervasyon almalarını sağlamak niyetindeyiz. Bu konuda DAÜ ile temastayız. DAÜ bize güçlü bir web portalı hazırlıyor. Bu yıl içerisinde bu sıkıntıları aşacağımızı düşünüyoruz.



“KTHY’dan kalma alacaklar…”

Acentelerimizin bir diğer mağduriyeti de KTHY’nın batmasının ardından alacaklarımızı alamamamız. İlgili Bakanlıkların söz vermesine rağmen, hiçbir şey yapılamamıştır. Önümüzdeki ay içerisinde gerekli hukuki girişimlerde bulunacağız.



“Rum ve Yunanistan bizi rahatça engelleyebiliyor”

Soru: Ülke turizmindeki sıkıntılar neler?
Sıkıntıların başında Rum engeli geliyor. Bizim bu konuda fikir üretmemiz lazım. Bizde lobicilik çok zayıf. Rum ve Yunanistan lobicilikte çok ileri. Herhangi bir konuda bizi rahatça engelleyebiliyorlar, tehdit yoluna gidiyorlar. Örneğin tur operatörüne, “bizi pazarlayacaksan Kuzey’i pazarlayamazsın!” der. O olmazsa Ercan’ın kullanılmamasını talep eder, Larnaka’yla çalışılması şartını koyar. Biz bu engellemeler karşısında seyirci kalıyoruz. Ciddi önlemler alamıyoruz. Sıkıntılarımızı defalarca dile getirmemize rağmen sonuç aynı. İnternet sayfaları için de girişimleri oluyor. Örneğin www.booking.com sayfası vardı. Hollanda’da hazırlanan bu sayfada oteller pazarlanıyordu. Rumlar buraya da şikâyette bulundu ve sayfadaki tüm Kuzey Kıbrıs otelleri çıkarıldı. Bizim de bu konularda ciddi çalışmalar yapmamız gerekiyor.



“Turist teşvikinin %70’i Büyükelçilik’ten”

Bu konuda mutlaka girişimlerde bulunmamız lazım. TC-KKTC ekonomik işbirliği kapsamında TC-KKTC Turizm Bakanlıkları arasında yardımlaşma yapılacağı ve birbirimize destek olacağımız konusunda mutabakat vardır ancak bunlar askıda kalmakta. Bunu söylerken şunu da hatırlatmakta fayda var; ülkeye getirilen turistin yüzde 70’inin teşviki TC büyükelçiliği tarafından sağlanmaktadır.  Dolayısıyla turizmimize TC’nin katkısı büyük ancak TC Büyükelçiliği maddi anlamda katkı yapıyor ama politik anlamda zayıf kalıyor. İşin maddi tarafının tamam, lobicilik kısmının eksik olduğunu söyleyebiliriz.



“İngiltere’den beklediğimiz turist gelmedi çünkü…”

Soru: 2011 yılında beklenen sonucu aldınız mı?
Bakanlığımızın, TC Yardım Heyeti ve Otelciler Birliğiyle anlaşması sonucu başarılı bir yıl geçirdik. Beklediğimiz turisti ülkeye getirdik. 2011 yılında Türkiye’den yüzde 10, diğer ülkelerden yüzde 40’a yakın artış sağlandı. İstediğimiz sonuca ulaşamadığımız tek ülke İngiltere oldu.



Burada en önemli unsur geçtiğimiz iki üç yıl içerisinde İngiliz müşteriye yaratmış olduğumuz güvensizlik ortamı, KTHY’nın batması, tur operatörlerinin teşviklerinin geciktirilmesi ve İngiltere’de imaj reklamlarının yapılmış olmamasıdır. Aynı şey bu yılda yaşanacak ve İngiliz turistte istediğimiz sonuca ulaşamayacağız, çünkü hala imaj reklamını yapamadık. WMT’de (World Travel Market) tur operatörlerine çok güzel bir tanıtım yapıldı. Bu tanıtım 2011 yılında yapılacak reklamlarla ilgiliydi ama bütçe yetersizliği dolayısıyla bu reklamlara hala daha başlatılamadı.



Soru: Turizm bu ülkenin lokomotif sektörü. Dolayısıyla bütçe artırılamaz mı?
Zaten turizmin gelişmesini engelleyen en önemli faktör turizm fonu bütçesinin yetersiz oluşu ve fon bütçesine konması gereken tutarın fon bütçesi yerine cari bütçeye aktarılmasıdır. Fon bütçesi yasasına göre fonun gelirleri, kumarhanelerin imtiyaz hakları, yolcu biletlerine konulan vergi, tüketilen petrole konulan vergi fona aktarılmalıdır.




“3 milyon TL ile hangi turizmi yapacaksınız?”

Fon geliri mevcut koşullarda 45 ila 50 milyon TL arasında olması gerekirken kumarhane imtiyaz haklarından gelen miktar tamamen yasal olmayan bir şekilde cari bütçeye aktarılmaktadır. Geriye kalan miktarında üçte biri yine fona aktarılması gereken yerde cari bütçeye aktarılmaktadır. 2011 yılında fon bütçesi miktarı 13 milyon TL’dir. Bunun 6 buçuk milyonu teşvike gider. Geriye kalan miktarın yarıdan fazlası 2010 yılından kalan ve ödenmeyen kısmı içerir. Bu durumda 3 milyon TL ile hangi turizmi yapacaksınız? Tabi ki reklam yapılamıyor. Fuarlarda stantlar istenildiği gibi hazırlanamıyor. Kısacası fon bütçesi anlamını yitirmeye doğru gitmektedir.




“En önemli sektör turizm”

Hâlbuki herkesçe kabul edilmektedir ki, bizim ekonomimizin sürdürebilir olmasında en önemli sektör turizm. Bu ülkenin kalkınmasının tek umudu turizmdir. Buna rağmen siyasilerin bütün konuşmaları lafta kalmakta ve bu konuda söyledikleri tüm sözler inandırıcılığını yitirmektedir. Siyasiler ülkenin kurtuluşu yerine, “günü nasıl geçirebiliriz”, “cari açıkları nasıl kapatabiliriz” düşüncesindedirler. Söylediğim gibi ülkeye gelen teşvikin yüzde 70’i zaten TC Yardım Heyeti tarafından karşılanıyor. Yüzde 30’uda cari bütçeden. Burada, cari bütçede yapılan teşvik vaktinde verilmediği için anlamını yitiriyor. Gününde verilmeyen teşviki tur operatörü pakete yansıtamıyor. 2011 yılında full charterlere verilen teşvik tamamen TC Yardım Heyetine aktarılmıştır. Buda bizi sevindiren bir husus olmuştur. Çünkü TC Yardım Heyeti teşvikleri gününde ödemektedir.




“Tur operatörleri elini taşın altına koydu”

Turizmimizde en büyük çabayı ve riski alan, tur operatörlüğüne soyunup, elini taşın altına koyan acentelerimizdir. Rum baskısı, ambargolar ve tur operatörlerine vaktinde ödenmeyen teşvikler nedeniyle yabancı tur operatörleri Kuzey Kıbrıs’ı pazarlamaktan çekinir hale gelmişlerdir. Bu nedenle turizmimiz 2010 yılına kadar istenilen düzeye gelememiştir. Dibe vuran turizmi, TC Yardım Heyeti, Turizm Bakanlığı ve KITSAB arasında yapılan yeni teşvik protokolleri sonucu risk alan tur operatörlerimiz turizmin yeniden canlanmasını sağlamıştır.




“Teşviklerin en verimli şekilde kullanıldığı sektör turizmdir”

Bu sayede 2011 yılında 350’yi aşkın charter düzenlenmiş, artı 50 bin turist ülkeye getirilmiştir. 2012 yılında bu sayının yüzde 50’nin üzerinde bir artış sağlanacağına inanıyorum. Bu da şunu göstermektedir ki, ülkede gerek devlet tarafından, gerekse TC kanalıyla verilen teşviklerin en verimli şekilde kullanıldığı sektör turizmdir.


Turizm sayesinde ülkemize 400 milyon doların üzerinde bir gelir sağlanmaktadır. İhracattan sağlanan toplam gelir ise sadece 50 milyon dolardır.



“Turizm Bakanı ile uyum içinde çalışıyoruz”

Turizm Bakanı Ünal Bey’le uyum içinde çalışmaktayız ancak mevcut kısıtlı bütçeyle Bakanlığında eli bir yerde bağlı kalmakta. İlgilileri turizmin devlet politikası olması yönündeki kararlarını hayata geçirmeye davet ediyoruz. Öyle oldu takdirde turizmde çok daha iyi sonuçlar elde edilir. Yeter ki turizmde olumlu kararlar alınsın, acentelerin önü açılsın.



“Küçük oteller iyileştirilmeli”

2011 yılında charterlerle getirilen yolcuların büyük bir bölümü 2, 3 ve 4 yıldızlı otellerde konaklamıştır ki bu otellerimizin mutlaka iyileştirilmesi için otelcilerce harcanacak çabanın devletçe desteklenmesi gerek.


 
Soru: Hedeflediğiniz yeni pazarlar var mı?
Acentelerimiz yeni pazar arayışlarını sürdürüyor. Şu an 2012’de öngördüğümüz mevcut pazarlara ilaveten yine Avrupa ülkelerinden sürdürebilir bir turizm pazarı oluşturabilecek ülkeleri hedefliyoruz. Bunların yanında İran devam ettirilecek. Bizim için en büyük sıkıntılardan biride çevre kirliliğidir. Bilinçsizce alınan kararlar çevreyi kirletmekte, turizmi olumsuz etkilemektedir. Başka ülkelerde kamu kuruluşları, çevreyi koruyan kollayan uygulamalarla vatandaşı zorlarken bizde çevreyle ilgili konularda çevreciler ve sivil toplum örgütleri hassasiyet göstermekteler.



“Başka ülkelerde devlet çevreyi korur, bizde ise…”

Ülkemizin ihtiyacı olmayan petrol arıtma tesisi buna en güzel örnektir. İhtiyacımız olmayan bu petrol ülkemize getirilecek, atıkları çevreye ve sularımıza büyük zarar verecek olmasına rağmen siyasiler ve Büyükkonuk Belediyesi çevremize verecekleri zararı görmezden gelmektedirler. Dağlarımız oyulmakta, oradaki taşlar Rum kesimine dahi satılmaktadır. En son aldığım haber başka ülkelerin çöplerinin buraya getirileceği yönündedir. Burada da gerekçe, Güngör çöp işleme fabrikasının kapasitesinin büyük, KKTC’de çöplerin az olduğu. Halbuki ülkeye getirilen çöpler içerisindeki zararlı maddelerin insan sağlığına ve çevreye yaratacağı sonuç hiç düşünülmüyor.



“Rehber sıkıntısı var”

2011 yılında ciddi rehber sıkıntısı yaşanmıştır. Sadece rehberlik kurslarıyla bu eksiğin giderilmesi mümkün değildir. Rehber yetiştirmek amacıyla turizmle ilgili sivil toplum örgütleri ve Bakanlıkça çaba harcanması gerek. Diğer önemli konuda acente ve otellerimizin ihtiyaç duyduğu ara eleman. Ara eleman yetiştirilmesinde yıllardır çaba harcanır gibi gösterilse de ciddi olarak bir eğitim gerçekleştirilememiştir. Bu da kendi insanımızın otellerimizde çalışmasına engel teşkil etmektedir. Bugün birçok işyeri gibi, otellerimize de yabancı personel istihdam edilmektedir. Özellikle ülkemize gelen turistler bu ülkenin insanını görmek ister.

 

“Zamlar turizmi olumsuz etkiliyor”

Ülkemizde sık sık yapılan elektrik ve benzin zamları da turizmi olumsuz etkilemektedir. Çünkü ülkenin pazarlaması bir yıl önceden yapılmakta ve fiyatlar bir yıl önceden verilmektedir. Dolayısıyla acenteler zamlardan olumsuz etkilenmektedir. Havaalanının yap, işlet, devret modeliyle yeniden yapılandırılması konusunda bizlere hiçbir şeyin sorulmaması bizi rahatsız eden konulardan biridir. Turizm fonu gelirlerinin bir kısmının havaalanı işletmeciliğine gideceği yönündeki kuşkular bizi rahatsız ediyor. Bunun yanında, Girne Limanı’nın Ulaştırma Bakanlığından alınarak Turizm Bakanlığına devredilmesi olumlu bir gelişmedir. Kıbrıs’ın bir numaralı lokasyonu Girne limanıdır. Bu liman şimdiki haliyle içler acısıdır. Gerek görüntü, gerek hizmet açısından çok gerilerde kalmıştır. Girne Eski Liman Koruma Derneği’nin bu konudaki çabalarını da takdirle karşıladığımı söylemeliyim.



“Küçük araçlarla transfer yapmamıza polis engeli”

Acentelerin küçük araçlarla havaalanından transfer yapması uygulaması sürekli olarak İçişleri Bakanlığı ve polis tarafından engellenmektedir. Araçlarımız polis tarafından durdurulmakta, ceza kesilmekte, turistler araçtan indirilmektedir. Büyük araçlarımız Rumlarca engellendiğinden Rum kesimine küçük araçlarla transfer yapıyoruz. Burada da küçük araçları polis engelliyor.



“Tuvaletler pis”

Bize gelen bir başka şikayette sınır kapılarındaki tuvaletlerin pisliği. Bazı tuvaletler girilemeyecek kadar pis. Mağusa sınır kapısında belediyece yapılan tuvaleti de sadece görevliler kullanıyor.
Sonuç olarak turizmde başarıya ulaşmanın yolu turizmin devlet politikasına dönüştürülmesinde yatıyor. Bunun içinde bir an önce turizm örgütünün oluşturulması ve tüm sorunların burada ele açınması şart.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ