20 Kasım 2017 Pazartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Adanadan seslendi
30 Nisan 2011 Cumartesi 16:31

Adana'dan seslendi

Cumhurbaşkanı Eroğlu: 'Tanınsa da tanınmasa da KKTC bir devlettir'

TAK - Yılmaz YAKAR

 

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Kıbrıs’ta iki ayrı halk, iki devlet ve iki demokratik yapı bulunduğunu ifade ederek, “ Bir anlaşma olacaksa bu gerçek göz ardı edilmeyecektir, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamı değil yeni ortaklık olacaktır” dedi.


Kıbrıs’ta kuzeyde halkı, demokratik kurum ve kuruluşlarıyla bir devlet bulunduğunu kaydeden Eroğlu, bir anlaşma ararken 1960 sonrası yaşananları dikkate alacaklarını ve bugün var olan gerçekleri göz ardı etmeyeceklerini ifade etti.


Eroğlu, “İki bölgeli, iki toplumlu, eşit statüde, sınırları belli iki egemen kurucu devlet. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti egemen bir devlet olacak, kendi polisi olacak, kendi sınırları olacak. Dolayısıyla ortaklık bu iki kurucu devletin vereceği yetkilerle kurulacak bir federal cumhuriyet olacak eğer olacaksa; olmayacaksa açıkta değiliz” dedi.


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Adana’da, Türk Amerikan İşadamları Derneği Çukurova Şubesi ile Çukurova Genç İşadamları Derneği’nin “Türkiye Geleceğini Konuşuyor” konulu konferanslar dizisine konuk olarak “Kıbrıs’ın Dünü, Bugünü, Yarını” konulu bir konuşma yaptı.


Önceki akşam Seyhan Otel’de gerçekleşen konferansta Çukurovalı işadamlarına hitap eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, Kıbrıs sorununun tarihsel sürecini ve gelinen aşamayı anlattı.


Rum tarafının Kıbrıs Türkü’nün ambargolar altında erimesini bekleyerek zamana oynadığını ama Kıbrıs Türkü’nün erimediğini söyleyen Eroğlu, şimdi de “Nasıl olursa olsun bir anlaşma olsun noktasına gelir mi? Beklentisi içinde olduğunu söyledi.


Eroğlu, Kıbrıs Türk halkının en zor günlerini direnerek geçirdiğini, şimdiki günlerin geçmişe göre zor günler olmadığını belirtti.



 

“Kıbrıs Türkü müzakerelerden yoruldu”
 

Kıbrıs Türkü’nün artık müzakerelerden yorulduğunu, Rum tarafının zamana oynadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Eroğlu, Kıbrıs Türk halkının ambargolar altında bir anlaşmaya mahkûm edilmeye çalışıldığını belirtti.


Eğer Kıbrıs’ta bir anlaşma isteniyorsa AB’nin ambargoları kaldırması, ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nin KKTC Devleti ilan edildiği zaman almış olduğu kararı gözden geçireceğini Rum’un kulağına fısıldaması gerektiğini kaydeden Eroğlu, aksi takdirde Rum tarafının bir anlaşma noktasına gelmesinin kolay olmayacağını kaydetti.

 



“Kıbrıs’ta Türkün sorunu 1878’de başladı”
 

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Kıbrıs’ta Türk’ün sorununun 1878’de adanın İngilizlere kiralanmasıyla başladığına işaret ederek, üç neslin çözümsüzlüğün stresini ve ambargolar altında yaşamanın sıkıntısını paylaştığını ifade etti.


1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ömrünün 3 yıl olduğunu hatırlatan Eroğlu, “Çözümün, bulacağımız anlaşmanın, geçmişte yaşananlardan ve bugün var olan gerçeklerden hareket ederek kurulması gerekir” dedi
 

Eroğlu, Avrupa Birliği’nin Annan Planı referandumunun ardından Türk tarafının “evet” demesi nedeniyle ambargoları kaldırma kararı almasına rağmen bugün insanlık ayıbı ambargoların hala daha devam ettiğini kaydetti.

 

 

Müzakereler
 

Cumhurbaşkanlığı görevine geldikten sonra daha önce hiç görüşülmeyen mülkiyet konusuyla müzakerelere başladığını belirten Eroğlu, mülkiyet konusunda takas, tazminat ve iade formülünün kabul edilmesine rağmen Rum tarafının “mal sahibi ilk söz sahibi” şartını ortaya koyduğunu kaydetti.


Eroğlu Rum tarafının bu şartıyla iki bölgeli, iki toplumlu siyasal eşitliğe dayalı bir anlaşma olmayacağını, BM parametrelerine de aykırı olduğunu ifade etti.
 

Eroğlu, toprak konusunda ise mümkün olduğunca az insanın yerinden olacağı bir formülü üretmek amacında olduğunu ifade etti.
 

Türk tarafının Cenevre’de sunduğu pratik planı Rum tarafının reddettiğini, şimdi de seçim havasına girildiğini belirten Eroğlu, Genel Sekreter’in müzakerelerde fazla ilerleme olmadığını gördüğü için tarafları Haziran ayında New York’a davet edeceği, müzakerelerin seyri hakkında kendisinin de görüşlerini ortaya koyarak ne olacağı konusunda karar verme aşamasına gelebileceğini bildirdiğini söyledi

 

 

“Türkiye’den gelenler…”
 

Hristofyas’ın müzakere masasında “Türkiye’den gelenler geri dönecek” ısrarında olduğunu belirten Eroğlu, şöyle konuştu:


“Benim söylediğim şudur: Ben şu anda devletim, benim bir hükümetim vardır ve şu anda icraatlar yapmaktadır. Bir anlaşma oluncaya kadar icraat yapmaya devam edecek, bir anlaşma oluncaya kadar da vermiş olduğu vatandaşlıklar da geçerli olacak.
 

Bunu dediğim zaman Hristofyas devlet olduğumuza inanmıyor. BM beni tanımayabilir. Halkım var, toprağım var, demokratik kurum kuruluşlarım var demek ki ben bir devlette olan her şeye sahibim. Tanısan da tanımasan da KKTC bir devlettir ve vatandaşlık verme hakkı vardır. Türkiye’den gelenler geri dönecektir gibi konuşmaları yapmasanız daha iyi anlaşırız gibi konuşuyoruz.”
 

Kıbrıs Türkü ile Türkiye Türkü arasında fark olmadığını söyleyen Eroğlu, Hristofyas’ın içindeki Türkiye öfkesini Türkiye’den gelip vatandaş olanlar üzerinden patlatmak istediğini, buna fırsat vermediği için de kendisini uzlaşmazlıkla damgalamaya çalıştığını kaydetti.

 

 

Mitingler...
 

1976 yılından beridir kesintisiz siyasetin içinde olduğunu kaydeden Eroğlu, içinden çıktığı UBP’nin Türkiye’yi anavatan bildiğini, Türkiye ile ilişkileri en sıcak noktayı taşıma ana prensibi içerisinde hareket ettiğini belirtti.


Eroğlu, milletvekili ve Başbakan olduğu dönemlerde de bütün amacının Türkiye ile ilişkileri en sıcak noktaya taşımak olduğunu söyledi.
 

Son zamanlarda KKTC’deki mitinglerde hoş olmayan pankartlar açıldığını, söz konusu pankartlara Türkiye’den tepkiler olduğunu hatırlatan Eroğlu, iki ülke arasında bir soğuk savaş varmış gibi hava yaratılmaya çalışıldığını kaydetti.
 

Pankartları açanların marjinal guruplar olduklarını ve siyasette de pek fazla yerleri olmadığını belirten Eroğlu, Kıbrıs Türkü’nün yüzde doksan dokuz buçuğunun Türkiye’yi anavatan bildiğini, Anavatanla işbirliğinin geliştirilmesinden yana olduğunu ve Türkiye’nin garantörlüğünün sonsuza dek sürmesinden yana olduğunu belirtti.
 

Bazı haberlerin büyütüldüğünü; bunlara itibar edilmemesi gerektiğini söyleyen Eroğlu, Kıbrıs Türk halkının bugünlere nasıl ve kiminle geldiğini çok iyi bildiğini ve Türkiye’ye, Türk Silahlı Kuvvetlerine minnettar olduğunu kaydetti
 

Eroğlu, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin devamının KKTC’nin kırmızı çizgilerinden biri olduğunu ifade etti.
 

 


“KKTC kambur mu?”
 

“KKTC Türkiye hükümetlerinin kamburudur” şeklindeki sözlerin Kıbrıs Türk halkını rencide ettiğini vurgulayan Eroğlu, Kıbrıs’ta Osmanlı’nın ayrılışından beridir Türklük mücadelesi verilmekte olduğunu, Kıbrıs Türk halkının Türklük mührünün bozulmaması için her cefayı çektiğini ifade etti.
Kıbrıs’ın 1957 yılında Türkiye’nin milli davası haline geldiğini kaydeden Eroğlu, “Zaten siz biz diye bir şey yok hepimizin mili davasıdır” dedi.



 

“Bedeli ödenmiş bir devletimiz var”
 

Kıbrıs’ta yaşayan bütün Türkler’in Türkiye’den gittiğini söyleyen Eroğlu, “Dolayısıyla ne Türkiye’nin kamburudur, ne Türkiye’nin baş belasıdır. Türkiye bugün Kıbrıs’taki oluşumun bedelini Barış Harekatı’nda verdiği şehitlerle ödemiştir. Biz yıllarca vermiş olduğumuz mücadelede verdiğimiz şehitlerle devletimizin bedelini ödedik. Bedeli denmiş bir devletimiz vardır” dedi.



 

KKTC’nin Türkiye için önemi…
 

Cumhurbaşkanı Eroğlu, bir soruya ilişkin verdiği yanıtta ise, KKTC’nin Türkiye’ye uzaklığının 70 kilometre olduğuna dikkat çekerek, Kıbrıs’ın Türkiye’nin güvenliği açısından son derece önemli olduğunu kaydetti.


Bölgede münhasır ekonomik bölgeler oluşturma gayretleri olduğuna işaret eden Eroğlu, bunun da Kıbrıs’ın önemini artırdığını Türkiye ve KKTC’nin Kıbrıs üzerinde hakları bulunduğunu, Kıbrıs’ın Türkiye’nin vazgeçebileceği bir yer olmadığını ifade etti.

 

 

“KKTC’nin en önemli sorunu ekonomidir”
 

KKTC’nin bugün en önemli sorununun ekonomi olduğunu belirten Eroğlu, Türkiye’den müteşebbislerin gelmesinin ekonomiye büyük katkısı olacağını ifade etti.

 



Gökten: Sıkıntıları bizim sıkıntımızdır
 

Türk Amerikan İşadamları Derneği Çukurova Şube Başkanı Gökhan Gökten de, konuşmasında, işadamları olarak Türkiye, bölge ve KKTC’nin sorunlarıyla yakından ilgilendiklerini kaydederek, Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun toplumlararası görüşmelerdeki yapıcı tutumunu takdirle karşıladıklarını söyledi.


Gökten, Kıbrıs Türkü üzerindeki ambargoların acilen kaldırılmasını dilediklerini, AB ülkelerinin referandum sonrası verdikleri sözleri tutmayışlarını da üzüntüyle izlediklerini ifade etti.
 

KKTC’nin dünü, bugünü ve yarınını, Türkiye’den ayrı tutmanın ve ayrı değerlendirmenin mümkün olmadığını belirten Gökten, “Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan binlerce soydaşımızın sıkıntısı bizim sıkıntımızdır, mutluluğu da bizim mutluluğumuzdur” dedi.

 

 

Çelik: KKTC’yi dünyada tanınır hale getirecek
 

Çukurova Genç İşadamları Derneği Başkanı Hakan Çelik de, KKTC’nin coğrafik önemine işaret ederek, “Sadece hizmet ve turizm sektörüyle değil, her alanda kendini geliştirecek bir büyüme modeli KKTC’yi dünyada tanınır hale getirecektir” diye konuştu.


KKTC’nin ekonomik gelişmesinde Çukurovalı işadamları olarak kendilerine de görevler düştüğünü kaydeden Çelik, bunun için de KKTC ile ekonomik işbirliğini artırmaları, dış ticarette KKTC’ye pozitif ayrımcılık yapmaları gerektiğini söyledi.

 


Cumhurbaşkanı yurda döndü

 

Bu arda Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu Adana temaslarını tamamlayarak dün saat 16.00’da KKTC’ye döndü. Cumhurbaşkanı Eroğlu’nu Ercan Havaalanı’ndan Meclis Başkanı Hasan Bozer, Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalam Müdürü Göktürk Ötüken karşıladı.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ