24 Kasım 2017 Cuma
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
7 yıl önce bugün!
24 Nisan 2011 Pazar 14:54

7 yıl önce bugün!

Referandumunun 7. yıldönümünde, o dönemin aktörleri ile Annan Plânı'nı ve yarın yapılacak mitingi değerlendirdik

Yurdagül BEYOĞLU

 

 

Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler (CTP-BG) ve Toplumcu Demokrasi Partisi’nin, (TDP) 24 Nisan Annan Planı Referandumu’nun yıldönümü nedeniyle 25 Nisan’da şölen organize etmesi, bazı kesimler tarafından eleştirildi.

 

“Annan Planı ile aldatıldık. Verilen sözlerin çoğu tutulmadı. Biz neyi kutlayacağız” şeklindeki yaklaşımlar medyada yoğun olarak yer alırken, 24 Nisan 2004 Referandumunda Türk tarafından yüzde 65 Evet, Rum tarafından ise yüzde 75 hayır dediği hatırlatılıyor.

 

Kamuoyundaki “atlatılmanın yıldönümünü mü kutlayacağız” şeklindeki sözleri değerlendiren CTP-BG Genel Başkanı Ferdi Sabit Soyer, Annan Planının bir ışık olduğunu söyledi.

 

“Eroğlu, karşı çıktığı planın avantajlarını ortaya sermektedir” diyen Soyer, Annan Planında ortaya çıkan ‘Evet’in, müzakere masasında Türk tarafının elini güçlendiren en önemli unsur olduğuna dikkat çekti.

 

TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı ise, hiçbir siyasi duruşun aldatma/aldatılma üzerine kurulamayacağını, Kıbrıs Türk Halkının geleceğinin Federal bir Kıbrıs’ta görülmesi üzerine “evet” dendiğini vurguladı.

 

Doçent Dr. Nizayi Kızılyürek de, Annan Planının Kıbrıslılar için yitirilen fırsat olduğunu ifade etti. 2004 yılında gerçekleşen referandumu iki toplumun iradesine sunulan ilk çözüm planı olarak nitelendiren Kızılyürek, planın siyasi felsefe bakımından hala güncelliğini koruduğunu kaydetti.

 

Dr. İsmail Kemal ise partilerin demokratik hakları doğrultusunda istedikleri etkinliği yapabileceklerini ancak geçmişten ziyade gelecek için çalışılması gerektiğini vurguladı. CTP’nin iki seçim yenilgisi geçirdiğini ve kurultaya hazırlandığını anımsatan Kemal, bu konuda özeleştiri yaparak, geleceğe dair planlar ortaya koymasının daha doğru olacağını söyledi.

 

 

CTP-BG Genel Başkanı Ferdi Sabit Soyer

 

“Cumhurbaşkanı

‘evet’ten güç alıyor”

 

Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun seçildikten sonra BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a gönderdiği mektupta “Annan Planına evet dediklerini” hatırlattığını belirten CTP-BG Genel Başkanı Ferdi Sabit Soyer, Cumhurbaşkanının bu “evet” ten güç aldığını kaydetti.

 

Annan planı aleyhine konuşanların dahi bu gerçekliği gördüğünü vurgulayan Soyer, Taşınmaz Mal Komisyonu’nun da bunun sonucunda oluştuğunu söyledi.

 

 

“Annan Planı sönmeyen ışık”

 

“Eroğlu, karşı çıktığı planın avantajlarını ortaya sermektedir. Bu elini güçlendiren en önemli unsurdur. Sönmeyen ışıktır” diyen Soyer, bu ışığın çözüm sürecine tesir eden en önemli enerji olduğunu sözlerine ekledi.

 

 

 

TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı:

 

“Referandum ‘Evet’ denmesi

gereken siyasi bir karardır”

 

TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı, bir siyasi iradenin “aldatma-aldatılma” felsefesi üzerine kurulamayacağını kaydetti. Kıbrıs Türk Halkının Annan Planına doğru olduğuna inandığı için ‘evet’ dediğini ifade eden Çakıcı sözlerini şöyle sürdürdü: “Referandum ‘Evet’ denmesi gereken siyasi bir karardır. Hiçbir vaat olmasa bile biz, irademiz çözüm olduğu için çözümü talep etmek adına ‘evet’ dedik. AB verdiği sözleri tutmamış olabilir ama söz vermeseydi de geleceğimizi federal bir Kıbrıs’ta görüp, sulh içinde yaşayacağımız bir Kıbrıs için yine ‘evet’ diyecektik.”

 

 

“Hayır diyecektik de ne olacaktı”

 

Mehmet Çakıcı, Annan Planına ‘hayır’ demenin Kıbrıs Türk halkına hiçbir kazanım sağlamayacağına dikkat çekerek şunları söyledi: “Hayır diyecektik de ne olacaktı? Kapımızı dünyaya mı kapasaydık? Yoksa dünya birleşik bir Avrupa’ya giderken dışlanmalı mıydık? Bu, dünyanın nereye gittiğini bilmemektir. Gelecek öngörüsü yetersiz dünyanın nereye gittiğini bilmeyen ve kendi çıkarını düşünen insanlar Kıbrıs Türk Halkını kandırmakla görevlidirler.”

 

 

“Türkiye’nin fetih politikası yok”

 

Türkiye’nin de AB içinde yerini almak isteyen bir ülke olduğunu, dolayısıyla Kıbrıs’ta bir anlaşma aradığını belirten Çakıcı, “Türkiye’nin fetih politikası yoktur” dedi. Kıbrıs Türk Halkının kendi geleceği için mümkün olanı elde etmek adına gerçekleri görerek hareket etmesi gerektiğini anlatan Çakıcı, Annan Planı’nın o noktada yol gösterici olduğunu ifade etti.

  

 

Akademisyen, araştırmacı yazar Doç. Dr. Niyazi Kızılyürek:

 

“Kaçırılan bir fırsat”

 

Akademisyen, araştırmacı yazar Doç. Dr. Niyazi Kızılyürek konuyla ilgili olarak Haberdar Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, Annan Planının Kıbrıslılar için yitirilen bir fırsat olduğunu, Kıbrıs’lı Türk’ler ve Kıbrıslı Rumların bunu değerlendiremediğini belirtti. “2004 Annan Planı referandumu Kıbrıslılar için yitirilen bir fırsat oldu. Aslında bu Kıbrıs’ta çok sık rastladığımız bir olgu” ifadesini kullanan Kızılyürek, 2004 referandumunun 1968 yılından bu yana süren çalışmalar içinde hayata geçirilen ilk referandum olduğunu kaydetti.

 

Kızılyürek, “İki toplumun iradesine sunulan ilk çözüm planı” olarak nitelendirdiği Annan Planının 1974’den sonra ortaya çıkan görüş, öneri, plan ve BM Güvenlik Konseyi kararlarının harmanlanması sonucu ortaya çıktığını dile getirdi.

 

 

“Güncelliğini koruyor”

 

Annan Planı’nın siyasi felsefe bakımından güncelliğini koruduğunu dile getiren Kızılyürek, plandaki prensibin 74’den sonra ortaya çıkan güç dengelerinin değişmesi zemininde ortaya konulan bir prensip olduğunu söyledi.

 

 

Geçmişte kaldı diyemeyiz”

 

“Annan Planı geçmişte kaldı diyemeyiz. Her ne kadar taraflar, ‘zemin değil’ diyorlarsa da bu plan günümüz felsefesinin zeminini oluşturuyor” şeklinde konuşan Kızılyürek, Kıbrıs Rum toplumunun ‘Hayır’ demesinin planı ortadan kaldırdığını ancak planın içindeki felsefenin hala güncelliğini koruduğunu ifade etti.

 

“Bu bir hatırlatma mitingi değildir”

 

CTP ve TDP’nin Annan Planının yıldönümü dolayısıyla gerçekleştirecekleri etkinliği de değerlendiren Kızılyürek şöyle konuştu: “Yapılacak etkinlik Kıbrıs Türk Toplumu’nun 2004 referandumunda sergilediği ‘Evet’i hatırlamak, bu iradeyi sürekli kılmak ve ortaya koymak bakımından önem taşımaktadır. Ortaya çıkan çözüm iradesinin önemini göstermek bakımından da önemlidir. Bu bir hatırlama mitingi değildir. Günümüzde bu iradenin devam ettiğini gösteren bir olaydır.”

 

 

Akademisyen, araştırmacı yazar Dr. İsmail Kemal:

 

“Partiler istediği etkinliği

yapabilir ancak…”

 

Akademisyen, araştırmacı yazar Dr. İsmail Kemal ise, partilerin gerekli gördükleri konularda istedikleri etkinliği yapabileceklerini, bu görüşe katılmayanların da eleştirel görüşler ortaya koyabileceklerini, bunun demokrasinin bir parçası olduğunu ancak geçmişe takılmamak gerektiğini ifade etti.

 

 

“CTP iki seçim kaybetti”

 

Siyasi partilerin bir görevinin de gelecek için planlar yapmak olduğunu anımsatan Kemal, “özeleştiriler yapılabilir ancak geçmiş geride kaldı” dedi. Kemal, partilerin geçmişe takılı kalmak yerine geleceğe yönelik projeler sunmasının daha doğru olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Geçmişe takılmamak lazım. Geleceğe yönelik projeler sunarlarsa daha iyi bir tavır takınmış olurlar. Aradan uzun bir süre geçti. CTP açısından baktığımızda iki seçim yenilgisi aldı ve kurultaya gidiyor. Bu konuda özeleştiri yapmasını ve ‘ana muhalefet olarak ne yapabilirim’ diye düşünmesini daha doğru buluyorum. Ama siyasi partiler, demokratik ortamda istedikleri eylemi yapabilirler.”

 

 

Kıbrıs AB Derneği Başkanı Ali Erel:

 

“Kutlamaya değil, erken

çözüme ihtiyacımız var”

 

Kıbrıs AB Derneği Başkanı Ali Erel yaptığı değerlendirmede Annan Planı iradesinin mutlaka Kıbrıslı Türklerin iradesi olarak yaşatılması gerektiğini savundu. “Annan Planı gökten inmedi. O zamana kadar yapılan çalışmaların manzumesiydi” şeklinde konuşan Erel, önemli olanın kutlama değil, o ruhu ve o içeriği yaşatmak olduğunu söyledi. Erel sözlerini şöyle sürdürdü: “Annan Planı, bir çözümün parametreleridir. Bizim kutlamaya ihtiyacımız yok ama erken çözüme ihtiyacımız var. En kısa zamanda çözüme ulaşmamız gerekiyor.”

 

 

KADEM’in anketi

 

Referandumdan 5 yıl sonra KADEM’in yaptığı araştırmada, “Bugün referandum yapılırsa oyunuz ne olur?” sorusuna KKTC halkının yüzde 27.9 oranında ‘evet’, yüzde 53.9 oranında ‘hayır’ dediği sonucu ortaya çıkmıştı.

 

KADEM’in anketinde kararsızların oranı yüzde 15.1 olurken, yüzde 3.2 oranındaki kişi ise soruyu cevapsız bırakmıştı.

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ