22 Kasım 2017 Çarşamba
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“AKSA’ya ihtiyaç kalmayacak…”
18 Şubat 2012 Cumartesi 11:53

“AKSA’ya ihtiyaç kalmayacak…”

Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun, Haberdar Gazetesi’ne konuştu:

Can Sarvan

[email protected]

 

“KIB-TEK nasıl özerkleştirilmeli?” adlı dosyamız kapsamında bu hafta KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun’la görüştük.

 

Hükümet olarak KIB-TEK’in tahsilât bölümünün bir ya da birkaç firmaya hizmet alımı yoluyla devredilmesini düşündüklerini açıklayan Sunat Atun; Türkiye’den 2015’de kabloyla gelecek elektriğe ikinci bir kabloyla daha bağlantı yapılırsa, AKSA’dan 2024’ten sonra elektrik alımına gerek kalmayabileceğini ancak bu kararı o dönemin iktidarının vereceğini belirtiyor.

 

Basındaki iddialara karşın usulsüz elektrik borcu silmediklerini ifade eden Ekonomi ve Enerji Bakanı, bir otellin elektrik faturaları ile ilgili ihtilafın Sayıştay’dan gelen rapora göre tekrar değerlendirildiğini ve elektrik faturalarında otelin kalıcı elektrik kullandığı dönemler dikkate alınarak, bir düşüş gerçekleştirildiğini aktarıyor.

 

Bakan Atun belediyelerin elektrik borcu faizlerinin % 70 oranında silinmesinin tüketiciye zam olarak yansıtılmayacağı sözünü de veriyor.

 

 

“Usulsüz borç silmedik”

Meclis’ten geçen son yasayla birlikte belediyelerin elektrik borcu faizlerinin silinmesi tepki çekti. Usulsüz borç silindiği de iddia ediliyor…

Sunat Atun:Usulsüz borç silme diye bir konu kesinlikle yok. Bir otelle ilgili olarak da şöyle bir şey söz konusu: Otelin, otel inşaatının bittikten sonra elektriğinin kalıcı elektriğe çevrilmesi yönünde bir müracaatı vardı. Ve bu müracaatın yapıldığı tarihten itibaren o dönemlerin kalıcı elektrikten hesaplanarak, ona göre faturalandırılması gerektiği yönünde otelin bir talebi olmuştu. Otelin farklı bölgelerindeki sayaçların okunması da farklı dönemlerde yapılmış. Ortaya bir ihtilaf çıktı. Bu ihtilafı KIB-TEK’in elektrik mühendisleri inceleyerek, sonuçlandırmaya çalıştılar. Ve ortaya farklı rakamlar çıktı. KIB-TEK’in müdürü, müdür muavini ve 7 tane Yönetim Kurulu üyesi var ve icraat olarak onlara müdahale edecek bir yönetim yapısına sahip değiliz. Konu bilgimize geldiğinde Sayıştaylıktan yapılan hesaplar konusunda görüş alınması gerektiğini ifade ettim ve Elektrik Kurumu Sayıştaylığa başvurdu. Sayıştaylıktan çıkan rapor doğrultusunda gereken düzenlemeler yapıldı. Yani orada bir borç silme olayı yok. Hangi tarihte yüksek tarifeden geçici elektrik; hangi tarihlerde, daha düşük olan tarifeden, kalıcı elektrik kullandıklarına göre faturalar güncellendi.

 

 

Belediyelerin elektrik borcu faizleri % 70 oranında silindi…

Sunat Atun:2009’da, o dönemin hükümeti ocak ya da mart ayında alınan bir Bakanlar Kurulu kararıyla belediyelerin elektrik borçlarının tamamını silme yoluna gitti. Ama bunun meşru olabilmesi için yasasının yapılması gerekirdi. Biz hükümete geldiğimiz dönemde belediyeler borçlarının olmadığını addediyor ve elektrik borçlarını ödemiyorlardı. Belediyelerin anapara borçlarına bir af getirmedik. Sadece borç faizlerinde % 70 oranında bir düşüş getirdik ve ödeme için 36 ay vade yaptık. Aralık ayından itibaren belediyelerin çok büyük bir bölümü peşinatlarını ödeyerek, sisteme girdiler. Güncel borçlarını da ödemeye başladılar. Şu anda eski borçların yanı sıra güncel borçları da tahsil eder hale geldik.

 

 

“Tüketiciye elektrik zammı yok”

Bu faizlerin silinmesiyle birlikte tahsilatta ortaya çıkan açığın yeni vergi ya da elektrik ücretlerinin artırılması yoluyla yurttaşın cebinden kapatılacağı iddialarına yanıtınız ne olur? Yurttaşların elektrik borcu faizleri de silinmiyor…

Sunat Atun: Biz bu şekilde Elektrik Kurumu’nu belediyelerden tahsilat yapar hale getirdik. Buna bağlı olarak tüketiciler herhangi bir zam beklememeliler…

 

Başka bir şeye bağlı olarak mı zam beklemeliler? Elektrik fiyatlarındaki artışların altındaki neden bazen anlaşılmıyor zaten…

Sunat Atun:Gerek bakanlık gerek Elektrik Kurumu olarak fiyat artışlarının nedenlerini şeffaf olarak açıklıyoruz. Ama bazıları nedenini duymak istemiyorsa yapılacak çok bir şey yok. Elektrik üretiminde kilovat saat başına düşen maliyetinin % 67’si akaryakıt gideridir. Fuel oil de bizim yurtdışında temin ettiğimiz, ithal ettiğimiz bir madde. Dolayısıyla tamamıyla yurtdışından gelen fuel oil fiyatlarına bağlıyız. Fuel oil fiyatları sabit değil. Biz hükümete geldiğimizde fuel oilin tonu 350 Dolar’dı. Bugün itibarıyla tonu 660 Dolar’dır. Tam iki katını bulmasına 40 Dolar’lık bir fark kaldı. Biz göreve geldiğimizde elektrik maliyeti 29-30 Kuruş civarındaydı. Dolara göre değişiyordu. Şu anda bizim maliyetimiz 56 kuruştur. Akaryakıt maliyetinde çok astronomik bir artış olmadığı takdirde elektrik fiyatları değişmez.

 

 

“AKSA’ya alım garantisi verilmesi zorunluydu”

Sayıştay’ın KIB-TEK’le ilgili son raporunda, AKSA ile alım garantisini kapsayan 2010-2024 yılları için yapılan hesaplamalara göre, AKSA’dan elektrik alımın yersiz yere 1.085.663.651.- Dolar gibi inanılmaz bir maddi külfete neden oluyor. Raporda AKSA’ya ihtiyaç fazlası ödemeler yapılmayacak olsa 26 santral daha alınabileceği belirtiliyor…  

 

Sunat Atun: Bu rakamlar Elektrik Kurumu’nun kendi bütçesinden karşılanıyor. Elektrik satışıyla ödenecek rakamlardır bunlar. Sayıştay raporunu baştan sona okumuş değilim henüz. Elime geleli zaten 2-3 gün oldu. Ancak enerji en yaşamsal unsurdur. Biz bu tabloyu salt aritmetik yönden değerlendirecek olursak, tek boyutlu değerlendirmiş oluruz. Elektrik Kurumu bugün bankalara, AKSA’ya, akaryakıt sağlayıcılarına vs. toplam 285 milyon TL borcu olan bir kurum. 285 milyon TL borcu olan bir kurum hangi ödenme kabiliyetiyle şu anda bizi bekleyen enerji artışına yönelik yatırım yapabilir önce bunun düşünülmesi lazım. Üretim maliyetiniz 56 Kuruş, satış fiyatınız 38 Kuruş iken Elektrik Kurumu’nun tüm borçlarını tahsil etse dahi karda olması söz konusu olamaz. Sayıştay’ın raporuna geri dönersek, bizim Kuzey Kıbrıs’ta hazır 300 megawatlık kurulu bir gücümüz var. Bizim bu yıl için tüketimimizin en yüksek olduğu nokta, 282 megawat. Yıllık % 5 oranında da bir talep artışımız var. Bu artışla beraber olağanüstü bir riskle karşı karşıyasınız demektir. Kalecik ve Teknecik’te bulunan santraller 17,5 megawat büyüklüğünde. Bir tanesi arıza yapacak olursa bu yaz; bu, elektrik kesintileri başlayacak manasına gelir. Uluslararası normlara bakarsak, örneğin Türkiye Cumhuriyeti’nin yıllık tüketimi 250 milyar kilowat/saattir. Hazır gücü 500 milyar kilowat/saattir. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti tükettiğinin iki katı hazır güç bulunduruyor. Bizim yıllık tüketimimiz 2012 yılı için 295 megawat olacaksa, bizim en az 350-400 megawatlık hazır güce ihtiyacımız var. Türkiye’nin % 100 artıda hazır gücü varken bizim ancak % 30’u kadar hazır gücümüz var. Bu % 30’luk ek marjın, hazırda bekleteceğiniz “arz güvenliği” olarak tabir ettiğimiz gücün bir maliyeti vardır. Bunun maliyetini karşılamak da ulusun güvenliğinden sorumlu devletin görevidir. Devletin arz güvenliğini kendi kaynakları ile sağlayamaması söz konusu ise hizmet alımı yapmanız gerekiyor. Sayıştay hazırladığı raporda olaya mali gözle bakmak zorunda. Sayıştaylık Elektrik Kurumu’nun enerji politikası hazırlaması gerektiğine işaret ediyor. Tabii enerji politikalarını hazırlamak Elektrik Kurumu’nun değil, Enerji Bakanlığı’nın görevidir. Yeni santraller kurulmasına ihtiyaç var doğru ama bizim 2015 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne elektrik kabloları ile bağlanma programımız var. Türkiye 500 milyar kilowat/saatlik dev bir üretim ölçeğine sahip. Bizim kablo bağlantımız 80 kilometre olacak. Dünyada uygulanmış, İskandinav ülkeleri arasında 420 kilometrelik bağlantı var. Bizim yıllık tüketimimiz 1 milyar 254 milyon kilowat/saat. Türkiye’nin yıllık tüketimi 250 milyar, kurulu gücü ise 500 milyar kilowat/saat. Bu da ölçek ekonomisinden dolayı Türkiye’de elektrik üretimi maliyetinin, kilowat saati 19 Kuruş gibi, bize göre oldukça düşük bir maliyeti var.

 

 

AKSA’yla anlaşma  2024’e kadar uzatıldı…

 Sunat Atun:AKSA’dan ilk 2001’de elektrik alınmaya başlanmış. 2009’da Cumhuriyetçi Türk Partisi-ÖRP hükümeti döneminde alım garantisi arttırılmış ve ödenen kira bedeline de zam yapılmış. O dönemde yapılan sözleşme 2024’e kadar bir süreyi kapsıyor ve protokolde belirli dönemlerde artış yapılması da öngörülüyor. Hiç kimse bu kadar büyük bir tesisi alım garantisi olmadan kurmayacağı için alım garantisi vermek zorundasınız. İster AKSA ya da başka bir şey şirket olsun alım garantisi vermek zorundayız.

 

 

Türkiye’den gelecek elektriğe de keza alım garantisi verilmesi gerekecek…

Sunat Atun:Evet, tabii ki alım garantisi vermek zorundayız.

 

Türkiye’den çok daha ucuza mal edilen elektrik adaya getirildiğinde ne KIB-TEK’in ne de AKSA’nın önemli bir işlevi kalmayacak diyebilir miyiz?

Sunat Atun: Büyük santrallerimiz olduğu için KIB-TEK de AKSA da kalacak. Ancak kabloyla gelecek enerjinin kapasitesi 150 ya da 200 megawat büyüklüğünde. KIB-TEK’in üretim kapasitesi şu anda 197 megawat/saattir. Bu tablo içerisinde, bizim sürekli artan elektrik tüketimimizi de hesaba katacak şekilde yeni bir planlama yapmamız gerekir. Bu da üretimde artık devletin yatırım yapmasının söz konusu olmayacağıdır.

 

 

“TC’den gelecek elektrikle AKSA’ya ihtiyaç kalmayabilir”

2024’ten sonra AKSA ile anlaşmanın yenilenmesine gerek olmayacak mı?

Sunat Atun: O zaman geldiğinde oturulur ve konuşulur. Ama Türkiye’den ikinci bir kablo ile elektrik getirilir ve o tesisler sökülür. Bunlar o dönemin idaresinin vereceği bir karardır. 2024’e kadar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin altına imzasını attığı bir anlaşma var ve 2024’ten önce bu anlaşmanın bozulması mümkün değil.

 

Yeni yatırım yapılmayacaksa KIB-TEK’in zamanla atıl bir kurum haline geleceğini mi düşünmeliyiz?

Sunat Atun:Hayır. Sadece KIB-TEK’in genel üretimdeki payı azalacaktır diyebiliriz.

 

 

“KIB-TEK’in tahsilatı için özel hizmet alımı düşünüyoruz”

KIB-TEK’in tahsilat bölümünün özelleştirilmesi yönünde öneriler var. Sizin bu konudaki düşüncelerinizi alabilir miyim?

Sunat Atun:Tahsilat konusu dünyadaki bütün elektrik kurumlarının en büyük sorunudur. Tahsilatın özel sektörden hizmet alımı yoluyla yapılması Elektrik Kurumu için son derece önemli bir gelişme olacak. Bizim düşündüğümüz sistem şu: Bir ya da birkaç firmaya ihaleyle tahsilatın devredilmesi. Bu özelleştirme değil, dışardan hizmet alımıdır. 140 bin tüketicimiz var. 140 bin tüketiciden tek tek tahsilat yapmak hem Elektrik Kurumu için büyük bir külfettir hem önemli bir efor sarfiyatıdır. Bir ya da birkaç tane firma bu tahsilatı yaptığında 140 bin tüketicinin aylık ödemesi neyse o firma ya da firmalar bunu Elektrik Kurumu’na öder ve 140 bin tüketiciden bunu nasıl tahsil edeceği onların sorumluluğu altındadır.

 

 

Hizmet alımı yapılan firmalar da devlet kuruluşlarının ve belediyelerin elektriğini keserek, tahsilatı yapar, öyle mi?

Sunat Atun:Evet. İster devlet kuruluşu ister belediye ister otel ister Enerji Bakanlığı isterse de Başbakanlık olsun herkesin elektriğini keser. Ödemeyenin elektriğini keser.

 

 

Devletin böyle bir riski alacağını ve hizmet alımı ihalesinde herhangi bir usulsüzlük yapılmayacağını mı düşünüyorsunuz?

Sunat Atun:Herhangi bir usulsüzlük olmayacağını düşünüyorum, evet. Çünkü şirket tahsilatını yapsın ya da yapmasın karşılığını KIB-TEK’e ödemek zorunda olacak. Karşılığını ödedikten sonra ister tahsil etsin ister tahsil etmesin. Belediyelerin, kamu kuruluşlarının ödeme yapmama alışkanlığı on yılların getirdiği bir alışkanlık. O nedenle en etkin şekilde tahsilatın yapılması zorunludur.

 

 

Özel hizmet alımı konusunda uzlaşma sağlanırsa, ne zaman tahsilat için hizmet alımı yapılmaya başlanacak?

Sunat Atun:Mümkün olan en kısa zamanda bunun yapılması lazım. Zaten teknik çalışmalar da başladı.

 

 

“7 uzman Kıbrıslı Türk’ün yönetimde görevlendirilmesi”

KIB-TEK’in idari olarak özerkleştirilmesinde, kurumun siyasetten arındırılabilmesi için alanında uzman 7 Kıbrıslı Türk’ün yurt dışından getirilerek, KIB-TEK yönetiminde görevlendirilmesi ve tersine beyin göçü başlatmak şeklindeki öneri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sunat Atun:Esasında öneriniz orijinal bir öneri. Önemli olan yurt dışında kariyer yapmış bu kişilerin buraya gelmelerini sağlayacak motivasyonu meydana getirmek. Ücret politikası ve iş garantisi üzerinde neler yapılabilir bunları belirlemek lazım. Yurt dışındaki insanlarımızı buraya getirmenin bize çok farklı avantajları var. Tersine beyin göçü başlatmak sosyal yönden çok önemli. Ülkenin yetişmiş değerlerini topluma kazandırmak da önemli. Bunlar kadar önemli olan bir diğer konu da farklı ölçeklerde yurtdışı tecrübesi olan insanlarımızı ülkeye getirerek, o tecrübeden istifade edebilmektir. Zaten bizim Türkiye Cumhuriyeti ile müşterek yürüttüğümüz programların temelinde bu düşünce vardır. Türkiye Cumhuriyeti her türlü ihtiyacımızı her zaman karşılıyor. Ama şu da önemli: Mesela hibe programında da Çukurova Kalkınma Ajansı ile program ortaklığı yapmayı biz talep ettik. Çünkü olağanüstü bir tecrübe var orada. Amerika’yı baştan keşfetmektense yurt dışından bir program ortağı getirmek, Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti’ndeki insanları şifahen tanımayan, dolayısıyla karar verme süreçlerinde o psikolojik baskının altında kalmayacak insanları değerlendirme süreçlerinde görevlendirmek programda son derece önemli bir başarı sağladı. Dolayısıyla, KIB-TEK yönetiminde de yurtdışından 7 Kıbrıslı Türk’e böyle bir görevlendirilme verilebilir. Tüm önerileri kamuoyu ile tartışarak, değerlendireceğiz.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ