22 Kasım 2017 Çarşamba
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“1 Temmuz’dan sonra çok güzel günler gelecek”
23 Mart 2012 Cuma 12:50

“1 Temmuz’dan sonra çok güzel günler gelecek”

Almanya’nın KKTC Werl Fahri Konsolosu Dr. Kandemir Özdemir, ülkedeki eksiklikler ve Almanya-KKTC arasındaki ilişkilerde gelinen son noktayı Haberdar Gazetesi için değerlendirdi

Elif ŞEN

Almanya’nın KKTC Werl Fahri Konsolosu Dr. Kandemir Özdemir, ülkedeki eksiklikler ve Almanya-KKTC arasındaki ilişkilerde gelinen son noktayı Haberdar Gazetesi için değerlendirdi. Şu anda Almanya ile iyi ilişkilerin yürütüldüğünü kaydeden Özdemir, Mart başında Berlin’de düzenlenen ITP fuarında (Uluslararası Turizm Fuarı) eksikliklerin olduğunu vurguladı.

 

Özdemir, ülkede var olan alt yapı eksikliklerinin altını çizerek ülkeye gerekli değerin gösterilmediğine değindi. KKTC’nin bulunduğu ekonomik yapıyla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Kandemir Özdemir, umutsuzluğa kapılmanın yanlış olduğunu söyleyerek 1 Temmuz’dan sonra daha güzel günlerin geleceğini ifade etti.

 

“Almanya’nın önyargısı yok”

İzolasyon ve ambargo ortamında KKTC’nin dışta kendini ifade edebilmesi son derece önemli. Siz de Almanya’da böyle bir görev yapıyorsunuz. Bu konuda bilgi verebilir misiniz?

Almanya’da bugün KKTC’ye karşı hiçbir önyargı bulunmadığını söyleyebilirim. Bizim yaptığımız çalışmalar sonucunda resmi Almanya KKTC Berlin Temsilciliği açılmıştır. Üç senelik bir sürecin sonunda,  geçtiğimiz 2010 Kasım ayında Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu’nun, Berlin ziyareti neticesinde bu konu görüşülüp temsilciliğin açılması gerçekleşti. Almanya’nın yeni Kıbrıs Büyükelçiliği’ne en geniş pozitif bakış açısına sahip bayan Dr. Guellel, atandı. Dr.Guellel, çok iyi Türkçe konuşan, yıllarca Türkiye’de çalışmış, Türkleri çok iyi tanıyan bir diplomat.

 

“Güzel sadece sözle ifade edilmez…”

Güzel olan sadece sözle ifade edilmez. Aynı zamanda güzel, davranışlarla da belirtilir. Bakış açısı ve yapılanlar güzel. Cumhurbaşkanı Dr. Eroğlu’nun 2010 yılında Berlin’de yürüttüğü ikili görüşmelerde ben de vardım. Yapılan görüşmeler esnasında Almanya Dışişleri Bakanı Kıbrıs müzakerelerinde yaşananları tek taraflı bildiğini ifade etti. Çünkü önüne konulan dosyalarda yazılanları biliyordu.

 

“İlişkilerde dönüm noktası yaşandı”

Fakat o görüşmede söylenenler ve konuşulanlar ilişkileri bambaşka bir noktaya taşıdı. İlişkilerimizde bir dönüm noktası yaşandı. Şimdi bir telefonla ilişkiler yürüyor. Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Kudret Özersay, Berlin’de üst düzey temaslarda bulundu. Ve dikkat çekmek istediğim Berlin’e gelmeden bir gün önce randevu alarak gelmesidir.

 

“Alman hükümeti haksızlıkları görüyor”

Alman hükümeti yapılan haksızlıkları görüyor. Bugün Almanya, Avrupa Birliği’nde bir motor; diğer Avrupa Birliği ülkeleri tepetaklak olurken Almanya buna karşı ekonomisi ile yükselen bir değer. Bizler Avrupa Birliği’ne şimdi veya ileride girmek için  bu ilişkileri de iyi tutmak zorundayız. 

 

“Almanya ‘Merkel’ demek değildir”

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in yaptığı açıklamalara bakmayın. Almanya, Merkel demek değildir. Almanya’da halen 3,5 milyon Türk yaşadığına ve Türkiye ticaret konusunda Almanya’nın birinci partneri olduğuna göre, elbette Kıbrıs sorununu da önemle değerlendireceklerdir.

 

“1 Temmuz sonrası güzel günler gelecek”

Bugün KKTC vatandaşları yaşanan kırk senelik sürecin ardından bıktıklarını söylüyor. Ben gelinen süreçle ilgili aynı düşüncede değilim. Özellikle 1 Temmuz’dan sonra çok daha güzel günler gelecektir.

 

“Almanya’da daha farklı bir yol izlenmeliydi”

 Son düzenlenen ITP Berlin fuarında KKTC’nin standı oldukça iyi ilgi gördü. Ancak siz bu konuda gerekli profesyonel çalışmaların yapılmadığı düşüncesindesiniz. Size göre neler yapılmalıydı?

Ben, Berlin fuarını önemsiyorum,  ama yapılanlar tam yeterli değildi. Ambargoların kaldırılmasını hatırlatmak için yeterli değildi. Çünkü turizm, seyahat özgürlüğü ile beraber başarıya ulaşır. Bu iş kahve, lokum dağıtmakla olmaz. KKTC’de ulusal lobi konsorsiyumu olmadığı için herkes bireysel çalışmalar yapıyor. Eğer konu altı ay önceden bizlere bildirilseydi bizler gerekli irtibatları kurardık. Fuara on binlerce Türk kökenli Alman vatandaşlarımızın katılımı sağlamak için uğraş verirdik. Aynı zamanda Berlin’de Alman Vakıfları’ndan, politikacılardan randevular alınıp, ben ve Sayın Ozan Ceyhun, politik kısmını organize edebilirdi. Avrupa Parlamentosu’nda sekiz sene görev yapmış Ozan Ceyhun Bey’in çok yakından tanıdığı önemli politikacı arkadaşları vardı. Politikacılar ve sivil toplum örgütleri ile bu konferanslarda çok açık biçimde derdimizi anlatabilirdik.

 

“Anlatırken yardım istemek gerekir”

Bir takım şeyleri anlatmak, aynı zamanda anlatırken de yardım istemek gerekir. Biz bunu yapamadık. KKTC’den politikacı, öğrenci, adalet ve dışişleri bakanlığından kişiler Berlin’de olmalıydı. Adeta Berlin çıkarması yapılmalıydı…

 

Ayrıca KKTC’den birkaç tane gazeteci getirtilebilirdi. Orada çeşitli görüşmeler, röportajlar yapılabilirdi. Eğer devlet böyle önemli tanıtımlara fazla bütçe ayıramıyorsa turizm ile ilgili sponsorların bulunması zor olmasa gerek.

 

Almanya, özellikle Avrupa Birliği’ne bağlı ülkeler arasında en güçlü olanı. Biz KKTC olarak Almanya’yı turizmde yeterince kullanabiliyor muyuz?

Hayır. Almanya’da yaşayan 3,5 milyon Türk nüfus bulunmakta. İnsanlar tatil yapmak için yerler arıyor. Bu Türk kökenli vatandaşlarımız için ambargolar da fark etmez. İstanbul üzerinden gelmeleri mümkün. Doğru yapılan reklamlarla mesele biter.

 

“Turizm sektöründe yetersizliklerimiz var”

Turizm sektöründe yetersizlikler var. Bir de ülkedeki alt yapı sorunlarının bir an önce çözülmesi lazım. Muazzam bir alt yapı eksikliğimiz var. Gelen Alman turist ailesiyle birlikte geliyor. Mesela yakın çevrede çocuk doktoru var mı ya da örneğin geçirilebilecek bir rahatsızlıkta yeterli donatımlı bir sağlık kuruluşu var mı? Yapılan bütün sağlık sigortalarında bu tür sağlık ihtiyaçları yer almaktadır. Yani sadece kumar oynamak için gelen turistle olmuyor.

 

“Bazı değerlerin değişmesi gerekiyor”

Artık bazı değerleri genişletmemiz lazım. Mevcut otel sayısı bana göre yetersiz. İlla turizm denizle yapılacak diye bir şey yok. Dağa doğru, yeni oteller açılabilir. Burayı daha prezantabl hale getirmemiz lazım. Sadece turisti ağırlamak full kebapla olmuyor. Kendi kendimizi kandırıyoruz. 70-100 kilometre uzağımızda Antalya var. Orayı örnek alabiliriz.  5 veya 10 sene sonra değerlendirilmesi

gereken sahil şeritlerine tek tük evler yaparak bu yerleri şimdiden mahvediyoruz.

 

“Sağlık turizminin yapılması zor”

Hekim olarak KKTC’nin sağlık turizmi konusunda yürüttüğü projeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ülkede öncelikli olarak alt yapı problemlerinin halledilmesi lazım. Sağlık turizminin yapılması bana göre zor. Her şeyden önce buradaki Tabipler Birliği’ni, Avrupa Tabipler Birliği tanımış değil. Burada hizmet veren doktorlar her şeyi elbette yapabiliyorlar. Bu çok önemli bir konu. Almanya sağlık turizmi açısından çok deneyimli, İngiltere’den, Hollanda’dan, Almanya’ya binlerce hasta geliyor. Hollanda’da yapılacak bir bel fıtığı ameliyatı için hastalar uzun bir süre bekliyor. Almanya’da bu işi bilen ve her gün yapan doktora geliyorlar, her gün aynı ameliyatı yaparak kendini geliştiriyorsun.

 

“Doktorların birleşmesi gerekir”

 KKTC’de eğer bu işi yapacak kişiler varsa doktorların birleşmesi gerekir ve bir hastalık üzerine spesiyalist olmanız gerekir. Mesela ben 4 ihtisas sahibi olmama rağmen senelerden beri ağırlıklı olarak yalnız mafsal ameliyatlarını yapıyorum. Ayrıca hastalarım bana kaç ameliyat yaptığımı sorduğunda doğru bilgiyi vermem gerekir. Bunun yanı sıra yaptığımız ameliyatları her 3 ayda bir bağlı olduğumuz Tabipler Birliği’ne bildirmemiz gereklidir. Hastalar bu bilgileri eğer isterlerse oradan da sorabilirler. Eğer sağlık turizmi yapacaksanız yaptığınız işlerin rakamlarını vermeniz gerekir ve konuda spesiyalist olduğunuzu ispatlamanız gerekir.

 

“Göz ve dişte sağlık turizmi yapılabilir”

Bence KKTC’de ilk önce göz hastalıkları ve diş hekimliğinde sağlık turizmine başlanması gerektiğine inanıyorum. Çünkü katarakt ameliyatları, lazer ve diş cerrahisi Avrupa’da çok pahalı.

 

“Devlet hastaya para vermez…”

Yine bir hekim olarak sormak istiyorum. Ülkemizde, sağlık sektörünün, özellikle devletin sağlığa ayırdığı bütçe konusunda sıkıntıları var. Almanya’da bu yapı nasıl yürütülüyor?

Devlet, insan sağlığını koruma sorumluluğunu alır ve devlet Almanya’da sağlık sigortalarıyla hastalar arasındaki iletişimi sağlar. Devlet, hiçbir zaman hastaya para vermez. Ancak kişiler ve işverenden kesilen primlerle dünyanın her yerinde geçerli olan sağlık sigortaları yapılır. Bu bir mecburiyettir. Ayrıca kadınlara özel haklar tanınmıştır. Mesela hamilelikte üç sene annelik maaşı bağlayarak, annenin çocuğunu en sağlıklı ve doğru şekilde yetiştirmesine olanak tanınır.

 

“Eğer ülkedeki hastalıklar azalırsa bütçe de azalır”

Almanya’da sağlık bütçesi tedavi demek değildir. Sağlık denilince hijyen, gıda (hormonlu yiyecekler), zehirli araba, egzoz gazları gibi konularla ilgilenilir. Eğitimden, çocuğa diş nasıl fırçalanılırın öğretilmesine kadar olan her şey sağlık olarak kabul edilir. Burada alt yapı eksikliklerimiz var. Ben, bazen korkuyorum…

 

Bu ülkede kanalizasyon toprağın altına akıyor. Kanser vakaları incelendiğinde dünyada görülmemiş oranda kanser hastası var. Lokantalara baktığınızda yeterli hijyen olmayan mekanlar mevcut. Almanya’da lokantalar bölgesel sağlık kurumları tarafından denetleniyor.

 

Eğer ülkede var olan hastalıkları azaltırsanız, ayırmanız gereken bütçeniz de azalacaktır. Sağlık budur. 20 sene sonra çocukların geleceğini düşünmemiz lazım.

 

 Son dönemlerde ülkemizde özel hastane sayısı hızla artış göstermekte. Bu durumun artı ve eksilerini Almanya ile kıyaslarsanız neler söylersiniz?

Almanya tam tersi bir durumda. Orada anestezistler klinik açar, doktorlar ise görev yapar. Ve izin alabilmek çok zordur. Burada ise son derece dağınık bir sistem var. Örneğin iki ortopedist birleşerek bir klinik açabilir. Biri konservatif ortopedi biri cerrahi ortopedi tedavilerini yapar. Almanya’da özel hastanelerde yapılan bazı ameliyatlar hastayı bir gece önceden yatırmadan yapılıyor. Bu tür ameliyatlara örnek verecek olursak fıtık, varis menüsküs ameliyatları olabilir. Hastalar ameliyattan dört saat sonra evlerine yollanıyor.

 

“Kıbrıs Türkü kendi değerini bilmiyor”

Almanya’da yaşayan KKTC kökenli birisi olarak değinmek istediğiniz, eklemek istediğiniz başka farklılık ve konular nelerdir?

Kıbrıs Türk halkı kendi değerini bilmiyor. Sürekli bir kavga ortamı içerisindeler. Bence birlik olmamız lazım. Türkiye ile her konuda ortaklık yoluna gidilmesi lazım. Bir süre önce Sayın Egemen Bağış’ın söylediği de buydu ve yanlış anlaşıldı. Ben ne Sayın Egemen Bağış’ı tanırım ne de AKP’liyim. Ama söylemleri ve politik duruşunu doğru buluyorum. Egemen Bağış, üç kere düşünüp bir kere söylüyor. Bu çok önemli. AB ilişkileri ve lobi faaliyetlerinde Sayın Bağış’ın çalışmalarını herkesin izlemesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’nin de, KKTC’yi devlet olarak gördüğüne inanıyorum. Bazen gazetelerden okuyorum Türkiye elçisine vali deniyor. Bu bana göre saçma bir söylem. Almanya bugün Yunanistan’a borç verdiği için, Alman memurlar Maliye Bakanlığı’nda oturup Yunanlıları denetliyor.

 

“Beş sene sonra biteriz”

Bugün Yunanistan’a baktığımız zaman KKTC’den çok daha kötü durumda olduğunu görürüz. Bizdeki hayat şartları Yunanistan’da yoktur. KKTC halkı onlardan daha iyi yaşamaktadır. Ancak bugün Avrupa Birliği’ne girdiğimiz zaman gerekli reformlar gerçekleştirilmezse beş sene sonra bitersiniz.

 

“AB’ye girmek yerine…”

Yunanistan’dan çok daha kötü durumda oluruz. Türkiye yerine de Fransa maliyesi gelip oturur. Çok iyi düşünülmesi gerekli. Herkese verdiğim bir örnek var;  bugün Türkiye’nin durumu İtalya, Portekiz, Bulgaristan ve Macaristan’dan çok daha iyi. Ben, ilk önce Avrupa Birliği’ne girmek yerine, onlardan daha iyi reformlarla refahımızı gerçekleştiririm ve ayaklarımızın üzerinde durmasını öğrenelim. Çok güzel bir ülkede yaşıyoruz ve Türk halkı kendi değerini bilmeli.

 

“Sonuç birleşmeyin olacaktır”

“Kıbrıs Cumhuriyeti haklarımı koruyamadı”

Değinmek istediğim bir konu daha var. Şimdiye kadar 1963-1974 kadar çok şey yaşandı. Ben de çok şey yaşadım. Kıbrıs Cumhuriyeti benim haklarımı koruyamadı. Katliamlar yaşandı. Ve bu yaşanan olumsuzluklar karşısında kimse çıkıp Rumların bizden özür dilemesi gerekir demedi. Dünyanın huzurunda yapılan katliamlar için bizden resmi özür dilenmesi lazım. Bakın Almanya 8 Türkün öldürülmesi olayında ulusal yas ilan etti ve hükümet resmen özür diledi.

 

“Bağımsız psikologlarla çalışmalar yapılmalı”

Biz Rumlarla eğer bir anlaşma olursa beraber yaşayabilir miyiz? Mesela bağımsız ve tarafsız çalışacak dört tane psikolog ve ekipleri getirilip çalışmalar yapılmalı. İkişerli gruplar halinde Kuzey ve Güney’de psikolojik araştırmaların yapılması gerektiğini düşünüyorum. Eminim ki sonuç birleşmeyin olacaktır.

 

“Birbirimizi anlamıyoruz”

Lisan ve kültürde farklılıklar var. İnançta farklılık var ve en önemlisi 40 senedir anlaşmak için konuşuyoruz ve birbirimizi anlamıyoruz. Bir örnek vermek istiyorum. Ben Almanya’da sivil havacılıkta bilir kişiyim. Gelen pilotları sağlık kontrolünden geçirerek muayene ediyoruz. Görevli iki pilot uçuşta anlaşamayabiliyorlar mı (Crew Ressoseu Management) diye gerekli çalışmaları yürütüyoruz. Yaptığımız testler sonucunda anlaşamıyorlarsa hazırlanan raporda bir kaza olabilir diyoruz. İşte bunların hepsini değerlendirmek gerek.  

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ